İran'a karşı askeri bir zafer kazanamayacağını nihayet anlayan Amerika Birleşik Devletleri savaşı ekonomi alanına yıkmaya karar verdi.
Amerikan Hazine Bakanı Scott Bessent, İran ekonomisine karşı "Daha önce hiç görülmemiş" önlemler alınacağını söyledi.
Bessent, "Bu, dünyanın daha önce hiç görmediği türden bir ekonomik izolasyon olacak. İran limanlarına tüm giriş çıkışlarını engelleyeceğiz. Hürmüz Boğazı da sürekli abluka altında kalacak" dedi.
Amerikan Bakan, önlemleri bozacak, İran'la iş yapacak ülkelere de ağır yaptırımlar uygulayacaklarını da hatırlattı.
İran da hiç gecikmeden ABD'ye aynı şekilde yanıt verdi.
Tahran'dan gelen açıklamada, "ABD'nin yeni yaptırımlarıyla iş birliği yapan herhangi bir ülkenin 'düşman' olarak kabul edileceği" bildirildi.
Kısacası İran, Trump'ın hamleleri etkisiz kılacak her adımı çekinmeden ve gecikmeden atıyor.
Hazine Bakanı Bessent'in tehditlerini tekrarlayan Trump da görülmemiş ekonomik abluka uygulayıp İran'a diz çöktüreceklerini belirtti.
Aldıkları bu son karara bakınca, Trump'ın gerçekten ne yapacağını şaşırdığını görüyoruz.
Sahada yenemedikleri İran'ı bunlarla mı korkutacaklar?
İran'da yabancı portföy yatırımı yok ki.
Yabancı sermaye yok ki sermaye kaçışı olsun.
İran'ın dış borcu hemen hemen hiç yok ve bu yüzden kapıya dayanacak alacaklısı da yok.
Tahran Borsası çökermiş.
Hadi ya, nasıl çökecekmiş?
İsrail-ABD, 28 Şubat'ta İran'a saldırdığında Tahran Borsası 83 gün kapalı kaldı.
Çöktü mü?
Çökmez çünkü piyasaya yabancılar sahip değil ki.
Borsayı kapatır, istediğiniz zaman açarsınız.
İran'ın Pakistan, Türkmenistan, Irak ve Türkiye'ye giden karayolları var.
Rusya, Çin, Türkmenistan ve Kazakistan'a giden demiryolları var.
ABD deniz ablukası uyguladığında bu yollardan petrol sevkiyatı yapıldı.
İran ateşkes döneminde 7 milyar dolarlık, çatışmalar sırasında da yaklaşık 12 milyar dolarlık petrol sattı.
Kısacası ABD ve AB'nin şimdiye kadar uyguladığı yaptırımlar, ekonominin altyapısını bırakın zayıflatmayı, dayanma gücünü artırdı.
Şoklara dayanıklılığı geliştirdi.
İran'ın dünya ile normal ilişkilere sahip bir ekonomisi olsaydı, bu savaş iflasları, temerrütleri getirir, hisse senedi piyasalarını çökertirdi.
Ama kapalı bir ekonomide bunlardan bahsedemeyiz.
Evet, 1 dolar 2 milyon riyal oldu.
Hane halkına, alım gücüne yansıyan göreceli bir yük var, ama resmî işsizlik oranı yüzde 7,5.
Mağazaların rafları dolu.
Bankacılık krizi yok.
Devlet iflas etmedi.
Maaşlar ve emekli maaşları sorunsuz ödeniyor.
İran, 15 yıldan fazla bir süredir çok ağır ekonomik ablukalara, baskılara, yaptırımlara dayanacak bir model yarattı.
Gelecek yeni dalgalara nasıl direneceğini de biliyor.
Trump, 5 aylık savaşın ABD'ye çıkardığı faturayı gizlemek için İran'a açtığı ekonomik savaşı ballandıra ballandıra anlatıyor.
Askeri olarak çökertemediği İran'ı ekonomik olarak çökertecekmiş.
Bu arada, ABD-İran savaşı sırasında, Amerikan yönetiminin İran Devrim Muhafızlarıyla iletişim kurmaya çalıştığı ortaya çıktı.
Geçtiğimiz mayıs ayında, Amerikan Ulusal İstihbarat Başkanı Tulsi Gabbard, İran Devrim Muhafızlarıyla iletişimi olan Irak Kürt Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani'yi aramış.
Gabbard, Barzani'den Devrim Muhafızları komutanı Ahmed Vahidi'nin, ABD ile müzakereleri destekleyip desteklemediğini öğrenmesini istemiş.
Birkaç gün sonra Gabbard'ı arayan Barzani, Vahidi ile görüştüğünü bildirmiş.
Barzani, Vahidi'nin kendisine Devrim Muhafızları'nın, Dışişleri Bakanı Arakçi ve Meclis Başkanı Kalibaf'ı desteklediğine dair güvence verdiğini belirtir.
Vahidi'nin, "Arakçi ve Kalibaf'ı tamamen destekliyorum ve bu aynı zamanda Devrim Muhafızları'nın da tutumudur. Biz bu krizi müzakereler yoluyla çözmeyi tercih ediyoruz" sözlerini aktarır.
Gabbard da Vahidi'nin sözlerini Trump'a iletir.
Bunun üzerine Trump yönetimi, Barzani'den, Erbil kentinde ABD ile İran arasında doğrudan görüşmelere ev sahipliği yapmasını ister.
Barzani teklifi kabul eder ve İran tarafının görüşünü sorar.
Ancak Tahran, Kürt bölgesinde güçlü bir istihbarat ağına sahip olan İsrail'in, İran heyetini hedef alabileceğini hatırlatarak öneriyi reddeder.
Bu gelişmeler, haziran ayında İran ve ABD arasında İslamabad'da yapılan görüşmelerin öncesinde yaşanmış.
Söz konusu bilgileri, 16 Ağustos'ta ABD'de yayımlanan bir rapordan öğreniyoruz.
Diğer yandan, Pentagon'un bir raporu ABD'nin, MQ-9 Reaper insansız hava araçlarının önemli bir bölümünü İran savaşında kaybettiğini gösterdi.
ABD ordusunun İHA filosunun yüzde 25'ine denk gelen bu kayıp, İran hava savunma sisteminin imha edildiği iddiasının yalan olduğunu ortaya çıkardı.
Gözetleme, keşif ve hedefli hassas vuruşlar için yüksek irtifa platformu olarak hizmet veren MQ-9 Reaper insansız hava aracının değeri 30 milyon ila 50 milyon dolar arasında değişiyor.
Savaşta her iki tarafın da geldiği noktayı en iyi şekilde özetleyen sözlerle bitirelim.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'ın Washington üzerinde güçlü bir konumda olduğunu, bu nedenle savaşı bitirme zamanının geldiğini söyledi.
Pezeşkiyan, "Güçlü ve onurlu bir konumda olduğumuza, tüm dünya zaferimizi kabul ettiğine ve ABD'ye dünya çapında nefret olduğuna göre savaşı bitirebiliriz" dedi.
Soru şu:
Pezeşkiyan'ın bu değerlendirmesi İran yöneticilerinin tamamı tarafından benimseniyor mu?
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish