Afrika'nın yaşadığı ekonomik sıkıntılar, istikrarsızlık ve iç savaşlar; Batı medyasında sıklıkla kötü yönetim, yolsuzluk ya da halkların “sistemsizliği” ile açıklanıyor. Böylece sömürgeciliğin kanlı mirası örtbas ediliyor. Kıta ülkeleri kendi bağımsızlıklarını ilan etmiş olsa da sömürgeci gölge hâlâ bu ülkelerin üzerlerinde.
Afrika'nın, siyasi ve ekonomik açıdan eski sömürgecilerine (ve yeni küresel güçlere) bağımlı kılınması bir yana, bilgi ve tarih üzerinden kurulan tahakküm de hâlâ devam ediyor. Sömürgecilik; toprak ve kaynaklar kadar kimlik, hafıza ve bilgi üzerinden de yürütülüyor.
Afrika ülkelerinden sömürge döneminde çalınan sanat eserleri, haritalar, jeolojik kayıtlar ve tüm diğer belgeler hâlâ Batı ülkelerinin müzelerinde ve arşivlerinde tutuluyor. Orwell'in dediği gibi geçmişi kontrol eden geleceği de kontrol eder. İşte Batı'nın bugün Afrika için yapmakta olduğu tam da bu.
Geçmişte sömürdüğü yetmezmiş gibi hâlâ alıkoyduğu kıymetli eserler, jeolojik haritalar ve diğer kayıtlar ile kontrolü elinde tutmak istiyor.
On binlerce eser hâlâ Avrupa müzelerinde
Fransa'daki müzelerde yaklaşık 90 bin, İngiltere'deki British Museum'da ise 200 binden fazla Afrika kökenli eser bulunuyor. Uzmanlara göre Afrika'nın kültürel mirasının yüzde 80 ila 90'ı Avrupa müzelerinde yer alıyor.
Kıtanın bu denli çok sayıdaki sanat eseri Avrupa'ya kaçırılırken bugüne ulaşamayan nice eseri de sömürge döneminde talan edildi. Bir halkın kolektif hafızası olarak nitelendirilebilecek eserlere dair bilgiler de sır gibi saklanıyor.
Üstelik hâlâ bu kıymetli eserlerin Afrika'da heba olacağı ve Avrupa'da çok daha iyi korunacağı ileri sürülüyor. Tipik sömürgeci kibri…
Mesele sadece sanat veya tarihten ibaret değil. Ulusların kendi kimliklerini inşa etmesi kasıtlı olarak engelleniyor.
Son yıllarda Afrika ülkeleri tarihî bir bilinç ve onurlu bir duruş ile kendilerinden çalınan eserleri, tarihî belge ve kayıtları talep ediyor. Ancak Avrupa iadeye yanaşmıyor.
Kongo'nun kayıp haritaları nerede?
Kıtanın adalet arayışının en güncel ve en çarpıcı örneği Kongo ile Belçika arasında yaşanıyor. Belçika Kralı 2. Leopold'un kendi mülkü olarak sömürdüğü ve milyonlarca insanı katlettiği Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Belçika'nın elindeki sömürge dönemine ait jeolojik haritaları ve maden kayıtlarını talep ediyor.
Bu belgelerde Kongo'nun topraklarının altındaki muazzam zenginliklerin (kobalt, lityum, bakır gibi kritik mineraller) haritası mevcut. Kaynak zengini Kongo, bu kıymetli kayıtları kendi millî servetini planlamak ve yabancı şirketlerle eşit şartlarda müzakere edebilmek için istiyor ancak Belçika bu talebi reddediyor.
Söz konusu redde karşılık sundukları resmî gerekçe ise "arşivlerin korunması" ve "mevcut yasalar"!
Hâlbuki söz konusu arşivlerin dijitalleştirilmesi için AB fonlarıyla bir proje başlatılmıştı. Ancak bir şekilde sürecin yavaş ilerletilmesi sağlanıyor ve sonuç olarak Kongo verilere erişemiyor.
Dahası, Belçika, ABD'li madencilik şirketi KoBold Metals'in bu arşivleri Kongo adına dijitalleştirme girişimini de engelliyor. KoBold Metals'in de niyeti Kongo'ya sahip çıkmaktan çok bu topraklardaki devasa maden yataklarına erişmek. Ancak Belçika, eski sömürgeci olarak maden zenginliklerinin bilgisini tekelinde tutmak istiyor.
Söz konusu belgeler Kongo'nun ulusal hafızasının ve kimliğinin bir parçası. Olay evrak meselesinin çok ötesinde, Kongo'nun kendi kaynakları üzerindeki egemenlik mücadelesi.
Bu kibirli tavır Belçika'ya has değil, konu yağmalanan kaynaklar olunca Avrupa'nın refleksi hep aynı.
Fransa'da Afrika'ya ait 70 binden fazla eser mevcut. 2017 yılında Macron bu eserler hususunda iade sözü verdi ama süreç öyle yavaş ilerliyor ki, 2021'de Benin'e sadece 26 eser iade edildi.
Almanya 2022'de Nijerya'ya 1 bin'den fazla Benin Bronz'unu iade etme sözü verdi ancak benzer şekilde bu süreç de hukuki ve lojistik zorluklarla dolu.
Namibya'da Nama ve Herero halklarına yönelik soykırım uygulayan Almanya ise katlettiği insanların kafataslarını ve kemiklerini antropolojik çalışma kılıfıyla ülkesine taşıdı; bugün hâlâ bu kalıntıları birer nesne gibi müzelerinde sergilemeyi sürdürüyor. Batı, Afrika topraklarında öldürdüğü insanlara onurlu bir mezarı dahi çok görüyor!
Sonuç olarak Avrupa müzelerinden sembolik birkaç iade parlatılıp “jest” olarak sunuluyor ancak sistematik ve kapsamlı iadeler için adım atılmıyor.
Yağmalar devam ediyor
Yağmalanan eserlerin ve el konulan kayıtların iadesi bir şekilde mümkün.
Peki ya sömürgecilik boyunca yağmalanan hayatların iadesi?
Avrupa ülkeleri şimdiye kadar sömürgecilik süresince işledikleri suçlardan ötürü hiçbir tazminat ödemedikleri gibi hâlâ kıtanın yer altı zenginliklerini yağmalamanın yollarını arıyor. Madenlerini, petrolünü, gazını, verimli topraklarında yetiştirilen ürünlerini keyifle kullanırken halkını sadece ucuz iş gücüne indirgiyor.
Avrupa'nın Afrika'ya verdiği mesaj öyle çelişkili ki… Kaynaklarını almaya devam edeyim; ama hafızanı ve sanat eserlerini iade etmem. Ham maddeni ucuza alayım; ama göçmenlerini istemem ve seni kendi toprağında ucuz işçim olarak kullanırım. Madenlerine erişeyim; ama toprağının haritasını sana teslim etmem.
Avrupa Afrika'yı hâlâ kontrol altında tutabileceği bir coğrafya olarak konumlandırmaya devam ediyor.
Bugün kıtada yaşanan savaşlarda da eski sömürgeci güçlerin parmağı var. Önce II. Leopold'un özel mülkü olan ardından Belçika tarafından sömürülen Kongo son 30 yıldır maden zenginliği yüzünden kan ağlıyor.
Doğu Kongo'da Ruanda destekli M23 ve AFC örgütü eliyle şiddetlenen savaşın merkezinde kobalt, koltan, kalay gibi "kan mineralleri" yer alıyor.
Belçika da Avrupa Birliği de madenleri yağmalayan ve dünyaya pazarlayan Ruanda'ya karşı hiçbir yaptırım uygulamayarak kaosun devam etmesine seyirci kalıyor.
Belçika'nın alıkoyduğu ve kimseyle paylaşmak istemediği o haritalar, Kongo'da yaşanan kaosu bir nebze olsun hafifletmek için somut bir fırsat. Kendi yer altı zenginliğini bilen bir Kongo, kiminle nasıl anlaşma yapacağına da karar verebilir; en azından yabancı şirketlere ve silahlı gruplara bu kadar bağımlı olmayabilir.
Ama Batı'nın işine gelen de bu bağımlılık. Bilgi Batı'da kalıp da kaos sürdükçe, kendi kaynakları hakkında bilgisi olmayan Kongo pazarlık masasına hep daha zayıf oturuyor ve madenler Batı'ya hep daha ucuza akmaya devam ediyor.
Kaynaklar:
Financial Times – “The Battle for Congo's Archives: US Tech Versus Belgian Colonial History”
Business Insider Africa – “DR Congo Battles Former Colonial Ruler Belgium for Millions of Maps Revealing Critical Mineral Reserves”
The Journal of Imperial and Commonwealth History (Taylor & Francis) – “Colonial Archives, Restitution and the Geopolitics of Knowledge in Central Africa”
Deutsche Welle (DW) Opinion – “Restitution of Colonial Looted Art Is Only the Start”
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
