Donald Trump, söylendiği üzere Putin'i talihsiz hamlelerden caydırmak amacıyla CIA Başkanı John Ratcliffe'i geçen hafta Moskova'ya gönderdi. Trump gazetecilere kendinden emin bir şekilde, "Bir NATO ülkesinin topraklarına saldırmayacak" dedi.
The Washington Post'a göre bu ziyaret, ABD'nin İran savaşıyla uğraşmasını Kremlin'in fırsat bilip "Avrupa'daki Amerikan çıkarlarına ve müttefiklerine karşı eylemlerini tırmandırabileceği" yönündeki istihbaratın ardından gerçekleşti.
Ratcliffe'in ziyareti hâlâ gizemini koruyor ancak Amerikan stoklarının tükenmesine ilişkin Avrupa ve Asya'daki endişeler gerçek. Kilit savunma yeteneklerine ait stoklardaki muazzam azalma, Birleşik Devletler'i zayıflatarak Avrupa ve Hint-Pasifik bölgesine yayılan müttefiklerini yeni bir özgüven kaybı dönemine sürüklüyor.
Moskova ve Pekin'in bunu radikal hamleler için mükemmel bir fırsat olarak görebileceği korkusu var. Avrupa güvenlik çevrelerindeki kabus senaryosu, Rusya ve Çin'den gelecek eşzamanlı bir saldırı. Rusya, Doğu Avrupa'daki bir NATO üyesine saldırır ve Çin de kendi toprağı olduğunu ileri sürdüğü özerk Tayvan adasını istila ederse, ABD ve müttefiklerinin üzerine aşırı yük binebilir.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Rusya'nın Avrupa'daki hibrit saldırıları hız kazandı. Daha geçen ay Romanya bir gaz sahası üzerindeki drone'u düşürdü ve Almanya'da, NATO'nun askeri lojistik merkezi olarak kullandığı Leipzig Havalimanı'nda patlayıcı yüklü birden fazla drone bulundu. Her iki olayın da arkasında Rusya olduğu iddia edildi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, hayat kurtaran hava savunma füzelerinin tedarikinin geçen yıla kıyasla "üçte bire düştüğünü" önceki haftalarda söylemişti.
Sadece Ukrayna'da değil İran'ın saldırısı altındaki Arap ülkelerinde de acil ihtiyaç duyulan Patriot hava saldırısı önleme füzelerinin ABD envanterindeki sayısı 830'la sınırlıyken, İran savaşında 1500'ü tüketildi. Savaşın başlangıcında bulunan THAAD balistik füze önleme araçlarının yaklaşık yüzde 40'ının kullanılmasıyla ABD'nin elindeki toplam sayı 300'ün biraz altına düştü.
ABD, ATACMS (Ordu Taktik Füze Sistemi) stokunun neredeyse tamamını tüketti, Reaper drone'larının 4'te birini kaybetti ve çok değer verdiği Tomahawk füzelerinin sayısı da üçte bir oranında azaldı.
Uzmanlar, bu kapasitelerin yenilenmesinin yıllar alacağını ve böylece ABD müttefiklerinin, Rusya'yla Çin'in ortak stratejik hesaplarına karşı savunmasız kalacağını söylüyor. Moskova da Pekin de Trump'ın İran'a karşı başlattığı kötü planlanmış gereksiz savaşı ve bunun nasıl ilerlediğini izliyor.
Trump'ın varlıklarını ve askerlerini NATO'dan çekme tehdidinin ardından Avrupa, onun baskısı altında yeniden silahlanmaya karar verdi. Avrupalılar, Trump'ın muhtemelen Hint-Pasifik ve hatta Güney Amerika'ya yönelmek istediği için Amerikan kapasitelerini Avrupa sahnesinde sabitlemek istemediğini anladı. Trump'ın geçen yıl yayımlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi, Batı Yarımküre'yi ABD ulusal güvenlik planlamasında alışılmadık derecede önemli bir konuma yükseltti.
Avrupalıların kamuoyunda hiç dile getirmeseler de kapalı kapılar ardında söylediği şey, ABD'nin güvenlik şemsiyesine artık bel bağlanamayacağıydı. Trump'ın Putin'e düşkünlüğü onların sadece canını sıkmakla kalmadı, aynı zamanda bir tehdit de yarattı: Trump, Ukrayna meselesinde Rusya'ya avantajlı bir anlaşma sunabilir. Şimdilik izledikleri strateji, Trump'ı idare etmek ve iki yıl sonra yapılacak ABD seçimlerinde yönetim değişikliğini beklerken savunmalarını yeniden inşa etmeye çalışmak.
İran savaşı onları birden fazla nedenden dolayı sarstı.
Savaşın başlamasından birkaç gün sonra Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Ukrayna'nın ihtiyaç duyduğu teçhizatın Ortadoğu'ya yönlendirileceğini ve bunun nihayetinde Rusya'ya yarayacağını söyledi.
ABD'nin Asya'daki müttefikleri de darbe aldı. Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji kaynaklarını daha fazla tüketen bu ülkeler, Çin'le Kuzey Kore'yi caydırmak için ABD'nin askeri varlıklarına ve bölgesel güç projeksiyonuna da bağımlı.
İran'a daha yakın olan bu ülkelerden, uçak gemileri ve yüzlerce hava saldırısı önleme araçları gibi kritik ABD varlıklarından vazgeçmeleri istendi ve bu da onları savunmasız bıraktı.
ABD, nükleer enerjiyle çalışan USS George Washington uçak gemisini Japonya'dan çekti ve USS Abraham Lincoln'ı, Büyük Okyanus'la Güney Çin Denizi'nde planlanan görevinden alıkoyarak Tomahawk füzeleriyle donatılmış muhriplerle birlikte Ortadoğu'ya yönlendirdi. Ayrıca Güney Kore'den yüzlerce hava saldırısı önleme aracını da geri çekti.
Çin istilası durumunda ihtiyaç duyacağı askeri destek için büyük ölçüde Birleşik Devletler'e bağımlı olan Tayvan bilhassa kaygılı. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'ne (CSIS) göre ABD ordusu İran savaşından önce bile "Çin'e karşı uzun süreli bir çatışma için yeterli mühimmata sahip değildi".
Beyaz Saray, belli ki kritik eksikliklere dair haberlerden rahatsız olsa da savunma şirketlerinin üretimi hızlandırmaya yönlendirildiğini kabul etti. Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt, tipik kavgacı tavrıyla haber kaynaklarını ve muhabirleri tehdit etti. Gizli bilgileri sızdıran herkesin, "yasanın izin verdiği en ağır şekilde yargılanması gerektiğini" söyledi.
Rusya ve Çin'in yarın saldırmasına gerek olmayabilir. Sadece Amerika'nın taahhütleriyle bunları yerine getirme kapasitesi arasındaki farkı görüp önceden plan yapmaları yeterli.
Ancak çatışmanın 6. ayında, Trump'ın İran savaşının müthiş bir başarısızlık olduğu apaçık ortada. Savaşın tek net kazananı ise savunma sanayii. Lockheed Martin, Patriot füze üretimini hızlandırması için onlarca milyar dolarlık sözleşme yaptı.
Trump, İran savaşını kazanmadı; Amerika'nın müttefiklerini feda ederek Amerika'nın zayıflıklarını Rusya ve Çin'in gözleri önüne serdi.
Avrupalılar da Asyalılar da güvenliklerinin Trump için önemli olduğunu düşünmüyor ve bunun çıkar ilişkisi olduğunun farkında. Sorun şu ki, paralarıyla var olmayan silahları satın alamazlar; dolayısıyla ABD'nin stoklarındaki eksiklik, saldırıya uğradıkları takdirde onlara daha fazla zarar verecek.
Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç
© The Independent