Berlin'de buna deprem diyorlar. Kiev'de ise geri sayım olarak yorumlanıyor: Almanya için Alternatif'in (AfD) pazar günü Saksonya-Anhalt'ta oyların yüzde 43,8'ini kazanmasıyla II. Dünya Savaşı'ndan bu yana bir Almanya eyalet seçiminde herhangi bir radikal sağ partinin elde ettiği en güçlü sonuç kaydedildi. 83 sandalyenin 39'unu alan parti, mutlak çoğunluğun üç sandalye gerisinde kaldı.
Son 20 yılın büyük bir bölümünü Vladimir Putin'le mücadele ederek geçirdim. Onun başka ülkelerdeki seçimleri kazanmaya ihtiyacı yok. Sadece beklemesi yeterli.
AfD ne yapacağını hiçbir zaman gizlemedi. Parti programında Ukrayna'ya askeri yardımın sonlandırılması, Rusya'ya yönelik yaptırımların kaldırılması ve Nord Stream boru hatlarının yeniden açılması yer alıyor. Partinin dış politika sözcüsü, Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın açık tavsiyesine rağmen haziranda St. Petersburg'a uçmuş, Gazprom Başkanı ve Putin'in üst düzey temsilcilerinden biriyle bir araya gelerek Rus gazı sevkiyatının yeniden başlamasını görüşmüştü. Daha sonra Putin'in temsilcisi, AfD'yle birlikte harika bir gelecek inşa etmeyi dört gözle beklediğini belirten bir paylaşım yapmıştı.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bunların hiçbiri sır değil. Bu bir manifesto.
Evet, bu tek bir Alman eyaleti ve Alman dış politikası eyalet düzeyinde belirlenmiyor. Şimdi rahatsız edici kısma gelelim. AfD, Almanya'nın en popüler partisi; ülke genelindeki anketlerde yaklaşık yüzde 28 oy oranıyla başbakanın kendi partisinin önünde yer alıyor. 20 Eylül'de sandığa gidecek Mecklenburg-Vorpommern'deki anketlerde önde gidiyor.
Alman siyaseti, Almanların güvenlik duvarı diye adlandırdığı ilkeye dayanıyor: ana akım partilerin AfD'yle asla koalisyon kurmama konusunda vardığı uzlaşı. Bu anlaşma hâlâ geçerli. Ancak şimdi, en yakın rakibinin iki katından fazla oy alarak birinci gelen bir partiyi durdurmak zorunda. Bu tür güvenlik duvarları sonsuza kadar ayakta kalmaz.
Öyleyse bu duvar yıkıldığında olacakları bir düşünelim. Avrupa'da Ukrayna savunmasına en büyük finansal desteği Almanya sağlıyor. Almanya desteğini çekerse, AB'nin geri kalanı bu açığı kapatamaz. Bunun için ne yeterli parası ne de gerekli siyasi birliği var. Ukrayna ne askerlerinin maaşlarını ödeyebilir ne silah satın alabilir. Putin de savaşı kazanır.
Üstelik bununla da yetinmez. Putin'in savaşa ihtiyacı var. Rejimini ayakta tutan şey bu. Bu, Machiavelli 101. Yurtiçinde sıkıntıya düşen bir hükümdar, yurtdışında bir düşman bulur. Ayrıca Rusya'da iktidarı kaybetmesinin emeklilik anlamına gelmediğini de biliyor. Bu, hayatına mal olur. Dolayısıyla Ukrayna'dan sonra bir Baltık ülkesine ya da Polonya'ya yönelir ve NATO yükümlülüklerimizi yerine getireceksek, Rusya'yla savaşa gireriz. Vekalet savaşı değil. Bizim savaşımız.
Bu filmi daha önce izledik. Donald Trump, çalışan kesimlerdeki aynı öfke dalgasından yararlandı, Ukrayna'ya askeri desteği sonlandıracağına dair aynı vaatlerde bulundu. Kazandı ve ardından Washington, Ukrayna'nın savunmasına mali destek sağlamayı bıraktı. Amerikan silahları gönderilmeye devam ediyor ancak faturayı Avrupa ödüyor. Ukrayna hâlâ ayakta çünkü Amerika geri çekildiğinde Avrupa devreye girdi. Avrupa'nın yerine devreye girecek kimse yok.
Bu açıdan bakıldığında Putin'in stratejisi mantıklı. Toprak kazanmak için savaşmadığından felaket boyutundaki kayıpları göze alabiliyor. Ordusunun ele geçiremediğini, bizim sandıklarımızın ona teslim etmesini bekliyor. Pazar günü, beklemenin işe yaradığını gördü.
Bu silahı elinden almanın bir yolu var ve bu hiç de karmaşık değil.
Savaşın başında Avrupa, çoğu Brüksel'deki Euroclear'da bulunan yaklaşık 210 milyar euroluk Rus devlet varlığını dondurdu. Bu varlıklar hâlâ orada. AB liderleri aralık ayında bu varlıkları devreye sokma fırsatı buldu ancak Belçika'nın, kimsenin veremeyeceği garantiler istemesi nedeniyle geri adım attılar. Böylece Avrupa, Rusya'nın parasını harcamak yerine Ukrayna'yı 2027'nin sonuna kadar desteklemek için kendi bütçesini teminat göstererek 90 milyar euro borç aldı. Yetkililer artık bu paranın o kadar uzun süre yetmeyeceğini kabul ediyor.
Bunun neye sebep olduğunu bir düşünün. Avrupalı vergi mükelleflerine yük getirdi, Putin'in parasına el sürmedi ve Ukrayna'nın hayatta kalmasını, AfD, Ulusal Birlik ve dostlarının tamamen kontrol etmeyi amaçladığı ulusal bütçelere ve AB oylarına bağlı hale getirdi.
Alternatif ise, bu varlıklara doğrudan el koyarak bunları, uluslararası bir anlaşmayla oluşturulan ve tek bir hükümetin kontrolünden tamamen bağımsız tutulan, Ukrayna'nın savunması için kurulmuş uluslarüstü bir fona aktarmak. Parayı teminat göstererek alınmış kredi değil. Faizi değil. Paranın kendisi. Bu para fona aktarıldıktan sonra ne Berlin'deki bir başbakan ne de Paris'teki bir cumhurbaşkanı bu finansmanı durdurabilir. Bu, Ukrayna'yı yıllarca silahlandırarak Putin'in en güvenilir stratejisini tek hamlede yok edebilir.
Son başkanlık seçimlerinden önce Birleşik Devletler'de tam da bunu önermiştim. Buna Ukrayna'nın Trump'a karşı sigortası demiştim. Kimse kulak asmadı ve şimdi hepimiz satın almayı reddettiğimiz bu poliçenin bedelini ödüyoruz.
Felakete doğru uyurgezer gibi ilerliyoruz ve bunu gözlerimiz açık yapıyoruz. Kimin geldiğini biliyoruz. Geldiklerinde ne yapacaklarını biliyoruz. Paramız da vaktimiz de hâlâ var.
Hâlâ imkanımız varken bu sigortayı yaptırmalıyız.
*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç
© The Independent