Irak'ta yaşanan askeri hareketlilik neyin habercisi?

Serbest Ferhan Sindi Independent Türkçe için yazdı

Irak'ta artan askeri hareketlilik, Şii milislerin silahsızlandırılması tartışmasını yeniden gündeme taşıdı / Fotoğraf: AFP

Irak'ın 15 vilayetinde 6-7 Ağustos'ta yaşanan yoğun askeri hareketlilik ve yüksek alarm vaziyeti, eski halin muhal olduğu ve yeni halin kaçınılmaz olduğu gerçeğinin somut bir göstergesidir.

Yani Şii milis grupları yönetimi tam olarak ele geçiremezse bundan sonra varlıklarını devam ettiremeyecekler. Çünkü Zeydi yönetimindeki Irak hükümeti kararını vermiş görünüyor, geriye dönüş yok.

Şii milisler de nihai kararlarını vermek zorunda. Ya uzlaşarak silah bırakacaklar ya da kanlı olaylara tanıklık edeceğiz.


Ortadoğu'da dengeler değişirken Irak'ın aynı kalması düşünülemez

Ortadoğu'da birçok denge değişirken Irak'ın bunun dışında kalması ve IŞİD ile birlikte oluşan şartların, Suriye devrimi ve İsrail-ABD-İran arasında meydana gelen savaş sonrası devam etmesi mümkün değildir. ABD'nin Ortadoğu'daki stratejisi değişirken ve Suriye'de olduğu gibi Irak'ta da askerlerini çekmeye hazırlanırken meydanı tamamen İran'a bağlı Şii milislere terk etmesi ihtimal dışıdır. O nedenle IŞİD sonrası oluşan şartlar da değişmek zorundadır.

Irak'ta 11 Kasım 2025'te yapılan seçimlerin ardından Nuri Maliki'nin adaylığının tartışmaya yer bırakmayacak şekilde reddedilmesi ve Ali Zeydi'nin konsensüsle başbakan yapılması, tarafların yeni dengelere ve kendilerine biçilen pozisyonlara da razı olduğunu göstermektedir. Örneğin katı ABD karşıtlığı tutuma sahip Asaib Ehli Hak lideri Kays Haz Ali'nin Maliki'nin adaylığı konusunda Trump ile aynı çizgide yer alması ve ABD'nin Bağdat Büyükelçisi ile görüşmesi, İran'ın adamı olarak görülen Maliki'nin de ABD'nin adamı gibi sunulan Zeydi'yi aday olarak göstermesi yeni dönemdeki politikalar dair yeterince fikir vermektedir.


İran ile ABD'nin çıkarları Irak'ta çakışmıyor artık

ABD ile İran, 2003'ten 2018'e kadar Irak'ta çok iyi anlaştı, birlikte hareket etti ve ortak çıkarlara sahip oldu. Bu süre zarfında karşı karşıya geldikleri çok az olay olmuştur. Örneğin Sünni radikal gruplara karşı birlikte savaştılar, Sadr'a karşı birlikte savaştılar, Sünnilerin desteklediği Allavi'nin başbakan olmasını birlikte engellediler, IŞİD'e karşı birlikte savaştılar, Kürdistan Bağımsızlık Referandumuna birlikte karşı çıktılar. Aralarında ufak tefek pürüzler ve çıkar çatışmaları çıkmışsa da bunları büyümeden çözmüşlerdir.

Ortak çıkarlar Trump'ın başkan olmasından sonra 2018'de nükleer anlaşmayı yırtıp atması ve gerginliğin büyümesiyle 2020'de Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından iyice tersine dönmeye başladı. İpler gerildi ancak tam olarak kopmadı. Biden 2021'de başkan olunca sular duruldu ancak 7 Ekim 2023'te İsrail'in agresif çıkışları ile yine sallantıya girdi ve Trump'ın 2025'te tekrar gelmesiyle ortak çıkarlar iyice bozuldu.

Trump başkanlığındaki ABD, İran'ın Ortadoğu'daki yayılmacılığının zayıflatılması ve gücünün sınırlandırılması konusunda Netanyahu'nun İsrail'iyle aynı çizgiye geldi. Suriye'de bir devrim olmuş ve İran burada kaybetmişti, Lübnan'da Hizbullah'a ağır darbeler indirilmiş ve Nasrallah öldürülmüştü. İsrail bu anlamda Trump'ın gelişinden önce yolu açmış ve İran'a karşı daha sert adımlar için zemini hazırlamıştı.

Trump da 2021'de yarım bıraktığı işi tamamlamak için İran'a maksimum baskı politikasını yeniden devreye soktu ve bunun bir parçası olarak Irak'ta İran'a bağlı Şii milislere yer olmayacağını seçimleri kazandıktan hemen sonra daha göreve başlamadan Irak Başbakanı Sudani'ye gönderdiği mektupla bildirdi.


Şii grupların Irak'ta silahsızlandırılması Trump'ın temel politikalarından biri

Sudani'nin Irak'ı, Şii milislere karşı adım atmakta çok ürkek davrandı ve herhangi ciddi bir girişimde bulunmadı. Öte yandan Irak Meclisi'nde Haşdi Şabi yasasını sunmuş ve onaylanmak üzereydi. Sudani, işin vehametini anlayınca tasarıyı geri çekti ve 11 Kasım 2025 seçimlerine giderken ABD'ye yakın bir politika izleyeceği imajı çizdi. İran'a yakın gruplar da bu yüzden Sudani'nin bir daha başbakan olamayacağını ve ABD'nin adamı olduğunu dillendirdi.

ABD Başkanı, Haşdi Şabi ve diğer Şii milislerin silahsızlandırılmasını hızlandırmak için Irak'a Mark Savaya adında Iraklı Hristiyan bir temsilci atadı fakat Savaya bu konuda pasif kaldı, herhangi bir faaliyeti olmadı. Çok geçmeden Trump, Savaya'yı görevden aldı ve Barrack'ı Türkiye ve Suriye'den sonra Irak'tan da sorumlu yaptı.


Konsensüsle seçilen Zeydi ABD'nin beklentilerini karşılamak zorunda

Barrack, Irak dosyasını da devraldıktan sonra hükümet kurma süreci de hızlandı ve Ali Zeydi ismi üzerinde mutabık kalındı. Zeydi'nin ismi açıklanır açıklanmaz ilk tebrik eden ve ABD'ye davet eden de Trump oldu. Çünkü Zeydi, ABD'nin istediği politikaları Irak'ta hayata geçirebilecek en uygun isim olarak seçildi.

Zeydi de buna göre hareket etti ve Şii milislerin elindeki silahların devlete teslim edilmesi gerektiğini ilan ederek bunu ana politikası olarak izledi. İlk ziyaretini ABD'ye yaptı ve burada yüz milyarlarca dolar tutarında anlaşmalar yaptı. Trump ile görüşmesinde İran için hassas olan Kasım Süleymani meselesinde tavırsız kaldı. Şii milislerle ilgili çıkışlarına ABD'de de devam etti.

Zeydi, Şii milisler konusunun ABD için hayati olduğunu ve başarısız olması halinde koltuğundan edeceğini çok iyi bildiği için adımlarını buna göre atıyor ve söz konusu grupların komşu ülkelere yönelik saldırılarına da sessiz kalmıyor, müdahale etmeye çalışıyor.

Suudi Arabistan'ın 29 Temmuz'da 20 Haşdi Şabi mensubunun öldürüldüğü saldırılarla ilgili takındığı tavır da bu çabalarıyla uyumluydu. Saldırıdan bir gün sonra yapması beklenen Riyad ziyaretini erteledi ancak iptal etmedi. Daha sonra ziyaretin kısa süre içinde gerçekleşeceği açıklandı.

Zeydi, ABD'nin askerlerini çekeceği 30 Eylül'e kadar bu sorunu halletmek ve büyük bir krize dönüşmeden sonuca bağlamak istiyor. Bunun için de sık sık Şii liderlerle bir araya geliyor ve onlardan destek istiyor. Son olarak 6 Ağustos'ta tüm Şii, Sünni ve Kürt liderlerle bir araya gelerek Şii milislerin Suudi Arabistan'a saldırı tehdidi nedeniyle ülke genelinde tüm silahlı kuvvetlerde yüksek alarm talimatı vererek güvenlik tedbirlerini artırdı.


Irak'ta yaşanan askeri hareketlilik köklü değişikliğin habercisi

Irak'ta 6-7 Ağustos'ta yaşanan askeri hareketliliğin ardından Bedir Örgütü lideri Hadi Amiri, Şii milis gruplara Suudi Arabistan saldırısını ertelemeleri çağrısında bulundu. Milis grupları da çağrıya uydu ve saldırıyı ertelediklerini duyurdu. Bunu takiben Iraklı liderlerden silahın yalnızca devletin elinde olması gerektiğine dair açıklamalar geldi.

Şiilerden üst düzey bir heyetin 7 Ağustos'ta Tahran'a giderek milislerin silahsızlandırılması konusunu görüştükleri haberleri de konunun ciddiyetini göstermektedir. Aynı gün sızdırılan haberlerde 30 Eylül'e kadar silahlarını bırakmayan milis grupların terörist ilan edileceği iddialarına yer verilmesi de tesadüfi değildir. Yargı Erki Başkanı Faik Zeydan da Başbakan Ali Zeydi'nin Başkomutanlık Ofisi Başkanı Şemmeri ve Terörle Mücadele Başkanı Musevi ile görüştü.

Bu gelişmelerle bağlantılı olarak aynı akşam Şemmeri'nin başkanlığında askeri zirve yapıldı ve Genelkurmay Başkanı Yarullah ile diğer kuvvet komutanları hazır bulundu. Burada da alınan önlemler ve bundan sonra atılacak adımlar ele alındı. Bunlar olurken Terörle Mücadele Birimleri ve özel harekât polisleri tüm şehirlerde devriye gezdi.

Zeydi, 8 Ağustos'ta Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde de koalisyon güçlerinin 30 Eylül'e kadar Irak'tan çekilmesinin ardından kalkınma, refah ve ekonomik büyümeye odaklanacaklarını söyleyerek Fransız şirketlerini yatırıma, Macron'u da Bağdat'a davet etti. Zeydi, şirketler için uygun zeminin ve fırsatların olduğunu yineledi.


Zeydi Şii milisleri silahsızlandıramazsa Irak daha büyük krizlere girer

Tüm bu gelişmeler, açıklamalar ve çıkışlar 30 Eylül sonrasında milislerin olmadığı ve istikrarın sağlandığı bir Irak'a hazırlık yapıldığını gösteriyor. Çünkü milisler varlığını korursa ABD askerleri de tam olarak çekilme planını erteleyebilir. Milislerin olduğu ve her an drone saldırısının yaşanabileceği şartlarda hiçbir petrol şirketi gelip yatırım yapmaz.

Şii milisler mevcudiyetlerini korur, İran politikaları gereği veya “direniş ekseninin” bir grubunun çıkarları öyle gerektirdiği için komşu ülkelere, Irak'ın içindeki hedeflere saldırırsa Zeydi başarısız olur ve görevi bırakmak zorunda kalır. Irak bu durumda yeni bir krize girer ve hükümetin bir daha kurulması uzun zaman alır, istikrarsızlık alır başını gider.

Sonuç olarak Irak'ta yaşanan askeri hareketlilik yeni bir dönemin ve doğumun habercisidir ve eğer bu doğum gerçekleşmezse Irak'ı zor günlerin beklediğini söylemek kehanet olmayacaktır. Zeydi, Şii milisleri ya uzlaşarak ya da zorla silahsızlandırmak zorundadır. Zeydi, ülkeyi yabancı petrol şirketlerinin gelip yatırım yapacağı güvenli ortama ve istikrara kavuşturmaya mecburdur. Zeydi'nin başka hiçbir çıkış yolu yoktur ve Irak için de başka bir alternatif görülmemektedir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU