Prens Harry'nin Diana hakkında belgesel çekmesi, Kral'ın en büyük kabusu

Earl Spencer'ın merhum kız kardeşi hakkında yazdığı kitabın yol açtığı tartışmalardan cesaret alan Harry ve Meghan, Britanya topraklarında rakip bir kraliyet çevresi oluşturuyor

(Reuters)

Buna bir son verin artık! Merhum Galler Prensesi Diana'ya hayranlık duymama ve kraliyet dedikodularına çoğu "tebaası" kadar sağlıklı bir merakım olmasına rağmen Prens Harry'nin "annesi hakkında bir belgesel çekmek için görüşmeler yaptığı" yönünde büyük coşkuyla aktarılan haberler karşısında pek heyecanlı olduğumu söyleyemem.

Amcası Earl Spencer'ın Diana hakkında yazdığı "Swan Song" adlı kitaptaki oldukça tatsız ve tartışmalı ifşaatları daha yeni sindirebildik. Diana'nın hayatı ve aşklarıyla ilgili onlarca yıldır süren haberlerden bahsetmeye bile gerek yok. O dönemleri hatırlayacak kadar yaşlı olanlarımız için bu hikâye 1980'lere kadar uzanıyor. O zamanlar Leydi Diana Spencer, dönemin Galler Prensi'nin muhtemel gelini olarak tanınmaya başlamıştı. Prens, 30 yaşının aşık olmak (Sonradan "Aşk ne anlama geliyorsa artık" diye umursamaz şekilde eklemişti) ve evlenmek için uygun bir yaş olduğunu belirtmişti.

Kamuoyunun ilgisini çeken imajına, hayır işleri ve kamu görevleri için yorulmak nedir bilmeden gösterdiği çabaya rağmen bırakın onu tanımayı, Diana'yla şahsen görüşmüş kişi sayısı bile çok azdı. Yine de pek çok kişi hâlâ Diana'yı gerçekten tanıdığını ve ona dair söz hakkı olduğunu düşünüyor.  

Spencer'ın kitabına göre Prens Charles, Diana'nın vefatından sonra Spencer'a "Merak etme, onu çok geçmeden unutacağız" demiş. Bunda bir miktar doğruluk payı da var. Zaman geçtikçe, Diana'nın hatırası bir ölçüde silikleşti. Kral'ın taç giyme törenine gelindiğinde, kendisinin daha önce başkasıyla evli olduğu ve Kraliçe Camilla'nın William'la Harry'nin annesi olmadığı gerçeği genç nesle biraz şaşırtıcı gelmiş olabilir. Diana'nın üzeri tamamen çizilmemişti ancak rüzgardaki mum giderek daha cılız yanıyordu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Spencer Takımı ve Sussex Takımı, Diana'nın unutulmamasını sağlamak ve efsanesini yeniden canlandırmak istiyor gibi. Sansasyon yaratıp insanları eğlendirmek dışında bunun ne amaçla yapıldığından tam olarak emin değilim.

Spencer, bunun geçmişle ilgili gerçeklerin açığa çıkarılması amacı taşıdığını, tarihimizin bir parçası olduğunu ve yaşı ilerlediği için bunların ortaya konmasını istediğini söylüyor. Gelgelelim ardından, ayrıntılarını paylaşmadığı başka iddialarla bizi meraklandırıyor. Spencer ailesinin arşivlerinden henüz görülmemiş ek materyallerin, Harry'nin bizzat yapımcılığını, yönetmenliğini, senaristliğini ve anlatımını üstlendiği yeni bir belgeselin çekirdeğini oluşturabileceğini düşünmek çok da zor değil.

Belki de mesele tamamen paradır zira Harry ve Meghan'ın güvenlik ve lüks yaşam tarzları için paraya ihtiyacı var ve Saray bunların hiçbirini finanse etmeyecek. Ancak her hikayede bir noktada azalan verim yasasıyla karşı karşıya gelirsiniz.

Amcasının, Harry'nin ve Meghan'ın bir süredir yaptığı gibi geçmişe dair serzenişleri sürekli gündemde tutmak bir yere kadar işe yarayabilir. Ancak er ya da geç anlatacak malzeme tükenecektir, o noktada da giderek daha önemsiz hale gelen, açıkçası tek taraflı ve tekrar tekrar anlatılan dedikodulardan başka bir şey kalmaz.

Oprah Winfrey'le yaptıkları röportajın ve eğlenceli anı kitabı Spare'in ardından ortaya dökülecek pek fazla sır kalmış olmasa gerek. Yakında evlerinin, çalışanlarının, okul ücretlerinin, zırhlı Range Rover'larının ve diğer tüm masraflarının karşılanması için başka yollar bulmaları gerekecek; fahiş fiyatlara reçel satmak bunu karşılamaya yetmez. Dolayısıyla Harry, soyunu ve şöhretini maddi kazanç elde etmek için kullanıyor.

Ben de "Buna bir son verin artık" diye yalvarıyorum ancak Harry'nin bunu yapması için hiçbir neden yok. Durum tam tersi.

İnatçı bir adam, kendisi ve ailesi istediğini elde edene kadar da durmayacak gibi. İstediği de kendi şartlarıyla "aktif görev yapan bir kraliyet ailesi mensubu" olmak; yani masraflarının babası ve devlet tarafından karşılanacağı, kendi basın faaliyetlerini yürüteceği, şöhreti üzerinden dilediği gibi para kazanacağı, ne yapacağına kendi karar vereceği, kendisi ve Sussex Düşesi'nin yapmak istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda kalmayacağı bir rol üstlenmek.

O zamana kadar ikili, bir tür kraliyet mensubu-ünlü melezi çifti olmaya devam edecek. Aslında bunu gayet iyi yapıyorlar, medyayı yönetmekte de çok ustalar (gerçi bizden nefret ediyorlar, bana kalırsa anlaşılır bir durum). Bir bakıma, resmi statüleri olmadan kraliyet mensuplarına özgü işler yapan bir kraliyet tribute grubu, yani kaçak Mountbatten-Windsorlar gibiler. Kral'ın onların aktif görev yapan kraliyet mensupları olmadığı ve onlara fazla itibar edilmemesi yönündeki talimatını pek kimse umursamıyor. Bir galaya katıldıklarında ya da Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski'yi ziyaret ettiklerinde haberlere konu oluyorlar.

Sussex çifti, Saray'ın en büyük korkusu haline geliyor: Britanya topraklarında faaliyet gösteren rakip bir saraya dönüşüyorlar. Daha önce sürgüne gönderilen, Kral VI. George'un uzak durmaları için yüklü miktarda para ödediği Windsor Dükü ve Düşesi'nin aksine Sussex Dükü ve Düşesi ülke içinde ve dışında rahatça dolaşıp Prens William ve Kate'in ya da Prenses Anne'in yapabileceği türden etkinlikler düzenliyor. Adları dışında her bakımdan aktif görev yapan kraliyet mensupları gibiler (ama kendileri için çalışıyorlar) ve ne sıkıcı resmi törenlere katılmak ne de çocuklarını magazin basınının gözü önüne çıkarmak zorundalar.

Harry hiçbir zaman Diana ve Kral'ın oğlu olmaktan kurtulamayacak ve hep ilgi odağı olacak. Medya annesine çok acımasız davranmıştı ama sonuçta bu da o kadar kötü bir hayat sayılmaz, değil mi?
 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU