11 Haziran 2026'da Houston'da imzalanan niyet beyannamesi, Doğu Akdeniz'deki güç mücadelesinin nitelik değiştirdiğini tescil etti.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İsrail temsilcileriyle Rice Üniversitesi'nin Baker Enstitüsü'nde bir araya gelerek Doğu Akdeniz Enerji Merkezi'ni (Eastern Mediterranean Energy Center) kurdu.
2019'da ABD Kongresi'nden geçen Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Ortaklığı Yasası'nın yedi yıl sonra kurumsal karşılığı bu merkez. Türkiye imzacılar arasında yok.
Bu bir sembolik dışlanma değil. Houston'daki merkez, doğal gaz geliştirme, ABD LNG altyapısı, enerji nakil hatları güvenliği ve kritik altyapı korumasını tek çatı altında topluyor.
Amaç bölgesel enerji düzenini, Türkiye'nin veto edebileceği ikili anlaşmalar zemininden çıkarıp çok taraflı kurumsal mekanizmalara taşımak.
Bu yapıların kurumsallaşması, Türkiye’nin bölgesel enerji mimarisindeki konumuna ilişkin tartışmaları daha da derinleştiriyor.
6 gün sonra, 17 Haziran'da ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Doğu Akdeniz Geçit Yasası'nı (Eastern Mediterranean Gateway Act) onayladı.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nden 45'e karşı 2 oyla geçen bu yasa tasarısı, Doğu Akdeniz'i Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nun (IMEC) stratejik giriş kapısı olarak tanımlıyor; limanları, enerji altyapısını ve dijital bağlantıları 3+1 çerçevesine oturtuyor.
Türkiye IMEC'in de dışında. IMEC’in temel güzergâhı, Hindistan’dan Körfez’e ulaşan ticaret akışlarının demir yolu bağlantılarıyla İsrail’in Hayfa Limanı’na, oradan da deniz yoluyla Yunanistan’ın Pire Limanı üzerinden Avrupa pazarlarına taşınmasına dayanıyor.
Ankara ise bu projeye karşı Irak’ın Büyük Faw Limanı’nı Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlamayı hedefleyen Kalkınma Yolu Projesi ile Hazar geçişli Orta Koridor’u öne çıkararak, Doğu-Batı ticaretinde kendi jeostratejik konumunu korumaya çalışıyor.
Enerji altyapısında çatışma daha somut bir hal aldı. Kıbrıs'ı Avrupa elektrik şebekesine bağlayacak Great Sea Interconnector projesi, 3.000 metre derinliğe inen 1.208 kilometrelik bir denizaltı kablosu.
Rotası, Türkiye'nin 2019'da Libya ile imzaladığı deniz yetki sınırlandırması anlaşmasıyla ilan ettiği alanlardan geçiyor. Türkiye bu projeye askeri ve hukuki araçları eş zamanlı devreye sokarak karşılık verdi.
Temmuz ve Kasım 2024'te Kasos açıklarında Türk fırkateynleri kablo güzergahı çalışması yapan İtalyan araştırma gemilerini abluka altına aldı.
Bu baskıların birikimi, Fransız Nexans şirketinin Aralık 2025'te ihaleleri iptal etmesiyle projeyi fiilen durdurdu.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Türkiye’nin iç hukuk hamleleri de devam ediyor.
12 Mayıs 2026'da kamuoyuna tanıtılan Türk Deniz Yetki Alanları Kanun Taslağı, "Mavi Vatan Yasası" adıyla anılıyor.
AKP ve CHP'nin ortak desteğiyle TBMM'ye getirilmesi beklenen metin, Türkiye'nin Karadeniz, Ege ve Akdeniz'deki tüm taleplerini tek ulusal kanunda birleştiriyor. Cumhurbaşkanı'na "özel statülü deniz alanı ilan etme" yetkisi veren bu yasa, kıta sahanlığından geçecek her türlü kablo veya boru hattı projesini izne bağlayan bir iç hukuk vetosu kuruyor.
Türkiye sahaya silahla çıktıktan sonra aynı sahayı hukukla da çevreliyor.
Askeri boyut Kıbrıs üzerinden derinleşiyor. KKTC'deki Geçitkale Havaalanı Şubat 2025'te tamamen Türk Kara Kuvvetleri'ne devredildi; pist ve hangar altyapısı Bayraktar TB2'ler ve F-16'lar için genişletildi.
Beşparmak Dağları'na konuşlandırılan ASELSAN yapımı elektronik harp sistemi, 500 kilometrelik yarıçapta düşman radar ve iletişim sistemlerini etkisiz kılma kapasitesi taşıyor.
Bu modernizasyonun siyasi bağlamı 11 Şubat 2026'da netleşti: İsrail Parlamentosu'nda gerçekleştirilen 3+1 Parlamenterler Arası Zirvesi'nde Türkiye, "bölgesel dinamizmin baş tehdit kaynağı" olarak tanımlandı.
Ankara'nın bu tabloya verdiği en etkili yanıt Mısır'dan geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Şubat 2026'daki Kahire ziyareti, iki ülke ilişkisini on yıllık kopukluğun ardından kurumsal stratejik ortaklık düzeyine taşıdı.
12 Haziran'da Türk ve Mısır F-16'larının gerçekleştirdiği ortak hava muharebe tatbikatı bu dönüşümün askeri boyutunu somutlaştırdı.
BOTAŞ'ın yüzer LNG depolama birimini Mısır'a kiralayarak Kahire'nin enerji krizini hafifletmesi ticari ekseni; HAVELSAN ile Mısır ordusunun 350 milyon dolarlık savunma sanayii ortaklığı stratejik ekseni tamamladı.
Bu hamlenin bölgesel etkisi hesabın ötesine geçti: Yunanistan ve GKRY'nin Mısır'ı Türkiye karşıtı bir deniz koalisyonuna dahil etme planı işe yaramadı.
Türkiye, 3+1 mimarisini cepheden kıramıyor; ama güney kanadını Mısır üzerinden açık tutuyor.
Yine de bu yapının gerçek kilidi Kıbrıs'ta. Kıbrıs sorunu çözülmeden GKRY üzerinden kurulan askeri ve enerji düzeni yerinde kalır, Türkiye'nin bölgesel denklemdeki açığı kapanmaz.
Ankara sahada veto gücünü koruyor; masa başında ise henüz yok.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish