Marburg Notları

İbrahim Beyazoğlu Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

Uçakta zaman geçirmek umuduyla Marburg'a dair birkaç not düştüm.


Larnaka

Sonra sırada beklerken Polonyalı bir adam bana büyükannesinin Auschwitz'den nasıl sağ çıktığını anlattı. 
Kampa girdiğinde birkaç yaşındaymış. 
Tüyleri diken diken oldu anlatırken.


Atina 

Bir daha aktarmalı sefer mi? 
Tövbe! 
Marburg seyahati acı verecek derecede yavaş ve sıkıcıydı.

Atina Havalimanı arı kovanı gibiydi! 
Sırada beklerken görevlilerle tartışan sadece Yunanlılar. Yunanlıları biraz gergin ve agresif buldum. 


Frankfurt

Frankfurt Havalimanı'nda diğer ülkelerdeki gibi sim kartı satmıyorlar. 
İlk kez bir ülkenin havalimanında sim kart bulamadım. 
Sim kart almak için formalitelerle uğraşmam gerekince pes ettim.
İnternetsiz seyahat zor. 
Allah'tan Marburg şehiri ufak.


Marburg

120 kilometrelik tren yolculuğun ardından Marburg'a vardım.
Bu son tren seferi yorgunluğumun üstüne tuz biber ekti. 
Marburg'a vardığımda 36 saat uyumamıştım. 
İlk gece tavan arasında bir aşağı bir yukarı koşup duran kedi beni sabaha kadar uyutmadı. 

Beni konferansa davet eden Marburg Üniversitesi'ne (Philipps-University Marburg) doğru yola koyulurken uyukusuzluktan gözümden yaşlar akıyordu. 
Yatak ve yastıkları düşünmeden edemedim Yorgunluk beni tarumar etti.
Her şey bir kenara, sürekli uyukusuz ve bitkindim.
 

İbrahim Beyazoğlu
İbrahim Beyazoğlu, Marburg Üniversitesi'nde düzenlenen 2026 Zentrumstage konferansına katıldığı Marburg'da​​​​​

 

Kıbrıslıların deyimiyle "beytambal" şemsiyeyi taşımaktan bıktım. 
Gittiğim her yere yağmur götürüyorum.
Ve beraberimde de bu şemsiyeyi sürüklüyorum.
 

Bu bronz Hamal heykeli, kentin son yük taşıyıcısı, emekçi Christian Werner’i temsil ediyor.  Geçmişte yolcuların bagajlarını taşıyarak geçimini sağlayan Werner’i anan heykel, Marburg’un kent tarihini ve geleneğinin bir hafızası / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğ
Bu bronz Hamal heykeli, kentin son yük taşıyıcısı, emekçi Christian Werner'i temsil ediyor. Geçmişte yolcuların bagajlarını taşıyarak geçimini sağlayan Werner'i anan heykel, Marburg'un kent tarihini ve geleneğinin bir hafızası / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

Almancam paslanmış! 
Hem de nasıl! 
Adada kullanma olanağı yok bu dili. 
En azından meram anlatacak kadar konuşabiliyorum. 
 

Marburg'dan bir görünüm / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Marburg'dan bir görünüm / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

İnsanlar Marburg'da yabancılara yardım etmekten pek çekinmiyor. 
Yer yer kültürel melezlik barındırıyor.
Herkes gibi elinden geleni yapıyorlar ve hayat hiç de kolay değil, Antonio Tabucchi'nin tabiriyle.
Mağusa'daki bazı insanlar gibi kaba ve nezaketsiz değiller. 
İletişime ve yaklaşıma duyarlılar.
Korkmayan insanlar. 
İngiltere'de saat soran insandan bile korkarlar mesela.
Yol verip jest yaptığında ya da özür dilediğinde minnet duyan insanlar.
Bana sorarsanız Kuzey insanına atfedilen o "kaba duygusuzluk" bir şehir efsanesi.
Bundan daha yanlış bir değerlendirme olamaz.
Esnafın temel niteliği dürüstlük.
Hiç korna sesi duymadım.
Herkesin içindr hoparlör açıkken video izleyen ya da görüntülü arama yapan terbiyeden zerre kadar nasibini almamış insanlar yok.
 

Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)
Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Marburg ufak ve kozmopolit sayılabilecek bir kent. 
Dolaşırken kaybolsan bile dönüp dolaşıp aynı yere çıkıyorsun yine. 
Hatta aynı kişiye günde iki kez rastlama olasılığın bile var. 
Merak etmeyin paranoyak değilim. 
 

Wartburg Kilisesi. 1959–1962 yılları arasında inşa edilmiştir. Kilisenin tasarımı, mimar Werner W. Neumann tarafından hazırlanmıştır. Yapı, adını Eisenach’ta bulunan Wartburg Kalesi’nden almaktadır. Sıra dışı bir kilise / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Wartburg Kilisesi. 1959–1962 yılları arasında inşa edilmiştir. Kilisenin tasarımı, mimar Werner W. Neumann tarafından hazırlanmıştır. Yapı, adını Eisenach'ta bulunan Wartburg Kalesi'nden almaktadır. Sıra dışı bir kilise / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

Eski Şehir

Katılabildiğim kadar konferans etkinliğini aktif olarak takip ettiğim için şehirde çok fazla zaman geçiremedim.
Şehrin tarihi kısmı dik bir yamaç üzerinde yükseliyor. 
Güzelliğinden hâlâ bir şey yitirmemiş. 
Orta Çağ dokusunun önemli bir kısmı modernist ilerleme hezeyanından sakınarak kendini korudu. 
Eski şehrin tepesinde ihtişamlı Marburg Kalesi (Landgrafenschloss) şehre bakıyor. 
Dik ve dar tarihi sokaklarda yükselen ahşap karkaslı yapılar (Fachwerkhaus) arasında yürümekten ayaklarım tutuldu. 
 

 

Hayali bir masal gibi bu evlerin renkli ahşap kirişleri hemen göze çarpıyor.
Renkler, hayaller dolu bir dünyada uçuşuyor.
Sümüklüböcek hızında yürüyorum.
Ama isterseniz yukarılara asansörle çıkabiliyorsunuz. 
Ben terlemekten tiksiniyorum artık. 
Şehrin eteklerinde ise Lahn Nehri'nin aktığı vadi var.
 

Aziz Elizabeth Kilisesi (Elisabethkirche) / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Aziz Elizabeth Kilisesi (Elisabethkirche): 1235–1283 yılları arasında, Macaristanlı Aziz Elizabeth'in mezarı üzerine inşa edilen bu kilise, Almanya'nın en eski ve tamamen Gotik tarzda inşa edilmiş salon kiliselerinden biridir / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

Aslında Marburg bir Orta Çağ şehri. 
Anlatıldığına göre bugünkü geometrik sayılabilecek düzenini 13'üncü yüzyıldan almış.
Meydandaki 16'ıncı yüzyıla uzanan tarihî pazar meydanı ve belediye binası ile Aziz Elizabeth Kilisesi'ni gözden kaçırmak zor. 
 

Marburg Belediye Binası'nın solundaki Markt 2 Fashion & Vintage, vintage tutkunlarına göre. 1960’lardan günümüze uzanan rock, soul, caz, disko, reggae ve daha pek çok türden binlerce plak, vintage kıyafetler, iş kıyafetleri, emaye tabelalar, eski dergiler
Marburg Belediye Binası'nın solundaki Markt 2 Fashion & Vintage, vintage tutkunlarına göre. 1960'lardan günümüze uzanan rock, soul, caz, disko, reggae ve daha pek çok türden binlerce plak, vintage kıyafetler, iş kıyafetleri, emaye tabelalar, eski dergiler, aynalar ve retro nesle dolu bu renkli özel mekân, geçmişin ruhunu sergiliyor. İçeriye girdiğimde Amerikalı rock grubu Journey'in çok sevdiğim “Wheel in the Sky” şarkısı çalıyordu. Grubun 1978 yılında çıkardığı Infinity albümünün öne çıkan şarkısıydı bu. Benim de müzikal yolculuğumda önemli bir yere sahip bir şarkı ve şarkının bende uyandırdığı etki yazar Nick Hornby'nin "En iyi müzikler ruha hitap ediyor, kafaya değil" gözlemine uyuyor / Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)


 

 

Sonbahar ilerliyor.
Koyu sarı yapraklar kaldırımlara dökülmüş.
 

Marburg sonbaharı / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Marburg sonbaharı / Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Akşam olunca Marburg'da kafeler kapanıyor.
İngiltere günlerimi aklıma getirdi.
Yorkshire anısı peşimi bırakmıyor.
Marburg'da da Sadece pub ve restoranlar açık. 
İnsan bütün gece yiyip içemez ki? 
Akşamları üzülüyordum. 
Tanıdığın yoksa tek başına kalıyorsun. 
Ve insan yalnızken otel odası iç karartıcı ve depresif. 
Tek başıma soğukta sokaklarda dolaşarak iki gece geçirdim. 
Son gece kös kös dolaşıp durmaktan bitkin düştüm. 

Allah aşkına insan DM, Lidl ve Aldi'de dolaşıp köpek mamalarına mı bakar tek başına çaresizlikten!
 

Marburg sonbaharı / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Marburg sonbaharı / Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Gözüme sefalet ve yoksulluktan para dilenip şişe toplayan bazı alkolikler takıldı. 
Protestan çalışma ahlâkı için affedilemez bir "günah" belki bu umutsuz yoksulluk.
Görünmez olan ötekilerin hayatı kezzaplı bir acı.
Keşke hafızamda büyük yanık izleri gibi büyük kara boşluklar olsa da tanık olduğum bu deneyimi unutabilsem.
Öte yandan tanımadığımız ötekilere karşı duyduğum politik sorumluluk duygum bencilliğime - yani bu unutma arzusuna - direniyor.
Böyle insanlara karşı sempati besliyordum.

"İnsanın, her şeye karşın açlıktan ölme yeceğini bilmesi iyi bir şey" demişti Vargas Llosa. 
Ama bunu bilmek beni rahatlatmıyor.

Peki sizi?
 

Marburg sonbaharı / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Marburg sonbaharı / Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Şehirde dört ya da beş kez görme engelliye rastlamam beni çok üzdü. 
Almanya'da beşinci sınıftan itibaren görme engelli ve az gören öğrencilere eğitim veren tek akademiye ev sahipliği yapan bu insansever kent, görme engelli ziyaretçiler için son derece erişilebilir. 
Braille Alfabesi'yle hazırlanmış şehir haritalarının yanı sıra görme engelinden muzdarip insanlara yönelik rehberli turlar da düzenliyor.

Marburg'daki satılan ürünler ve hizmet genelde KKTC'den daha ucuz.
 

Marburg Belediye Binası, Marburg’un Yukarı Şehir (Oberstadt) bölgesinde, pazar meydanında (Marktplatz) bulunan, geç Gotik döneme yapısıdır / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Marburg Belediye Binası, Marburg'un Yukarı Şehir (Oberstadt) bölgesinde, pazar meydanında (Marktplatz) bulunan, geç Gotik döneme yapısıdır / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

Ferahlamak

Buranın rüzgârlı dondurucu soğuğu bana iyi geldi, beni canlandırdı.
Boethius'un bahsettiği "soğuk kuzey fırtınaları" acaba böyle miydi? 
Havası insana tazelik katan ferah bir kent.
Ruhum canlandı, içim uyuşukluktan kurtuldu. 
Hiç toz yok.
Burası gibi nem yok. 
Toz ve güneş bizi adada eziyor.
Bu yaşam beni tüketiyor.
Ama kaldığım süre boyunca neredeyse her gün yağan yağmur tatsızdı. 
 

Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)
Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Dönüş

Zaman ağır aksak ilerledi.
Sabahın kör karanlığında kalkıp sicim gibi yağmur altında Marburg Tren Garı'na gittim. 
Umberto Eco taksici milletinde bozuk para yoktur derken aslında abartmıyordu. 
Otelden gara gitmek 11 Euro. 
20 Euro uzattım. 
Bana 5 Euro para üstü verdi terbiyesiz. Bahşişi de kendinde hak görüyor.
Oradan da düzgün bir adamla trende lâflayarak Frankfurt'a vardık. 
Adam ayrılırken "güzel" sohbetimiz için bana çok teşekkür edince şaşırdım.
 

Frankfurt Garı / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Frankfurt Garı / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

Sıkış tepiş bir pasaport kontrolü. 
Atina'da aktrarmayı kaçırmamak için kan ter içinde deli gibi koşturduktan sonra uçağa son dakikada yetiştim. 

Ancak Sandor Marai'yi aklıma getirmeden efemiyorum:

Hiç heyecan vermiyordu vatana dönme düşüncesi.
 

Hessen Landgrafı I. Heinrich'in bebekliği. Marburg’daki bu heykel, 1247’de Hessen’in tarih sahnesine çıkışını simgeliyor. Thüringenli Azize Elisabeth’in kızı Brabantlı Sophie, üç yaşındaki oğlu Heinrich’i pazar meydanında halkın önüne çıkararak onu prens
Hessen Landgrafı I. Heinrich'in bebekliği. Marburg'daki bu heykel, 1247'de Hessen'in tarih sahnesine çıkışını simgeliyor. Thüringenli Azize Elisabeth'in kızı Brabantlı Sophie, üç yaşındaki oğlu Heinrich'i pazar meydanında halkın önüne çıkararak onu prens ilan ettiriyor. Heykel, Hessen'in tarihindeki bu önemli dönüm noktasını ölümsüzleştiriyor. Arkada şehrin belediye binası / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

The Center for Conflict Studies 

Şehrin yaklaşık 500 yıllık maziye sahip bir üniversitesi var. 
1527'de Hessen Landgrafı I. Philipp tarafından kurulmuş. 
Buranın mezunları arasında, Nobel Tıp Ödülü'nün ilk sahibi Emil von Behring de bulunmakta.

Marburg Üniversitesi dünyanın hâlen faaliyet gösteren en eski Protestan üniversitesidir.
Günümüzde herhangi bir dinî bağlılığı bulunmayan bir devlet üniversitesidir.
The Center for Conflict Studies, Marburg Üniversitesi'nin esaslı kurumlarından biri. 2001'de kurulan bu Merkez ise toplumsal ve uluslararası çatışmalara odaklanarak farklı eğitim ve araştırma faaliyetlerini bir araya getiriyor. 


Öncelikle Marburg Üniversitesi'ne beni bu saygın etkinliğe davet ettiği için büyük minnet duyuyorum.
Merkez 25. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenlediği 2026 Zentrumstage konferansta eleştirel diyaloğa ve disiplinlerarası fikir alışverişine bir alan açmak için çok çaba harcadı ve iyi iş çıkardı.
Konferans düzenlemek uzun, yoğun ve stresli bir süreçtir.
Cömert, iş bilen, becerikli ve sabırlı Merkez personeli başarılıydı. 
 

Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)1
Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Yağmurdan ıslanınca soğuk iliklerime işledi.
Derim buza kesti.
Ve cuma günü sesim kısıldı. 
Sıcak banyo, ilaç, pastil ve sıcak içecekle Cumartesi sunum yapacak kadar sesim çıkmaya başladı.
 

2026 Zentrumstage / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
2026 Zentrumstage / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

Konferans nasıl geçti? 

Postkolonyal Hiyerarşiler panelinde bir sunum yaptım.
Kendi hibrit alanımla kendimi sınırlamayıp diğer farklı yaklaşımlara merakla bakmaya çabaladım. 
İnsan kendini zenginleştirecek farklı işlere ve etkilere açık olup bunlardan beslenebilmeli. 
Bu yüzden 2026 Zentrumstage'de cebime arkadaşlıklar, anılar ve teorik kazanımlar koyarak döndüm.
Konferansı değerli yapan da bu eleştirel zenginlik ve heyecan verici uluslararası katılımdı. 
Alman, Arjantinli, Güney Afrikalı, İranlı, Hindistanlı, İrlandalı, Afgan, Mısırlı, Rumen ve Gürcü akademisyenlerle rastladım.
Hatıraları hâlâ canlı.
 

Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)
Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Hüzün

İnanın bana yoğun, hareketli ve başarılı geçen bir etkinliğin sonu kadar hüzünlü bir şey yoktur. 
Bu durumu açıklamaya en yakın ifade olarak ise aklıma sadece hüzün kelimesi geliyor. 
Konferans bitiminde adını koyamadığım bu ısrarlı hüzün beni yaraladı. 
Herkesin aceleyle kendi yoluna gitmesinin ardından içim hüzünle burkuldu. 
Hüzünlü bir boşluk içinde kaldım.
Ölçülebilir ya da modellerle açıklanabilir bir duygu değil.
John Berger'in bir ifadesini ödünç alacak olursak, "ruhunda umutsuzluğun yarattığı boşluğu keder doldurur".
Ama insanın acı verici bir boşlukla yaşaması zordur.
 

Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)
Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Öğrenciler

Üçüncü gün, yani sesim kısılmadan önce etkinliğe gelen lisans öğrencileriyle tanıştım.
Multi Kulti adında bir kafede yemek yedik ve biraz takıldık. 
Işık ve canlılık saçan birkaç öğrenciyle iyi zaman geçirmek beni mutlu etti. 
Benim için rehabilitasyon gibiydi. 
Üniversiteye yeni başlamış öğrencilerim Aldo Moro, Umberto Eco, Herbert Marcuse gibi isimleri bilmeleri umut ve heyecan vericiydi.
 

 

Ukde

1810 yılından bu yana şehir merkezinde yer alan Eski Botanik Bahçesi'ni gezmeyi çok isterdim. 
3,6 hektarlık bahçede yükselen 38 metre boyundaki lale ağacı, Almanya'nın en yüksek ağaçlarından biriymiş. 
Ayrıca Grimm-Dich-Pfad (Grimm Masalları Yolu) yürüyüş rotası da bu bahçeden başlıyormuş. 
Tam da bizim konferans salonunun yakınında üstelik.

Frankfurt Okulu'nu görmeyi de hep istemişimdir. 
Hayatımın akışı bugün başka bir mecraya yönelmişse, bunda başyapıt olarak gördüğüm Minima Moralia'nın yazarı Adorno'nun, sonra Horkheimer ve "Kafandan hiçbir düşüncenin tebdilikıyafet geçmesine izin verme" diyen Benjamin'in payı büyük. 
Onlara minnet duymam gerekir. 
Bir de kendisine çok şey borçlu olduğum, Tek Boyutlu İnsan klasiğinin yazarı Marcuse'ye elbette. 
Aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ güncel.
 

Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)
Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Kitabevleri

İki kitabevi'ni özellikle beğendim.
Roten Stern tutkulu ve ruhu olan bir kitabeviydi. 
 

Roten Stern / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Roten Stern / Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)​​​​​​​

 

Nefis ve şirin bir kafesi var.
Oradan Almanca Poetic Edda'yı aldım. 
Bende yeni bir dünyanın doğmasına sebep olmuştu Poetic Edda.
Viking aşkım ve dize gelmez pagan Cermen ruhuna düşkünlüğüm malûm.
Yanımdan eksik etmediğim Edda ne peki?
Poetic Edda çevirmenlerinden Lee M. Hollander Edda'yı şöyle tanımlar:

Veda metinleri Hindistan ve Homeros destanlarının Yunan dünyası için ne anlam ifade ediyorsa, Edda da Cermen halkları için o nanlamı taşıyor. Edda, bu insanların mitolojisini ve halk kültürlerinin büyük bir bölümünü şiirsel bir biçimde bir araya getiren bir hazinedir. Aynı zamanda, putperestliğin son dönemleri ile Hristiyanlığın ilk dönemlerinde süren Kuzey halklarının ahlâki anlayışını ve kültürel yaşamını da öne çıkarır.
 

Roten Stern / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Roten Stern / Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Kitabevi sosyal ve insani bilimler alanından geniş bir akademik seçkiye yer veriyor.
Kültürel çalışmalar ve medya kitaplarını beğendim.
Benim alanım postkolonyal çalışmalar ve medya. 
Ama aşkım Cermen kültürü.
Benim evim Mağusa. 
Kalbimse Kuzey'de.
Diğeri kitabevi ise Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung.
 

Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

Grimm Kardeşler

Grimm Kardeşler ile büyüdüm. 
Bende yerleri ayrıdır.
Okuduğum ilk kitap bu kardeşleri hikâyeleridir.
Dövme gibi kızgın bir iz bırakmıştır hikâyeleri bende.
 

Grimm Kardeşler olmadan Marburg'u tahayyül etmek zor / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Grimm Kardeşler olmadan Marburg'u tahayyül etmek zor / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

Jacob ve Wilhelm Grimm Marburg Üniversitesi'nde hukuk eğitimi aldılar. 
Hatta ünlü masallarının çoğunu bu çevreden derlemişler. 
Kardeşlerin Marburg dönemi ileride Çocuk ve Ev Masalları (Kinder- und Hausmärchen) adını alacak masal derlemesinin ilk adımlarına olanak verir.

Grimm Kardeşler, zamanla Marburg'u Alman Masal Yolu'nun popüler duraklarından birine dönüştürmüş. 
Tutkulu Grimm okurları, bizim Arnavut kaldırımlı dediğimiz sokaklarda, dallanıp budaklanan masal rotasını izleyerek iki kardeşin katkıda bulunduğu kültürel hafızayı ve yarattıkları atmosferi deneyimliyor.

Jacob ve Wilhelm Grimm, hukuk eğitimi almak için 19'uncu yüzyıl başında Marburg'a gelirler. 
Ağabey Jacob Grimm eğitimini yarıda bırakır. 
Wilhelm Grimm ise ağabeyinden bir yıl sonra, 1803'te hukuk okumaya gelir.
1806 yılında mezun olur.
 

Marburg Üniversitesi, kütüphanesi'nde Grimm kardeşlerin öğrencilik yıllarına ait izleri koruyor diye biliyorum.   Üniversite koleksiyonunda Grimm Kardeşler'in, hocaları Friedrich Carl von Savigny ve diğer Hessenli dostlarıyla mektuplaşmaları, kişisel notl
Marburg Üniversitesi Kütüphanesi'nde Grimm kardeşlerin öğrencilik yıllarına ait izleri koruyor diye biliyorum. 
Üniversite koleksiyonunda Grimm Kardeşler'in, hocaları Friedrich Carl von Savigny ve diğer Hessenli dostlarıyla mektuplaşmaları, kişisel notları ve bazı nadir imzalı kitapları (otograflar) yer almaktaymış. Keşke zamanım olsa ve bunu daha önce fark edebilsem / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu​​​​​​

 

Profesörleri Friedrich Carl von Savigny, onların tarih ve filolojiye duydukları ilgiyi tetikler. 
Hatta kendi özel kütüphanesini kullanmaları için Grimm Kardeşler'e açar. 
Savigny'nin çevresi sayesinde Clemens Brentano ve Achim von Arnim gibi Alman Romantizmi'nin anıtsal isimleriyle ilişki kurarlar.

Romantizm, esas olarak 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkar ve 19. yüzyılın ilk yarısında güçlenerek kıtaya yayılır. 
 

Grim Masalları'nın Kurbağa Prensi. Şehrin yukarı kısmındaki tarihi bölgesi / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Grim Masalları'nın Kurbağa Prensi. Şehrin yukarı kısmındaki tarihi bölgesi / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Filozof Johann Gottfried Herder'in 18. yüzyılın ikinci yarısında öncü bir rol oynayıp düşünsel temellerini attığı Alman Romantizmi, akılcılığın ve Aydınlanma düşüncesinin modernist evrenselci iddialarına karşı bir eleştiridir.
Bu akım, özellikle 1790'lardan 19. yüzyılın ilk yarısına kadar edebiyattan felsefeye, sanattan müziğe dokunan geniş bir ağdır.

Herder'in halk kültürüne duyduğu ilgi, sonraki Romantik kuşağı da etkiler. 
Bu etki, Grimm Kardeşler'in masal derlemelerinde de görülebilir. 
Çünkü Herder gibi düşünürler, halk şarkılarına, dile ve kültürel geleneğe önem kazandırırlar.

*

Yüksek lisans tezimde İskandinav mitolijisinin kültür endüstrisi üzerindeki etkisini araştırırken bu mitolijinin tarih boyunca nasıl kullanıldığına bakmıştım. 
Grimm Kardeşler burada da karşıma çıkmıştı. 
Çünkü bu tutkulu dilbilimciler aynı zamanda efsanevi halk hikâyeleri araştırmacıları ve masal derleyicileriydi. 
İskandinav mitolojisine dair Jacob Grimm'in bir kitabını yüksek lisans tezim için okumuştum: Germanic Mythology (Çevirmeni Vivian Bird'dü).
Bizim kütüphanede vardı. 
Her sözcüğün tadını çıkartıyordum okurken.
Gerçekten güzel ve eğlenceli bir dönemdi.
Bu kitap bende bir ukdedir. 
Baskısı tükenmiş.
Eşekliğimden bu kitabı Marburg'da sormayı akıl edemedim.
 

Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung / Fotoğraflar: İbrahim Beyazoğlu (Kolaj: Independent Türkçe)

 

Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung (Elwert N. G. Üniversite Kitabevi)

İlk olarak 1783 yılında kurulan ve 1831'de Noa Gottfried Elwert tarafından devralındıktan sonra onun adını alan kitabevi, Marburg Üniversitesi'ne uzun yıllardır hizmet veren köklü bir geleneğe sahiptir.

Kitabevi, bugün Lehmanns Media Grubu'nun bir şubesi olarak faaliyet göstermeyi sürdürüyor.
 

Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

Bana söylenen Grimm Kardeşler'in kitabevinin yanındaki evde yaşadığı.
Kitabevini ziyaret etmediklerini düşünmek için bir sebep yok. 

İki kere kitabevini ziyaret etmeyi denedim ama hep son dakika yetişebildim. 
 

Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu
Elwert N. G. Universitätsbuchhandlung / Fotoğraf: İbrahim Beyazoğlu

 

 

Kaynaklar:

Antonio Tabucchi, Pereira İddia Ediyor, çev. Münir H. Göle, Can Yayınları, 2005, s. 119.
Boethius, Felsefenin Tesellisi, çev. Ç. Dürüşken, 2. baskı, Kabala Yayıncılık, s. 135.
Hessen Tourismus. “Marburg – University City with a Heart.” Experience Hessen. https://en.hessen-tourismus.de/where-to-go/towns-and-cities/marburg (Erişim tarihi: 26 Ekim 2026).
John Berger, Kıymetini Bil Her Şeyin,  (2. bs.),  çev. B. Eyüboğlu, Metis Yayınları, 2009, s. 89.
Lee M. Hollander. "General Introduction", İçerisinde Poetic Edda (ss. ix-xxix), çev. Lee M. Hollander. İkinci Baskı. University of Texas Press, 2024, s. ix. 
Lampart, Fabian. “The Turn to History and the Volk: Brentano, Arnim, and the Grimm Brothers.” The Literature of German Romanticism. Cambridge University Press, 5 Şubat 2013. https://www.cambridge.org/core/books/abs/literature-of-german-romanticism/turn-to-history-and-the-volk-brentano-arnim-and-the-grimm-brothers/FF6B588DF7EB3C052B79F1F1FC8DB8C0 (Erişim tarihi: 26 Ekim 2026).
Mario Vargas Llosa, Yeşil Ev, 2. basım,  çev. A. Er. Can Yayınları, 2012, s. 15.
Nick Hornby, 31 Şarkı, çev. B. Kadıoğlu, Sel Yayıncılık, 2010, s. 36.
Sándor Márai, Bir Burjuvanın İtirafları, çev, S. Can Yağcı, Can Sanat Yayınları, 2010,
s. 362 
Umberto Eco, "Taksi Sürücüsünden Nasıl Yararlanılır?" İçerisinde Somon Balığıyla Yolculuk (ss. 37-39), çev. İlknur Özdemir, Can Yayınları, 1997, s. 39.
Universitätsbibliothek Kassel (19 Mayıs 2015). “Briefe der Grimm-Familie im Onlinearchiv der UB Kassel.” UB-Blog. https://blog.ub.uni-kassel.de/blog/2015/05/19/briefe-der-grimm-familie-im-netz/ (Erişim tarihi: 26 Ekim 2026).
VisitMarburg.com. “The Philipps University & the Brothers Grimm.” VisitMarburg.com. https://visitmarburg.com/discover/university-grimm/ (Erişim tarihi: 26 Ekim 2026)
Walter Benjamin, Tek Yön, çev. T. Turan, Yapı Kredi Yayınları, 2011, s. 35.

*Bu yazı ile ilgili düzeltme veya yorumunuz varsa lütfen benimle iletişime geçin: [email protected]

*İbrahim Beyazoğlu DAÜ İletişim Fakültesi'nde 2014 yılından beri öğretim görevlisi (PhD.) ve gazetecidir. Leeds Üniversitesi Tarih Bölümü'nde, aldığı bursla, konuk araştırmacı olarak bulunmuştur. https://scholar.google.com/citations?user=JrwwtXAAAAAJ&hl=tr&oi=ao İ[email protected]  

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU