Türkiye-AB Gümrük Birliği: Derinleşen ekosistem, asimetrik zorunluluklar ve masadaki stratejik denge (2026 Güncellemesi)

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki Gümrük Birliği, 1995'te kabul edilen ve 1 Ocak 1996'dan itibaren yürürlüğe giren, sanayi ürünleri odaklı en derin ekonomik entegrasyon mekanizmalarından biridir. Bu anlaşma, başlangıçta Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinin geçiş aşaması olarak tasarlanmış olsa da, siyasi tıkanıklıklar nedeniyle tam üyelik gerçekleşmemiş; ancak Gümrük Birliği otuz yılı aşkın süredir fiilen devam etmektedir. Günümüzde Gümrük Birliği, tedarik zincirlerinin çok derin entegrasyonu, karşılıklı bağımlılık ve yeni küresel zorluklar (yeşil dönüşüm, dijital ekonomi, tedarik güvenliği, çok kutuplu rekabet) nedeniyle “geri dönülemez bir ekosistem” haline gelmiştir. Şubat 2026’daki Fidan-Kos görüşmesi ve sonrasında ortaya çıkan ortak irade beyanı, modernizasyon sürecini yeniden canlandırmış görünse de, masaya oturulduğunda tartıyı etkileyen unsurlar artık yalnızca ekonomik değil; sanayi kapasitesi, ticari format, standart belirleme gücü, rezerv para etkisi, küresel politik ağırlık ve jeopolitik bütünlük gibi faktörlerle şekillenmektedir.

Bu makale, Gümrük Birliği’nin mevcut ekosistemini, yarattığı zorunlulukları, sektörel etkileri, güncel verileri, somut örnekleri ve stratejik dengeleri akademik bir çerçevede ele alarak, politika yapıcılar, iş dünyası temsilcileri ve araştırmacılar için rehber niteliğinde bir analiz sunmayı amaçlamaktadır.

Tarihsel Bağlam ve Mevcut Yapı

Gümrük Birliği, 1963 Ankara Anlaşması ve 1970 Katma Protokol’ün öngördüğü nihai aşama olarak 6 Mart 1995’te Ortaklık Konseyi Kararı 1/95 ile kabul edilmiştir (European Commission, 2026). Anlaşma, Türkiye’nin AB ortak dış gümrük tarifesini benimsemesini, sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünleri için gümrük vergilerini sıfırlamasını ve üçüncü ülkelerle ticaret politikasında uyumu zorunlu kılmıştır. Ancak kapsamı dar kalmıştır: Hizmetler sektörü, işlenmemiş tarım ürünleri, kamu alımları, dijital ticaret, veri akışı, e-ticaret kuralları ve sürdürülebilirlik standartları dışarıda bırakılmıştır.

Bu sınırlılık, AB’nin son yıllarda Hindistan (2026 başında imzalanma beklentisi yüksek), Mercosur (imzalanmış), Meksika (modernize edilmiş), Yeni Zelanda, Vietnam gibi ülkelerle imzaladığı yeni nesil serbest ticaret anlaşmaları (STA) karşısında Türkiye’yi asimetrik bir konuma sokmuştur. AB’nin bu STA’ları Türkiye’ye otomatik olarak düşük veya sıfır gümrüklü ithalat getirirken, Türkiye bu pazarlara aynı kolaylıkla erişememektedir. Bu durum, özellikle tekstil, makine, otomotiv yan sanayi ve kimya sektörlerinde rekabet kaybına yol açmaktadır (İktisadi Kalkınma Vakfı [İKV], 2026).

Son Durum: Şubat 2026 Gelişmeleri ve Güncel İlerleme

6 Şubat 2026’da Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile AB Genişlemeden Sorumlu Komiser Marta Kos arasında gerçekleşen görüşme, modernizasyon sürecine somut ivme kazandırmıştır. Ortak açıklamada taraflar, Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun “giderek artan aciliyetini” vurgulamış; küresel ticaret dinamikleri, jeopolitik belirsizlikler, tedarik zinciri kırılganlıkları, yeşil ve dijital dönüşümler ışığında rekabet gücü, ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı artırma hedefini paylaşmıştır (European Commission, Directorate-General for Enlargement and Eastern Neighbourhood, 2026).

Görüşme sonrası kararlaştırılanlar:

  • Teknik toplantıların iki haftada bir yapılması,
  • 2026 sonuna kadar kapsamlı etki değerlendirme raporu ve yol haritası hazırlanması,
  • Avrupa Yatırım Bankası (EIB) faaliyetlerinin kademeli olarak yeniden başlatılması.

Komiser Kos’un 9 Şubat 2026’daki açıklamalarında kullandığı “Türkiye olmadan Avrupa olmaz” ifadesi ve ticaret hacminin 210 milyar Euro’dan iki katına çıkarılabileceği vurgusu dikkat çekmiştir (CNN Türk, 2026). AB tarafı, mevcut Gümrük Birliği’nin 1990’lar standartlarında kaldığını ve 21. yüzyıl ekonomisine uymadığını açıkça kabul etmekte; hizmetler, dijital ticaret, kamu alımları ve yeşil kuralların kapsama alınabileceğini belirtmektedir (Reuters, 2026). Ancak ilerleme, Türkiye’nin rekabet hukuku, şeffaflık, yargı bağımsızlığı ve AB mevzuatına uyumuna bağlanmakta; GKRY ve Yunanistan gibi ülkelerin potansiyel vetosu hâlâ risk oluşturmaktadır.

Zorunluluklar ve Geri Dönülemez Ekosistem

Gümrük Birliği, yol bağımlılığı (path dependency) etkisiyle artık geri dönülemez bir ekosistem yaratmıştır:

  • Tedarik zincirleri entegrasyonu: Otomotiv, beyaz eşya, tekstil, makine gibi sektörlerde fabrikalar AB standartlarında üretim ve vergisiz satış üzerine kurulmuştur. Bu zincir, Türkiye’de milyonlarca doğrudan ve dolaylı istihdamı desteklemektedir.
  • Karşılıklı bağımlılık: Alman, Fransız, İtalyan firmaları Türkiye’yi ucuz ve yakın üretim üssü (nearshoring) olarak kullanmaktadır.
  • Üçüncü ülke etkisi: AB’nin yeni STA’ları Türkiye’yi otomatik etkiler; bu asimetriyi gidermek modernizasyon gerektirir.
  • Yeni küresel zorunluluklar: AB Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) 2026’dan itibaren tam mali yük getirmektedir. Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen gibi sektörler doğrudan etkilenmekte; karbon emisyon sertifikası zorunluluğu başlamıştır.

Modernizasyon gerçekleşmezse asimetri derinleşir ve kazanımlar erozyona uğrar; gerçekleşirse tedarik güvenliği, yakın üretim üssü avantajı ve yeşil uyum korunur.

Sektörel Etkiler, Güncel Veriler ve Somut Örnekler

2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatı 273,4 milyar dolar rekor seviyesine ulaşmış; AB’nin payı yaklaşık %42–43’tür (Türkiye İhracatçılar Meclisi [TİM], 2026). İki yönlü ticaret hacmi 210–233 milyar Euro bandındadır.

Başlıca etkilenen sektörler:

  • Otomotiv: AB’ye en büyük ihracat kalemi. Ford Otosan, Tofaş (Fiat), Oyak-Renault, Toyota fabrikaları tam entegre. CBAM dolaylı etki yaratır (çelik girdisinin karbon ayak izi %49 civarındadır).
  • Tekstil ve Hazır Giyim: AB-Hindistan STA’sı rekabeti sertleştirmekte; pazar payı kaybı riski yüksektir.
  • Demir-Çelik: AB’ye yıllık 6+ milyar dolar ihracat. CBAM ton başına ek maliyet getirir; Hindistan anlaşması dolaylı baskı oluşturur.
  • Beyaz Eşya ve Makine: Arçelik, Vestel, Bosch-Siemens gibi firmalar AB pazarına entegre; menşei kuralları avantaj sağlar.

CBAM’ın doğrudan etkilediği ihracat kalemleri yaklaşık 10 milyar dolar değerindedir; demir-çelik ve alüminyum en yüksek risk grubundadır.

Masadaki Tartıyı Etkileyen Unsurlar: AB’nin Bütünsel Üstünlüğü vs. Türkiye’nin Stratejik Kaldıraçları

Masaya oturulduğunda dengeyi belirleyen faktörler:

  1. Sanayi Kapasitesi ve Ticari Format: AB dünyanın en büyük tek pazarı (450+ milyon nüfus, yüksek katma değerli üretim) ve standart belirleyicisidir. Türkiye ise AB’nin en büyük 5. ticaret ortağı; otomotiv, beyaz eşya gibi sektörlerde entegre üretim üssüdür.
  2. Standartlar ve Normatif Güç: AB, CE, REACH, GDPR, Yeşil Mutabakat gibi küresel standartları belirler. Türkiye uyum sağlar ancak karar alma mekanizmasında oy hakkı yoktur.
  3. Rezerv Para Gücü ve Finansal Derinlik: Euro küresel rezerv paraların %20+ payına sahiptir; AB finansal piyasaları derin ve istikrarlıdır. Türkiye’de TL volatilitesi yüksek olsa da AB ihracatı döviz getirisi sağlar. EIB kredi akışı modernizasyonla artabilir.
  4. Küresel Politik Güç ve Jeopolitik Bütünlük: AB normatif güç ve ekonomik yaptırımlarla küresel aktördür; ancak askeri/jeopolitik bütünlüğü zayıftır (NATO bağımlılığı). Türkiye ise NATO’nun en büyük ikinci ordusuna, enerji koridorlarına (Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya), mülteci yönetimine ve bölgesel tampon konumuna sahiptir. Çok kutuplu dünyada (ABD-Çin-Rusya rekabeti) AB, Türkiye’yi güvenilir bir ortak olarak görmeye mecburdur; aksi takdirde tedarik güvenliği, enerji geçişi ve bağlantı risk altına girer.

AB’nin ekonomik, normatif, finansal üstünlüğü tartıyı ağırlaştırırken; Türkiye’nin jeopolitik konumu, enerji geçişindeki rolü ve yakın üretim üssü avantajı önemli dengeleyici unsurlardır.

Stratejik Yaklaşımlar ve Politika Rehberi

Türkiye için öncelikler

  • Asimetriyi giderme (otomatik pazar erişim hakkı),
  • CBAM maliyetleri için fon, teknoloji transferi ve geçiş kolaylığı,
  • Hizmetler, dijital ticaret, kamu alımları ve yeşil kurallara genişleme.

AB için öncelikler

  • Tedarik zinciri güvenliği ve yakın üretim üssü avantajının korunması,
  • Yeşil ve dijital uyum şartı,
  • Jeopolitik tampon ve mülteci/enerji işbirliği kaldıraçlarının sürdürülmesi.

Rehber öneriler

  1. Kısa vadede: Teknik müzakereleri hızlandırın, EIB kredi akışını artırın, vize kolaylaştırmalarını somutlaştırın.
  2. Orta vadede: Sektörel paket anlaşmalarla ilerleyin (yeşil mutabakat uyum paketi, dijital ticaret modülü).
  3. Uzun vadede: Siyasi engelleri aşmak için iş dünyası baskısını (TÜSİAD, DEİK, TOBB) ve kamu diplomasisini güçlendirin.

Sonuç

Türkiye-AB Gümrük Birliği, ekonomik entegrasyonun en ileri örneklerinden biri olmasına rağmen, asimetri, bayatlamış kapsam ve yeni küresel zorunluluklar nedeniyle sürdürülebilirlik sorunu yaşamaktadır. Şubat 2026’daki ortak irade beyanı umut verici bir adımdır; ancak masadaki gerçek denge, AB’nin bütünsel ekonomik-normatif üstünlüğü ile Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik kaldıraçları arasında kurulacaktır. Modernizasyon başarıyla tamamlanırsa her iki tarafın rekabet gücü, tedarik güvenliği ve yeşil/dijital dönüşüm kapasitesi artacaktır. Aksi takdirde asimetri derinleşecek ve Türkiye’nin AB pazarındaki konumu uzun vadede zayıflayacaktır. Politika yapıcıların temel görevi, bu geri dönülemez ekosistemi “iyileştirme” odaklı yönetmektir; statüko, her iki taraf için de net kayıp üretme potansiyeli taşır.

Kaynakça

Bianet. (2026, February 7). AB, Gümrük Birliği güncellemesini “yargı bağımsızlığı” ve “hukukun üstünlüğü”ne çıpalıyor. https://bianet.org/haber/ab-gumruk-birligi-guncellemesini-yargi-bagimsizligi-ve-hukukun-ustunlugu-ne-cipaliyor-316456

BBC Türkçe. (2026, January 30). Ticaret atağına kalkan AB Türkiye’yle gümrük birliğini neden güncellemiyor? https://www.bbc.com/turkce/articles/cwy8kv5529lo

CNN Türk. (2026, February 9). Türkiye olmadan Avrupa olmaz! AB Komiseri Marta Kos’tan çarpıcı açıklamalar. https://www.cnnturk.com/dunya/turkiye-olmadan-avrupa-olmaz-ab-komiseri-marta-kostan-carpici-aciklamalar-vize-bekleme-suresi-kisaliyor-2393935

European Commission, Directorate-General for Enlargement and Eastern Neighbourhood. (2026, February 6). Joint Statement by Turkish Foreign Minister H.E. Hakan Fidan and EU Commissioner for Enlargement H.E. Marta Kos. https://enlargement.ec.europa.eu/news/joint-statement-turkish-foreign-minister-he-hakan-fidan-and-eu-commissioner-enlargement-he-marta-kos-2026-02-06_en

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV). (2026). Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin İşleyişinde STA’lar: Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri. https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?id=9926&lng=tr&ust_id=9878

Reuters. (2026, February 6). Europe, Turkey agree to work toward updating customs union. https://www.reuters.com/sustainability/society-equity/europe-turkey-agree-work-toward-updating-customs-union-2026-02-06

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM). (2026, January 4). 2025 Yılı Dış Ticaret Verileri Açıklaması. https://tim.org.tr/tr/2025-yili-dis-ticaret-verileri-aciklamasi-4-ocak-2026

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU