Gazze'deki korkunç saldırıları nedeniyle İsrail'e derhal yaptırım uygulanmalı

Gazze ve Batı Şeria'daki eylemleri nedeniyle İsrail'e somut ve etkileri derhal hissedilecek ekonomik bedeller ödetmenin artık vakti geldi

Trump'ın arabuluculuğunda sağlanan "ateşkese" rağmen İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları devam ediyor (AFP)

Meryem Ebu Dakka'nın, İsrail'in Gazze'deki Nasır Hastanesi'ne düzenlediği çift vuruş saldırısında öldürülmesine ilişkin tüyler ürpertici haberleri okurken haklı ve yoğun bir öfkeye kapılmamak imkansız.

Ancak Gazze'deki sistematik toplu katliamlar, sağlık çalışanları ve gazetecilerin sistematik biçimde hedef alınması ve devasa boyutlardaki sivil can kaybı, soğukkanlı ve akılcı bir yanıt gerektiriyor.

Bu yanıt, İsrail'e yaptırım uygulanmasını talep etmektir.

Gazze ve Batı Şeria'daki korkunç askeri operasyonları nedeniyle İsrail'e somut ve etkileri derhal hissedilecek ekonomik bedeller ödetmek hem doğru hem de makul bir adım olur. Batı Şeria'da toprak gaspçısı silahlı etnik çeteler, İsrail Silahlı Kuvvetleri'nin koruması altında hiçbir ceza almadan çiftliklere el koyuyor ve Filistinlileri öldürüyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Libya'da diktatör Muammer Kaddafi'nin rejimi, Kaddafi ve oğlu Seyfülislam'ın Bingazi şehrini soykırımın eşiğine varan kanlı bir misillemeyle tehdit etmesi nedeniyle 2011'de Birleşik Krallık'ın (BK) da aralarında bulunduğu Avrupalı NATO güçlerinin saldırısına uğramıştı.

Suriye'de diktatör Beşar Esad, ülkedeki sivil nüfusa yönelik saldırıları nedeniyle uluslararası ekonomik yaptırımlara maruz kalmıştı.

Trump yönetimi, İran'daki teokratik rejimin bu yılın başlarında protestoları bastırırken 30 bin sivili öldürdüğü iddiasını kısmen ABD ve İsrail'in bugün hâlâ devam eden ortak saldırılarını meşrulaştırmak için kullandı.

Dolayısıyla harekete geçmek için pek çok emsal var. İsrail sözkonusu olduğunda ise sadece hafif önlemler alınması gerekiyor.

İsrail ordusu, Hamas öncülüğünde 7 Ekim 2023'te gerçekleştirilen ve yaklaşık 1200 kişinin öldürüldüğü saldırılardan bu yana Gazze'de tahminen onbinlerce sivili öldürdü.

İsrail'deki radikal sağcı hükümet, Gazze'nin yerle bir edilmesini ve Batı Şeria'daki toprak gaspını yücelten bir kültüre derinden bağlı.

Meclis (Knesset), işgal altındaki topraklarda ve İsrail sınırları içinde Filistinliler tarafından işlenen "terör" cinayetleri için, yalnızca Filistinlilere uygulanacak zorunlu idam cezası da getirdi.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir geçen günlerde yalnızca etnik Filistinlileri asmak için inşa edilen, izleme alanına sahip darağaçlarını sergiledi.

"Başarılı" mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 90 olan askeri mahkemeler, Batı Şeria'da işlendiği öne sürülen cinayetlerle ilgili temyiz yolu kapalı hükümler verecek.

Bu, İran rejiminin cinayet işlediğini ve dinden döndüğünü ileri sürdüğü kişileri boyunlarından vinçlere asarak idam etmesi kadar iğrenç geliyorsa, tam da öyle olmasından kaynaklanıyor.

Siyasetçiler ve aralarında bu yazıyı kaleme alan yazarın da bulunduğu yorumcular, onlarca yıldır Filistinli silahlı örgütlerle İsrail devletinin "ahlaki açıdan aynı kefeye konup konamayacağı" tartışmasının bataklığına çekilmeyi reddetti.

Teröre başvuran, yani siyasi amaçlarla halk arasında korku yaratmak için sivillere şiddet uygulayan örgütler ya da kişilerle İsrail devleti arasında etik açıdan hiçbir karşılaştırma yapılamazdı.
 

meryem ebu dakka
The Independent, Meryem Ebu Dakka ve 19 kişinin hayatını kaybettiği 2025'teki "çift vuruş" saldırısı hakkında detaylı bir araştırma yürütmüştü (The Independent)


İsrail devleti, uluslararası hukuka ve kendi demokratik normlarıyla süreçlerine bağlıydı.

Ancak artık durum böyle değil. İsrail fazlasıyla tanıdık bir Ortadoğu devletine dönüştü.

Gazze, Batı Şeria ve İsrail'de yaşayan yaklaşık 7,7 milyon Filistinlinin yaşamını yönetiyor ya da kontrol ediyor. 2018'den beri ulusların kendi kaderini tayin hakkını hukuken yalnızca Yahudilere tanıyan etnik-dini bir devlet olarak tanımlanıyor.

Bu, 1948'de kurulduğundan beri saldırı altında olan bir ülke.

Ancak aynı zamanda Ilan Pappe, Avi Shlaim ve Benny Morris gibi İsrailli tarihçilerin çarpıcı şekilde ortaya koyduğu üzere, Yahudi yerleşimlerine yer açmak için komşularına saldıran, Yahudi olmayanları evlerinden zorla çıkaran bir devlet. Ayrıca varlığını kabul etmeyi reddettiği nükleer silahlara sahip; bu silahları küresel Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması kapsamına sokmaya ise hiç yanaşmıyor.

İsrail, bir Yahudi devleti olarak varlığını sürdürmek için geçmişte olduğu gibi bugün de mücadele ediyor zira İran gibi rejimler ve Ortadoğu'daki birçok kişi bu devletin yok olmasını istiyor. İsrail'in bu konudaki paranoyası haklı.

Gelgelelim bu, İsrail'in işlediği ve Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tespit edilen insanlığa karşı suçların cezasız kalmasına izin verilebileceği anlamına gelmiyor.

Fransa ve Britanya'dan 102 eski diplomat, geçen hafta kendi hükümetlerine gönderdikleri mektupta, "Doğu Kudüs'te ve Batı Şeria sınırında Filistinlilere ait evlerin yıkılması ve İsrail ordusuyla polisinin göz yumması sonucu yaygınlaşan yerleşimci şiddeti, etnik temizliğe varıyor. Filistin gözlerimizin önünde siliniyor" ifadelerini kullandı.  

Diplomatların bu müdahalesi BK'nin, Kudüs'ün doğusunda E1 diye bilinen devasa projeyle Batı Şeria'yı ikiye bölme planlarını ilerletmesi nedeniyle İsrail'i kınamasının ardından geldi.

BK Dışişleri Bakanı Ed Miliband, bunun hayata geçirilmesi halinde İşgal Altındaki Topraklar'da yer alan Yahudi yerleşimlerine yönelik yaptırım uygulama tehdidi savurdu.

Diplomatlar ise yerleşimlere derhal yaptırım uygulanması, silah ambargosu getirilmesi ve AB-İsrail ile BK-İsrail ticaret anlaşmalarına ilişkin görüşmelerin sonlandırılması gerektiğini belirtti. 

Ancak bu yeterli değil.

Öncelikle İsrail'e, Filistinlilerle bir barış sürecini yeniden başlatması halinde nüfusunun komşuları tarafından yok edilmeyeceğine, aksine korunacağına dair garanti verilmelidir.

İsrail, Filistinlilere karşı askeri operasyonları sürdüremeyeceğini bilmelidir. Bunu sağlamanın tek yolu, sadece yasadışı yerleşimlere değil, İsrail devletinin tamamına yönelik yaptırımlar yoluyla ekonomik ve kültürel baskı uygulamaktır.

Birçok İsrailli, belki de çoğu, Gazze ve Batı Şeria'da yaşananlar karşısında dehşete kapılmış vaziyette. Birkaç ay sonra yapılacak seçimlerde bunu dile getirme fırsatı bulacaklar.

Diğer yandan hepsi, dış dünyanın etnik temizliği ve yalnızca tek bir grup, yani Araplar için darağaçları kurulmasını tasvip etmediğini bilmeli.

Meryem gibi gazetecilerin çalışmaları sayesinde, bizi kasten kör etmek amacıyla onun canını alan türden vahşetlere göz yummayacağımızı bilmeliler.

Aksi takdirde Batı'da Arapların hayatlarına diğerlerinden daha az değer verildiği varsayımı haklı çıkacaktır.
 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU