Kamuoyu araştırma şirketlerinin, Özgür Özel'in yeni partisinin yüzde 32 oy oranına sahip olduğunu açıklaması, düne kadar öfke patlaması yaşayanları rahatlattı.
Bu kitle, vakit kaybedilmeden yeni partinin çalışmaya başlamasını istiyor.
Televizyon kanalları boş binaları görüntüleyip, "İşte Özgür Özel'in yeni partisinin genel merkez binası" diye yayın yaptıkça heyecan artıyor.
Emlak zengini, inşaatçı bir vekilin elindeki binalardan birkaçını çoktan yeni parti için ayırdığını bilen biliyor zaten.
"Yeni parti için bu kadar acele etmeye gerek var mı?" diyenlerse ortaya çıkabilecek birçok güçlüğe ve soruna dikkat çekmeye çalışıyor.
Ama onları dinleyen yok. Çünkü bugünkü özel koşullar nedeniyle yüzde 32 görünen oy oranının zaman içinde hayal kırıklığı seviyesine düşebileceğini kimse düşünmek istemiyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Türkiye gündeminin en önemli maddesinin, çok uzun bir süredir Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu söyleyebiliriz.
Bu süreçte CHP'liler birbirlerini adeta yiyip bitirdiler ve bir daha yüz yüze bakamayacak hale geldiler.
Parti tabanının büyük bölümü Özgür Özel'in yanında konumlandı.
Öfke patlaması yaşayan bu kesim, Kemal Kılıçdaroğlu destekçilerini sosyal medyada linç etti, sindirdi, ses çıkaramaz hale getirdi.
İlk şoku atlatan Kılıçdaroğlu destekçileri ise önce ürkek, ardından da aynı sertlikte yanıtlar vermeye başladı.
Bugün itibarıyla Özgür Bey destekçilerinin sayısı çok daha fazla ve bu nedenle sesleri yüksek çıkıyor.
Kemal Bey destekçileri ise sayısal üstünlükleri olmasa da giderek artan özgüvenle kendilerini daha iyi savunur hale geldiler.
Kısacası ruhen boşanmış, biri genel merkeze, diğeri TBMM'ye yerleşerek evleri de ayırıp fiziken de boşanmış olan taraflar, artık resmen boşanmaya doğru gün sayıyorlar.
Özgür Bey, CHP içi mücadele kapsamında hukuki süreçlerin tamamını bitirdikten sonra yeni partiyle devam edeceğine ilişkin sinyalleri artık daha net veriyor.
Gerçek şu ki boşanma süreci çok kavgalı ve çok çirkin geçiyor.
CHP'liler, kamuoyuna nasıl bir imaj çizdiklerinin herhalde farkındadır.
Bir taraf diğerine "Butlancı" diyor.
Diğer taraf da ona "Pavyoncu" yanıtını veriyor.
Bir taraf diğerine "Hain" diyor.
Diğer taraf da ona "Hırsız" yanıtını veriyor.
Bir taraf diğerine "Sarayın işbirlikçisi" diyor.
Diğer taraf da ona "Yolsuzluk yapanların koruyucusu" yanıtını veriyor.
Örnekleri uzatmaya gerek yok. Çünkü karşılıklı yakıştırmalar, tekrar edilmeyecek kadar ağır ve çirkin.
Tüm bu sözleri CHP'li CHP'liye söylerken, aslında CHP'li imajını da yerin dibine soktuklarının farkında bile değiller.
Yol açtıkları bu imaj erozyonunu düzeltmek hiç ama hiç kolay olmayacak.
Çünkü her şey halkın gözü önünde olup bitiyor.
Ne demiştik:
Halk kavga izlemeyi sever ama kavga edenleri sevmez.
Halk, bu ağır ve çirkin sözleri kullanarak kavga edenlere iyi gözle bakmaz, onlar hakkında iyi düşünmez.
Bir süre sonra Özgür Bey ayrı bir parti kurup yoluna devam ettiğinde, Kemal Bey de CHP'nin başında kaldığında, destekçileri yaptıkları hakaretleri, küfürleri ve linçleri unutacaktır.
Seçim zamanı geldiğinde ise her iki taraf da sahaya inecek, halk arasında çalışma yapacak, kampanya yürütecektir.
İşte tam da bu süreçte halk, tarafların geçmişte ettikleri kavgayı, linçleri, küfürleri ve hakaretleri kendilerine hatırlatacaktır.
Çünkü halk unutmaz.
İşte bu halk, birlikteliklerini koruyamayanların, ayrışanların ve düşmanlaşanların ülkeyi yönetebilme kabiliyetine sahip olup olmadığını sorgulayacaktır.
Geleceğe yönelik projeksiyonu şimdilik bir kenara bırakıp yaşanan gelişmelere dönelim.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Özgür Özel'e karşı 2 büyük argümanı olduğunu söyleyebiliriz.
Birincisi, "Mahkemenin tedbir kararı varken bir şey yapamayız. Yargıtay sürecini bekleyelim" söylemidir.
Özgür Bey'in tüm hamlelerine karşı kullanılan birinci argüman, bugüne kadar sürekli dile getirildi.
İkincisi ise şimdiye dek kimsenin dillendirmediği Siyasi Partiler Yasası'nın 16'ncı maddesi.
Yaklaşık 13 yıl genel başkanlık yapmış bir hesap uzmanı olarak Kemal Bey'in bu maddeyi iyi bildiğini düşünüyorum.
Kemal Bey gerekli gördüğünde bu maddeyi kullanacaktır.
Siyasi Partiler Yasası'nın 16'ncı maddesi şöyle der:
Siyasi partilerin merkez karar organı, zorunlu nedenler yüzünden büyük kongrenin toplanamadığı hâllerde, partinin hukuki varlığına son verilmesi ve tüzük ve programının değiştirilmesi dışındaki bütün kararları alabilir.
Bu maddenin şifresi, "bütün kararlar" ifadesidir.
CHP'nin durumuyla ilgilenen hemen herkesin bu maddenin içeriğini anladığını sanıyorum.
Uzman hukukçular arasından da söz konusu madde hakkında beni arayıp haklı olup olmadığımı söyleyecekler çıkacaktır.
Peki, 16'ncı madde Özgür Bey'in aklına gelmiş midir?
Tüm hukuk yollarını tüketeceklerini söyleyen Özgür Bey gibi zeki bir siyasetçinin 16'ncı madde gerçeğini bilmeme ihtimali sıfırdır.
Özgür Bey, Kemal Bey'in 16'ncı maddeyi de kullanacağını çok iyi bildiği için "yeni parti" seçeneğini daha fazla öne çıkarmaya başladı.
Kamuoyu şimdilik sadece "mahkemenin tedbir kararı ve Yargıtay sürecini" biliyor, konuşuyor.
Ama pek yakında Siyasi Partiler Yasası'nın 16'ncı maddesi konuşulmaya başlanacaktır.
Hepsi bu kadar mı?
Zaman içinde 2 önemli argümanın daha devreye girme ihtimali var.
Bunları da ayrıca yazacağız.
Kısacası CHP'lilerin CHP'lilere karşı "akıl oyunları" devam ediyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish