Trump: Irak'ta bir safha kapandı

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı

ABD birliklerinin çekilmesini kutlayan Irak polisleri, bayraklarla süslenmiş zırhlı araçlarıyla Bağdat'ta devriyede / Fotoğraf: AP

30 Eylül 2026'da ABD Başkanı Donald Trump, son Amerikan kuvvetlerinin Irak'ı terk ettiğini duyurdu. Açıklama, alışılmış üslubuyla bir zafer metniydi: Amerika için zafer, Irak için zafer, "Trump yönetimi tarafından tamamen yok edilmiş" IŞİD'e karşı kesin zafer.

Aynı gün Pentagon ve CENTCOM, Erbil Hava Üssü'nden personel ve teçhizatın "düzenli ayrılışının" tamamlandığını, Operation Inherent Resolve'un Irak ayağının sona erdiğini teyit etti. Irak Başbakanı Ali el-Zaidi ise 1 Ekim'i Egemenlik Günü ilan etti.
 

 

Siyasi açıklama ile askerî gerçeklik burada ayrılır. Trump'ın cümlesi, yönetimin tarzına uygun bir kapanış retoriktir. Asıl konu, Irak'ta konuşlu kuvvetlerin başka yerlere kaydırılması ve 2014'te IŞİD'e karşı başlatılan koalisyon misyonunun ikili bir güvenlik ilişkisine dönüştürülmesidir.

Bu adım 2024'te Biden yönetimi ile dönemin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani arasında kararlaştırılmış, kademeli çekilme 2025'te Irak'tan başlamış, son kontenjan Erbil'de toplanmıştı. 30 Eylül, yeni bir iradenin ürünü olmaktan çok, önceden çizilmiş bir takvimin tamamlanmasıdır.

Tarih potasına konduğunda tablo daha da netleşir. 1991'de Kuveyt işgali gerekçesiyle açılan kapı, 2003 işgaliyle geniş bir işgal ve devlet inşası denemesine dönüştü. 2011'deki çekilme kısa sürdü; 2014'te IŞİD'in toprak kazanmasıyla kuvvetler geri döndü.

12 yıllık karşı-IŞİD ile mücadele kampanyası, örgütün tehdit olmaktan çıkarılmasıyla sonuç verdi. Buna karşılık "tamamen yok edildi" iddiası, uyuyan hücreler, sınır ötesi ağlar ve ideolojik kalıntı dururken abartılıdır. Elde edilen, bir durum değişikliğidir: koalisyonun muharip ve danışman varlığı Irak topraklarından çıkmış, sorumluluk resmen Bağdat'a ve Irak güvenlik güçlerine devredilmiştir.

Bu devir, Amerikan etkisinin bittiği anlamına gelmez. CENTCOM bölgenin tamamından sorumlu merkez komutanlık olarak duruyor. Küresel terör tehdidi IŞİD ile mücadele görev gücünün karargâhı Ürdün'e taşındı; Suriye'deki görev sürüyor.

Körfez'deki üsler, istihbarat paylaşımı, silah programları ve diplomatik tesislerin korunması aynı mimarinin içinde. CIA ve benzeri unsurların saha ilişkileri de birlik çekilmesiyle kendiliğinden sona ermez. Giden, Irak içindeki konuşlanmadır. Kalan, bölgesel erişim ve ikili kanallardır. "Amerikan kuvvetleri gitti, her şey tamam" cümlesi bu nedenle kurulamaz.

Açıklamada örtülen ikinci gerçek, devlet dışı silahlı yapılar meselesidir. Çekilme takvimi başlangıçta milislerin silahsızlandırılmasına bağlanmıştı. Etkili gruplar bunu reddetti veya kabul edilemez şartlar ileri sürdü; Bağdat silahsızlandırmayı en az Haziran 2027'ye erteledi. İran bağlantılı milisler çekilmeyi kendi anlatılarında bir kazanım olarak kullandı.

Irak'ın egemenlik iddiası, kendi topraklarında devlet tekelinin dışında silah tutan yapılar durduğu sürece eksik kalır. Irak kuzeyi (IKBY) bölgesinde ise hava savunması ve denge unsuru olarak görülen Amerikan varlığının kalkması, ayrı bir tedirginlik üretmiştir. Egemenlik söylemi ile güvenlik açığı aynı günde yan yana duruyor.

Bölgenin yükü de bu çekilmeyle silinmez. Irak ve Suriye uzun yıllar İran, Rusya ve Amerika'nın, dolaylı olarak Çin ile İsrail'in de dâhil olduğu bir vekâlet ve hibrit savaş alanına çevrildi. Enerji hatları, ticaret koridorları ve sınır güvenliği bu alanın faturasını ödedi. 28 Şubat 2026'da başlayan ABD–İran savaşı zaman zaman Irak'a da taştı; üslere yönelik saldırılar ve misillemeler çekilme kararını hızlandıran ortamın parçası oldu. Bölge insanını yıllarca kıvrandıran çıkmaz, bir konuşlanmanın sona ermesiyle kapanmaz. Kapanan, belirli bir askerî safhadır.

Türkiye açısından mesele retorikten ibaret değildir. Sınır güvenliği, terör örgütlerinin yeniden nefes alması, enerji ve ticaret hatlarının işlerliği, bölge halklarının asgari istikrarı doğrudan ilgilendirir. Amerikan kuvvetinin Erbil'den ayrılması, PKK/YPG hattındaki vekâlet düzenini kendiliğinden tasfiye etmez; Suriye'de süren görev ve Ürdün'deki karargâh, baskı araçlarının yer değiştirdiğini gösterir.

Bağdat'ın milisleri kontrol edememesi ise İran etkisinin siyasal ve ekonomik kanallardan derinleşmesi riskini açık bırakır. Ankara'nın beklediği, zafer ilanı değil, sınırda tehdit üretmeyen, enerji akışını kesmeyen ve devlet otoritesini milislerin önüne geçiren bir durumdur.

Bundan sonrası askerî bir kapanış değil, siyasal, diplomatik, ekonomik ve sosyolojik bir inşa safhasıdır. İkili güvenlik ilişkisi, istihbarat paylaşımı, yatırım döngüsü ve silah programları bu safhanın araçları olacak. Bölgedeki aktörlerin pozisyonunu buna göre alması gerekir.

Trump'ın cümlesi bir dönemin bittiğini işaret eder; bitenin ne olduğu ise ancak kuvvet kaydırması, karargâhın Ürdün'e alınması ve milis meselesinin ertelenmesi birlikte okunduğunda anlaşılır. Zafer yoktur. Yeni bir durum vardır. Bu durumu kimin, hangi araçlarla ve kimin aleyhine inşa edeceği ise henüz yazılmamıştır.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU