Gianni Infantino'nun gitmesi yetmez, FIFA kökten değişmeli

Infantino'nun skandal yaratan Dünya Kupası'nı satma planının ardından yaşadığı düşüş, Margaret Thatcher'ınkiyle karşılaştırılıyor. Ancak futbol dünyası, tek bir kişiden kurtulmaktan çok daha büyük düşünmeli

(Reuters)

Futbol dünyasındaki isimler, Gianni Infantino'nun küçük düşürücü geri adımını hevesle paylaşırken, birçoğu 1 Ağustos cumartesi sabahının erken saatlerine kadar gelişmeleri takip etti ve kararlılıkları daha da pekişti.

Genel kanı, ilk adımın başarıyla atıldığı yönündeydi. Artık sıra ikinci adımda:

Hâlâ gitmesi gerekiyor.

Infantino'nun güç aldığı destek tabanının büyük kısmı kesinlikle ortadan kalktı, buna muhtemelen Donald Trump'ın himayesi de dahil. ABD başkanına cuma günü (31 Temmuz) bu planla ilgili kendisine danışılıp danışılmadığı sorulduğunda, Trump tek bir kelimeyle "Hayır" yanıtını vererek planı, dolayısıyla da daha önce alışılmadık derecede övdüğü bir ismi reddetmiş oldu.

Ve mesele orada kapandı. Belki de artık Infantino için yolun sonu gelmişti.

UEFA, Infantino'ya "güvenini kaybettiğini" çoktan açıkladı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Önde gelen isimlerden biri, Infantino'nun "liderliğinin zayıf olduğunun ortaya çıktığını, karakterinin sorgulanır hale geldiğini, kendi çıkarlarına öncelik vererek davrandığını ve FIFA'yı yönetmek için kesinlikle yanlış kişi" olduğunu belirtti.

Futbol dünyasının standartlarına ve Infantino'nun çevresinde olup bitenlere göre bile çok hareketli bir hafta yaşandı.

(27 Temmuz) Pazartesi: Görünüşte sarsılmaz bir konumdaydı, yeni bir başkanlık dönemine doğru ilerliyordu, öyle ki medyayı eleştirileri nedeniyle azarlıyordu.

(31 Temmuz) Cuma: Dünyası başına yıkılmıştı ve dünyanın geri kalanı daha önce hiç görülmemiş şekilde ona saldırıyordu.

Başka hiçbir ciddi kuruluş, tüm güvenilirliği sarsılmış halde böylesine aleni bir aşağılanmaya maruz kalıp da sorumlu kişileri görevden almadan ve kurum kültürünü kapsamlı biçimde sorgulamadan yoluna devam edemezdi. 

İşte bu yüzden "üçüncü adım", birinci veya ikinci adımdan daha önemli olmalı: Gerçek bir hesap verebilirlik sağlanmalı ve durumun nihayetinde tek bir kişiyle ve bir haftayla sınırlı olmadığı kabul edilmeli.

Bu süreçten itibarı güçlenerek çıkan az sayıdaki isimden biri olan FIFA Operasyon Direktörü Kevin Lamour, Infantino'ya indirilen asıl öldürücü darbe olarak görülen cuma günkü açıklamasında bunu kusursuz biçimde özetledi:

Bu proje ve bundan sonra yaşanacaklar hakkında herkes sorumluluk almalı.

Bu anlamda, futbol dünyasından isimlerin bunu Margaret Thatcher'ın düşüşüne benzettiği, siyasi çöküşün yaşandığı klasik bir hafta oldu. Düşüş biraz zaman alabilir fakat geldiğinde bir anda gerçekleşir.

İşte bu yüzden, böyle bir hafta futbolu yönlendiren tüm karanlık güçleri gözler önüne sermesi açısından başta ne kadar kötü görünürse görünsün, bazı olumlu gelişmeleri de beraberinde getirebilir. Genellikle ağır davranmakla eleştirilen futbol yöneticileri adeta "coşmuştu".

Aynı şekilde, Dünya Kupası'nın geleceğinin ve niteliğinin, geçen yıl bu planın ana hatlarının belirlendiği, "Allen & Co Konferansı" adı verilen ve sadece davetlilerin katılabildiği milyarderler toplantısı gibi bir ortamda kararlaştırılmamış olması da başlı başına ahlaki bir zafer. Bu insanların, özellikle de halkın oyunu olarak görülen futbolu kullanmaya kalkışmalarındaki küstahlık hayret verici.

Infantino'yla aynı konulardan bazıları nedeniyle haklı olarak eleştirilebilecek UEFA Başkanı Aleksander Ceferin, en başarılı olduğu yönünü gösterme fırsatı buldu.

Süper Lig (Bazı büyük kulüplerin desteklediği "Avrupa Süper Ligi" projesinden bahsediliyor -çn.) meselesinde olduğu gibi, takdire şayan ve coşkulu bir konuşma yaptı. Ancak yine Süper Lig konusundaki gibi işleri bu duruma getiren sorunların çoğu hâlâ devam ediyor.

Futbol camiasından bir isim, Infantino'nun sorumlu olduğu sorunları sıralamaya başladığında birden durup gülerek "Liste o kadar uzun ki gülünç" dedi.

Bu sorunlar ayrıca bariz yönetim hatalarından üslup ve tavırlara kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Katar'daki basın toplantısı, "Instagram üzerinden yönetim", İsrailli ve Filistinli delegelerin el sıkışmasını sağlamaya çalışması ve herkese "Sakin olun" demesi gibi örnekler var. Bu liste, aşağıdakiler de dahil daha somut gelişmelere yönelik haklı eleştirileri içermiyor: Süper Lig'e ilk etapta dahil olması, özel sermaye fonlarıyla daha önce giriştiği hamleler ve tuhaf kripto para takıntısı; Kulüpler Dünya Kupası'nın oluşturulma süreci, Inter Miami'nin bu organizasyona dahil edilmesiyle spor ahlakının zedelenmesi ve Cristiano Ronaldo'nun Dünya Kupası cezasının ertelenmesi, su molaları, Folarin Balogun olayı, tartışmalı siyasi figürlere ve otokratik liderlere genel olarak yaranma çabası ve (belki de en önemlisi) 2034 Dünya Kupası'nın Suudi Arabistan'a verilmesine giden süreç.

Infantino görevden ayrılsa bile herkes yine de bu kararların sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalacak. Futbol dünyası, her halükarda 8 yıl sonra Suudi Arabistan'a gitmek zorunda ve Katar'da olduğu gibi insan haklarıyla göçmen işçiler hakkındaki tartışmaların çoğu yeniden gündeme gelecek.

Bunun nedeni ise Infantino'nun tüm bunları yapmasına izin verenlerin, bugün onu kınayan aynı futbol politikacıları olmasıdır.

Daha pazartesi günü medyadan gelen eleştirilere sertçe tepki göstermeye cesaret edebilmesinin bir sebebi de futbol camiası içinden eleştirilere alışkın olmamasıydı.

Bir kaynağın da belirttiği gibi, "Bu kabul edilemez duruma karşı yeterli sayıda ulusal federasyon sesini yükseltmedi" ta ki mesele tahammül edilemez hale gelene kadar. FIFA Konseyi açıkça herhangi bir denetim uygulamadı, öyle ki neredeyse her konuda karanlıkta bırakıldı. Infantino'nun denetimsiz şekilde çok fazla ileri gitmesine izin verildi.

Bundan tamamen bireyler sorumlu değil. FIFA'nın (ve UEFA'nın) yapısı, başkana gereğinden fazla yetki tanıyor. Bu da keyfi yönetimle sonuçlanabilir ve her şey, oy toplama mekanizmasına dönüşen, gelirlerin yeniden dağıtım sistemi tarafından şekilleniyor. Herkes başkana karşı çıkmanın (bazı UEFA üyesi ülkelerin perşembe günkü (30 Temmuz) toplantıdan önce bile hissettiği gibi) kendi organizasyonları açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Önemli etkinliklere ev sahipliği yapma hakkı kaybedilebilir.

Lamour açıklamasında "aşağılama ve tehditten" bahsetti. Infantino'nun bu sistemi alaycı biçimde aşırı kullanmasının başarısızlıkla sonuçlanması karşısında bir "heyecan" yaşanmasının nedeni de bu.

Futbol camiasında hakim olan izlenim, onun bu özelleştirme planını kolayca geçirebileceğini düşündüğüydü zira… işler böyle yürür. Bu, aşırı özgüvenden kaynaklanan bilindik bir yetki aşımıydı.

Ancak bir üye federasyon başkanının da dediği gibi:

Bu saçma kayırmacılık sisteminin gerçek yüzünün ortaya çıkmasına sevindim. Para zaten haklı olarak üyelere ait, oy satın almak için değil.

İşte bu nedenle, 2016'da Infantino'nun Sepp Blatter'ın yerine geçtiği dönemde gerçekleştirilmeyen reform artık öncelik olmalı. Başkanın bu kadar güçlü olmamasının sağlanacağı makul bir kuvvetler ayrılığının gerçekleştirilmesi de öyle.

Bu gerçekten yapılacak mı? Bu, geçen haftaki gelişmelerin merkezinde yer alan ve artık büyük bir rakibini saf dışı bırakma fırsatını değerlendiren Ceferin'in kendi yetkilerini sınırlamak zorunda kalacağı anlamına gelir. UEFA'nın açıklamasında FIFA liderliğinin "kapsamlı ve köklü" şekilde gözden geçirileceğinden bahsedildi, peki ya kendi liderliği ne olacak?

Uygun denetim ve denge mekanizmaları olmalı.

Şimdiden futbolun bir sonraki aşamaya geçtiği, marttaki seçimlerden önce kasımdaki son başvuru tarihine kadar başkan adaylıklarının sunulduğu hissi hakim. Başka bir deyişle, eski tas eski hamam, isimler yeni ama sistem aynı. 

Norveç Futbol Federasyonu'nun güçlü başkanı Lise Klaveness'in de belirttiği gibi:

Bu, kapalı kapılar ardında yürütülen sıradan bir iktidar mücadelesi olarak kalamaz. Tüm çabalarımız, yönetimin iyileştirilmesine yönelmeli.

Bu sözler, "artık futbol dünyasının siyasi liderlerinin kendilerine doğru soruları sormaları ve doğru kararları almaları vaktinin geldiğini" belirten Lamour'un görüşlerini de yansıtıyordu.

Bu, Infantino'nun yerine kimin geçeceği değil, hangi sistemin onun yerini alması gerektiği hakkında bir tartışma.

Bazıları daha da ileri giderek, "yerli bir çim topu kulübü için tasarlanmış" İsviçre tipi bir derneğin artık milyarlarca dolarlık uluslararası bir işletmeyi yönetemeyeceğinde ısrar ediyor. Hukuken şeffaf şekilde kurulmuş, düzgün bir yönetim kuruluna sahip bir limited şirkete ihtiyaç olduğunu savunuyorlar.

Şimdilik çoğunlukla Infantino'nun görevden alınmasına odaklanılmış durumda. Yöneticiler, bu olayın Infantino'nun FIFA'nın başkanlık tüzüğündeki iki maddeyi, özellikle "FIFA'nın olumlu imajını güçlendirme" ve ilgili taraflar arasında "iyi ilişkileri sürdürme ve geliştirme hedefleriyle" ilgili maddeleri ihlal ettiğini kanıtladığını vurguluyor. Halihazırda ülkelerin daha önce gönderdikleri destek mektuplarını geri çekmelerini sağlamaya yönelik bir girişim sözkonusu. Infantino'da bu mektuplardan çok var.

Aynı şekilde, Infantino'nun cumartesi sabahı yaptığı açıklamada da bir dil sürçmesi vardı. Uzun süre "biz" dedikten sonra birden "benim niyetim" ifadesini kullandı.

Futbolun bu durumdan kurtulması gerekiyor. Çok daha büyük düşünmesi gerekiyor.
 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU