Dünya o kadar tuhaf bir hal aldı ki Tom Cruise artık normal görünüyor

Yeni filmi fiyasko olsa da o meşhur kanepe olayını aşmaya çalışarak geçirdiği 21 yılın ardından "internetin en tuhaf adamı", şimdiye kadarki en imkansız görevini (neredeyse) başarıyla halletti: bizi sıradan bir adam olduğuna inandırmak

(Reuters)

Tom Cruise, Oprah Winfrey'nin kanepesinde zıpladığı sırada nerede olduğunuzu hatırlıyor musunuz? Bunun tüm zamanların en utanç verici popüler kültür anlarından biri olduğunu düşününce muhtemelen beyninize kazınmış olmalı. Geçenlerde bu utanç mahalline geri dönerek Cruise'un 2005'te Winfrey'ye verdiği röportajın videosunu izledim. O röportajda Cruise, o zamanlar 26 yaşında olan yeni kız arkadaşı ve Dawson's Creek'in oyuncusu Katie Holmes'a aşkını ilan etmişti.

Aslında hatırladığımdan daha da tuhafmış. Cruise'un kanepenin üzerinde bir aşağı bir yukarı zıplamasının yanı sıra epey şaşkın görünen Winfrey'yle ısrarla bir tür bilek güreşine tutuştuğunu, sanki ona güreşçi kilidi uygulayacakmış gibi heyecanla omuzlarından kavradığını unutmuşum. Sonra tüm bunlar yetmezmiş gibi, "Ka-tie, Ka-tie" diye bir tezahürat yükseliyor ve Cruise da buna karşılık sahne arkasına gidip zavallı Holmes'u zorla sete sürükleyerek tuhaf bir şekilde sarılıp öpüyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Cruise'un kendisi de durumun kötü olduğunu fark etmiş olmalı ki, röportaj dünyasına tüm kalbiyle geri dönmeye hazır hale gelmesi 21 yıl sürdü. Birkaç yılda bir çıkardığı Görevimiz Tehlike (Mission: Impossible) filmleri dışında, dünyanın en büyük yıldızlarından birinden 20 yıldır bu kadar nadir haber aldığımıza inanmak güç. Ama şimdi 64 yaşındaki Cruise gerçekten geri döndü ve son derece yoğun dünyasına dair taze içgörüler paylaşıyor. Büyüleyici bir seyir.

Bunun sebebi, çok ama çok uzun yıllardır bir serinin parçası ve aksiyon olmayan ilk filmi: Alejandro G. Iñárritu'nun yönettiği kara komedi Digger'da, Digger Rockwell adında eksantrik ve pişmanlık duymayan bir petrol kralını canlandırıyor. Londra'da düzenlenen devasa galada Cruise, Prens William ve Cambridge Düşesi Catherine'le kol kola görüldü, eski dostu David Beckham ve iki oğluyla yeniden bir araya geldi. Eleştiriler çok sert olsa da (The Independent'a göre "sinir bozucu meta-hiciv" [ilginizi çekerse iki yıldızlı inceleme], açılış hafta sonunda 8 milyon dolarlık "hüsran yaratan" bir hasılat elde etti) Cruise'un bu rolüyle Oscar yarışına girmeyi umduğu söyleniyor. Bu da Hollywood basınının uzun süredir kaçındığı tarafına yeniden girme hevesini açıklıyor. 

Öncelikle 20 yıldır verdiği ilk basılı röportajla GQ'nun eylül sayısının kapağına çıkmanın yanı sıra Avustralya'daki televizyon programı Sunrise'a ve BBC'nin The Graham Norton Show'una konuk oldu. Sosyal medyada da çok az içerik paylaşıldı: Örneğin Cruise'un genç yönetmen Meg Hughes'a sinema tavsiyesi verdiği bir video ve bir basın etkinliğinden ayrılırken, iş yüzünden üzgün olduğunu sandığı bir kadına yaklaştığı bir başka video viral oldu (kadın aslında sadece telefonunda geziniyordu).

Top Gun yıldızının bu anlarda olabildiğince samimi ve insancıl davranmak için elinden geleni yaptığı açık. Peki işe yarıyor mu? GQ röportajı ve ona eşlik eden üstsüz fotoğrafı, internette şaşkınlıkla karşılandı. Video kesitlerini izleyen pek çok kişi, röportajcı Zach Baron'ın gayet basit sorularına Cruise'un "laf salatası" niteliğinde yanıtlar vermesine dikkat çekti. Röportajdan alınan kesitler arasında "Duygu, harekettir" ve "Bazı yerlerde kendimi evimde gibi hissediyorum" gibi sözler vardı.

Şimdiye kadarkiler çok tuhaf. Ancak daha sonra talk şov maratonunda Cruise açıldı. Graham Norton programı memnuniyetle karşılandı; ortalama bir Britanyalının ne sıklıkla duş aldığına dair nükteler yapıldı ve Florence Pugh, Cruise'a kendi "koltuk altlarını ve özel bölgelerini" ne sıklıkla yıkadığını sorduğunda gülüştüler. YouTube'da bir izleyici, "Tom Cruise komik biri!" yorumunu yaparken, başka yerlerde "tüm zamanların en iyi konuğu" diye nitelendi.

ABD'deki The Jennifer Hudson Show'da da yine büyüleyici bir performans sergiledi. Bu program, (başkası adına utanmayı farklı derecelerde deneyimleyen) konukların, Hudson'ın şarkı söyleyip alkışlayan yapım ekibinin sıralandığı bir koridorda dans ederek ilerlemek zorunda kaldığı "Spirit Tunnel" nedeniyle kötü bir şöhrete sahip. Bu, bir iş gezisinin sonunda takım ruhu oluşturmak için önerilen kabus gibi egzersizlere benziyor. Cruise, kameraya bakmak yerine ekiple dans etmeyi tercih ederek bunu gayet eğlenceli hale getirdi. Eğer bu son derece ızdırap verici senaryoya uygun biri varsa, bu Cruise'dan başkası değildi (ki kendisi bir keresinde utanç duygusunu pek hissetmediğini söylemişti). Yorumlar coşkuyla doluydu: "Mükemmel biri!" diyen biri, "Tabii Scientology'yi saymazsak…" diye ekledi.

İşte Cruise'un yıllarca "Ben sadece filmleri seven bir adamım!" numarasıyla hepimizi kazanma çabasında karşılaştığı asıl sorun da bu. Yıllar boyunca mali manipülasyon ve istismar iddialarıyla kuşatılan tartışmalı Scientology Kilisesi'yle 40 yıllık bağı, önemli bir halkla ilişkiler sorunu yarattı. 2008'de Cruise'un Scientology'yi mesihçi bir üslupla tartıştığı ve "Zihnin otoriteleri biziz" dediği bir video sızmıştı. Cruise hâlâ kilisenin üst düzey bir üyesi olsa da 2016'dan beri bu konudan kamuoyu önünde hiç bahsetmedi. 

Aşk hayatı da başını ağrıttı. Önce Nicole Kidman'dan boşanması, ardından 2012'de Holmes'tan boşandığından beri kızı Suri Cruise'u neden görmediği iddialarıyla ilgili sorular geldi. Bu konuda konuşmak istemiyor. Ayrılık sırasında çıkan haberler, Holmes'un 6 yıllık evliliği Scientology yüzünden ve Suri'yi bu inanç çerçevesinde yetiştirmek istememesi nedeniyle sonlandırdığını öne sürüyordu. 2013'teki dava sırasında Cruise, ayrılıklarına yol açan şeyin eski eşinin öne sürdüğü "iddialardan biri" olduğunu doğrulamıştı. Şu anda 20 yaşında olan ve Carnegie Mellon Üniversitesi'nde okuyan Suri'nin soyadından "Cruise"u çıkardığı söyleniyor.

Belki de film yapmaya duyduğu sevgisi ya da neşeli şakalarından başka bir şey hakkındaki röportajların Cruise'un panik düğmesine basması anlaşılabilir bir durumdur.

Ancak Tom Cruise'un görkemli ve çılgın yaşamında bence tadını çıkarmamız gereken bir şeyler var. Evet, 2002 yapımı Azınlık Raporu'nda (Minority Report) iPad'i kendisinin icat ettiğini söylüyor ve bir nevi gereksiz bir şekilde tüm tehlikeli sahnelerini kendisi oynuyor (hatta bir keresinde Burc Halife'ye çıplak elleriyle tırmanmıştı). Ancak giderek birbirinin tıpatıp aynısı olan birinci sınıf yıldızlarla dolu bu dünyada onun son büyük ve dikkat çeken başrol oyuncusu olduğunu söylemek abartı olmaz. Belki de fenomenlerin "benzin istasyonu mukbang'leri" (yayıncıların kamera karşısında çok fazla yemek yediği içerik türü -çn.) videoları çekerek milyonlar kazandığı, sağlık gurularının bize anüsümüzü güneşlendirmeyi öğrettiği ya da Bonnie Blue'nun Bang Bus'ı (Seks Otobüsü) gibi örneklerle dünya o kadar tuhaf hale geldi ki, Tom Cruise artık internetin en tuhaf adamı olmaktan çok uzak.



independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU