ABD'deki ara seçimlere yalnızca 4 gün kaldı ve şimdilik her şey yolunda gidiyor. Ancak bu, seçim yarışının gidişatına ilişkin bir değerlendirme değil. Yarışın durumuna bakacak olursak, Donald Trump açısından tüm göstergeler alarm veriyor.
Birkaç hafta önce de yazdığım gibi, bir zamanlar Cumhuriyetçilerin kalesi olan eyaletler artık bıçak sırtında gibi görünürken, başa baş gidilen eyaletlerde ise ibre Demokratlara doğru kayıyor. Trump'ın onay oranı hiç bu kadar düşük olmamıştı; en son anketlere göre, görevdeki performansını onaylayanların oranı sadece yüzde 31.
Rusya'yla büyük ve utanç verici dizel anlaşması hamlesi, çiftçiler ve kamyon şoförleri için pompa fiyatlarını düşürmedi. Öte yandan ara seçimlerin ardından İran'a yönelik yeni bir saldırı düzenlenebileceğine dair söylentiler artarken petrol fiyatları yeniden hızla yükseliyor. Bu durum borsalarda da büyük bir düşüşe yol açtı. Bu arada gümrük tarifeleri, inatla yüksek seyreden enflasyonu etkilemeye devam ediyor. Tüm bunlar, aylık akaryakıt ve mutfak masraflarını karşılamakta zorlanan sıradan Amerikalıları zor durumda bırakıyor.
Donald Trump ve seçimlerde yarışan Cumhuriyetçi adaylar için tablo bu denli iç karartıcı.
"Şimdilik her şey yolunda" dememin nedeni ise Beyaz Saray'ın seçimleri altüst etmeye yönelik çeşitli girişimlerinin ya başarısız olması ya da (henüz) hayata geçirilmemiş olmasıdır.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
ABD'de mesele şu ki Anayasa'ya (teknik konuşacak olursak, 1. Madde, 4. Bölüm) göre, seçimlerin yürütülmesi ve idaresi hakkında asıl yetki eyaletlere aittir. Bu, Beyaz Saray'ın yetki alanına girmez. Bu yüzden bir eyalette Birleşik Krallık'taki gibi eski usul kağıt oy pusulaları kullanılırken, başka bir eyalette oy verme makineleri, bir diğerinde ise farklı türde makineler kullanılabilir. Posta yoluyla oy verme sürecinin ne zaman başlayacağı veya sandık başında erkenden oy verme uygulamasının ne zaman devreye gireceği de yine her eyaletin kendi kararına bağlı.
Donald Trump'ın ABD seçimlerini "federalleştirme" girişimleri de başarısızlıkla sonuçlandı. Trump, İç Güvenlik Bakanlığı'nın her bir eyaletteki seçmen kayıtlarını inceleyebilmesini istiyordu. Ve (tabii ki) kimin yasal olarak seçmen listesinde bulunup bulunmadığına karar verebilmesini de talep ediyordu. Başkan ayrıca ABD Posta Servisi'nin (USPS) posta yoluyla oy kullanan seçmenleri denetlemesini ve uygun görmediği pusulaları ayıklamasını istiyordu. USPS'in başındaki ismin Trump tarafından atandığını belirtmeye bile gerek yok.
Bu, anayasal yetki sınırlarının aşılması anlamına geliyordu ve muhafazakar eğilimli mevcut Yüksek Mahkeme'nin bile kabul etmeyeceği bir adımdı. Mahkeme, başkanın ABD'de seçimlerin yürütülme biçimini yeniden şekillendirme girişimlerini engelledi.
Trump'ın yandaşları pes etmiş değil tabii. Trump, Tina Peters adında bir kadınla Beyaz Saray'da toplantılar düzenlemişti. Peters, Colorado'da 2020 seçiminin sonuçlarını manipüle etmekle ilgili 10 ayrı suçlamayla yargılanıp hapis cezasına çarptırılmıştı. Peters, başkanın çocukluk arkadaşı olan avukatıyla Beyaz Saray'a gitmişti. Avukat Peter Ticktin, Trump'a "bir başka hileli seçim olması durumunda" sıkıyönetim ilan etmesi çağrısında bulunmuştu. 2020 seçimlerinde hile yapıldığına yönelik hâlâ hiçbir kanıt bulunmadığından, buradaki "bir başka" ifadesi çok şey ima ettiği gibi gerçeği de çarpıtıyor.
MAGA diyarında Trump'ı aynı adımı atmaya teşvik eden başka etkili isimler de var. Ancak zaman daralıyor, başkanın hâlâ öngörülemez bir hamle yapabileceği yönünde uyarılarda bulunanlar olsa da gerçekte Trump'ın seçenekleri giderek azalıyor.
Peki, herkes rahat bir nefes alıp arkasına yaslanarak rahatlayabilir mi? Hiç de bile!
Seçimlerden önce başkanın anayasal açıdan yapabileceği pek bir şey yok. Ne diyeceğinizi duyar gibiyim: Demokratik normlara saygısı pek de örnek teşkil etmeyen böyle bir başkan sözkonusu olduğunda, bu ne kadar güven verici olabilir ki?
Yapabileceği şeylerden biri, federal ajanlarla Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlilerini kritik seçim bölgelerine konuşlandırmak. Kritik derken, çok sayıda Hispanik seçmenin bulunabileceği kastediyorum zira bu grubun desteği büyük ölçüde yeniden Demokratlara kayıyor. Oy vermeye gittiğinizde, belgelerinizi görmek isteyen tehditkar bir ICE memuru tarafından rahatsız edileceğinizi bilseniz sandığa gitmekten vazgeçer miydiniz? Demokratların iyi sonuçlar almasının beklendiği bölgelerde seçmen katılımını bastırmaya yönelik bir girişimin yaşanması elbette muhtemel.
Bence asıl büyük tehlike seçimlerden sonra ortaya çıkacak. Donald Trump'ın son birkaç aydır söylediklerine bakıldığında, oy verme makinelerine duyulan güveni sarstığı açık. Bu makinelerin bir şekilde, hatta adeta sihirli bir biçimde, Cumhuriyetçilere verilen oyları Demokratlara verilmiş oylara dönüştürebileceğini öne sürüyor. Hatırlayacağınız üzere, bir oy verme makinesi şirketinin açtığı dava sonucunda Fox News'e 787 milyon dolar tazminat ödeten de bu saçma iddia olmuştu.
Trump ayrıca posta yoluyla oy kullanma ve bu yöntemle seçimlerde ne kadar büyük çaplı usulsüzlük yapılacağı hakkında da sürekli konuşup duruyor. Dolayısıyla başa baş giden yarışlarda sonuçların onaylanmasına ilişkin yaşanacak çatışmalara, oy verme makinelerine el konması ve oy pusulalarının yeniden sayılması taleplerine karşı hazırlıklı olmak gerekiyor. Bu, sürecin işleyişini aksatır. Nihayetinde seçimi çalma girişimi de olabilir.
Temsilciler Meclisi için başa baş giden çekişmeli bir koltuk yarışında Cumhuriyetçilerin kaybedip "Hile var" diye itiraz edeceğini düşünmek çok mu uçuk kaçıyor? Kongre'deki Cumhuriyetçiler de Demokrat adayın kıl payı kazandığı bu yarışın sonucunu onaylamayı reddedip yeni seçilen Temsilciler Meclisi üyesinin göreve başlamasına izin vermeyebilir. Hatta son derece tartışmalı gerekçelerle Temsilciler Meclisi Katibi'ni de (Temsilciler Meclisi'nin idari işlerinden ve yeni seçilen üyelerin göreve başlama sürecindeki işlemlerden sorumlu yetkili -çn.) bu entrikalara dahil etmeye çalışabilirler.
Bu, yeni bir Kongre'nin göreve başlamasıyla ilgili mevcut yasa ve kuralların çok dolambaçlı biçimde yorumlanmasını gerektirir ancak imkansız değil.
Tüm bunlar paranoyakça ve gerçeklikten kopuk geliyorsa şunu hatırlayın: Kasım 2020'de Kongre'ye seçilen Cumhuriyetçilerin yarısından çok daha fazlası, (daha önce de belirttiğim gibi) başkanlık seçiminin sonucunu değiştirebilecek bir hile yapıldığına dair hiçbir kanıt sunulmamasına rağmen Joe Biden'ın zaferini onaylamayı reddetmişti. Tek istedikleri, yenilgiyi kabullenemeyen Trump'a yalakalık yapmaktı.
Peki, Trump bu kez yenilgiyi kabullenmeye daha sıcak mı bakacak? Elbette hayır. Normal koşullarda seçimler, sandıkların kapanması ve oy sayımının başlamasıyla sona erer. Ancak gelecek hafta salı akşamı (3 Kasım), seçim henüz yeni başlıyor olabilir. Demokrat Parti avukatları tetikte ve en kötü senaryoya hazırlanıyor.
Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu
© The Independent