"Biyoçözümlerin Değeri, 2035'e Kadar Büyüme ve Refah - Türkiye Raporu"na göre biyoçözümler 2035'e kadar 10,8 milyar avroyu aşan ekonomik değer ve yüzde 55'i tarımda olmak üzere 75 binden fazla ek istihdam yaratabilir.
Türkiye'de hâlihazırda tahmini 4 milyar avro üretim değeri yaratan biyoçözümler sektörü hacminin, doğru politika desteğiyle iki katından fazlasına çıkabileceği öngörülüyor.
Fabrika bacalarından fermantasyon tanklarına evrilen yeni sanayi paradigmasından Türkiye fırsatı
Biyoçözümlerle yaratılabilecek değer, 23 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştiren ve yaklaşık 60.000 kişiyi istihdam eden Türkiye otomotiv sanayisinin ürettiği değerin yarısına denk geliyor. Uzmanlara göre;
Otomotiv sanayisinin Türkiye'nin sanayi kalkınmasının temel taşlarından biri olması gibi, biyoçözümler de ihracata yönelik büyümeyi mümkün kılarak nitelikli istihdamı destekleyebilir.
"Biyoçözümler bir sanayi hikâyesi değil, bir kırsal kalkınma projesi"
Novonesis tarafından Amsterdam Data Collective iş birliğiyle hazırlanan raporun lansman programında bir araya geldiğim Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol ile Türkiye'nin biyoekonomi geleceğini ve fırsatları konuştuk.
Tunçkol, oldukça umutlu:
Türkiye bu yarışın dışında değil, potansiyeli çok yüksek. Güçlenen Ar-Ge altyapımız var. Biyoekonomi Türkiye'nin yeni ihracat hikâyesi olabilir. Biyolojik çözümler artık geleceğe ait bir hayal değil. Ekonomik, uygulanabilir ve erişilebilir bir teknoloji; daha fazla gelir elde eden çiftçinin, katma değerli üretim yapan sanayicinin, laboratuvarlarda çalışan genç araştırmacının ve yeni nesil girişimcilerin hikâyesi.
Küresel biyoçözümler sektörü 877 milyar dolar olacak
Rapora göre 877 milyar dolarlık biyoçözümler pazarı, sektöre bağlı değer zincirleriyle birlikte 5 milyondan fazla istihdam yaratabilir. Dolaylı istihdamın yüzde 51'inin tarım sektöründe oluşması öngörülüyor.
"Türkiye için stratejik büyüme alanı: biyoçözümler"
Tunçkol'a göre, "biyoçözümler artık yalnızca sürdürülebilirlik gündeminin bir parçası değil. Rekabetçilik, sanayi dönüşümü ve ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha fazla stratejik bir büyüme itici gücüne dönüşüyor."
İklim değişikliği, doğal kaynakların azalması ve gıda güvenliği konularında yaşanan gelişmeler, dirençli gıda sistemlerini zorunlu kılıyor. Rapor, biyoçözümlerin Türkiye'de büyümeye, yüksek nitelikli istihdama, ihracat rekabetçiliğine, sürdürülebilir kalkınmaya ve en önemlisi gıda güvenliğine nasıl katkı sağlayabileceğini ortaya koyuyor.
"Kimyasal gübreler yerine biyolojik çözümler üretiyoruz"
Biyoçözümlerin kırsal kalkınmaya etkisini nasıl ölçüyorsunuz sorusuna Tunçkol, biyoçözümlerin toprak sağlığını iyileştirici etkisi ve verimde yarattığı yüzde 30 artıştan bahsetti. Ürünlerinin iyileştirici etkisiyle karbon çiftçiliğini desteklediklerini, mevcut kimyasal gübrelerin yerine mikroorganizmalarla geliştirilmiş gübrelerle toprak sağlığını güçlendirdiklerini ifade ederek Tarım ve Orman Bakanlığı'nın "Toprak Seferberliği" çalışmalarını destekler açıklamalarda bulundu.
İstenmeyen lekeleri çıkaran 9 trilyon dolarlık biyoteknoloji pazarı
Küresel biyoteknoloji ekonomisi sadece tarımda değil. Gömleğimizdeki lekeyi çıkaran teknoloji de, ekmeği büyüten maya da her biri kimya bazlı teknolojilerin yerine gelen biyoçözümlerle sağlanıyor. Küresel biyoteknoloji ekonomisinin 2035'e kadar 9 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Fosil yakıtlara bağımlılığı azaltan biyoyakıtlar, çevresel ayak izi düşük biyoplastikler ve doğal kaynaklarla elde edilen tarımsal emtialar, her biri biyoçözümlerin artan değerini ortaya koyuyor.
İdeal Cumhuriyet Köyü'nün yapamadığını biyoekonomi yapabilir mi?
Biyoekonomi sadece laboratuvarların konusu değil, gerçek bir kalkınma vizyonu. Kalkınma hikâyeleri toplumla buluşamadığında tarihin tozlu raflarında unutuluyor. Tıpkı "Cumhuriyetin İdeal Köy Projesi" gibi.
1937'de hazırlanan projeyi iklim gazetecisi Yasemin Mıstıkoğlu'nun da içinde bulunduğu bir grup belgeselleştiriyor. İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi, köyü eğitimden sağlığa, kooperatiflerden kültüre kadar bir kalkınma merkezi olarak tasarlamıştı. Atatürk'ün vefatı ve değişen tarihsel koşullar nedeniyle gerçekleştirilemeyen proje yapılsaydı bugün tarım, gıda ve kırsalda yaşama dair pek çok sorun yaşanmayacaktı.
Biyoekonominin Türkiye'deki ayak izi ilk defa ölçüldü
Biyoçözümlerin Türkiye özelindeki ekonomik ayak izini inceleyen ilk çalışma niteliğindeki rapor, biyolojik çözümlerin ülkemizin tarım, gıda, enerji ve sanayi ekosistemlerine sağlayabileceği ekonomik, çevresel ve toplumsal katkıları kapsamlı bir bakış açısıyla değerlendiriyor.
Biyoçözümler alanında her istihdam 1,6 iş yaratıyor
Rapor, sektörün güçlü çarpan etkisine dikkat çekiyor. Biyoçözümler alanında yaratılan her doğrudan istihdam yaklaşık 1,6 ek dolaylı iş yaratıyor. Biyoçözümler; endüstriyel verimliliğin artırılmasına, biyolojik bazlı girdilerin kullanımına, yerli değer zincirlerinin güçlendirilmesine, daha düşük karbonlu üretimin desteklenmesine ve birçok sektörde kaynak verimliliğinin artırılmasına katkı sağlıyor.
Yeni kalkınma paradigması: Biyoekonomi
ABD, Avrupa Birliği ve Çin biyoteknolojiyi yeni sanayi politikalarının merkezine yerleştirirken, ülkeler biyoyakıtlar, biyomalzemeler ve biyolojik girdiler üzerinden yeni rekabet alanları oluşturuyor. ABD, Avrupa Birliği ve Çin biyoteknolojiyi yeni sanayi politikalarının merkezine yerleştirirken, ülkeler biyoyakıtlar, biyomalzemeler ve biyolojik girdiler üzerinden yeni rekabet alanları oluşturuyor. Çin, Brezilya, Danimarka ve Endonezya milyarlarca dolarlık yeni yatırımlarla biyoekonomi hedeflerini büyütüyor. Sanayi devriminin çevresel zararını ve uygarlığa olumsuz etkilerini ortadan kaldırabilecek güce sahip biyoçözümler sadece çevreyi korumuyor; her bölgenin keşfedilmeyi bekleyen biyolojik kaynaklarına değer katarken kalkınmayı sağlıyor ve özyeterlilik güveni inşa ediyor.
Siyah kuğulara karşı biyoteknoloji
Novonesis Ortadoğu, Hindistan ve Afrika Bölge Başkanı Krishna Moha Puvvada, dünyanın son on yılda birçok "siyah kuğu" olayı yaşadığını hatırlatarak, "COVID bize dayanıklılığın ne anlama geldiğini öğretti. Türkiye'nin jeopolitik konumu benzersiz. Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika arasında yer alan Türkiye çok özel bir fırsata sahip. Genç nüfus, güçlü mühendislik altyapısı, üniversiteler ve sanayi bir araya geldiğinde Türkiye bölgesel bir biyoekonomi merkezi olabilir" diyor.
Petrol rafinerileri yerine biyorafineriler
"Sürdürülebilir havacılık yakıtlarından biyomalzemelere kadar pek çok yeni sektör doğuyor" diyen Puvvada, "bir zamanlar petrol rafinerileri nasıl ekonominin merkeziyse, yeni sanayi çağının merkezine de biyorafineriler oturacak" ifadeleriyle dönüşüme dikkat çekti.
20'nci yüzyılın jeopolitiği petrol kuyuları etrafında şekillendi. 21'inci yüzyılda biyokütle, mikroorganizmalar ve biyomalzemeler yeni sanayi çağının hammaddelerine dönüşüyor.
Biyoekonomi Türkiye'nin sanayi dönüşümünü hızlandırabilir
Novonesis'e göre biyobazlı çözümler içeren yatırımlar Türkiye'nin ihracat rekabetçiliğini güçlendirebilir, enerji dayanıklılığını destekleyebilir ve sanayi dönüşümünü hızlandırarak kaynak verimli büyümeyi mümkün kılabilir. Bu anlamda biyoçözümler bir sanayi hikâyesinden öte; toprağın, çiftçinin, üniversitenin, girişimcinin ve kırsalın yeniden değer kazanma hikâyesi olarak algılanmalı ve doğru bir iletişim stratejisiyle toplumun desteği alınmalı.
Rekabet madenlerden biyolojinin sunduğu üretim sistemlerine kayıyor
Biyoçözümler aslında doğanın görünmez mühendislerini işe almak demek. Bir bakterinin azot bağlama yeteneği, bir mantarın lifleri parçalama becerisi ya da bir enzimin kimyasal reaksiyonları hızlandırma gücü, yeni ekonominin hammaddesi. Geleceğin rekabet avantajı yalnızca maden yataklarından değil, biyolojiyi anlayan ve canlı sistemleri ekonomik değere dönüştürebilen şirketlerden gelecek.
Velhasıl, her çağın ruhu da sorunları da gereklilikleri de farklı. Cumhuriyet'in ilk yüzyılı demir yolları, barajlar ve fabrikalarla yükseldi. İkinci yüzyılın kaynakları toprağın altında değil, biyolojinin içinde saklı olabilir. İdeal Cumhuriyet Köyü nasıl üretimi, eğitimi ve dayanışmayı aynı çatı altında buluşturmayı hedeflediyse, biyoekonomi de Anadolu'nun biyolojik zenginliğini bilgi, teknoloji ve katma değerle buluşturabilir. Belki de cumhuriyetin ikinci yüzyılının kalkınma hikâyesi bacalardan değil, fermantasyon tanklarından yükselecek.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish