Kötü niyetli kişiler perşembe gecesi (29 Ekim) dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'ten yaklaşık 6,3 milyar dolar çaldı. Paranın büyük bölümü yaklaşık 20 dakika içinde 10 farklı blok zinciri üzerinden aktarıldı. Saldırının arkasında Kuzey Kore'nin kötü şöhretli hacker grubu TraderTraitor'ın olduğu düşünülüyor.
Bu bilgi doğrulanırsa (FBI saldırının Kuzey Kore'den geldiğini öne süren açıklamayı 31 Ekim'de yapmıştı -çn.) sözkonusu olay tarihin en büyük kripto para hırsızlığı olacak, çalınan miktar önceki rekorun 4 katından fazla. Binance yaklaşık 3 milyar dolarlık varlığın halihazırda dondurulduğunu açıklarken, müşterilerin zararlarını karşılama sözü verdi. Ancak milyarlarca dolarlık varlık halen dondurulabilmiş değil.
Bunların hiçbiri şaşırtıcı olmamalı. Beni asıl endişelendiren bunun şaşkınlıkla karşılanması. Geçen yıl şubatta Kuzey Koreli bilgisayar korsanları, bir başka kripto para borsası olan Bybit'ten 1,5 milyar dolar çalmıştı. O dönemde bu, kayıtlara geçen en büyük kripto para hırsızlığıydı. Hatta kripto para aklama faaliyetlerini araştırmaya başlamama da bu olay neden oldu. Dünyanın en ağır mali yaptırımlarından bazılarıyla karşı karşıya olan bir ülkenin nasıl 1,5 milyar dolar çalıp ardından bunu küresel finans sistemi içinde dolaşıma sokabildiğini anlayamıyordum. Kuzey Kore bunu yapabiliyorsa kimsenin dikkatini çekmeyen başka neler yaşanıyordur, diye düşündüm.
Aylar boyunca mahkeme kayıtlarını, iddianameleri ve blok zinciri araştırmalarını inceledim. Sonunda, belgelenmiş 164 vakayı ve 350 milyar doları aşkın kripto para bağlantılı yasadışı para akışını ortaya koyan Küresel Kripto Para Aklama Veritabanı'nı (Global Cryptocurrency Laundering Database) oluşturdum.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
En çarpıcı bulgulardan biri, Kuzey Kore'nin bu vakalara ne kadar yoğun şekilde karıştığıydı. Veritabanımda kayıtlı tüm kripto para saldırılarının yüzde 30'undan Kuzey Kore sorumluydu.
Kuzey Kore, bu kötü niyetli faaliyet için kaynaklarını örgütlü ve koordineli biçimde seferber ediyor. Çoğu hükümetin siber savunma birimleri varken, Kuzey Kore'nin ise hükümetin ana gelir kaynağını oluşturan bir siber saldırı birimi bulunuyor. Son 4 yılda, 2022'de 620 milyon dolar değerinde kripto paranın çalındığı Ronin Network saldırısının, 2024'te 308 milyon dolarlık DMM Bitcoin hırsızlığının ve 2025'te Bybit'ten 1,5 milyar dolar değerinde kripto paranın çalındığı saldırının arkasında Kuzey Kore vardı. Daha geçen ay Kuzey Koreli bilgisayar korsanlarının Bitget'ten yaklaşık 387 milyon dolar değerinde kripto para çalınmasına karıştığı öne sürüldü. Şimdi de 6,3 milyar dolar daha çaldılar.
Durumun boyutunu anlamak için Bloomberg'in yakın zamanda yaptığı bir tahmine bakılabilir. Buna göre Kuzey Kore, 2022-2025 arasındaki 4 yıllık süre içinde yurtdışından 22 milyar dolara varan gelir elde etti. 29 Ekim'deki saldırıda çalınan kripto para miktarı, 4 yıllık bu toplam gelirin yaklaşık yüzde 29'una denk geliyor.
Milyarlarca dolarlık varlık halihazırda dondurulmuş olsa da bu miktarın küçük bir kısmı bile Pyongyang'a muazzam bir maddi kazanç sağlayabilir.
Hükümetlerin tarihin en büyük kripto para hırsızlığını sıradan bir siber saldırı olarak görmeyi sürdüremeyeceği bence açık. Kuzey Kore'nin saldırılardan kazanç sağlamasını önlemek için atabilecekleri çeşitli adımlar var.
Öncelikle, çalınan para Kuzey Kore açısından ancak harcanabildiği takdirde işe yarar. Bunun için de önce nakde çevrilmesi gerekir. Bir siber saldırının ardından çalınan varlıklar, takibi zorlaştırmak amacıyla binlerce kripto para cüzdanı üzerinden aktarılır, farklı kripto para birimlerine dönüştürülür ve blok zinciri ağları arasında transfer edilir. Ancak bilgisayar korsanlarının eninde sonunda bu paraları nakde çevirmesi gerekiyor. Bu da genellikle kripto para borsalarına, aracı kişilere ve diğer finansal aracı kurumlara başvuracakları anlamına geliyor.
Hükümetlerin sözkonusu faaliyetleri durdurmak için çabalarını yoğunlaştırması gereken nokta tam da burası.
ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği (AB), Kuzey Koreli bilgisayar korsanlarının çaldıkları kripto paraları kullanılabilir varlıklara dönüştürmesini fiilen imkansız hale getirmeli. Çalıntı varlıklar tespit edildiğinde borsalar derhal harekete geçmek, yetkileri ve yasal imkanları dahilinde fonları dondurmak ve kolluk kuvvetleriyle bilgi paylaşmakla yükümlü tutulmalı. Para aklamaya aracılık edenler de yaptırımlarla karşı karşıya kalmalı.
Kuzey Kore para aklama işlemlerinin hepsini tek başına yapmıyor, bu iş için başka ülkelerdeki aracıları kullanıyor. Bu nedenle Kuzey Kore'nin çalıntı kripto paraları nakde çevirmesine bilerek yardım eden her borsa, aracı veya finans kurumu yaptırım listesine alınmalı. Bu kişi veya kurumların varlıkları dondurulmalı ve Batı finans piyasasına erişimleri kesilmeli.
Yaptırım listesindeki hükümetlerin para transferine yardım eden bankalara karşı halihazırda bunu uyguluyoruz. Kripto para borsaları da bundan muaf tutulmamalı.
Hükümetlerin şimdiye kadar büyük ölçüde görmezden geldiği bir başka sorun da paraları çalınan kişilerin korunması.
Binance müşterilerin kayıplarını karşılama sözü verdi. Ancak her kripto para borsası bunu yapabilecek kaynaklara sahip değil. Geçmişteki siber saldırılarda müşterilerin birikimleri donduruldu, kayboldu ya da uzun geri ödeme süreçlerine takıldı. Bir borsa müşterilerinin varlıklarını korumayı başaramadığında, bunun bedelini neden sıradan yatırımcılar ödemek zorunda kalsın?
Finansal Yönetim Kurumu (Financial Conduct Authority -FCA) kripto para yatırımı yapanların tüm paralarını kaybetme riskini göze alması gerektiğini belirtiyor. Ancak insanlar bu uyarıyı dikkate almıyor ve bugün tüm dolandırıcılık ihbarlarının yüzde 66'sı kripto parayla ilgili. Hükümetler, zorunlu siber güvenlik standartları, bağımsız denetimler ve borsaların güvenlik açıkları nedeniyle yaşanan kayıplarda müşterilerin zararlarının karşılanmasını güvence altına alan açık kurallarla kripto para borsalarını etkin biçimde düzenlemeli.
Kuzey Kore, kârlı olduğu sürece bu saldırıları sürdürecek. Tek bir siber saldırıdan milyarlarca dolar kazanma ihtimali varken denemeye devam etmek için her türlü teşvike sahip.
Bu paranın nakde çevrilmesine imkan tanıyan borsa ve aracı kurumların faaliyetlerini engellemediğimiz sürece Kim Jong-un'un durması için pek bir neden yok.
Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu
© The Independent