Donald Trump ve İran'da yürüttüğü felaket derecede aptalca savaş (bu sadece benim görüşüm) hakkında ne düşünürseniz düşünün, ABD'nin Gloucestershire'daki RAF Fairford Üssü'nden tüm bombardıman uçaklarını çekme kararı, Britanya açısından biraz aşağılayıcı bir durum.
Bu kesinlikle çok tedirgin edici zira II. Dünya Savaşı'nda ABD Hava Kuvvetleri'nin Berlin'i bombalamak üzere üsse birlikler konuşlandırmasından bu yana, onların buradaki varlığı Birleşik Krallık'ın (BK) güvenliğine sembolik ve aslında son derece önemli bir katkı sağlamıştır. Bu karar, ABD'nin Britanya'nın savunmasına, Atlantik İttifakı'na ve bizzat NATO'nun geleceğine yönelik taahhüdünün giderek daha fazla çıkar odaklı hale geldiği ve öfkeli, öngörülemez bir Amerikan başkanının kaprislerine bağlı olduğu hissini pekiştiriyor.
Yani, bunu bir süredir biliyorduk ancak dünyadaki en etkili hava güçlerinden bazılarının birdenbire Missouri ve benzeri yerlere geri gönderilmesi yine de şoke edici. İnsanı ayıltıyor.
Bu olay neden yaşandı? Pek çok spekülasyon var. Amerikalılar, 27 Eylül'de Gloucestershire'da yaşanan sözümona terör saldırısı girişiminden ürkmüş olabilir. Andy Burnham, biraz tuhaf görünen bu olayda "İran'ın rol oynadığına dair güçlü işaretler" bulunduğunu söylemişti. Trump da gözaltına alınanların kefaletle serbest bırakılmasından duyduğu hayal kırıklığını açıkça dile getirmişti.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Belki de Beyaz Saray, özellikle Keir Starmer'ın İran'daki hedeflere yönelik ilk saldırılarda RAF Fairford Üssü'nün kullanılmasına izin vermekte başta isteksiz davranması nedeniyle, Britanyalılara duyduğu rahatsızlığı hissettirmek için gösterişçi bir adım atmıştır.
O zamandan beri bu durum, üssün İran tesislerinin "savunma amaçlı" bombalanması için kullanılmasına izin veren gülünç, hatta kendisiyle çelişen bir politikaya dönüştü. Gelgelelim Amerikalılar arasında Britanyalıların bu aşırı hassasiyetine yönelik hâlâ büyük bir hoşnutsuzluk var. Trump da ısrarla şunu söylemişti:
"Onlara ihtiyacımız olduğunda yanımızda değillerdi. Onların bize ihtiyacı olduğunda neden kendilerini savunmalarına yardım edelim ki?"
Trump'ın "barış anlaşmasına" direnirse İran'ı "yok edeceğine" ve halkını "cehenneme göndereceğine" yönelik tehditlerini gerçekleştirmesi durumunda, Burnham'ın Amerikalılara Gloucestershire'ı kullanamayacaklarını söylemiş olması bile mümkün. Bütün bunları, lojistik açıdan daha fazla zorluk yaşasa bile Amerikan topraklarından da yapabilir. Ne var ki Trump korkunç ültimatomlarını hayata geçirmese de ve Burnham insanlığa karşı böyle bir suça hiçbir şekilde katılmak istememekte haklı olsa bile, bunun BK-ABD ilişkilerine daha fazla zarar vereceği açık.
Başka muhtemel açıklamalar da var. Bazı İranlı ajanların, belki de ev yapımı bir insansız hava aracıyla şans eseri bir uçağı imha edebileceğine dair basit bir korku sözkonusu olabilir. Fairford Üssü'nün oldukça uzun çevre hattını savunmak aslında zor. Ya da açıkça dile getirilemeyecek bir ihtimal daha var: Trump bombardımanların şiddetini azaltıp uçaklarını ülkesinde güvende tutmak istiyor olabilir. Önümüzdeki günlerde daha fazlasını öğreneceğimize şüphe yok.
Kesin olan şey, BK'nin bu sabah (5 Ekim) 24 saat öncesine kıyasla daha az güvende ve daha savunmasız hissetmesidir. Bu durum, transatlantik ortaklığının gerçekte ne anlama geldiğini ve biz Britanyalıların, Birleşik Devletler'e bağlılığımızı uluslararası hukuka ve İşçi Partili parlamenterlerin veto hakkına tabi kılmakta ısrarcı davranarak neyden feragat ettiğini düşünmeye sevk ediyor.
Sonuçta güvenliğimiz arttı mı, azaldı mı? Yoksa yaptığımız tek şey, Britanya'yı Tahran ve Kremlin'in emriyle düzenlenen terör saldırıları ve "hibrit savaş" için daha kolay bir hedef haline getirmek mi oldu? Egemenliğimizi korumamızı sağlayacak Avrupa savunma ve güvenlik paktı nerede?
Britanya dünyanın gözünde zayıf görünmeli: Bırakın Manş Denizi kıyısındaki sınırlarını korumayı, kırsaldaki bir üste devriye gezip minibüslerdeki birkaç genci geri püskürtmekten bile aciz bir ülke olarak. Britanyalılar, Rusya'nın taciz ve müdahaleleriyle kışkırtılıyor, başbakanlarının evi parayla tutulmuş amatörlerce kundaklanıyor (Eski BK Başbakanı Keir Starmer'ın evine haziranda düzenlenen saldırıdan bahsediliyor -çn.) ve tüketim toplumuyla refah devletinin konforundan vazgeçip hayati ulusal çıkarları savunmak amacıyla yeniden silahlanmaya yanaşmıyorlar. Gerçekten de tedirgin edici.
Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu
© The Independent