Savaşı sevmeyenler, savaşın ne olduğunu bilenlerdir

Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı: "2026 İran savaşının ilk faturası"

ABD ve İsrail’in Şubat 2026 sonunda başlattığı, 3 bin 500'den fazla can kaybına ve 1 milyon kişinin göçüne yol açan savaşta, hava saldırılarıyla yıkılan bir binanın enkazına asılmış İran bayrağı / Fotoğraf: Morteza Nikoubazl-NurPhoto & AFP

II. Dünya Savaşı’nda Müttefik Kuvvetlerin Avrupa’daki başkomutanlığını yapmış ve daha sonra ABD’nin 34. Başkanı seçilmiş bir asker ve devlet adamı olan Dwight D. Eisenhower, 1952’de "Onu yaşamış bir asker olarak, savaştan nefret ediyorum; çünkü onun vahşetini, beyhudeliğini ve akıl dışılığını gördüm" demişti. 

Amerikan İç Savaşı’nın en önemli generallerinden biri ve modern savaşın yıkıcı gerçeklerini en açık şekilde dile getiren askerî liderlerden biri olan William Tecumseh Sherman  ise, Askeri Akademinin mezuniyet töreninde şöyle söylemişti:

Savaşın korkunç yönlerini bilmiyorsunuz. Ben iki savaş gördüm ve biliyorum. Şehirleri ve evleri küle dönmüş halde gördüm… Savaş cehennemdir.


"Millet hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir" diyen de bizim devletimizin kurucu lideri Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’tür. 

Ben de lüzum olduğunda şunu söylerim:

Savaşa en çok askerler karşıdır. Çünkü savaşın yıkıcılığını en iyi askerler bilir.
 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bugünlerde bittiği söylenen İran harbine bu gözle bakmak lazım.

ABD ve İsrail, birleşip İran’a saldırdılar, ne kazandılar?

Harbin başladığı gün durum ne idi? Bugün ne oldu?

Daha çok konuşup, tartışacağız bu konuyu. 

Bugün harbin yol açtığı zayiatlara bakalım.

Toplam 12 kaynağı taradım ve sizin için aşağıda özetledim.

İnsani tablo, sayıların ardındaki en ağır kalemi oluşturuyor. İran topraklarında hayatını kaybedenler 3 bin 300 ile 3 bin 500 arasında tahmin ediliyor; savaşın ilk gününde bir okula düzenlenen füze saldırısı, en az 175 sivilin ve öğrencinin ölümüyle çatışmanın en kanlı tekil vakası olarak kayda geçti.

İsrail'in 18 Mart'ta Lübnan'a yönelik ikinci bir cephe açması, insani maliyeti katladı: Lübnan'da 3.700 ile 3.826 arasında insan öldü, bunların önemli bir kısmı kadın, çocuk ve sağlık personeliydi.

İsrail genelinde 26 ile 60 arasında can kaybı yaşanırken, ABD ordusu 13 ile 15 personelini kaybettiğini açıkladı. Irak'ta İran yanlısı grupların bulunduğu bölgelerde 100'ü aşan ölüm kaydedildi; Umman açıklarında vurulan bir ticaret gemisinde 3 Hintli denizcinin hayatını kaybetmesi ise Vaşington ile Yeni Delhi arasında ayrı bir diplomatik krize dönüştü. 

Lübnan'da bir milyondan fazla insan, yani ülke nüfusunun beşte biri, evini terk etti. Bu yer değiştirme, komşu ülkelerin taşıyamayacağı bir sığınmacı yüküne dönüşmüş durumda.

Finansal tablo, mühimmat tüketiminin hızını çıplak biçimde gösteriyor. CSIS'in hesaplamasına göre "Epic Fury" operasyonunun ilk yüz saati 3,7 milyar dolara mal oldu; bunun 3,5 milyar doları bütçe dışı kalemlerden karşılandı. Pentagon'un Kongre'ye sunduğu basına kapalı brifinge göre ilk altı günde 11,3 milyar dolar harcandı, bunun 5,6 milyar doları sadece ilk iki günün mühimmatıydı.

Haziran itibarıyla resmi operasyonel maliyet 29 milyar dolara ulaştı, ama bu rakam üs onarımlarını, uçak gemisi gruplarının bakım giderlerini ve tüketilen güdümlü mühimmatın enflasyonist ortamda yeniden tedarik maliyetini içermiyor. Riyad'daki ABD büyükelçilik yerleşkesi ağır hasar gördü, Suudi Arabistan'daki bir pistte yüksek değerli bir radar uçağı imha edildi. 

Ön barış anlaşması, üstüne 300 milyar dolarlık bir İran yeniden inşa fonu taahhüdü ekledi; bu yük, gelecek nesil vergi mükelleflerinin sırtına kalacak bir kalem.

Altyapı ve kültürel miras kayıpları, savaşın geri döndürülemez yüzünü oluşturuyor. İran'da en az 20 okul yerle bir oldu, 240 sağlık tesisi işlevsiz hale geldi, su şebekeleri havaya uçtu. Beş dünya mirası sit alanı doğrudan zarar gördü, 54 müze tahrip edildi. Körfez ülkelerinde otel, havalimanı terminali ve enerji tesisleri hasar aldı; bu da bölge ekonomilerine milyarlarca dolarlık doğrudan varlık kaybı anlamına geliyor.

Enerji şoku, savaşın küresel ölçekte en hızlı hissedilen sonucu oldu. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması, ham petrolü 70-75 dolar bandından 120 dolara fırlattı. ABD'de galon başına 2,98 dolar olan kurşunsuz benzin, 4,52-4,56 dolar bandına yerleşti; barış sonrası bile 4 doların üzerinde kaldı.

Amerikan tüketicisi, benzin ve motorinde toplam 59,8 milyar dolar fazladan ödedi; hane halkı başına bu yük 456 ile 460 dolar arasında hesaplanıyor. Stanford'un projeksiyonu, yıl sonuna kadar bu rakamın 857 dolara çıkabileceğini gösteriyor. Yıllık enflasyon yüzde 3,8'e tırmandı, enerji grubu yüzde 17,9 arttı, mortgage faizleri yeniden yüzde 6'nın üzerine çıktı.

Tarım ve sanayi cephesinde de hasar derin. Gübre fiyatları yüzde 47 arttı, ABD'li çiftçilerin yüzde 70'i ihtiyaç duyduğu gübreyi alamadı. Uçak bileti fiyatları yüzde 20,7 ile 27 arasında yükselirken, Dubai çıkışlı uçuşlar üçte iki, Doha çıkışlı uçuşlar dörtte üç oranında azaldı. Toyota tek başına 3,8 milyar dolarlık kâr kaybı bildirdi; bu rakam, tedarik zinciri kırılmasının şirket bilançolarında ne kadar derin iz bıraktığını gösteriyor.

Birleşmiş Milletler'in hesabına göre, savaşa harcanan günlük 2 milyar dolar, dünya genelinde 87 milyon insanın insani yardım ihtiyacını tam olarak karşılayabilecek büyüklükte. ABD'de tüketicilerin akaryakıta fazladan ödediği 40 milyar dolar, ülkenin 10.200 köprüsünü kapsayan federal onarım programının tamamını ya da hava trafik kontrol sisteminin 31,5 milyar dolarlık yenilenme bütçesini finanse edebilirdi.

Bu sayılar henüz nihai değil. Savaşın gerçek bilançosu, ekonomilerin yeniden dengelendiği, sağlık sistemlerinin yükünü taşıdığı ve göç dalgalarının yerleştiği yıllar boyunca yazılacak. Şimdilik elimizde olan, buzdağının görünen ucu.

Eisenhower'ın gördüğü vahşet, Sherman'ın küle dönmüş şehirleri, Atatürk'ün cinayet dediği o şey, bugün rakamlara dönüştü. 3 bin 500 ölü, 1 milyon yerinden edilmiş insan, yüz milyarlarca dolarlık fatura.

İsmini saydığım kişilerin savaştan nefret etmelerinin sebebi, savaşı bilmeleriydi. Bugün İran harbinin ardında kalan enkazı sayanlar da aynı dersi tekrarlıyor. Kazanan yok, kaybeden çok; mesele bu kadar basit.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU