"Bal tutan parmağını yalar" ile başlayan atasözümüz bir miktar etiksizliğe teşvik ederken Türkiye'nin bal konusunda neden değer yaratamadığını da düşündürtüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye 13.341 tohumlu bitki taksonu, 3 bin 301 endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor. Dünya ballı bitki florasının yüzde 75'ine sahibiz, dünyadaki 27 bal arısı ırkından 6'sı Türkiye'de. Farklı bölgelerde Anadolu, Kafkas ve çeşitli yerel ekotipler mevcut. Anadolu, farklı iklimlere, yükseltilere ve floraya uyum sağlamış çok değerli bir bal arısı genetik mirasına sahip. Türkiye, çam balı, kestane, geven, sedir, püren gibi çok sayıda özgün terroir ve monofloral bal üretebiliyor. 9 ay üretim takvimine sahip Türkiye, 9 milyona yakın kovan sayısıyla dünyada 3. sırada. Tüm bu avantajlarına rağmen Türkiye bal tutuyor ancak değer yaratamıyorsa ya parmakta bir sorun var ya da iş yapma şeklimizde.
Uygarlığın ücretsiz çalışanları arılar, yaşamın sigortası
Arılar uygarlığın ücretsiz çalışanları, farkında olmadan gezegenin en sağlıklı gıdasını yetiştiriyor, bitkilerin yüzde 70'inden fazlasını tozluyor, 6,3 milyar dolarlık bir pazar kraliçe arı ve ordusunun ücretsiz çabasıyla dünyaya sağlık bahşediyor. Dolaylı etkileriyle 153 milyar dolarlık bir ekonominin baş aktörü olan arılar sadece balın değil, küresel gıda sistemlerinin sigortası.
IndexBox'un 2024 verilerine göre küresel bal tüketimi yüzde 3,3 artarak yaklaşık 2 milyon tona ulaştı. Bal pazarına dair farklı rakamlar var. Global Market Insights'a göre 2024 küresel bal pazarının değeri 9,2 milyar dolar, Emerging Business Insights 10,5 milyar dolar olarak açıklıyor. Rakamların ortak noktası, doğa elverdiği sürece bal pazarı büyüyecek.
Avrupa bal seviyor
2024'te ABD'nin doğal bal ithalatı 650,2 milyon dolar, en çok Hindistan, Brezilya ve Yeni Zelanda'dan satın alıyor. Onu 366,5 milyon dolar ile AB takip ediyor. AB'nin tedarikçileri Ukrayna, Çin ve Yeni Zelanda. ABD ve Avrupa pazarı bal konusunda önemli iki pazar.
Türkiye'nin arıları hamallık yapıyor
2024'te dünyada 772 bin ton bal ihracatı yapıldı, değeri 2,2 milyar dolar. Afrika küresel bal üretiminde son yıllarda muazzam bir büyüme gerçekleştirdi. İhracatın lideri 169 bin ton ile Çin. İkinci sırada 10 bin ton ile Yeni Zelanda. Türkiye yıldan yıla değişmekle beraber yıllık ortalama 9 bin tona yakın ihracat gerçekleştirip 32 milyon dolar kazanıyor. Yeni Zelanda'da balının kilogram fiyatı 60 dolardan 35 dolara değişirken Türkiye'nin ortalama 3,77 dolardan bal satması tam da markalaşma, menşe, monofloral bal, izlenebilirlik, sertifikasyon ve premium fiyatlandırma gibi çetrefilli markalaşma meselesini ortaya koyuyor.
Yeni Zelanda bal satıyor, Türkiye su mu?
FAO'nun dünya bal verimi ortalaması 19,5 kilograma ulaşırken Türkiye 10 kilo ile dünya ortalamasının oldukça altında. Çin 12 milyon kovan ile 500 bin ton bal üretirken Türkiye 9 milyon kovanda ortalama 10 bin ton bal üretiyor. Verimsizliğimiz bal hikâyemizin dezavantajlarından biri. Balda mesele yalnızca kovan sayısı ve kilogram değil, ülkenin balının ederini bulabilmek, rafta değer satmak. Yoksa balımız sudan ucuza gidiyor.
Türkiye hikâyeye fazla takılıyor, teknik başlıkları ıskalıyor
Türkiye 2023'te Ulusal Bal Arısı Gen Bankası'nı kurarak arılara olan güvenini tazeledi. Tarım ve Orman Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Aslı Özkök uluslararası sertifikalandırma, standardizasyon çalışmalarında yoğun çalışıyor. Bir ürünün tarladan küresel market raflarına ulaşana kadar yönetilmesi gereken devasa tedarik zinciri, sertifikasyonlar, tesciller, lojistik, çiftçi destekleri, izlenebilirlik, pazarlama çalışmaları gibi başlıklar var. Her biri milyonlarca dolarlık çaba ve yatırım demek. Elbette hepsi sağlam bir hikâye ile birleştiğinde kalıcı markalar yaratılabiliyor. Türkiye'nin hikâyeden anladığı "beyaz yakalıyken işi bıraktı likapa üretmeye başladı, Antep'in yemekleri çok güzel" gibi senaryoları süsleyip püsleyip anlatmak. Türkiye bazen hikâyeye o kadar dalıyor ki arka planda yönetmesi gereken onlarca teknik başlığı unutuyor.
Balı ambalaj değil, tedarik zinciri sattırıyor
Balda veya diğer tarım gıda ürünlerinde marka olmak sadece güzel bir ambalaj, pastoral bir hikâye ile mümkün değil. Gıda ürünlerini satın alan küresel satın alma ağları için güvenilir gıda tedarikçi algısı her şeyden önemli. Coca-Cola, Nestle, Nutella gibi tüm dünyada bilinen gıda markaları çok az. Onların satışı tüketici zihninde gerçekleşiyor. Yeni bir gıdayı tüm dünyada marka yapmak hiç kolay değil. Sadece bilinmek yetmiyor. Son yıllarda Kore başta olmak üzere Asya dünyanın hem modasını hem de tat kreasyonunu önemli ölçüde yönlendiriyor. Dizilerde, TikTok'ta, Netflix'te dış mekânda, evde hızlıca pişirilerek hazırlanabilen ramenin hikâyesi dünyanın tüm marketlerinde bulunurluk ve gıda standartlarına uygunluğuyla da küresel tat belleğine ilişebiliyor. Gençler sahipleniyor, market rafları memnun.
Türk dizilerinde yemekleri hizmetçiler yapıyor, dünyanın hazır yemek kültürüne uygun mu?
Türkiye'nin dünyada yayınlanan dizileri bir fırsat olsa da dizide gıda ürünlerinin, beslenme kültürünün nasıl işlendiği çok önemli. Türkiye'nin dizilerinde kurulan devasa sofralar ülkemize gelen turist için anlam ifade etse de Brezilya'da markette satın alma yapanlar için hiçbir anlam taşımıyor. Dizilerde Türk yemeklerini sürekli birileri yapıyor. Plazaların hazır yemek, hızlı yemek mantığından çok uzak bir algı. Dünyanın en iyi çorbaları listesindeki Beyran çorbasının kaderini düşünün. Dünyanın herhangi bir ülkesinde, hatta Türkiye'de evde yapmak istesek yarın marketten alabileceğimiz hazır bir formu var mı? Yani gıda markası olmak için tüm tedarik zincirini yönetmek gerekiyor, sadece popüler olmak yetmiyor. Dünya Kupası'nda her gün reklam versek, bilinirliğimizi artırsak bile küresel market rafına çıkmak uzun yıllara dayanan entegre bir çalışmayla mümkün.
Çin'in küresel bal başarısının ardında standardizasyon diplomasisi var
Yeniköy Kemerköy Termik Santrali'nin düzenlediği "Topraktan Geleceğe, Arıcılık ve Maden Rehabilitasyonu" programında konuşan Prof. Dr. Aslı Özkök Saban'a göre "Çiçek ve salgı ballarının özellikleri, dünyada ve ülkemizde Uluslararası Standart Organizasyonu ISO, Avrupa Kodeksi ve ülkelerin Türk Standartları Enstitüsü gibi kurumları tarafından değerlendirilerek açıklanıyor. 2019 yılından bu yana ISO, bal dışındaki polen, arı sütü, propolis gibi diğer arı ürünlerinde de standart çalışmaları yapmakta, standartlar yayınlamakta. Bu standartların oluşturulmasında Çin'in yoğun hâkimiyeti var. Avrupa, İngiltere ve Brezilya gibi ülkeler ile ittifaklar oluşturuyor. Türkiye'nin bal zenginliği ve üretimi üst seviyelerde olmasına rağmen standart çalışmalarında bu ittifaklaşma yüzünden kendisini tam anlamıyla ifade edememekte ve kalite kriterlerinin belirlenmesinde sayı üstünlüğü kuramamakta. Ülkemizde üretilen meşe, karaçalı, kestane ve funda ballarının biyolojik aktivitesinin Yeni Zelanda'da üretilen ve dünyada tanınan Manuka ballarına benzer olduğu söylenebilir. Ancak bu balların bilimsel olarak tanıtımı ve markaya dönüşmesi sağlanamadığı için dünya çapında Manuka balı kadar tanınırlığı maalesef yok."
Uzun lafın kısası, bal kriterlerinin belirlendiği masada Türkiye aktif değil, olmaya çalışıyor.
Balların Ferrarisi Yeni Zelandalı Manuka
15 bin tona yakın bal üreten Yeni Zelanda, 10 bin tona yakın bal ihraç edip nasıl oluyor da dünya bal piyasasının Ferrarisi olabiliyor? Bilimsel olarak tanımlanmış ve tek bir floral kaynağa dayalı Manuka balını küresel bir premium ürüne dönüştürüyor. Ülke ihracatta Manuka yazabilmek için 5 farklı kimyasal DNA göstergesini zorunlu kılıyor. Manuka dünyada sadece bir bal değil, lüks bal segmentinin jenerik markası olarak tüm rafların starı. 20 yıla varan küresel Manuka kategorisi için UMF kalite işareti geliştirildi. Manuka adı pazarlama hikâyesi ötesinde ölçülebilir bir ürün standardına dönüştürüldü. Güven inşası hikâyeden önce kuruldu. Elbette tüm bunlara sosyal medya paylaşımları, dizilerde kullanım, sağlık wellness anlatısı eklendi. Manuka kahvaltılık yiyecek olmaktan öte hem premium wellness ürünü olarak hem de havyar gibi erişilmesi güç bir gıda olarak konumlandırıldı.
Türk balı longevity kategorisi yaratabilir
Türkiye, ödüllere doymayan Anzer, Macahel balını, yüzde 90'ını ürettiği çam balını, NATO'da servis ettiği Hizan kara kovan balını, Siirt Pervari balını, Paris International Honey'den ödüllü Bingöl ballarının kalitesini nasıl anlatamaz? Türkiye'nin, antioksidanca zengin, prolin değeri yüksek balları kolajen içerikleriyle güzellik, sağlık kategorisinde konumlandırılabilir.
Bal ülkesi Türkiye markası
Türkiye sadece bal değil, polen, propolis, arı sütü, arı ekmeği, balmumu gibi çeşitli arı ürünleri ile güçlü bir arıcılık agroturizmi potansiyeline sahip. Türkiye'nin bal zenginliği kovandan önce başlıyor. Anadolu'nun florasında, ikliminde, ormanında ve arı genetiğinde. Doğru yönetilebilse Türkiye'nin elinde aslında tek bir bal markası değil, yüzlerce coğrafi ve botanik hikâyeden oluşan bir "bal ülkesi" markası var.
Rehabilite edilen maden sahaları Milas arıcılığına katkı sağlayacak
Yeniköy Kemerköy Enerji'nin Milas'taki maden sahalarının ekolojik rehabilitasyonunda arıcılık ve nektarlı bitkilerin kullanılması planlanıyor. Maden rehabilitasyonu sadece ağaç dikmek değil. Milas'taki rehabilitasyon alanı bölgede zaten yaygın olan çam balı üretimini destekleyecek şekilde planlanıyor. Amaç bölgede yeni bir arı habitatı kurmak, arıların ve arıcıların ihtiyaç duyduğu yaşam alanlarını yeniden oluşturmak, ekolojik ve ekonomik işlevi bulunan doğal koridorlar meydana getirmek. Bölgede yeniden biyolojik çeşitliliğin kazanılmasıyla, eski maden sahaları yaşamın yeniden çiçek açtığı, işlevsel ekolojik alanlara dönüştürülecek. Dileriz Milas'ta yapılacak rehabilitasyon çalışması etik madenciliğe anlamlı bir örnek olur.
Türkiye'den gelen 15 sevkiyatın 14'ü neden şüpheli?
Türkiye'nin bal hikâyesi avantaj, dezavantaj ve risklerle örülü. Bal, Türkiye gıda markasının önemli bir parçası olsa da Türkiye'nin güvenilir gıda tedarikçisi algısını tehlikeye atan unsurlardan biri. Avrupa Komisyonu'nun "From the Hives" adıyla yürüttüğü koordineli çalışma kapsamında Kasım 2021–Şubat 2022 döneminde AB sınırlarından giren bal sevkiyatlarını mercek altına aldı. 20 ihracatçı ülkeden rastgele seçilen 320 bal numunesi, Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'ne gönderilerek analiz edildi. 320 numunenin 147'si, yani yüzde 46'sı, AB Bal Direktifi'ne uygun olmayabileceği yönünde şüpheli bulundu. Türkiye'den alınan 15 bal sevkiyatının 14'ü şüpheli bulundu. Yüzde 93'lük oran, incelenen ülkeler arasında Türkiye'yi en yüksek şüphe oranına sahip büyük ihracatçılardan biri konumuna getirdi. Çin'de 89 sevkiyatın 66'sı, yani yüzde 74'ü şüpheli bulunurken, Türkiye'de 15 sevkiyatın 14'ünde en az bir yabancı şeker kaynağı belirteci tespit edildi. Elbette oranlardan Türkiye balının tamamı güvenilir değil sonucu çıkamaz. Ancak küresel alıcıların Türkiye'den gelen bala ne kadar güven duyduğu, Türk balı başarısını ne kadar etkilediğini ortaya koyabilir.
Çin dünya bal standardını yönetiyor
Çin, bal ticaretinde yalnızca büyük bir üretici ve ihracatçı değil; standartların, analiz yöntemlerinin ve teknik kriterlerin şekillendiği uluslararası platformlarda da etkili bir aktör, gerektiğinde sürece maddi katkıda bulunuyor. Dünya çapında kural koyan kurumlarda nüfuzu çok güçlü. Türkiye'nin, hatta diğer ülkelerin ballarındaki etken bir madde, bileşik veya özellik Çin'in yoğun çalışmaları nedeniyle standart dışı kalabiliyor. Çin'in pazarı domine etme kabiliyeti tam da bu anlama geliyor.
Velhasıl, sadece balda değil, bir tarım ürününün veya paketli gıda markasının küresel marka yolculuğu onlarca teknik çalışma gerektiriyor. Gerçek hikâyenin gücü tarlada, üretimde, tedarik zinciri yönetiminde, değişen beslenme alışkanlıklarını anlamada, küresel marka mimarisini inşa edebilmekte. Çin standart belirleyebilirken, Manuka kategori inşa ederken, Türkiye'nin tarım problemi, hatta bal problemi üretimde değil, ürettiği biyolojik değeri küresel ekonomik değere çevirebilecek değer yönetme eksikliğinde.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish