Er gaziler 13 Temmuz'dan bu yana Ankara'da, Kızılay-Güvenpark'ta nöbetteler.
7/24 Güvenpark'ta kalıyorlar.
Amaçları yaşadıkları eşitsizliği tüm Türkiye'ye duyurmak.
Rütbeli bir gaziye verilen maaşın er gazilere de verilmesini talep ediyorlar.
Terörle mücadele etmiş gazilerin maaşları arasında rütbeli-rütbesiz farkı olmasın diyorlar.
Bu kahramanlar 90'lı yıllarda "Vatan borcu namus borcu" düşüncesiyle askere gittiler.
Onlara, "İleride gazi maaşlarında rütbeli-rütbesiz ayrımı yapılacak, erler çok düşük maaş alacak" denilseydi ne olurdu?
Hiçbir şey olmazdı, çünkü bu çocuklar maaşı dert etmez, yine koşa koşa askere giderlerdi.
Şimdi çağırsalar, bu halleriyle bile tereddüt etmeden yine vatan için görev yaparlar.
Çok zorlu coğrafyalardaki operasyonlarda, gözlerini kırpmadan teröristlerin üstüne gittiler.
Türk askerine yakışır şekilde mücadele ettiler, savaştılar.
Teröristlerin döşediği mayınlara basarak ya da çatışmalarda, baskınlarda, pusularda yaralandılar.
Bazı silah arkadaşları şehit düştü, onlar da gazi oldular.
Aylar, yıllar süren tedavi süreçlerinden geçtiler.
Kolları, bacakları her defasında biraz daha kesildi.
Protezlere, tekerlekli sandalyelere mahkûm oldular.
Çok sancılı geçen tedavi süreçlerinde ailevi sorunlar yaşadılar, bu yüzden kimileri boşanmak zorunda kaldı.
Gazi statüsünün tanıdığı hakları kullanarak ve sınırlı maaşlarıyla hayatlarını sürdürmeye çalıştılar.
Bir subayın gazi maaşı 170 bin TL, bir astsubayın gazi maaşı 130 bin TL, bir uzman çavuşun gazi maaşı 118 bin TL, emniyet mensubu gazi polisin maaşı 123 bin TL'dir.
Bir er gazinin maaşı ise 40-50 bin TL civarında.
Er gazilerin Güvenpark'taki nöbeti, yetkililerin konuya eğilmesine yol açtı.
Ziyaretlerine gelen siyasi partilerin yöneticileri, yaptıkları paylaşımlarla er gazilerin sorunlarının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı.
Halktan da Güvenpark'a gelenler oluyor, ama açık konuşmak gerekirse bu ziyaretler ve destek yetersiz kalıyor.
Er gaziler Meclis'e giderek Millî Savunma Komisyonu'nda konuştular, taleplerini dillendirdiler.
Ama tüm bunların sınırlı bir etkisi oldu.
Çünkü gelen haberlere göre er gazilerin maaşlarına yapılması düşünülen zam, 12 bin-16 bin TL arasında olacakmış.
Söz konusu artış, maaşları ortalama 50-60 bin seviyesine çıkarır ki, bu da rütbelilerin aldığı maaşın üçte biri eder ya da etmez.
Maaşlarda eşitlik isteyen şehit aileleri ve gazilerin sayısı 5 bin kadar.
Maaşlar eşitlense ya da 100 bin TL bandına getirilse, bunun devlete aylık yükü yaklaşık 400-450 milyon TL olur.
Bu rakam koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti için denizde bir damla bile değildir.
Terörle mücadelede kollar, bacaklar, gözler, hayatlar rütbeye göre kaybedilmedi.
Zaten gözde, bacakta, kolda rütbe olmaz ki.
Rütbeliler Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kadrolu mensuplarıdır.
Ama er gaziler de Türk Silahlı Kuvvetleri'ne emanet edildiler ve TSK'nın resmen bir parçası olarak askerlik yaptılar.
Bu kahramanların tamamına yakını zaten yoksul ailelerin çocukları.
Askerlikten önce de yoksuldular, gazi oldular ama yine yoksullar.
Yoksulluk kahramanların kaderi mi?
Bu vatan evlatları hiç olmazsa gazilikte yoksulluk çekmesinler.
Onlar para pul peşinde değil ki.
"Ailemizi geçindirelim, çocuklarımızın boynu bükük kalmasın ve ihtiyaçlarımızı karşılayabilelim yeter" diyorlar.
Aslında hiçbir maaş onların fedakârlığının karşılığı olamaz.
Kolun, bacağın, gözün bir fiyatı olabilir mi?
"Terörsüz Türkiye" varsa bu çocuklar sayesinde var.
Meclise "çerçeve yasa" geldiyse, kimse kusura bakmasın ama buna giden sürecin başında yine bu çocukların fedakârlıkları var.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok büyüktür ve er gazilerin taleplerini mutlaka karşılayacaktır.
Er gaziler hak talep ederken ne devlete ne de İktidara kafa tutuyor.
Sadece devlete, İktidara sığınıyor ve onlardan anlayış, ilgi ve şefkat bekliyorlar.
Onlar devletimizi korumak ve devletimizin bekası için savaştılar.
İnsanlar rahat uyusun, güvenli bir ortamda dolaşsın, çalışsın, yaşasın diye kendilerini feda ettiler.
Devletin de onlara sahip çıkacağına, rütbeli-rütbesiz farkını ortadan kaldıracağına inanıyorum.
Gaziler de ben de dvlete güveniyoruz.
Güvenpark'taki eşitlik nöbetinde fenalaşıp hayatını kaybeden bir de gazimiz var.
Birçok sağlık sorunu yaşamasına karşın Güvenpark'ta arkadaşlarını yalnız bırakmayan Erdal Özdemir, memleketi Denizli'de toprağa verildi.
Zaten iyi olmayan sağlıkları daha da bozulan kahramanlarımızın evlerine dönmesini sağlayacak düzenlemeyi lütfen yapın artık.
Bir an gözlerinizi kapatın ve kendinizi onların yerine koyun.
Biraz empati yapın ve kendinize şu soruları sorun:
Ya ben de aynı durumda olsaydım ne yapardım?
Bizler için kendilerini feda eden bu vatan evlatları için ne yaptım?
Er gaziler millete şöyle sesleniyor:
Bizi unutmayın.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish