Donald Trump'ın düşüşü başladı mı?

ABD'deki birçok televizyon kanalı, Başkan Trump'ın Çin'in seçimlere müdahalesine dair saçmalamalarını yayımlamayı reddederken, giderek daha fazla Amerikalı onun ortalığı velveleye verdiğinin farkına varıyor

(Reuters)

Donald Trump nüfuzunu kaybediyor. Bu sadece cidden sıkıcı toplantıların ortasında uyuyakalması ya da eskiye kıyasla daha fazla saçmalamasından değil (evet "örgünün" ipleri biraz dolaşmaya başladı)* azalan verim yasasından da kaynaklanıyor. Kongre'nin kabul ettiği gerçek yasaların, hatta Anayasa'nın aksine, bu onun çiğneyemeyeceği, etrafından dolanamayacağı ya da içini boşaltamayacağı bir yasa. Bu, doğanın ve siyasetin yasası, Trump'ın elindeki son otoriteyi de zayıflatıyor.  

Aynı durum, televizyondan Amerikan ulusuna seslendiği yarım saatlik konuşması için de geçerli. Eskiden böyle bir olay uluslararası çapta ilgi görür, bardaki adamlar sesin açılmasını ister, aileler ise bu yeni savaşın kendileri açısından ne anlama geleceğini öğrenmek için ekran başına toplanırdı.

Daha önceki başkanlar bir yana, Trump'ın ilk döneminde bile Çin hükümetinin ABD seçimlerine müdahalesine yönelik ürkütücü istihbarat haberleri bir tür kriz, büyük bir jeopolitik olay yaratır ve Amerikalıları öfke içinde birleştirirdi. Bu konu her zaman önemliydi, rutin bir mesele değildi.

Şüphesiz tüm televizyon kanalları bunu yayımlardı ve herhangi bir tepki büyük yankı uyandırırdı. Küba Füze Krizi sırasında Kennedy'yi düşünün; Soğuk Savaş döneminde "Yıldız Savaşları" savunma sistemini hayata geçiren Reagan'ı, kendi Körfez savaşlarını başlatan iki Bush'u ve Bin Ladin'in ölümünü duyuran Obama'yı. İki başkan (Nixon ve Johnson) böyle bir yayında fiilen istifa etmişti. Sansasyonel. Tarihi. Artık Trump'la işler pek öyle değil. Bunun, örneğin İran'a yönelik resmi bir savaş ilanı değil, yine yanıltıcı bir numara olduğunu anlayan bazı televizyon kanalları, öngörülebilir, biçim ve içerik açısından da kendini sürekli yücelttiği miting performanslarından farkı olmayan, doğrulanmamış ve kanıtlanmamış iddialarla dolu 25 dakikalık konuşmayı yayımlamayı reddetti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Elbette haklıydılar. İddialar saçmaydı. Çin yönetimi gerçekten de ABD kamuoyunu, dolayısıyla seçim sonuçlarını ya da siyasi kararları kendi lehine etkilemek istiyor, her zaman böyleydi ve hep böyle olacak. Elbette aynı şey Ruslar için de geçerli. Bu apaçık gerçeğin daha karanlık versiyonunu Putin sıkça dile getiriyor gibi. Kaybettiği (yani 2020 başkanlık seçimleri) ya da kaybedebileceği (kasımdaki ara seçimlere az kaldı) herhangi bir seçimi gayrimeşru kılmanın yollarını sürekli arayan Trump'ın aklına da muhtemelen bu şekilde yerleşti.

Trump'ın, Çin Komünist Partisi'nin ABD seçmen kayıtlarındaki şahsi bilgilere sahip olduğu yönündeki ifşasına gelince, bu tür veriler zaten kamuya açık, pazar araştırmacılarıyla siyasi kuruluşlar tarafından da düzenli olarak büyük hacimli dosyalar halinde satın alınıyor. Bu, sözkonusu verilerle oyları çalabileceğiniz anlamına gelmez. Çin'in Amerika'daki seçim sonuçlarına müdahale ettiğine yönelik hiçbir kanıt yok. Buna karşılık Rusya'nın dünya çapında demokrasiyi ve kamusal tartışmaları çarpıtmaya yönelik yoğun girişimlerine dair çok daha fazla kanıt mevcut.

Gelgelelim böyle şeyleri belirtmeme gerek yok zira haberler "Başkan ülkemize dair şoke edici bir açıklama yaptı" değil, daha çok "Başkan ileride ortaya atacağı asılsız bir anlatının yolunu yaparak seçimleri çalmak istiyor ve bunları uyduruyor" şeklindeydi. Trump ağzını açıp bir şey söylediğinde, tam tersinin doğru olduğundan emin olabilirsiniz. Çünkü bir süredir giderek daha açık hale geldi ki o, halkın en sevdiği başkan, Oval Ofis'e gelmiş en zeki kişi ya da vergilerden kadınlara ve açık havuzlara kadar her konuda her şeyi en iyi bilen kişi değil.

Artık zor durumda kaldığında Trump'ın gerçeği çarpıtıp her türlü hileye başvurmasını bekliyoruz. Kongre üzerindeki kontrolünü kaybettiğindeyse bugüne kadar hiçbir başkanın görmediği şekilde zora düşecek ve bu durum diğerleriyle kıyaslanamayacak kadar ciddi olacak. Birden fazla azil süreci ve topal ördeğe dönmüş bir yönetim onu bekliyor.

Umarız giderek daha fazla Amerikalı, Trump'ın her fırsatta ortalığı velveleye verdiğini ve onları gaslighting'e maruz bıraktığını görüyordur. Özgür ve adil bir seçimi tersine çevirmeye yönelik en büyük girişimin Kasım 2020 seçimlerinin ardından yaşandığı, sürecin 6 Ocak'ta Trump destekçileri tarafından kötü şöhretli "Sayımı durdurun" isyanlarıyla doruğa ulaştığı gerçeğini unutmak zor. Pekin, Demokratlar ve "derin devlet" 2020'de Trump'ı mağdur edebildiyse bunu neden 2016'da ya da 2024'te yapamadılar? Unuttular mı? Fikirlerini mi değiştirdiler? Excel dosyalarını mı kaybettiler? Yoksa tabir yerindeyse işi batırdılar mı? Eski bir deyişe göre yalan yeterince büyükse insanlar inanır. Trump mantıksız açıklamalarıyla bunu bile çürütmeyi başardı; bunların hepsini daha önce duyduk, çürütüldüğünü de gördük. Azalan verim yasası acımasızdır. Trump ise manasız bir konuşma veya bir Sharpie'yle (Trump'ın resmi belgeleri imzalarken kullandığı keçeli kalem -çn.) bu yasayı yürürlükten kaldıramayacağını henüz anlayamadı.

*(Yazar, Trump'ın konudan konuya atlayan konuşma tarzını "weave/örgü" tekniği diye adlandırıyor -çn.)
 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

DAHA FAZLA HABER OKU