AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısının ardından “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin, örgütün bir bütün halinde silah bırakması ve tüm yapılanmalarının faaliyetlerine son vermesinin Çerçeve Yasa'nın uygulanmasının şartı olduğunu söyledi. Çelik, fon soruşturmasına ilişkin ise “Kim bu işlerde tamahkarlık yapmış, kim dolandırıcılık yapmış, kim mağdur olmuş; bütün bu tablo en net şekilde matematiksel bir kesinlik çerçevesinde ortaya çıkacaktır” dedi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çelik'in gündeminde “Terörsüz Türkiye” süreci, Suriye ve Irak'taki gelişmeler, fon soruşturması, Gazze'deki durum, Mekke Ortak Savunma Antlaşması ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden adaylığına ilişkin açıklamaları yer aldı.
Çelik'ten Cemil Tugay açıklaması
Çelik, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılım törenine ilişkin de değerlendirmede bulundu.
Tugay'a “hoş geldiniz” diyen Çelik, İzmir'in AK Parti iktidarıyla daha güçlü bir koordinasyona kavuşacağını savundu.
Bugün İzmir belediye başkanımızın Cemil Bey'in katılım törenini izledik. Kendisine hoş geldin diyoruz. İzmir daha güçlü şekilde tam koordinasyonla geleceğe iyi hizmetlerle bakacak. Görüldüğü gibi önceki partisindekilerin 2-3 gündür yaptığı sadece bir hakaret kampanyasından ibaret.
Çelik, Tugay'ın önceki partisinden ayrılmasının ardından CHP'ye yönelik eleştirilerini de sürdürdü:
Açıkçası bütün bunlara bakıldığında o partilerde niye durulmaması gerektiğini, o partilerde niye hiçbir şekilde hizmet siyasetinin söz konusu olamayacağını gösteren bir üslubu her açıdan ve her zeminde kullanmaya devam ediyorlar. Biz Cemil Başkanımıza tekrardan ‘hoş geldiniz’ diyoruz.
Çelik, MYK toplantısında en önemli gündem maddelerinden birinin “Terörsüz Türkiye” süreci olduğunu söyledi. Sürece ilişkin parti içinde oluşturulan mekanizmaların çalışmaya devam ettiğini belirten Çelik, Suriye ve Irak'taki gelişmelerin de sürecin bölgesel boyutunu oluşturduğunu ifade etti.
Çerçeve Yasa'nın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığı yönündeki bazı açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyleyen Çelik, yasanın uygulanabilmesi için örgütün silah bırakmasının yanı sıra yapılanmalarını sona erdirmesi gerektiğini belirtti.
Zaten Çerçeve Yasa'nın kapsamında da var. Örgütün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılanmalarının faaliyetlerine son vermesi ve örgüt mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmaları Çerçeve Yasa'nın uygulanmasının gerek şartıdır.
Meclis'te düzenlemeye yüksek bir destek verildiğini ve toplumsal desteğin de yüksek olduğunu savunan Çelik, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarının sürece ilişkin kullandığı dilin önemine dikkat çekti.
“Bu şimdi Meclisimiz 467 gibi yüksek bir kabul ile bunun önünü açan bir düzenleme yapmıştır. Siyasi atmosferde buna yüksek bir destek vardır. Toplumsal destek son derece yüksektir. Bölgesel gelişmeler açısından ne kadar doğru bir tutum alındığı ortadadır. O yüzden doğru bir şekilde enforme etmek ve buna uygun bir dilin bütün siyasi partiler tarafından, bütün sivil toplum örgütleri tarafından kullanılması son derece önemlidir.”
Suriye ve Irak'ta “Terörsüz Türkiye” vurgusu
Çelik, Suriye'de SDG'nin kendisini feshetmesinin ardından ortaya çıkan tabloyu “Terörsüz Türkiye” sürecinin kazanımlarından biri olarak nitelendirdi.
Irak'taki gelişmelere de değinen Çelik, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin 11 Eylül'de yaptığı açıklamaya işaret ederek, silahların merkezi Irak yönetimine bırakılmasıyla yeni bir sürecin başlayacağını söyledi.
Suriye'de SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra ortaya çıkan tablo bu Terörsüz Türkiye'nin kazanımlarından biri olarak önümüze gelmiştir. Şu anda ikinci kazanım olarak Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin 11 Eylül'de yaptığı açıklamadır. Silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak. Böylece Sincar Dağı, Irak Devleti'nin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye'nin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır.
Çelik, Sincar'ın merkezi Irak yönetiminin kontrolüne geçmesinin ardından Başika Zelikan Kampı'nın da kademeli olarak Irak güçlerine devredilmesinin öngörüldüğünü belirtti.
Merkezi Irak yönetiminin Sincar'da kontrolü sağlamasının arkasından, bu gerçekleştikten sonra 60 günlük bir süre içerisinde Başika Zelikan Kampı'nın kademeli olarak ülkemiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi öngörülmektedir. Oraya gidişimizin belli sebepleri vardır. O sebeplerden bir tanesi o zamanki merkezi Irak hükümetinin Türkiye'ye dönük bu terör saldırılarını engelleyememesiydi.
Çelik, “Terörsüz Türkiye”nin AK Parti açısından öncelikli gündem maddesi olmaya devam edeceğini belirterek, “Cumhur İttifakı'nın güçlü iradesi burada en net şekilde vurgulanıyor” dedi.
Fon soruşturması: “Hiçbir karanlık nokta kalmayacak”
Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından da gündeme getirilen fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında yapılan toplantının ardından bir kurul oluşturulduğunu belirten Çelik, kurulun Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda sürecin bütün boyutlarını incelediğini söyledi. Devlet Denetleme Kurulu'nun da görevlendirildiğini ifade eden Çelik, amaçlarının hem sürecin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması hem de mağdur edilen vatandaşların haklarının korunması olduğunu belirtti.
Bu vurguncular tarafından hakları gasp edilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış, devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların yaptığı, bütünsel bir şekilde yaptığı, tam bir koordinasyonla yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır.
Çelik, mağduriyetlerin giderilmesi için bir eylem planı oluşturulduğunu ve benzer olayların yeniden yaşanmaması için gerekli yasal düzenlemelerin Meclis'e gönderileceğini söyledi.
Yine bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme, kaç maddelik bir düzenleme gerekiyorsa onun da Yüce Meclis'e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır. Burada hiçbir şekilde, her zaman söylediğimiz gibi hiçbir karanlık nokta kalmayacaktır. Yani bu işleri kimler yapmış, bu işlerde kim tamahkarlık yapmış, kim dolandırıcılık yapmış, kim mağdur olmuş; bütün bu tablo en net şekilde matematiksel bir kesinlik çerçevesinde ortaya çıkacaktır.
Çelik, fon soruşturmasının Türkiye ekonomisinin tamamını hedef alan siyasi tartışmalara dönüştürülmemesi gerektiğini de savundu.
Biz bunlara da geçit vermeden siyaset adabı içerisinde, devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde hem bu meselelerin aydınlatılması hem suçluların cezalandırılması hem de haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda bütün bu çerçeveyi en kararlı bir şekilde yürüteceğiz.
Suriye'de kapsayıcı yönetim mesajı
Çelik, Suriye'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise SDG'nin feshedilmesinin ardından “tek Suriye devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu” anlayışını savunduklarını söyledi.
Suriye'deki yönetim mekanizmalarının kapsayıcı olması gerektiğini belirten Çelik, farklı etnik ve dini toplulukların kendilerini ülkenin parçası olarak görebileceği bir siyasi yapının kurulması gerektiğini ifade etti.
Terörsüz bölge bağlamında SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye'nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi hepimizin çok önemsediği bir şey. Aynı zamanda da Suriye'de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini, yani Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Dürzi, Nusayri kim varsa, Ezidi orada, Hristiyan, Müslüman hepsinin kendisini sistemin içerisinde, toplumun parçası olarak görebileceği, parlamento, meclis, kapsayıcı modellerin ortaya çıkması gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz.
Gazze açıklaması
Çelik, Gazze'deki gelişmelerin de gündemlerinin başında olduğunu söyledi. İsrail'in saldırılarını eleştiren Çelik, 7 Ekim'in yıl dönümünde Filistin'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İsrail'in Gazze'deki saldırılarının ardından Batı Şeria'daki gelişmelerin de yakından izlenmesi gerektiğini belirten Çelik, İsrail'in “kendini savunma hakkı” söyleminin Filistinlilerin yaşam hakkını da gözetmesi gerektiğini söyledi.
Yani o günden itibaren birileri ‘İsrail'in kendisini savunma hakkı var’ dediğinde, bunu Netanyahu İsrail'in daha çok öldürme ve daha çok soykırım yapma hakkı var olarak algılıyor ve bu şekilde uyguluyor. Dolayısıyla İsrail'in kendini savunma hakkı var diyenlerin Filistinli kadınların, Filistinli çocukların yaşama hakkı hakkında da bir şey söylemesi gerekiyor.
Erdoğan'ın yeniden adaylığı: “Kesin bir hüküm”
Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığına ilişkin açıklamalarına da değindi.
Bahçeli'ye teşekkür eden Çelik, Cumhur İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayının Erdoğan olduğunu söyledi.
Öncelikle Sayın Bahçeli'ye bu güçlü vurgusu, bu güçlü cümleleri için bir kere daha şükranlarımızı sunuyoruz. Tabii ki Cumhur İttifakı'nın önümüzdeki dönemde de Cumhurbaşkanı adayı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır.
Çelik, Erdoğan'ın kendi adaylığıyla ilgili konuların MYK'nın resmi gündemine alınmadığını, ancak AK Parti yönetimindeki isimlerin bu konudaki ortak görüşlerini Erdoğan'a ilettiklerini söyledi.
Bu bizim kendi davamız açısından, kendi şuurumuz açısından, AK Partililiğimiz açısından bizim açımızdan kesin bir hükümdür. Ve hani denir ya; ‘Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ diye, bizim açımızdan Cumhurbaşkanımızın adaylığı böyle bir değere, böyle bir kıymete sahiptir.
Mekke anlaşması Meclis'e geliyor
Çelik, Mekke Ortak Savunma Antlaşması'na ilişkin çalışmanın da olgunlaştığını ve birkaç gün içinde Meclis'e gönderilmesinin planlandığını açıkladı.
Anlaşmanın bölgesel barış projesi niteliğinde olduğunu belirten Çelik, bunun NATO veya Türkiye'nin üyesi olduğu diğer ittifaklara alternatif olmadığını söyledi:
Başka ülkeler konusunda; tabii ki bu bir bölgesel barış projesi aslında. Bunun herhangi bir şekilde ittifak üyesi olduğumuz diğer ülkelere alternatif, yani NATO ve diğer yerlere alternatif bir işlevi yok. Tam tersine bölgesel barışın ve küresel barışın korunmasıyla ilgili, küresel ve bölgesel barış açısından üstlendiğimiz rollerle ilgili tamamlayıcı bir fonksiyonu var bunun.
Çelik, anlaşmanın hukuki zemininin Meclis'teki sürecin tamamlanmasıyla oluşacağını belirterek, birkaç gün içerisinde Meclis'e gönderilmesinin beklendiğini söyledi.
Independent Türkçe