Meta'ya açılan davaların, tütün davalarıyla, gündüz kuşağı programlarıyla, Türkiye'deki NBŞ soruşturmalarıyla ne ilgisi var

Mine Ataman Independent Türkçe için yazdı

ABD’de 29 eyalet, Meta’yı gençlerde bağımlılık yaratan içerikleri gizlemekle suçluyor. Dava, teknoloji şirketlerinin sorumluluğunu yeniden gündeme taşıyor / Fotoğraf: Dean Lewins-AAP

ABD’nin bazı eyaletleri Meta’yı gençlerde sosyal medya bağımlılığı yarattığına yönelik yapılan bir araştırmayı örtbas etmekle suçluyor, dava açıyor. Tıpkı geçmişte tütün şirketlerinin “sigaranın sağlık zararlarını uzun yıllar görmezden gelmesi” benzeri bir olay yaşanıyor. Tek benzerlik tütün ve Meta arasında yok. Zihin dünyamızı biraz daha genişletirsek konuları Türkiye’de son günlerde yapılan mısır bazlı şeker yani NBŞ ile ilgili soruşturmalarla da bağlayabilir miyiz? Kimilerine göre NBŞ zehir, büyük tarım ve gıda şirketleri zararı kamuoyundan saklıyor ve NBŞ’nin yasaklanmasının önünü kapatıyor. İddiaların hangisi kanıtlanmış gerçek, hangisi varsayım? Geçerli bir cevap bulmak için nereye bakacağız, kütüphaneler karışık bilimsel bilgiyle, sosyal medya dezenformatik bilgilerle dolu. Bilimsel çalışmaların bazıları fonlanmış, bazıları bilim inkârcılarının elinde can çekişiyor.


Meta, bağımlılık yaratan içeriklere dair dosyaları sümen altı mı etti?

Mevzu derin olsa da bilgi dehlizlerinde kaybolmadan ilerlemek lazım. Kimi uzmanlara göre Meta’nın büyük davası tütün şirketlerinin geçmişteki yaşadıklarıyla paralellik gösteriyor. Mark Aaron Sorkin’in The Social Reckoning filmi tam bu tartışmanın popüler kültürdeki yansıması. Frances Haugen’in Facebook’un şirket içi belgelerini ortaya çıkarması ve Wall Street Journal’ın Facebook Files araştırması üzerinden film, teknoloji şirketlerinin yarattığı ekonomik değer ile toplumsal maliyet arasındaki gerilimi tartışıyor.


Meta’yı gençler de mahkemeye veriyor

Filmi bekleyemem diyenler için konuyu mahkemeye taşıyan gençlerin hikâyesini takip edebilirsiniz. Kaliforniya’nın Oakland kentinde birkaç genç Meta’yı mahkemeye verdi. İddiaları Meta’nın içeriklerinin gençlerde bağımlılık yaratması. Eyalet başsavcıları teknoloji şirketinin gençlere zarar veren bağımlılık yapıcı ürünleri kasıtlı olarak tasarladığını iddia ediyor. Bireysel sorumluluk, şirketlerin davranışlarımızı yönlendirmek üzere tasarladığı sistemleri sorgulama sorumluluğunu ortadan kaldırır mı? Asıl soru bu belki de.


Meta bağımlılık yaratan içerikleri özellikle mi yaratıyor?

ABD’deki davaya dönersek, 29 eyaleti temsil eden avukatlar Meta şirketini Instagram’ın gençler için bağımlılık yapıcı olduğunu gösteren araştırmaları gizlemekle suçluyor.


Dikkat, gündüz kuşağı programları sağlığa zararlı mı?

Tüm bu süreci izlerken aklıma Türkiye’nin gündüz kuşağı programları geldi. Onlar da kasıtlı yayınlanıyor olabilir mi? Zararlarının Meta’dan geri kalır yanı yok. Böyle bir durumda kimi mahkemeye verebiliriz. Radyo Televizyon Üst Kurulu’nu mu, televizyon kanallarını mı, yapımcıları mı, sunucuları mı? Sigaranın sağlığa zararlı olduğunu bilerek içenlerin hasta olduğu bir dünyada, sosyal medyanın sakıncalı koridorlarında kaybolan gençlerin gelecekte memleketi yöneteceği bir dünyada, ev kadınlarının gündüz kuşağında zehirlenip memleketin bekası için çocuklar yetiştireceği bir dünyada kimi kime şikâyet edeceğiz. Öyle ya da böyle çeşitli mecralarda gönüllü zehirlenmeye razı milyonların hepsini bir kenara bırakıp NBŞ zararlıdır, yasaklansın, çocuklarımızı zehirliyor diyerek konuyu sadece beslenme boyutuna indirgemek gereğinden fazla postmodern bir isyan türü değil mi?


Meta davalarının amacı para mı?

Meta’ya karşı açılan davayı 29 eyalet başsavcısı ortak açmış. Bilişim hukuku uzmanlarına göre dava Meta’ya ABD’de 200 milyar dolar gibi büyük mali yükümlülükler doğurabilir. Meta iddiaları reddediyor, iddiaların bağlamından koparıldığını, 13 yaş altı 1 milyon çocuğun hesaplarının iptal edildiğini savunuyor. Meta avukatlarına göre amaç çocukların sağlığı değil Meta’dan tazminat alabilmek, emsal bir dava kazanabilmek.


Meta davalarında tütün davalarındaki yöntem kullanılıyor

Daha önce New Mexico Eyaleti’nde benzer bir davada Meta’nın 567 milyon dolar ödemesine karar verilmişti. Kaliforniya’da da Meta, Tiktok, YouTube, Snap gibi uygulamalara karşı açılan binlerce dava var. Meta ve Youtube Şubat ayında bir genç kadına 6 milyon dolar ödedi. Davaların ortak özelliği 1990’larda tütün şirketlerine karşı kullanılan ve sigaranın bağımlılık yapıcı özelliklerine, üreticilerin ürünlerinin zararlı olduğunu bilmelerine rağmen hâlâ önlem almamalarına odaklanan davalardan esinlenilerek açılıyor olmaları.


Hukukun başarısı sağlıklı bir toplum

4 büyük tütün şirketine 1998’den beri 200 milyar dolarlık dava açıldı ve sonucunda paketlerdeki “sigara sağlığa zararlıdır” ibaresinden tutun pazarlamaya dair pek çok yasal düzenleme getirildi. Daha sağlıklı bir dünya için hukuki mücadelenin en denli önemli olduğunu ortaya koyan önemli bir mücadele örneği.


Uygarlık yeterince sorumluluk almıyor mu?

Gündüz kuşağı programlarını izleyenlerin, sürekli abur cuburla beslenenlerin, tütün gibi sağlığa zararlı ürünleri kullananların, TikTok’tan ayrılamayanların sorumluluğunu nasıl tanımlayacağız. Tüketicinin tercihi ile üreticinin sorumluluğunu birbirinin alternatifi gibi görmek en kolayı. Aktivist ruhumuz suçlu yaratıp kendi vicdanımızı aklama üzerine kurgulanıyor olabilir mi? Modern dünya suçlarının, zaaflarının, hezeyanlarının sorumluluğunu düzene, bazen zayıf halkaya bazen de en güçlüye yansıtarak vicdani sorumluluktan kaçmaya çalışıyor olabilir mi?

Meta’nın tütünle, sabah programlarıyla, NBŞ ile bağlantısı tam da burada başlıyor. NBŞ’nin zararı nasıl ölçülecek, endüstri ürünün etkisini biliyor mu? Davalar arasındaki benzerlikler ürünlerin kendisinde değil, toplumun risk karşısında nasıl bir sorumluluk ve hesaplaşma mekanizması kurduğunda, mücadelenin hangi hukuki çerçevede ilerleyeceğinde. Zira bir ürünün üretiminde, kotasında, ticaretinde veya şirket faaliyetlerinde hukuka aykırılık iddiası bulunması başka, aynı ürünün insan sağlığı açısından bilimsel olarak zararlı olduğunun kanıtlanması başka bir mesele.


Bilimsel kanıtlar NBŞ için ne diyor?

Bir iddianın doğruluğunu, kanıtın ne söylediğine bakarak ölçmek zorundayız. 2022’de yayımlanan ve PubMed’de indekslenen bir sistematik derleme ve meta-analize göre yüksek fruktozlu mısır şurubu ile sakkarozu karşılaştıran çalışmalarda vücut ağırlığı, bel çevresi, beden kitle indeksi, yağ kütlesi, kolesterol, trigliserid ve tansiyon gibi göstergelerin büyük bölümünde anlamlı bir fark bulamadı. Yalnızca CRP düzeyinde HFCS grubunda sakkaroza kıyasla küçük bir artış saptandı.

Advances in Nutrition tarafından 2013 yılında yapılan bir derlemeye göre de NBŞ ile sakkarozun metabolik ve endokrin yanıtları açısından obezite veya diğer olumsuz sağlık sonuçları bakımından belirgin bir farklılık göstermediğini vurguluyor. Ancak çalışmanın yazarlarından James Rippe’nin gıda ve içecek sektöründeki şirketlerle danışmanlık ilişkileri bulunması, bu kaynağın tek başına kanıt olarak kullanılmaması gerektiğini gösteriyor. Bilimsel şeffaflık, yalnızca bize karşı olan araştırmaların finansmanını sorgulamak değil, kendi tezimize destek veren araştırmaların çıkar ilişkilerini de açıkça gösterebilmekte yatıyor.

Sadece bilimsel makaleler değil Dünya Sağlık Örgütü beslenme rehberi de fruktoz, glikoz ve sakkaroz, üretici veya tüketici tarafından gıdaya eklenen şekerler arasında “serbest şeker” olarak tanımlanıyor. Serbest şekerlerin günlük enerji alımının yüzde 10’undan az olmasını, daha fazla sağlık yararı için ise yüzde 5’in altına indirilmesini öneriyor. Bilimin NBŞ ile ilgili ortak noktası diğer şekerlerden farkı yok ancak her şeker mutlaka sınırlandırılmalı noktasında.


Bilim okuryazarlığı vatandaşlık becerisi olmalı

NBŞ’nin negatif ayrımcılığa uğramasının nedenlerinden biri bilimsel kanıtın kendisinden çok, “mısır şurubu” ifadesinin endüstriyel gıda, obezite, gazlı içecek ve büyük tarım şirketleriyle zihinsel olarak aynı sepete konulmasında. Bu elbette NBŞ içeren ürünlerin sınırsız tüketiminin sağlık açısından önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. WHO’nun da vurguladığı gibi yüksek serbest şeker tüketimi, fazla kilo, obezite ve diş çürüğü gibi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Tartışılması gereken, bu risklerin yalnızca NBŞ’ye özgü olup olmadığı ve NBŞ’nin sakkarozdan bağımsız, ek bir sağlık riski oluşturup oluşturmadığı.

Velhasıl, Meta davası, tütün davaları ve Türkiye’deki NBŞ tartışması elbette aynı şey değil. Ancak üçünün kesiştiği önemli nokta. Bir ürünün ya da sistemin yarattığı zararın sorumluluğu kime ait? Asıl ihtiyacımız kötü adamı bulmaktan öte doğru soruyu sormak değil mi? Bilim bize bazen istediğimiz cevabı değil, daha karmaşık bir gerçeği veriyor. Sağlıklı bir toplum da bu karmaşıklığa tahammül edebildiği ölçüde bilimsel kalabiliyor. Bize düşen, aklımıza sahip çıkmak. Sloganları değil kanıtları, iddiaları sorgulamak ve bilim okuryazarlığını bir vatandaşlık sorumluluğu haline getirmek.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU