Türkiye Gazetecilik Meslek Birliği: Türk basını için yeni bir dönem

Prof. Dr. Levent Eraslan Independent Türkçe için yazdı

İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) ile Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) Yasa Çalışma Komisyonu tarafından hazırlanan Türkiye Gazetecilik Meslek Birliği (TGMB) Kanunu Tasarısı, Türk basın tarihinde önemli bir dönüşüm ve kurumsallaşma adımı olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de medyanın etik, hukuki ve özellikle dijital alanda yaşadığı sorunlara çözüm üretmeyi hedefleyen tasarı, bir taraftan basın özgürlüğünü korurken diğer taraftan gazetecilik mesleğinin taşıdığı sorumluluğun güçlendirilmesini amaçlıyor.


Küresel Gazeteciler Konseyi

14 Ekim 2019 tarihli ve 1660 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile uluslararası birlik statüsüne sahip bir meslek kuruluşu olarak faaliyet gösteren Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK), sunduğu bu kanun tasarısıyla gazeteciliği "etki gücü yüksek kamu hizmeti" olarak tanımlamakta ve mesleğin etik, hukuki ve dijital standartlarını yeniden belirlemeyi amaçlamaktadır. Konsey, Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerinde görev yapan gazetecileri aynı çatı altında buluşturmayı, gazetecilerin mesleki haklarını ve dayanışmasını güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası nitelikte bir meslek kuruluşudur.

Yerel, yaygın ve dış medya alanlarında çalışan gazeteciler arasında iletişim ve iş birliğini geliştiren KGK, gazetecilik mesleğinin değişen şartlara uyum sağlaması ve mesleki standartların yükseltilmesi konusunda çalışmalar yürütmektedir.

Genel Başkanlığını Mehmet Ali Dim’in yaptığı KGK; dijitalleşme, dezenformasyon, meslek etiği, basın özgürlüğü ve gazetecilerin hukuki hakları gibi güncel başlıklarda çalışmalar gerçekleştirmektedir. Başkan Vekili değerli dostum Nevzat Çiçek’tir. Ayrıca duayen gazeteci Savaş Çokduygulu, Nalan Yazgan, Ersel Yıldırım, Edip Üzen ve Mehmet İlker Yücel yönetim kurulu üyeleridir.

Türkiye Gazetecilik Meslek Birliği Kanunu Tasarısı, medya sektöründe faaliyet gösteren birçok sivil toplum kuruluşunun yeterince gündemine almadığı, ancak gazeteciliğin geleceği açısından son derece önemli bir çalışmadır.

Asıl üzerinde ayrıca durulması gereken bir başka konu ise medya alanındaki sivil toplum örgütlenmeleridir. Ne yazık ki bu alanda gazetecilik mesleğiyle gerçek anlamda ilgisi olmayan, mesleğin sahadaki yükünü ve sorumluluğunu taşımamış kişilerin, sivil toplum yapılanmalarını zaman zaman kişisel görünürlük ve popülizm aracı hâline getirdiğini görüyoruz.

Gazetecilik; birkaç paylaşım yapmak, sosyal medyada gündem oluşturmak veya sürekli tweet atmak değildir. Gazetecilik, sahaya çıkmayı, haber takip etmeyi, doğrulamayı, kaynak kullanmayı, hukuki ve etik sorumluluk taşımayı gerektirir.

Bugün sosyal medyada birkaç paylaşım yapmayı gazetecilik, takipçi sayısını da mesleki itibar sanan bir anlayış giderek yaygınlaşıyor. Daha da vahimi, gazetecilikle hiçbir ilgisi olmayan bazı kişilerin kendilerini “gazeteci” olarak konumlandırması ve bunu çeşitli platformlar üzerinden meşrulaştırmaya çalışmasıdır.

Bu durum yalnızca mesleğin itibarına zarar vermiyor; gerçekten gazetecilik yapan insanların emeğini de değersizleştiriyor.

Gazetecilik, unvanla değil; emekle, bilgiyle, saha tecrübesiyle, meslek ahlakıyla ve sorumlulukla yapılır. Bu nedenle medya alanındaki sivil toplum örgütlenmelerinin de önceliği kişisel görünürlük değil, gazetecilik mesleğinin niteliğini ve itibarını yükseltmek olmalıdır.

Artık şu ayrımı net biçimde yapmak gerekiyor: Sosyal medyada görünür olmak başka şeydir, gazeteci olmak başka şeydir. Her tweet atan gazeteci olmadığı gibi, her kendisine “gazeteci” diyen kişi de gazetecilik mesleğini temsil etmiyor.


Gazetecilikte mesleki standart

Tasarıdaki en önemli başlıklardan biri, gazeteciliğin belirli mesleki standartlara bağlanmasıdır. Çalışmanın hukuki dayanağını, Anayasa’nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesi oluşturuyor.

Barolar Birliği ve Türk Tabipleri Birliği gibi meslek kuruluşları örnek alınarak kamu tüzel kişiliğine sahip, idari ve mali açıdan özerk bir Türkiye Gazetecilik Meslek Birliği kurulması öngörülüyor.

Bu kapsamda meslek birliğine kayıt ve mesleki yeterlilik şartlarının getirilmesi planlanıyor. Sicile kayıtlı olmayan veya gerekli mesleki yeterliliğe sahip bulunmayan kişilerin gazeteci, muhabir ve editör gibi mesleki unvanları kullanmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Bu düzenlemenin özellikle dijital medyada yaşanan bilgi kirliliği, dezenformasyon, kişilik haklarına yönelik ihlaller ve etik dışı yayıncılık açısından önemli sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.


Mesleğe girişte eğitim ve liyakat

Tasarı, gazeteciliğe girişte eğitim ve mesleki hazırlık konusuna da özel önem veriyor.

Yükseköğretim mezuniyetinin yanı sıra Türkiye Gazetecilik Meslek Birliği bünyesinde oluşturulması planlanan TGMB Meslek Akademisi’nde eğitim ve staj süreçlerinin zorunlu hâle getirilmesi öngörülüyor.

Bu yaklaşım, gazeteciliğin yalnızca sahada öğrenilen bir iş olmaktan çıkarılarak belirli eğitim ve yeterlilik kriterleri bulunan profesyonel bir meslek hâline getirilmesini amaçlıyor.

Tasarıda dikkat çeken bir başka konu ise basın kartlarının verilmesi, yenilenmesi ve iptal edilmesine ilişkin yetkinin meslek kuruluşunun özerk organlarına bırakılması. Böylece gazetecilerin mesleki hakları konusunda idari makamların etkisinin azaltılması ve meslek örgütünün daha belirleyici hâle gelmesi hedefleniyor.

Basın kartlarının yenilenmesi sürecinde açık kaynak istihbaratı (OSINT), dijital doğrulama ve teyit yöntemleri konusunda eğitim verilmesi de günümüz gazeteciliğinin ihtiyaçlarına cevap veren önemli başlıklardan biri.


Editoryal bağımsızlık koruma altına alınıyor

Tasarıda gazetecilerin editoryal bağımsızlığına ilişkin düzenlemeler de bulunuyor.

Fransa’daki basın hukukunda yer alan “vicdan şartı” yaklaşımından hareketle, çalıştığı yayın kuruluşunun sahiplik yapısında veya yayın politikasında gazetecinin mesleki onurunu ve etik değerlerini ciddi biçimde zedeleyen bir değişiklik olması hâlinde, gazeteciye sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkı tanınması öngörülüyor.

Bu düzenleme, gazetecinin çalıştığı kurum karşısındaki ekonomik bağımlılığı ile mesleki ve vicdani sorumluluğu arasında bir denge kurulması açısından önem taşıyor.

Gazetecinin haber üretirken yalnızca çalıştığı kurumun ticari veya siyasi beklentilerini değil, kamu yararını ve meslek ilkelerini de gözetebilmesinin güvence altına alınması, basın özgürlüğünün önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.


Yapay zekâ kullanımına açık kurallar

Medyanın geleceği açısından tasarının en güncel başlıklarından biri de yapay zekâ.

Yapay zekâ kullanılarak hazırlanan metin ve görsellerin açık biçimde belirtilmesi ve insan denetiminden geçirilmeden yayımlanmaması yönündeki düzenlemeler, önümüzdeki dönemde gazetecilik açısından büyük önem taşıyacak.

Çünkü artık gazetecilik yalnızca doğru bilgiye ulaşma meselesi değil; bilginin gerçekten doğru olup olmadığını, nasıl üretildiğini ve hangi araçlarla hazırlandığını sorgulama sorumluluğunu da beraberinde getiriyor.

Özellikle sosyal medya platformlarında birkaç dakika içerisinde yayılan sahte görüntüler, manipüle edilmiş içerikler ve doğrulanmamış bilgiler düşünüldüğünde, gazetecilerin dijital doğrulama konusunda yetkinleşmesi kaçınılmaz hâle geliyor.

Tasarı ayrıca kadın ve çocuklara yönelik şiddet ve istismar haberlerinde mağduriyetin reyting veya tıklanma amacıyla kullanılmasının önüne geçmeyi hedefliyor. Travmanın görünürlük aracına dönüştürülmesinin ağır disiplin ihlali kapsamında değerlendirilmesi öngörülüyor.


Amaç daha güçlü ve güvenilir bir basın

Türkiye Gazetecilik Meslek Birliği Kanunu Tasarısı, yalnızca yeni bir meslek kuruluşu oluşturmayı değil, gazeteciliğin geleceğine ilişkin kapsamlı bir çerçeve oluşturmayı hedefliyor.

Meslek birliğinin idari ve mali bağımsızlığı, bütçenin Sayıştay denetimine tabi olması, meslek etiğine ilişkin açık kuralların belirlenmesi ve disiplin mekanizmasının kademeli olarak işletilmesi; daha şeffaf, hesap verebilir ve kamu yararını önceleyen bir medya düzeninin oluşturulmasına katkı sağlayabilir.

Elbette böylesi kapsamlı bir düzenlemenin hazırlanması kadar, basın özgürlüğünün temel ilkeleriyle mesleki düzenleme arasındaki hassas dengenin korunması da büyük önem taşıyor.

Gazeteciliğin niteliğini yükseltmek, mesleğin itibarını korumak ve dijital çağın ortaya çıkardığı yeni sorunlara cevap verebilmek bugün her zamankinden daha önemli.

Türkiye Gazetecilik Meslek Birliği Tasarısı bu açıdan yalnızca gazetecilerin mesleki haklarını düzenleyen bir metin olarak değil, Türkiye’nin gelecekte nasıl bir medya düzenine sahip olacağına ilişkin önemli bir tartışma başlığı olarak değerlendirilmelidir.

Basın özgürlüğü, mesleki sorumluluk, etik ilkeler ve teknolojik dönüşüm arasında kurulacak sağlıklı denge, Türkiye’de gazeteciliğin geleceğini de belirleyecektir. Bu nedenle tasarı, farklı görüşlerin katkısına açık, şeffaf ve geniş bir istişare süreci içerisinde ele alınmalıdır.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU