Türkiye'nin Irak siyasetinde Bafil kartı devrede

Serbest Ferhan Sindi Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Bafıl Talabani/X

Türkiye’nin yeni süreçte Öcalan ile kurduğu ittifakın Irak ve Kürdistan Bölgesi’ndeki yansıması, Bafil kartının yeni dengelerin oluşturulmasında devreye girmesi şeklinde oldu. Irak’ta 11 Nisan’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Türkiye’nin KYB’ye verdiği destek Bafil’ın Kerkük Valiliğini Türkmenlere hediye etmesiyle karşılık buldu.


Türkiye’nin Irak’taki yeni müttefiği Bafil/KYB

Irak’ta son süreçte yaşanan olaylar Türkiye’nin buradaki siyasetinin de önemli oranda değiştiğini ve yeni bir paradigmanın söz konusu olduğunu göstermiştir. Bu aynı zamanda Türkiye’nin başlattığı yeni sürecin de bir parçasıdır şüphesiz. Resmi makamların “Terörsüz Türkiye” Kürtlerin genellikle barış süreci, birçok kişinin de sadece süreç dediği projenin bir ayağı SDG/PYD ise bir diğer ayağının da KYB olduğunu gördük.

Ankara’nın düne kadar “sakıncalı” ve “terör örgütü işbirlikçisi” olarak gördüğü Bafil Talabani bugünkü Irak siyasetinde Türkiye’nin en önemli müttefiği durumuna gelmiştir. Bu anlamda yaşanan değişim çok çarpıcı ve dikkat çekicidir.

Kerkük Valiliğinin birkaç aylığına da olsa Türkmenlere verilmesinin Türkiye’de hala hakim olan politik akıl için önemine bakıldığında Bafil’ın yaptığı şey Öcalan’ın yaptığından az değildir. Bu anlamda Öcalan, Türkiye’ye Suriye’de daha da güçlenme ve ayak bağlarından kurtulma imkanı sunmuşsa Bafil da Türkiye’nin Irak’ta önemli bir hedefini gerçekleştirme şansı vermiştir.


Öcalan-Bahçeli-Bafil üçgeni ve Kerkük

Türkiye Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere devlet kurumlarının ve de medyasının Kerkük Valiliğinin Türkmenlere geçişini “Kerkük’ün düşmandan kurtuluşu” gibi abartarak sunması ve bir “zafer” havasında karşılaması, KYB’nin oynadığı rolün ve Bafil talabaninin yeni istikametinin önemini bariz bir şekilde göstermiştir.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 28 Nisan’daki TBMM’deki grup konuşmasına da bakıldığında mesele sadece Kerkük’te Kürtler, Araplar ve Türkmenlerin seçim sonucunda oluşan İl Meclisi’ndeki sandalye dağılımına göre kendi aralarında vardığı bir anlaşma değildir. Zira İl Meclisi 16 üyeden oluşuyor ve bunların 7’si Kürt (KYB, KDP), 6’sı Arap ve sadece 2’si Türkmen.

Türkmenlerin sadece 2 sandalye ile Kerkük özelinde iktidara talip olması Irak’taki iç dengelerle açıklanabilecek bir şey değildir. Bu doğrudan Türkiye’nin Kerkük ile ilgili izlediği bir siyasetin sonucudur. Mesele Arap Kürt ya da Türkmen de değildir. Bir ülke olarak da düşünüldüğünde bir tarafta 7 sandalyesi olan partilerin valiliği almasını kabul etmiyorsun ama 2 sandalyesi olan partinin bunu almasını istiyorsun.

Türkiye Kerkük’te çok açık bir şekilde Türkmen kartına oynamaktadır ve ileride Kerkük’le ilgili hedeflerini gerçekleştirmek için de zemin oluşturmaktadır. Devlet Bahçeli de grup toplantısında bunu açık bir şekilde ikrar etmiştir. Irak’ta da Türkiye’nin Kerkük’te KKTC modelini hayata geçirmek istediğini yazıp çiziyor artık uzmanlar.

Kürtler ile yeniden barışmak için başlatılan süreçte PKK kendini feshetti, silah yaktı ve şimdi yasalar hazırlanıyor. Suriye’de de bunun sonuçları görüldü ve SDG mukavemet göstermeden Türkiye’nin istediği şekilde Şam’daki Şara yönetimiyle anlaştı.

Irak’ta ise Kerkük’ün Türkmenlere verilmesi karşılığında Türkiye Bafil’a Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde destek verdi. Halbusi’nin KYB’ye verdiği desteğin Türkiye’nin etkisiyle olduğunu nereden anlıyoruz? Tabi ki Kerkük Valiliği devrinden. Bafil’ı Kerkük’te Valiliği Türkmenlere bırakması şartını koşan Halbusi’ydi. Ne zaman? Bağdat’ta Otel Reşid’te KYB’li vali seçildiğinde Halbusi Valiliğin Türkmenlere bırakılması şartıyla destek vermiş ve KYB’li Rebiwar Taha seçilmiştir. Halbusi desteği olmasaydı KYB vali seçtiremezdi.


Bafil, “sakıncalı terör işbirlikçisi”nden makbul müttefikliğe

Türkiye tarafından Bafil’ın PKK ve YPG ile ilişkileri nedeniyle Süleymaniye Havalimanına Nisan 2023’ten Ekim 2025’e kadar ambargo uygulanmış ve uçuşlara yasak getirilmiştir. Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan özel ricası üzerine yasak 9 Ekim 2025’te kalktı.

Bafil esasında uzun zamandır Türkiye ile ilişkileri normalleştirmek ve Ankara’da ağırlanmak istiyordu. Fakat siyasi gelişmeler, Türkiye’nin Kürt politikası ve İran’ın etkisi buna izin vermiyordu. Fakat 7 Ekim olayları, Türkiye’nin başlattığı süreç, Suriye’de Esed’in devrilmesi ve 2 seçimin de geride kalmasıyla bunun yolu açıldı.

Bafil 20 Ekim 2024’te yapılan Kürdistan Parlamentosu seçimleri ve 11 Kasım’da yapılan Irak Meclisi seçimlerinde “Kürt milliyetçiliği” kartına oynadığı için o süreçleri geride bırakmadan Türkiye’ye dair olumlu bir istikamete girmek istemedi. Çünkü bu ona oy kaybettirirdi. Fakat bunun işaretlerini konuya hakim olanlar görüyordu.

KYB lideri Bafil, KDP’yi devirme hedefiyle girdiği 20 Ekim 2024 IKB Parlamento seçimleri için yaptığı konuşmalardan birinde 29 Eylül 2024’de şöyle demişti:

Allah’ın yardımı ve halkın desteğiyle bu yolsuz iktidarı devireceğiz. 1


29 Ekim 2024 Meydanlarda çoşarak ve halkı da galeyana getirerek tam 12 tane mikrofon kırdığını itiraf etti. 2

Bafil buralarda yaptığı konuşmada defalarca kez Türkiye’yi IKB topraklarını işgal etmek ve KDP’yi de onunla işbirliği yapmakla suçladı. 3 Bafil, “Biz Kürdistan topraklarını işgalcilere teslim etmeyiz” diyordu. Cumhurbaşkanlığı ve Kerkük Valiliği pazarlıklarında Şii ve Sünni taraflarla da anlaşmaya vararak Türkiye’nin istediği adımı atttı ve Ankara’ya gidişin önünde bir engel kalmadı. 


Türkiye Bafil ile kazanıyor

Türkiye ile Bafil arasında karşılıklı olarak kazan-kazan ilişkisi var. İki taraf da bu adımla çok önemli bir kazanım elde etmiş ve stratejik olarak hedeflerine yaklaşmış olacaktır. Türkiye için Kerkük’te bir Türkmenin iş başına gelmesi sembolik anlamı çok büyük bir olaydı. Aynı zamanda Irak’taki stratejik hedefler için de çok kritik bir eşikti. Bu aşıldı. Bafil için de Türkiye vetosu büyük bir engeldi ve bu KDP’ye karşı güçlenmesini engelliyordu.

Bafil, Türkiye ile arasını düzelterek KDP’ye karşı elini güçlendirmek ve İran’da olduğu gibi Türkiye’de de Süleymaniye’nin hakimi gibi karşılanmak istiyor. Bu esasında İran’ın da çok karşı olduğu bir şey değildir. İran da KYB’nin Türkiye ile iyi ilişkilere sahip olmasını ister. Mesele burada KDP’nin dengelenmesi ve kırmızı çizgilerini aşmaması.

İran da Türkiye’de şu an KYB ve onun lideri Bafil’ın Irak’ta güçlenmesine ve önemli makamları elde etmesine karşı değildir. Onların siyasetiyle uyumlu olduğu için de desteklemektedirler. KYB, Kerkük’te Türkiye için çok önemli olan valiliği Türkmenlere vererek çok iyi bir partner olabileceğini ve Ankara’nın sadece Kerkük’te değil Irak’ta da çıkarlarını koruyabileceğini ispatlamıştır.

Türkiye’de yürüyen süreç de KYB’ye geniş bir alan açmış ve Ankara’ya daha rahat hareket etme imkanı vermiştir. O yüzden bu iki tarafın işbirliği yapmaması ve Irak’ta uzun zamandır planladıkları politikaları hayata geçirmelerinin önündeki engeller azalmıştır.

Türkiye’nin Bafil kartıyla Irak’ta birçok hedefini gerçekleştirebileceğini öngörmek kehanet olmayacaktır. Türkiye, Sudani-Halbusi-Bafil üçlüsü ile iyi bir ittifak kurmuş durumda ve yeni süreçte de İran ile ABD’nin radikal adımlar atmaması halinde Irak’ta Türkmenleri merkeze alan politikaları hayata geçirmemesi için bir sebep görünmemektedir.

Bafil kartı bu nedenle Türkiye için çok önemli ve kolay kolay vazgeçebileceği bir kart değildir.

 

 

1.  https://www.pukmedia.com/KS/Details/201716
2.  https://www.facebook.com/watch/?v=1055316792742536
3.  https://news.kurdsat.tv/ckb/news/1/52779?fbclid=IwY2xjawRf1OlleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZA80MDk5NjI2MjMwODU2MDkAAR55YdVpnciVJum8YVztCLzNGHOUEurpQk99HFTsT1ne7Qx8cbMcEpoUydF3mA_aem_L7vfY2EN-HExsYgJD3WwFw

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU