Rusya'nın Suriye'de yeni düzeni

Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AFP

Aralık 2024’te Beşar Esad rejiminin çökmesi, Rusya’nın Suriye’de on yılı aşkın süredir kurduğu düzeni sarstı.

Moskova, 2015’ten sonra Şam’ın başlıca askeri ve diplomatik hamisi olmuştu. Hmeymim ve Tartus üzerinden Doğu Akdeniz’de kalıcı bir güç merkezi oluşturmuştu.

Esad’ın devrilmesi bu modeli sona erdirdi. Ancak 9 Ağustos 2026’da yeni bir mutabakat imzalandı. Yeni düzen, eski Rus askeri varlığının küçültülmüş ve yeniden tanımlanmış biçimi olarak okunmalı.

Peki Moskova Suriye’ye geri mi dönüyor?

Mevcut tablo buna işaret etmiyor. Rusya, Esad dönemindeki askeri kapasitesini ve siyasi nüfuzunu yeniden kurabilecek durumda değil. Suriye genelinde 20’den fazla ana üs ve 90’ı aşkın ileri karakola yayılan Rus askeri altyapısı büyük ölçüde tasfiye edildi.

Kuzey ve doğudaki mevziler boşaltıldı. Ocak 2026’da Kamışlı Havaalanı’ndaki Rus askeri varlığı da sona erdi. S 300 ve S 400 sistemleriyle savaş uçaklarının önemli bölümü Rusya’ya veya Libya’daki operasyon sahalarına taşındı.

Bu tablo karşısında 9 Ağustos mutabakatını Rusya’nın dönüşü olarak tanımlamak yanıltıcı olur. Moskova’nın hedefi daha sınırlı.

Akdeniz’deki stratejik bağlantıyı korumak istiyor. Afrika’daki operasyonları için lojistik hatları açık tutmak istiyor. Suriye ile ilişkisini tamamen kaybetmek istemiyor.

Hmeymim ve Tartus’un yeni statüsü bu yaklaşımı yansıtıyor.

Şam neden Moskova ile ilişkilerini sürdürüyor?

Şam açısından Moskova ile ilişkileri sürdürmenin somut nedenleri var. Bunların başında ekonomi geliyor.

Esad rejiminin ardından İran kaynaklı petrol desteğinin kesilmesi, yeni yönetimi ciddi bir enerji açığıyla karşı karşıya bıraktı. Rusya bu boşluğu hızla doldurdu.

2025 boyunca Suriye’ye yaklaşık 16,8 milyon varil Rus ham petrolü gönderildi. 2026’nın ilk aylarında günlük sevkiyat ortalama 60 bin varil düzeyindeydi.

Peki enerji bağımlılığı bununla mı sınırlı?

Gıda güvenliği de benzer bir bağımlılık yaratıyor. Suriye’nin 2025 ve 2026 sezonundaki buğday ithalatının yaklaşık yüzde 85’i Rusya ve Rusya’nın kontrolündeki Kırım limanlarından sağlandı.

Böyle bir ekonomik ortamda Şam’ın Moskova ile bütün ticari bağlarını bir anda kesmesi, zaten kırılgan olan iç dengeleri daha da bozabilirdi.

Askeri alanda da geçmişin mirası belirleyici.

Suriye ordusunun ağır silahlarının, zırhlı araçlarının ve hava savunma altyapısının önemli bölümü Sovyet ve Rus menşeli. Bu sistemlerin bakımında yedek parça, teknik eğitim ve mühimmat ihtiyacı devam ediyor.

Yeni Şam yönetimi orduyu Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerle yeniden yapılandırmaya çalışıyor.

Buna rağmen mevcut Rus menşeli sistemlerin idamesinde Moskova ile teknik iş birliğini sürdürmek zorunda.

Şam’ın dış politika hesabı ne?

Burada daha geniş bir dış politika hesabı var.

Ahmed eş Şara yönetimi, Esad dönemindeki tek merkezli bağımlılık modelini tekrarlamak istemiyor. Türkiye, Körfez ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor.

Rusya’yı da bu denklemin içinde tutuyor. Bu yaklaşımın temelinde stratejik çeşitlendirme bulunuyor.

Peki Moskova ile temas Şam’a ne sağlıyor?

Bu ilişki, Washington ve diğer Batılı başkentlerde yaşanabilecek siyasi değişimlere karşı Şam’a ek bir manevra alanı sağlıyor. Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkı da önem taşıyor.

Kuzeyde Türkiye’nin askeri varlığı bulunuyor. Güneyde İsrail’in operasyonları sürüyor. Bu tabloda Moskova’nın diplomatik arabuluculuk kapasitesi Şam açısından belirli bir değer taşıyor.

İki ülke arasındaki güvenlik dosyaları da kapanmış değil.

Esad ve ailesinin Rusya’ya sığınması, Şam’ın gündeminde. Suriye’de bulunan Kuzey Kafkasya ve eski Sovyet coğrafyasından gelen yabancı savaşçıların durumu da Moskova ile istihbarat ve adli koordinasyonu gerekli kılıyor.

İlişkiler bu noktada yeni bir biçim kazanıyor. Askeri vesayetin yerini devletler arası sınırlı iş birliği alıyor.

Hmeymim ve Tartus’ta ne değişti?

Asıl kırılma Hmeymim ve Tartus’un statüsünde yaşandı.

Esad dönemindeki 2017 anlaşmaları Rusya’ya bu tesislerde 49 yıllık ve büyük ölçüde münhasır bir kontrol imkânı sağlıyordu. Yeni mutabakat bu modeli ortadan kaldırdı.

Hmeymim artık bağımsız bir Rus muharip hava üssü olarak işlev görmeyecek. Havalimanının sivil yönetimi Suriye kurumlarına devredilecek.

Rusya’nın rolü ortak eğitim ve teknik faaliyetlerle sınırlandırıldı.

Tartus’ta da benzer bir dönüşüm yaşandı.

Rus Stroytransgaz şirketinin limandaki 49 yıllık ticari imtiyazı sona erdi. Limanın yeniden geliştirilmesi Birleşik Arap Emirlikleri merkezli DP World’e bırakıldı.

Rusya ise daha dar bir alana çekildi. Bu alanda sınırlı deniz ikmali ve lojistik faaliyet yürütebilecek.

Moskova kazandı mı, kaybetti mi?

Bu tablo Moskova açısından bir başarı mı, kayıp mı?

Rus kaynakları arasında bu soruya verilen cevap farklı.

Resmi çevreler anlaşmayı diplomatik başarı olarak görüyor. Moskova, rejim değişikliğine rağmen Akdeniz’deki varlığını tamamen kaybetmedi. Afrika’ya uzanan lojistik hatlarını da korudu.

Bağımsız Rus analistler ise tabloyu daha çok hasar kontrolü olarak değerlendiriyor.

Çünkü Rusya münhasır üs kontrolünü kaybetti. Ağır silahlarını çekmek zorunda kaldı. Tartus’taki ticari imtiyazlarını da kaybetti.

Arap dünyasındaki değerlendirmeler ise daha çok Suriye egemenliğinin yeniden tesis edilmesine odaklanıyor.

Şam, Rusya ile ilişkileri koparmadan Rus askeri vesayetini sona erdirmiş görünüyor. Bu tablo, yeni yönetimin temel dış politika çizgisiyle uyumlu.

Yeni model ne anlama geliyor?

Bana göre 9 Ağustos mutabakatının en önemli sonucu, Rusya’nın Suriye’deki rolünün nicelikten çok niteliğini değiştirmesi.

Moskova artık Şam’ın hamisi değil. Suriye’nin güvenlik ve dış politika tercihlerini belirleyen bir aktör de değil.

Buna karşılık tamamen dışarıda bırakılmış bir güç de değil.

Yeni model, karşılıklı bağımlılıkların ürettiği sınırlı bir ortaklık.

Şam Rusya’nın petrolüne, buğdayına, askeri teknik kapasitesine ve diplomatik ağırlığına belirli ölçülerde ihtiyaç duyuyor. Moskova ise Suriye’de kalan lojistik imkânlara ihtiyaç duyuyor.

Akdeniz ile Afrika arasındaki bağlantı da Moskova için önemini koruyor.

Bu nedenle Suriye’de Rusya dönemi bitmiş olabilir. Fakat Rusya’nın Suriye dosyası henüz kapanmış değil.

Eski üslerin yerini daha küçük merkezler alıyor. Askeri vesayetin yerini teknik iş birliği alıyor. Tek taraflı imtiyazların yerini karşılıklı pazarlık alıyor.

Şam’ın temel kazanımı burada ortaya çıkıyor. Moskova tamamen dışlanmıyor. Rusya’nın hareket alanı yeniden tanımlanıyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU