Antidemokratik gerontokratların egemen olduğu, yaşlı liderlerin özgürlüğü bastırdığı ve daha da kötüsünü yaptığı günümüz dünyasında Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva'nın seçilmesi adeta bir mucize. Lula, umut vaat eden bir seksenlik.
Yoksul bir ailede 8 çocuğun 7.'si olarak dünyaya gelen Lula, metal işçisi olarak çalışırken bir parmağını kaybetti. Sendikal hareket içinde yükselerek Brezilya'da dört kez devlet başkanı seçilen ilk kişi oldu.
Brezilya'nın kuzeyinde ise çok farklı bir geçmişten gelen başka bir başkan pusuda bekliyor: Donald Trump. Trump, hapisteki eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu sağcı aday Flávio Bolsonaro'yu destekleyerek Brezilya siyasetine müdahale etti. Donald Trump'ın bu müdahalesi başarısızlığa uğradı ve Lula, rakibinin sosyal medya kampanyasına üstün gelen sahadaki yüz yüze destek dalgasıyla ikinci turda zafer kazandı.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Trump, şu anda dünyaya hükmeden yaşlı liderlerin tipik bir örneği; bu liderler ya çoktan otokratlar ya da Trump örneğindeki gibi mutlak iktidara doğru son sürat, bodoslama koşuyorlar. Lula ise Brezilya'daki diktatörlüklere meydan okuyan bir sendika lideri olarak ortaya çıktı.
Siyasette yaşlılardan sakınmanın haklı gerekçeleri var; bu gruptaki erkekler, yıllarca süren mücadelenin getirebileceği zarafet ve bilgeliği sergileme açısından genellikle Nelson Mandela örneğini izlemekten kaçınıyor gibi görünüyor.
Aksine, yaşlılıklarında kaybedecek pek bir şeyleri kalmadığını düşünüyor ve dünyaya genellikle huysuz bir Kral Lear gözüyle bakarak kendilerini, "kendilerine yapılanlara kıyasla suçsuz" görüyorlar.
Washington'daki tarafsız Pew Araştırma Merkezi'nin verileri ve Freedom House'un ülkeleri "özgür" veya "özgür değil" (hatta "kısmen özgür") şeklinde sınıflandırdığı değerlendirmeleri, modern dünyanın nasıl yönetildiğine ve nereye doğru sürüklendiğine dair bazı ilginç içgörüler sunuyor.
En otoriter figürlerden bazıları yıllardır iktidarda; koltuklarına sıkı sıkıya sarıldılar veya yerlerini daha da sağlamlaştırdılar. Trump gibi diğerleri ise tek taraflı yürütme kararlarıyla hükmetmenin cazibesine kapılarak bağımsız yargı, özgür basın ve siyasi iktidardan bağımsız kamu bürokrasisi gibi anayasal güvenceleri parçalamaya çalışıyor, ordudan ülkeye değil bir kişiye bağlılık talep ediyor.
Kamerun'dan Paul Biya 92 yaşında. 44 yıldır görevde. Suudi Arabistan Kralı Selman 90 yaşında ve sadece 11 yıldır iktidarda. Ekvator Ginesi'nden Teodoro Obiang, 47 yıldır yönetimde ve 84 yaşında. Freedom House'a göre bu ülkelerin hepsi "özgür değil" kategorisinde yer alıyor.
84 yaşındaki Alassane Ouattara'nın ülkesi Fildişi Sahili "kısmen özgür" sınıfında. Kongo Cumhuriyeti'nin lideri Dennis Saso Nguesso, Yoweri Museveni gibi 82 yaşında: sırasıyla 42 ve 40 yıldır görevdeki bu liderler, "özgür olmayan" ülkeleri yönetiyor.
80 yaşındaki Lula, farklı dönemlerde toplam 11 yıl devlet başkanlığı yaptı. Ülkesi Brezilya ise "özgür" kategorisinde yer alıyor.
Onun gibi 80 yaşındaki Trump da öyle; "özgür" ancak bu kategoriye zar zor tutunan Amerika'nın baş yöneticisi olarak 5 yıldan biraz uzun süre görev yaptı.
"Kısmen özgür" Hindistan'ın 76 yaşındaki lideri Narendra Modi, Hindu milliyetçiliğinin yükselişine ve Müslüman karşıtı yasalara öncülük etti. Popülist liderlerin ilk örneklerinden sayılabilecek Modi, onun siyasi üslubunu kendi MAGA hareketinin temel araçlarından birine dönüştüren Trump için kılavuz görevi gördü.
76 yaşındaki Vladimir Putin, 26 yıldır devlet başkanı veya başbakan koltuğunda Rusya'yı yönetiyor. Ülkesi "özgür değil"; muhalifleri balkonlardan düşüyor, hapishanede can veriyor ya da yurtdışında sinir gazı ve plütonyumla zehirleniyor. Trump ona hayranlık duyarken, yardakçıları da Putin'i "büyük bir insancıl" diye niteliyor.
Şi Cinping, 73 yaşında ve 15 yıldır Çin'i ("özgür değil") yönetiyor. Türkiye'de ise Recep Tayyip Erdoğan, Osmanlı nostaljisini popülist dini muhafazakarlığın hizmetine koşarak ülkesini "özgür değil" kategorisine soktu. Üstelik henüz 72 yaşında.
Pew'un verileri, özgür olmayan ülkelerdeki liderlerin medyan yaşının özgür ülkelerden 8 yıl daha yüksek, kısmen özgür dünyadaki liderlerin medyan yaşının ise genellikle özgür ülkelerdekinden iki yıl daha büyük olduğunu gösteriyor.
Belki de yaşlı liderler, genç yaşta iktidara geldikleri için bu konumdadır. Afrika'da genellikle geçerli bir durum bu. Rusya'da da böyle oldu.
Peki ya sonra? Rusya'nın Ukrayna'yı istilasından dehşetten başka bir şey doğmayacağını ve Çin'in Rusya'yla İran'a verdiği "ticari" desteğin perişanlıktan başka bir şey getirmeyeceğini bilgeliğin bize fısıldayacağı bir dünyada…
Trump ve 77 yaşındaki Binyamin Netanyahu ise bilgece öğütlere kulak asmadı. Neredeyse 20 yıldır iktidarda bulunan Netanyahu'nun ülkesi İsrail, Filistin topraklarını işgal ettiği için "özgür" diye nitelenemeyecek bir demokrasi.
Ayetullah Ali Hamaney, Amerikalılar ve İsrailliler tarafından önceki aylarda öldürüldüğünde 86 yaşındaydı ve 36 yıldan uzun süredir İran'ı yönetiyordu. Hamaney, İsrail'in siyasi varlığının ortadan kaldırılması gerektiğine inanıyor ve ülkesini Ahir Zaman'a hazırladığını düşünüyordu.
Görünüşe göre iktidarın tepesindeki yaşlı adamlarda bilgelik ve nezakete pek rastlanmıyor.
Çıkarılacak dersi veya bunun açıklamasını belki de Shakespeare'de bulabiliriz. 80 yaşındaki Kral Lear, üç kızını yanına çağırır ve şöyle sorar:
Bizi en çok hanginizin sevdiğini söyleyin ki, en büyük cömertliğimizi ona gösterelim.
En küçük kızı Cordelia istediği cevabı vermeyince trajedi baş gösterir. Kral Lear en sonunda delirerek saçmalamaya başlar. Kendisine yapılan saygısızlık nedeniyle yeryüzünün dümdüz edilmesini ve insanlığın kısırlaştırılmasını talep eder:
Ey evreni sarsan gök gürültüleri, yamyassı edin şu semiz dünyayı o korkunç kükremenizle! Paramparça edin doğanın insan döken kalıplarını, yok edin hemen nankör insan üreten tohumlarını!*
Tanıdık geldi mi?
*Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Özdemir Nutku çevirisi
Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç
© The Independent