Donald Trump, Netanyahu sonrası İsrail için plan yapmaya başladı mı?

Netanyahu'nun ABD destekli Gazze barış planını geç de olsa reddetmesi, "katliam" diye nitelenen ekimdeki seçim öncesinde karşılaştığı ikilemi ortaya koyuyor: İsrail sağının desteği olmadan işi biter, Trump'ın desteği olmadan mahvolur

(Reuters)

Henry Kissinger, "İsrail'in dış politikası yoktur, yalnızca iç politikası vardır" şeklindeki meşhur sözünü, ABD dışişleri bakanı olarak görev yaptığı sırada Yom Kippur Savaşı'nın ardından bölgede barışı sağlamaya çalışırken söylemişti. Yarım asırdan daha uzun bir süre önce sarf edilmiş bu söz, bugün her zamankinden daha anlamlı görünüyor.

Bu söz, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Hamas'la Donald Trump'ın Barış Kurulu arasında yapılan ve ABD başkanının büyük önem atfettiği 15 maddelik Gazze barış planını kamuoyu önünde kesin bir dille neden reddettiğini açıklamayı kesinlikle kolaylaştırıyor.

Netanyahu'nun "Gerekirse en yakın dostlarımıza karşı bile dik durabiliriz ve bunu nasıl yapacağımızı biliyoruz" şeklindeki açıklaması, İsrail başbakanının mevcut öncelikleri hakkında pek şüpheye yer bırakmıyor. Trump'la iyi ilişkiler sürdürmeye büyük önem veriyor ancak bu önem, 27 Ekim'de yapılacak ve uzun kariyerinin en kritik sınavlarından biri olacak seçimi kazanmaya verdiği önem kadar büyük değil.

Netanyahu'nun sonunda boyun eğdiği baskının büyük kısmı, iktidarda kalmak için desteğini korumaya ihtiyaç duyduğu tabanın parçası olan kendi radikal sağcı koalisyon müttefiklerinden geldi. Öte yandan yıl sonuna kadar İsrail'in başbakanı olabilecek emekli general Gadi Eisenkot'tan da dikkat çekici derecede sert bir eleştiri geldi. Eisenkot anlaşmanın ilk kez duyurulduğu 31 Temmuz'da, "[Netanyahu] siyasi zayıflığı nedeniyle savaş hedeflerine ulaşmadan teslim oldu" demişti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Trump'ın, Netanyahu'nun bu meydan okuyan tavrına şu ana kadar daha sert tepki vermemesi şaşırtıcı. Acaba seçim öncesinde zayıf durumdaki bir dostuna zarar vermek istemiyor olabilir mi? Post-Netanyahu bir İsrail ihtimalinin ufukta belirdiğine dair işaretlerin farkında olduğu kesin.

ABD başkanlarının en kaprislisi olan Trump'ın niyetlerini analiz etmek her zaman zor. Ancak İran savaşı (Netanyahu'nun Trump'ı savaşı başlatmaya ikna etmesinde önemli rol oynadığı bir çatışma) giderek daha çok bir felaket görüntüsü verirken, başkan kesinlikle Amerikan seçmenine Gazze'de ilerleme olarak sunabileceği bir şey istiyordu. Üstelik yardımcıları Steve Witkoff ve Jared Kushner da bu ilerlemenin sağlanması için büyük çaba harcamıştı. 

Ve Netanyahu onu bu fırsattan mahrum bırakmayı seçti. 

Elbette Trump'ın sessizliğinin nedeni Netanyahu'yu görevde tutma arzusundan ziyade, ABD'deki ara seçimler öncesinde Netanyahu yanlısı Cumhuriyetçi bağışçıların desteğini korumak istemesi de olabilir. Yine de Trump'ın tanıdığı şeytanı tercih edeceğini varsayalım. Bu şeytan, pazar günkü (9 Ağustos) açıklamasında bile Trump'ın istediğini yapmayacağını belirtmesine rağmen ABD başkanına abartılı övgüler yağdırmaya devam ediyor. Bu durumda Trump, seçimleri kazanmak için ekime kadar ne gerekiyorsa yapmaya hazır bir müttefikle idare etmek zorunda kalacak.

Netanyahu zor bir seçimle karşı karşıyaydı. Bu yüzden anlaşmayı reddettiğini kamuoyu önünde açıklaması bu kadar uzun sürdü. Nitekim yakın müttefikleri anlaşmayı başından beri beğenmese de Netanyahu bir noktada, anlaşmayı destekçileri açısından daha kabul edilebilir hale getirmenin yolunu arıyor gibiydi. Bunun için de Barış Kurulu müzakerecisi Nikolay Mladenov'u, ancak Hamas'ın silahsızlandırılması tamamlandığında İsrail'in askerlerini Gazze'den çekmeye başlayacağına ikna etmeye çalıştı.

Netanyahu bir kez daha seçimler açısından elzem iki seçenek arasında tercih yapmak zorunda kaldı. Donald Trump'ın desteğini sürdürmesine ihtiyacı var. Trump, sağ kalan rehinelerin geçen yıl ekimde serbest bırakılmasında oynadığı kritik rol nedeniyle İsrail'de Netanyahu'dan çok daha popüler. Gelgelelim Netanyahu, İsrail kamuoyunun önemli bir bölümünün, başlamasını önleyemediği için kendisini hâlâ sorumlu tuttuğu savaşın başarısızlıkla sonuçlandığı izleniminden de kaçınmak istiyor.

Koşullar farklı olsa anlaşmayı kabul edebilirdi. Hamas'ın silah bırakmaya başlamayı kabul etmesinin, Netanyahu'nun hep ulaşmaya çalıştığı hedefin diplomatik olarak tescillenmesi anlamına geldiğini savunabilirdi. Ancak anlaşmayı reddetmesi, 7 Ekim nedeniyle kendisine yöneltilen suçlamaların etkisini hafifletmesini sağlıyor. Hatta bu, ona Gazze'de askeri operasyonları sürdürme özgürlüğü sunarak dikkatleri başka yöne bile çekebilir.

Birçok İsrailli yorumcunun bunu şimdiden "katliam seçimi" diye adlandırdığını biliyor olmalı. Burada kastettikleri, Gazze'de 73 binden fazla Filistinlinin katledilmesi değil Netanyahu'nun sorumluluğunu üstlenmeyi ısrarla reddettiği 7 Ekim saldırısında 1200 İsraillinin ölmesi.  

Eisenkot da kendi adına biraz fırsatçılık yapmaktan çekinmiyor. Netanyahu'yu eleştirdiği 31 Temmuz'daki anlaşma, en azından resmiyette Hamas'la Barış Kurulu arasında yapılmıştı. Netanyahu'yla değil. Üstelik Eisenkot, bu anlaşmanın Hamas'ı Gazze'de iktidarda bırakacağını söyledi. Oysa Hamas iktidardan vazgeçmeye hazır olduğunu zaten açıklamıştı. Ama işin aslı (yine Kissinger'ın dediği gibi) bu bir seçim ve seçimde mesaj her şeydir. Ve bu, Netanyahu'nun korkması gereken bir mesaj.

Bu, Trump gibi öngörülemez birine karşı çıkmanın riskini hafife almak anlamına gelmiyor. Netanyahu açısından asıl felaket, anketlerde hâlâ yükselişte olan Eisenkot'un seçimlerden önce Beyaz Saray'a davet edilmesi olurdu.

Bununla birlikte Trump'la İsrail kamuoyunun büyük bir kısmını, özellikle sağcıları kendinden uzaklaştırmak arasında bir Hobson seçimiyle ("Hobson's choice"; seçim imkanı varmış gibi görünse de bir alternatifin sunulmadığı durumları ifade eden İngilizce deyim -çn.) karşı karşıya kalan Netanyahu, başkanın misilleme yapma ihtimalinin daha düşük olacağına bahis oynadı. En azından bu yazının yazıldığı sırada, Trump'ın sessizliği (Trump, 10 Ağustos'taki basın toplantısında, İsrail başbakanının barış planını reddetmesine ilişkin "Netanyahu'yla ilişkisinin iyi olduğunu" söylemişti -çn.) Netanyahu'nun bu hamlesinin isabetli olabileceğini gösteriyor.
 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU