Ben Profesör Doktor Uğur Batı. Karar Bilimi Uzmanıyım ve burada sanat, kültür, ikna, idealar ve düşünce patlamaları kaleme alıyorum. O zaman daha sorulurken cevaplanamayan soruların köşesine hoş geldiniz.
Benim açımdan özel bir röportaj yapacağım. Konuşma yaptığım bir gün ziyaret ettiğim okullar beni o kadar çok etkiledi ki bununla ilgili röportajlar yapmayı arzuladım.
Bazı soruların cevaplarını aradım: Bir şehirde değişim nasıl başlar?
Çoğu zaman bir binadan değil, bir karardan.
Kayseri Valisi Sayın Gökmen Çiçek ile konuştuk. Önce belirteyim, kendisi gerçekten çok çalışkan bir vali. Göreve geldiği her yerde birçok özel projeye imza atıyor.
İzlenimlerim, bir şehirde valinin neler yapabileceğini, sokak sokak, köy köy gezerek halka nasıl dokunulabileceğini Kayseri'ye geldiği günden beri tüm Kayseri halkına gösteren, işini layıkıyla yapan bir bürokrat. Ve kendisi bir sistem aklına sahip. Nitekim kentte yapısal çalışmalar yürütüyor. Bizim bugünkü röportaj konumuz olan ERVA "Erdemlerimizle Varız" projesi de bu örneklerin en iyilerinden.
Kısa bir ifadede bulunayım: Kayseri'de Vali Gökmen Çiçek ve ekibi 2023'te şöyle bir tercih yaptı: Spor tesisini en kolay ulaşılacak yere değil, en çok ihtiyaç duyulan yere götür. Okul terk oranı nerede yüksekse, bağımlılık riski nerede derinse, aile bağı nerede zayıflamışsa oraya git. Bu bir spor politikası değil, bir toplumsal müdahale anlayışıydı.
ERVA "Erdemlerimizle Varız" bugün 70 spor okulu, 17 bin 200 sporcu ve yüzde 52'si sosyal risk grubundan gelen katılımcısıyla bu anlayışın somut karşılığına dönüşmüş durumda. Sayın Vali Gökmen Çiçek'e ERVA ve onun vizyonu hakkında sorularımız olacak ama önce ERVA'yı tanıtacak bazı küçük notlar vereceğiz.
KAYDEM ve ERVA'nın eğitsel ve pedagojik felsefesi
İnsanlık tarihi incelendiğinde görülecektir ki, toplumları ayakta tutan ve asırlar boyu yaşatan şey sadece maddi güçleri, askeri dehaları yahut ekonomik zenginlikleri değildir. Milletler, en nihayetinde adaletin terazisi, merhametin eli, vefanın sadakati ve edep gibi sarsılmaz erdemlerin omuzlarında yükselir ve kalıcı olurlar. Değerlerinden yoksun kalan toplumlar ise parıltılı medeniyetler kursalar dahi içten içe çürümeye ve çökmeye mahkûmdurlar. İşte Kayseri Valiliği öncülüğünde, Kayseri Değerler Eğitimi Merkezi (KAYDEM) bünyesinde hayata geçirilen "Erdemlerimizle Varız" (ERVA) Projesi, kuru bir eğitim programı olmanın çok ötesinde, tam anlamıyla bir medeniyet duruşu, köklere sarılarak geleceğe yürüme iradesidir.
Bir sosyal dönüşüm modelinin anatomisi
Pedagojik felsefesini dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverlik gibi kök değerler üzerine inşa eden ERVA, ana sınıfından lise çağına kadar sarmal bir öğrenme modeli sunuyor. Çocukların yaş ve gelişim düzeylerine göre tasarlanan bu program, somuttan soyuta, yakından uzağa doğru giden bir gelişim çizgisi takip ediyor. Okul öncesindeki bir çocuk değerleri somut nesneler ve oyunlar üzerinden kavrarken, lise çağındaki bir genç aynı değeri toplumsal ve küresel sorumluluk bağlamında içselleştirir. Projeyi muadillerinden ayıran en çarpıcı özellik ise çocukları pasif birer dinleyici olmaktan çıkarıp, sürecin bizzat yürütücüsü ve öznesi kılan "aktif öğrenme" yaklaşımıdır.
Öğrenciler; hikâyeler yazarak empatiyi, senaryo ve maket çalışmalarıyla üretkenliği deneyimlerken, "Kadrajımda Merhamet Var" gibi fotoğraf yarışmalarıyla estetik bakışı erdemle yoğururlar. Öğretmenlerin kullanımına hazır olarak sunulan kılavuz kitaplar, akıllı tahta materyalleri ve veli mektupları, bu teorik altyapının sahada pürüzsüz ve pratik bir şekilde uygulanmasını sağlıyor. ERVA, bilginin sadece zihinde kalmayıp karaktere, alışkanlığa ve ahlaki birer eyleme dönüşmesini hedefleyen duru, bilimsel ve son derece yerli bir eğitim manifestosu görünüyor.
Peki bu model nasıl çalışıyor?
Mahalleler nasıl seçiliyor, gençler nasıl takip ediliyor, finansman nereden geliyor ve bir çocuğun hayatındaki değişim nasıl ölçülüyor?
Vali Gökmen Çiçek bu sorulara içeriden yanıt veriyor.
Sayın Çiçek, ERVA Projesi'ni kısaca tanıtır mısınız? Proje ne zaman başladı, temel amacı nedir ve bugüne kadar kaç gençten oluşan bir kitleye ulaştınız?
Bunu anlatmak isterim. ERVA, "Erdemlerimizle Varız" anlayışıyla hayata geçirilen, spor, eğitim ve değerler eğitimini aynı çatı altında buluşturan bir gençlik projesidir. 2023 yılında Kayseri'de bir sosyal dönüşüm modeli olarak başlatılan projemizin temel amacı; çocuklarımızı ve gençlerimizi sporla buluşturmak, onları bağımlılık, suç ve diğer sosyal risklerden korumak, aynı zamanda erdemli, özgüvenli ve topluma faydalı bireyler olarak yetişmelerine katkı sunmaktır. ERVA'nın çıkış noktası aslında bir spor projesi değil, bir toplumsal ihtiyaçtır. Bir annenin çaresizliğinden doğan bu hareket, bugün binlerce gencin umuduna dönüşmüş durumdadır. Projemizde sporun yanı sıra değerler eğitimi, aile katılımı, akademik takip ve sosyal gelişim çalışmaları da yürütülmektedir. Çünkü biz gençlerimizin sadece fiziksel olarak değil; zihinsel, sosyal ve ahlaki açıdan da gelişmelerini hedefliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada 70 ERVA Spor Okulu ile 17.200 gence ulaşmış bulunuyoruz. Ulaştığımız bu genç sayısı da her geçen gün artmaya devam ediyor.
Katılımcılarınızın yaş, cinsiyet ve sosyo-ekonomik dağılımı nedir? Özellikle risk grubundaki gençlerin oranı (yüzde 52) dikkat çekici. Bu gruba ulaşmada en etkili bulduğunuz yöntemler neler oldu?
Şöyle söyleyeyim: ERVA bugün farklı yaş gruplarından binlerce gence ulaşan geniş bir gençlik ekosistemine dönüşmüş durumda. Katılımcılarımızın büyük bölümü okul çağındaki çocuklar ve gençlerden oluşuyor. Bugün itibarıyla 17 bin 200 aktif sporcumuzun yüzde 54,41'ini kızlar, yüzde 45,59'unu erkekler oluşturuyor. Sosyo-ekonomik açıdan baktığımızda ise ERVA'nın en önemli özelliklerinden biri, dezavantajlı mahallelere ve sosyal riskin daha yüksek olduğu bölgelere odaklanmasıdır. Yaptığımız değerlendirmelerde katılımcılarımızın yaklaşık yüzde 52'sinin çeşitli sosyal risk göstergeleri taşıyan gruplardan geldiğini görüyoruz.
Bu risk göstergeleri arasında şunları sayabilirim:
- Düşük gelir düzeyi
- Parçalanmış aile yapısı
- Okul terk riski veya devamsızlık
- Suça sürüklenme riski
- Bağımlılık riski
- Sosyal ve kültürel imkânlara erişim kısıtlılığı
- Dezavantajlı mahallelerde yaşama gibi faktörler yer alıyor.
Bu gruplara ulaşmamızı sağlayan en etkili yöntem ise gençlerin bize gelmesini beklemek yerine bizim onların bulunduğu mahallelere gitmemiz oldu. ERVA merkezlerinin yer seçiminde yalnızca nüfus yoğunluğunu değil; okul terk oranları, sosyal risk haritaları, güvenlik verileri ve mahalle ihtiyaç analizlerini dikkate alıyoruz. Böylece hizmeti ihtiyaç duyulan bölgelere taşıyoruz. Ayrıca okul yönetimleri, rehber öğretmenler, mahalle muhtarları, aileler ve saha ekiplerimizle kurduğumuz güçlü iş birliği sayesinde risk altındaki gençleri erken dönemde tespit edebiliyor ve sisteme dahil edebiliyoruz.
Şu anda 70 spor okulunuz var. Mahalle seçiminde hangi kriterleri ön planda tutuyorsunuz? Dezavantajlı mahallelere öncelik verme yaklaşımınız nasıl işliyor?
Şunu açıkça ifade edeyim: ERVA'yı "tesis yerleştirme" mantığıyla değil, "sosyal etkiyi en çok nerede büyütebiliriz" yaklaşımıyla planlıyoruz. Bu yüzden mahalle seçimi tamamen veri, saha gözlemi ve kurum iş birliğiyle yürüyen çok katmanlı bir süreç. 70 spor okuluna ulaşırken en temel ilkemiz şu oldu:
İmkânın değil, ihtiyacın olduğu yere gitmek.
Mahalle seçiminde birkaç ana kriteri birlikte değerlendiriyoruz:
- Birincisi; genç yoğunluğu ve okul çağındaki nüfus.
Çocuk ve genç sayısının yüksek olduğu bölgeler, doğal olarak daha yüksek etki potansiyeli taşıyor.
- İkincisi; sosyo-ekonomik kırılganlık göstergeleri.
Gelir düzeyi, işsizlik oranı, parçalanmış aile yapısı gibi faktörler bize o mahallenin destek ihtiyacını gösteriyor.
- Üçüncüsü; eğitim göstergeleri.
Okul devamsızlığı, okul terk riski, rehberlik servislerinden gelen saha verileri bizim için çok kritik bir referans.
- Dördüncüsü; sosyal risk haritası.
Bağımlılık riski, suça sürüklenme ihtimali ve kontrolsüz boş zaman kullanımı gibi göstergeleri dikkate alıyoruz.
- Beşincisi; erişilebilirlik ve mahalle dinamiği.
Çocuğun yürüyerek ulaşabileceği mesafede olması, güvenli ulaşım ve mahalle kültürü de önemli bir faktör.
Böyle listeleyebilirim. Dezavantajlı mahallelere öncelik verme yaklaşımımız ise bilinçli bir tercih: "ERVA'da en zor görünen yerler, aslında en büyük dönüşüm potansiyelinin olduğu yerlerdir." Bu yüzden riskin yüksek olduğu bölgelerde sadece spor okulu açmıyoruz; aynı zamanda okul, aile, antrenör ve mahalle arasında bir koruyucu ağ kuruyoruz. Gençleri sadece sahaya değil, düzenli takip edilen bir gelişim sistemine dahil ediyoruz.
ERVA'da spor eğitiminin yanı sıra değerler eğitimi de önemli bir yer tutuyor. Bu eğitimin içeriği nedir ve gençlerin karakter gelişimine nasıl katkı sağladığını gözlemliyorsunuz?
Bu çok önem verdiğimiz bir konu. ERVA'da spor eğitimi ile değerler eğitimi birbirinden ayrı iki başlık değil; aynı gelişim sürecinin iki tamamlayıcı parçası olarak ele alınıyor. Çünkü biz sadece sporcu değil, aynı zamanda karakteri güçlü bireyler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Özellikle risk grubundaki gençlerde en net değişim; olumsuz çevreden uzaklaşma, düzenli yaşam alışkanlığı kazanma ve sorumluluk alma davranışlarında görülüyor. Kısacası ERVA'da değerler eğitimi bir ek program değil, sistemin omurgasıdır:
Spor bedeni güçlendirir, değerler eğitimi ise o bedeni taşıyan karakteri inşa eder.
Proje katılımcılarında okul devamsızlığı, disiplin sorunları ve akademik motivasyonda ne tür değişiklikler gözlemlediniz? Bu değişimleri nasıl takip ediyorsunuz?
Burası bizim için çok açık. ERVA'da en önemli ölçüm alanlarımızdan biri, sahadaki sportif gelişim kadar okul ve sosyal yaşamda meydana gelen değişimdir. Çünkü biz gençleri sadece antrenmanda değil, hayatın tamamında takip eden bir yapı kurduk.
- İlk olarak; okul devamsızlığında belirgin azalmanın olması:
ERVA'ya düzenli katılım sağlayan gençlerde, özellikle başlangıçta düzensiz olan devam durumunun zamanla istikrara kavuştuğunu görüyoruz. Sporun oluşturduğu rutin, çocuğun günlük hayatını da disipline ediyor.
- İkincisi; disiplin ve davranış problemlerinde iyileşmenin görülmesi:
Antrenman kültürü; kurala uyma, sabır, takım içinde hareket etme ve otoriteye saygı gibi davranışları doğrudan etkiliyor. Bu da okul içi disiplin süreçlerine olumlu yansıyor.
- Son olarak da akademik motivasyonda belirgin bir artışın olması:
Özellikle hedef belirleyen gençlerde "sporcu kimliği" ile birlikte "öğrenci kimliği" de güçleniyor. Başarı duygusunu sporla yaşayan genç, bunu derslerine de taşımaya başlıyor.
Bu değişimleri nasıl takip ettiğimize gelirsek şunu belirtmek isterim: ERVA'da süreç sadece spor salonunda bitmiyor. Çok katmanlı bir izleme sistemi kullanıyoruz:
Antrenör gözlemleri: Günlük davranış ve devamlılık takibi
- Okul iş birlikleri: Rehber öğretmenler ve okul yönetimleriyle geri bildirim mekanizması
- Aile iletişimi: Ailelerin düzenli gözlemleri ve geri dönüşleri
- Saha koordinatör raporları: Mahalle bazlı periyodik değerlendirmeler
- Katılım ve devam kayıtları: Antrenman devamlılık verileri
Bugüne kadar en çok sizi duygulandıran veya projenin etkisini en iyi gösteren başarı hikâyelerinden bir-ikisini paylaşır mısınız? (Özellikle öncesi-sonrası dönüşüm örnekleri)
Burası bizim için çok önemli. En çok etkilendiğimiz örneklerden biri; ERVA Spor Okuluna ilk geldiğinde içine kapanık, okul devamsızlığı yüksek ve sosyal çevresi oldukça riskli bir gençle ilgili. Başlangıçta ne antrenmana düzenli katılıyor ne de kimseyle iletişim kuruyordu. Sahada görünmez gibiydi. Antrenörlerimiz onu özellikle zorlamadan, sabırla sürece dahil etti.
Önce sadece gelmesini, sonra birkaç temel hareketi yapmasını, ardından takıma karışmasını sağladılar. Zamanla tablo tamamen değişti. Düzenli gelmeye başladı, arkadaş çevresi değişti, okul devamlılığı düzene girdi. Bir süre sonra ilk kez bir müsabakaya çıktı ve derece aldı. Ama en çarpıcı an şuydu: Madalya kazandığında en çok sevindiği şey kürsü değil, "ben de yapabiliyorum" demesiydi. Bugün o genç, artık sadece spor yapan biri değil, kendine hedef koyan, okuluna devam eden ve ailesiyle bağlarını güçlendiren bir birey haline gelmiştir.
Bir başka hikâyede ise sokakta çok fazla zaman geçiren, ailesiyle iletişimi zayıflamış bir genç vardı. ERVA'ya ilk geldiğinde sadece birkaç gün devam edip bırakıyordu. Ancak antrenörünün sürekli takip etmesi, aileyle kurulan bağ ve mahallede oluşturulan güven ortamı sayesinde yeniden sürece dahil oldu. Aylar sonra ailesinin söylediği cümle bizim için çok kıymetliydi:
Eskiden nerede olduğunu bilmediğimiz çocuğumuz artık antrenman saatini kaçırmamak için kendi saatini kuruyor.
Bu tür hikâyelerde en önemli nokta şu: Değişim bir anda olmuyor, sabırla kurulan bir güven ilişkisiyle gerçekleşiyor.
Spor okullarından yetişen gençler toplam 504 madalya kazanmış. Bu sportif başarılar projenin sosyal amacını nasıl destekliyor?
Gururluyuz gerçekten. 504 madalya bizim için çok kıymetli bir sonuç, ancak ERVA'da bu madalyalar asla tek başına bir hedef değildir. Biz sportif başarıyı, sosyal dönüşümün doğal bir çıktısı olarak görüyoruz. Şunu özellikle vurgulamak gerekir: ERVA'nın asıl amacı gençleri hayata hazırlamak, onları riskli alanlardan uzaklaştırmak ve karakter gelişimlerini desteklemektir. Spor ise bu sürecin en güçlü aracıdır.
Bununla birlikte:
- İlk olarak sporcularda aidiyet ve bağlılık oluşturuyor. Madalya kazanan ya da yarışmalara katılan genç, kendini bir yapının parçası olarak görüyor. Bu aidiyet, onu riskli çevrelerden uzaklaştırıyor.
- İkincisi; özgüven ve motivasyonu artırıyor.
Başarı deneyimi yaşayan genç, "başarabilirim" duygusunu hayatının diğer alanlarına da taşıyor. Bu durum okul başarısına ve sosyal davranışlara doğrudan yansıyor.
- Son olarak; rol model etkisi oluşturuyor.
Madalya kazanan gençler, diğer katılımcılar için örnek haline geliyor. Bu da sistemin kendi içinde pozitif bir öğrenme kültürü oluşturmasını sağlıyor.
Projenin finansmanı hangi kaynaklardan sağlıyorsunuz ve sürdürülebilirlik için hangi modellere odaklanıyorsunuz?
ERVA'nın finansman yapısını tek bir kaynağa bağlı bir model olarak değil, çok paydaşlı ve sürdürülebilir bir iş birliği ekosistemi olarak kurguluyoruz. Bugün proje finansmanı temel olarak üç ana yapı üzerinden ilerliyor:
- Birincisi; kamu desteği ve yerel yönetim katkıları.
Spor okullarının altyapı, tesisleşme ve organizasyon süreçlerinde kamu kurumlarının sağladığı imkânlar önemli bir temel oluşturuyor. Bu destek, özellikle yaygınlaşma ve erişilebilirlik açısından kritik rol oynuyor.
- İkincisi; hayırseverler ve özel sektör katkıları.
ERVA'nın en güçlü yönlerinden biri, toplumsal sahiplenme modeli. İş insanları, vakıflar ve sponsorlar aracılığıyla hem tesisleşme hem de ekipman ve etkinlik destekleri sağlanıyor. Bu yapı, projenin esnek ve hızlı büyümesini mümkün kılıyor.
- Üçüncüsü; kurum içi organizasyon ve kaynak optimizasyonu.
Mevcut tesislerin çok amaçlı kullanımı, gönüllülük esaslı destekler ve yerel iş birlikleriyle maliyetler optimize ediliyor.
Sürdürülebilirlik tarafında ise birkaç temel modele odaklanıyoruz:
Bizim için sürdürülebilirlik sadece finansal devamlılık değil, aynı zamanda sistemin kendini taşıyabilme kapasitesidir.
- Çok paydaşlı yapı: Tek bir kuruma bağımlı olmayan, kamu–yerel yönetim–özel sektör–STK iş birliği
- Ölçülebilir sosyal etki: Yapılan her yatırımın gençler üzerindeki etkisini veriye dayalı olarak takip etmek ve bu sayede desteğin devamlılığını güçlendirmek
- Yerel sahiplenme modeli: Her mahallenin, her merkezin kendi çevresinde destek üretebilmesi ve aidiyet oluşturması
- İnsan kaynağı sürdürülebilirliği: Eğitmenlerin yetiştirilmesi, sistem içinde tutulması ve ERVA kültürünün kurumsallaştırılması
"Eskiden nerede olduğunu bilmediğimiz çocuğumuz artık antrenman saatini kaçırmamak için kendi saatini kuruyor"
Ben hep şu örneği veririm: Bir annenin bu sözü, ERVA'nın hiçbir istatistiğinin tam olarak karşılayamayacağı bir gerçeği özetliyor. Çünkü devamsızlık oranları düşebilir, madalya sayısı artabilir, finansman modeli güçlenebilir ama asıl dönüşüm, bir çocuğun zamanını kendi eliyle yönetmeye başladığı anda gerçekleşiyor.
Bu güzel röportajı şöyle sonuçlandırayım: ERVA'yı sıradan bir gençlik projesinden ayıran şey tam da bu: İmkânın değil ihtiyacın olduğu yere gitme cesareti. Çok paydaşlı finansman modeliyle ayakta duran, saha koordinatörlerinden rehber öğretmenlere uzanan bir izleme ağıyla çalışan ve sportif başarıyı sosyal dönüşümün doğal çıktısı olarak gören bu model, artık sadece Kayseri'ye ait bir deneyim değil.
Türkiye'nin gençlik politikasına sorulacak sorulardan biri haline geliyor:
Bu, neden her ilde yok?
Neyse. Bitiriyorum. Bitiyorum!
Başlarken demiştim. Ben Profesör Doktor Uğur Batı.
Karar Bilimi Uzmanıyım, bir sanat düşüncesi üreticisiyim.
Ve hepinize şöyle sesleniyorum:
Biz size düşünmeyin demiyoruz, hobi olarak yine düşünün.
Ve büyük düşünün ki seneye de düşünürsünüz!
Ayrıca daima söylerim;
Bir yapıt yalan söylemez…
Ona bakın, ne varsa onda vardır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish