Fransa'da lise isyanı: Sokakta barikat, Mecliste kriz, 2027 yolu kaos!

Umut Berhan Şen Independent Türkçe için yazdı

Paris’in banliyölerinden sızan duman, öyle sıradan bir öğrenci tepkisi değil; basbayağı modern Fransız devlet aklının ve o çok övündükleri vizyonun çürüyüş belgesidir. Seine-Saint-Denis’de patlayan, ardından bir gecede bütün ülkeye yayılan bu lise eylemlerini “gençler yine sokakta” sığlığıyla geçiştirmeye çalışanlar, masanın üstündeki haritayı tersten okuyor demektir. Karşımızda duran şey net: Güç dengelerinin yeniden dağıldığı son derece tehlikeli ve derin bir kriz.

İşin fitilini ateşleyen şeyler belli: Bakımsız okul binaları, yetersiz kadrolar, tıkış tıkış sınıflar ve gençlerin sırtına binen o ağır gelecek kaygısı... Ama bunlar buzdağının sadece görünen yüzü. Asıl mesele, Fransız cumhuriyetçi modelinin vatandaşına vaat ettiği sosyal devlet sözünün çökmesidir. Binlerce okul kilitli, sokaklar hareketli, gözaltı sayıları havada uçuşuyor. Bu tablo tek bir şeyi söyler: Devlet, toplumsal meşruiyet alanında çok ciddi zemin kaybediyor.

Siyasi sahnedeki aktörler ise bu krizden ne koparırım derdinde:

Bir tarafta Élysée ve hükümet var. Krizi eğitim reformu ekseninden hızla kaçırıp “asayiş ve güvenlik” parantezine sıkıştırmaya çalışıyorlar. “Sokak şiddeti” söylemiyle konuyu daraltmak, bütçesizliği ve yönetimsel beceriksizliği perdeleme kurnazlığından başka bir şey değil. Fakat o sert polis müdahaleleri yok mu? Ateşe benzin döküyor. Devleti gençlerin gözünde diyalog kurulacak bir merci olmaktan çıkarıp bizzat baskı aracına dönüştürüyor.

Diğer tarafta Melenchon ve sol blok var. Sokaktaki bu birikmiş öfkeyi kendi siyasi kaldıraçları yapmak için pusuda bekliyorlar. Onlar için bu sadece eğitim sistemi protestosu değil; Macron’un neoliberal politikalarına indirilmiş stratejik bir darbe. Üniversitelerin ve sendikaların da bu dalgaya eklemlenmesi, olayı devleti kilitleyecek bir genel grev riskine doğru tırmandırıyor.

En kritik nokta ise aşırı sağın durduğu yer. Marine Le Pen ve Ulusal Birlik cephesi, yaşanan kaos ortamını büyük bir soğukkanlılıkla izliyor. Yanan araçlar, kurulan barikatlar ve sokaktaki kontrolsüzlük, aşırı sağın “sert asayiş ve güçlü devlet” vaadini kararsız seçmenin gözünde altın tepside sunulmuş bir çözüme dönüştürüyor.

Lafı dolandırmadan söyleyelim: Fransa sokaklarında yükselen bu tansiyon, sadece hükümetin Meclis’teki zayıf dengelerini zorlamakla kalmıyor; 2027 cumhurbaşkanlığı yarışının fişeğini de erkenden ateşliyor. Devlet aklı diyalog kurmak yerine cop ve biber gazına sarılmaya devam ederse, yarın o masada ödenecek faturayı sadece mevcut hükümet değil, Fransız merkez siyasetinin tamamı ödemek zorunda kalacak.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU