Türkiye televizyonlarında Kürtçe uzun yıllar boyunca yoktu. Kürtçenin etrafı bilinçli bir sessizlikle çevriliydi. Hikayelerin içine girmesi “riskli”, “fazla” ya da “gereksiz” sayılıyordu. Bugün bu tablo kökten değişti demek, zor. Ama dikkatle bakınca şunu görmek mümkün: O büyük sessizlik artık yerini küçük fısıltılara bırakıyor.
Kürtçe ana akım dizilere cümlelerle değil, kelimelerle giriyor. Uzak Şehir dizisi ve özellikle Demir Baybars karakteri, bu durumun belki de en görünür örneklerinden biri.
Dizi Kürt coğrafyasında geçmesine rağmen Kürt kimliğini büyük ölçüde törpüleyerek anlatıyor. Kimlik politik bağlamından koparılıyor, tarih arka plana itiliyor. Dil kullanımı da buna paralel: Kürtçe gündelik bir iletişim dili olarak kullanılmıyor. Kimse uzun uzun Kürtçe konuşmuyor, sohbet etmiyor, tartışmıyor. Ama Kürtçe tamamen de dışarıda değil.
Bu dil, dizide tek bir karakterin ağzından, belirli anlarda, belirli duygular eşliğinde çıkıyor. O karakter, Diyarbakırlı oyuncu Ferit Kaya’nın canlandırdığı Demir Baybars.
Türkçe yetmeyince ana dil imdada yetişiyor
Baybars’ın konuşmasına dikkat edince şunu fark ediyoruz: Kürtçe cümleler kurmuyor. Ama tam da Türkçe’nin yetmediği, kelimenin boğazda düğümlendiği anlarda ana dil imdada yetişiyor. Öfke yükseldiğinde, alay etmek istediğinde ya da mesafe koymak gerektiğinde Türkçe geri çekiliyor; Kürtçe bir kelime öne çıkıyor. Sanki karakter, duygusunu tam karşılamayan bir dilden hızla çıkıp, kendini daha iyi taşıyan bir dile sığınıyor.
Bu kelimeler rastgele değil. Her biri belli bir ruh halinin, belli bir tavrın kısa ve keskin karşılığı. Demir Baybars duygusunu açıklamıyor; onu bir kelimeyle bırakıp geçiyor. Kürtçe burada bir süs ya da egzotik bir dokunuş değil; Türkçe’nin taşıyamadığı yükü sırtlanan bir ana dil refleksi.
Bu sahicilikte oyuncunun payı da büyük. Demir Baybars’ı canlandıran ve Zaza olan Ferit Kaya’nın Kürtçeye aşinalığı, bu kelimelerin ekranda “öğrenilmiş” değil, doğal bir yerden çıkmasını sağlıyor. Söylenen kelime kadar, o kelimenin söylenişi de ikna edici. Vurgu, ton, zamanlama… Hepsi, ana dilin bir oyunculuk tekniğinden çok bir hafıza meselesi olduğunu hatırlatıyor.
Kısacası Demir Baybars konuşurken Kürtçe’yi seçmiyor; sanki Kürtçe kendini dayatıyor. Türkçe’nin sınırına gelindiği yerde ana dil devreye giriyor ve karakteri ele veriyor.
Gerilim anlarının dili Kürtçe
Dizide Kürtçe’nin kullanıldığı anlara bakıldığında ortak bir özellik göze çarpıyor: Dil, çoğunlukla duygusal yoğunluğun arttığı anlarda ortaya çıkıyor. Demir Baybars sinirlendiğinde “bê namus” diyor. Şaşkınlığını “abê heyran” ile dile getiriyor. Ortamdaki paniği bastırmak için “teşqele yapma” diye çıkışıyor. Bir çatışmayı bitirirken ise kısa ve kesin bir “ser xêrê be” ile konuşmayı kapatıyor.
Demir Baybars’ın dili yalnızca sertlikten ibaret değil. Karakterin nadiren de olsa yumuşadığı anlarda “yabo” ya da “bire min” gibi hitapların ortaya çıkması, Kürtçe’nin sadece çatışmanın değil, yakınlığın da dili olabileceğini hatırlatıyor.
Bu küçük kelimeler, dizinin genel beyazlaştırma eğilimi içinde önemli boşluklar açıyor. Kürtçe yalnızca öfkenin, aşağılamanın ya da tehdidin dili olmak zorunda değil; tanışıklığın, saygının, sevginin, içtenliğin de dili olabiliyor.
Her konuştuğunda izleyici Google’a soruyor
Demir Baybars’ın kullandığı bu kelimeler, izleyici açısından yalnızca dramatik bir unsur değil. “Kurmi”, “kundır”, “qeşmer” ya da “teşqele” ekrana her geldiğinde bir duraksama yaratıyor. Anlamı bilinmeyen kelime merak ediliyor, araştırılıyor, sosyal medyada dolaşıma giriyor.
Bu durum, Kürtçe’nin uzun yıllar sonra ilk kez ana akım televizyonda “merak edilen” bir dil haline gelmesi anlamına geliyor. Dil, açıklama bekleyen bir boşluk yaratıyor. Ve bu boşluk, sessizlikten çok daha politik bir alan açıyor.
Özetle; Uzak Şehir, Kürt kimliğinin temsili açısından köklü bir kırılma sunmuyor. Beyazlaştırma devam ediyor. Kürtçe hala sınırlı, kimlik hala temkinli. Ama Demir Baybars’ın ağzından dökülen kelimeler şunu gösteriyor: Kürtçe artık tamamen dışarıda tutulamıyor. Demir Baybars’ın dili, Türk televizyonlarında uzun süredir bastırılan bir hatırlatmayı sessiz ama inatçı biçimde yeniden kuruyor.
Demir Baybars’ın kullandığı Kürtçe kelimeler ve anlamları
Kurmi: Kurtlanmış, bozulmuş; mecazen değersiz, işe yaramaz
Kundır: Kelime anlamı kabak. Argoda beceriksiz, sersem, ciddiye alınmayacak kişi
Bê namus: Namussuz
Tırsonek: Korkak, ödlek
Gejo: Saf, aklı kolay karışan, aptalca davranan
Qeşmer: Alay konusu olan, ciddiye alınmayan, maskaraya yakın tip
Kurre: Çocuk; bağlama göre küçümseyici bir hitap
Kıbrağ: Kibirli, kendini beğenmiş
Alemînyon: Garip, tuhaf, acayip kişi
Teşqele: Telaş, panik, ortalığı karıştırma hali
Abe heyran: Hayret ifadesi; “vay be”, “yok artık”
Ser xêrê be: Hayırlı olsun
Yabo: Baba; yaşça büyük erkeğe hitap
Bire min: Kardeşim
Keçê: Kız
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.