Derinleşen jeopolitik gerilimler son on yılda küresel askeri harcamalarda yüzde 37'lik bir artışa yol açtı. Hazırlıklı olmak maliyetlidir ancak hazırlıksız olmak çok daha büyük sonuçlar doğurur...
Hindistan'ın 2026 Savunma Bütçesi iyimserlik gösterse de giderek daha acımasız hale gelen güvenlik ortamında askeri hazırlığını kısıtlayabilecek kalıcı yapısal sınırlamaları da ortaya koyuyor. 2026-27 Birlik Bütçesi Savunma Bakanlığına yerli tedarik için 1,39 trilyon rupi dahil olmak üzere 7,85 trilyon rupi (85 milyar dolar) ayırırken Hindistan dünyanın en büyük silah ithalatçılarından biri olmaktan güvenilir bir yerli savunma sanayi üretim ekosistemi kurmaya geçişi hedefliyor olabilir, ancak 1 Şubat 2026'da sunulan Savunma Bütçesi önceki bütçeye göre yüzde 15,19 artışı, 2025-2026 mali yılı revize edilmiş tahminleri ile karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 7,1 artışı, yansıtıyor ve son yılların operasyonel derslerine dayanarak savunma için GSYİH'nin daha inandırıcı bir yüzde 2,5'ine doğru dengeli bir artış yani savunma harcamalarında yüzde 20-25'lik bir artış beklentisi dikkate alındığında temkinli bir orta yolu yansıtıyor. Şimdi genel olarak savunma bütçesi GSYİH'nin yüzde 2'sini oluşturuyor. Mutlak anlamda bu artış önemli bir rakam ve savunma bakanlığının tüm bakanlıklar arasında en yüksek ödenek aldığı trendini sürdürüyor. Toplam savunma bütçesi Birlik/Merkezi hükümet harcamalarının yüzde 14,67'sini oluşturuyor ve Bakanlıklar arasında en yüksek düzeyde. Ancak genel savunma tahsisi özellikle son üç mali dönemde istikrarlı bir şekilde artmış olsa da Hindistan'ın gelişen tehdit matrisinin gerektirdiği düzeyin oldukça altında kalırken odak alanları altyapı ve yerlileştirmeden modernizasyon ve havacılığa doğru evrildi ancak temel yapısal oranlar büyük ölçüde değişmedi.
Sindoor Operasyonu'nun artçı şokları, Fiili Kontrol Hattı boyunca Çin'in devam eden iddialı tutumu ve derinleşen Çin-Pakistan askeri ittifakı, hazırlıksızlığın maliyetini topluca vurguluyor. Ancak özellikle Mayıs 2025'te Pakistan ile yaşanan ve iki komşu ülkenin insansız hava araçlarının yanısıra füze ve topçu bombardımanlarını yoğun bir şekilde kullandığı dört günlük çatışmanın ardından Maliye Bakanı Nirmala Sitharaman'ın Hindistan'ın savunma gücünü artırma beklentisini karşıladığı görülüyor. Savunma Bakanı Rajnath Singh, "emsalsiz" bu zammın Hindistan silahlı kuvvetlerini yeni savaş uçakları, insansız hava araçları, gemiler, denizaltılar ve diğer kritik teçhizatlar ile güçlendireceğini söylüyor. Hindistan silahlı kuvvetleri bugün eşzamanlılık ve karmaşıklık açısından bir dizi zorluk ile karşı karşıya. Tartışmalı kara sınırlarında geleneksel caydırıcılık artık denizcilik rekabeti, siber güvenlik açığı, uzay bağımlılığı ve bilgi ve anlatı savaşı ile birlikte varlığını sürdürüyor. Hindistan için Sindoor Operasyonu tırmanma eşiklerinin ne kadar hızlı bir şekilde daraldığını, uyarı sürelerinin nasıl kısaldığını ve karar alma döngülerinin nasıl kısaldığını gösterdi. Böyle bir ortamda yetenek açıkları artık teorik olmaktan çıkıyor. Doğrudan operasyonel riske ve stratejik güvenlik açığına dönüşüyor.
İthalatçılıktan Yerliliğe Bağımlılıktan Yeterliliğe Geçiş Yolunda
Hindistan bağımsızlık sonrasındaki tarihinin büyük bir bölümünde güvenlik ihtiyaçları için yabancı tedarikçilere büyük ölçüde bağımlı oldu. 90'lardan itibaren Hindistan'ın hızlanan ekonomik büyümesi ve genişleyen savunma bütçeleri askeri modernizasyon dalgasını tetikledi. 97-2001 döneminde dünyanın en büyük beş silah ithalatçısı arasına girdi. Bu konumunu sürekli olarak korudu hatta bazı yıllarda en büyük silah ithalatçısı oldu.
Ancak Hindistan'ın son yıllarda savunma sanayi tabanını genişletmeyi ve geleneksel kamu sektörü devlerinin yanı sıra özel oyunculara, girişimlere ve uluslararası ortak girişimlere alan açmayı amaçlayan AtmaNirbhar Bharat (Kendi Kendine Yeterli Hindistan) girişiminin bir sonucu olarak dramatik bir dönüşüm geçirdiğini görüyoruz. İthalata bağımlılık yüksek düzeyde kalmaya devam ederken artık önemli bir öz yeterlilik ivmesi görülüyor. 2010 ile 2014 yılları arasında Hindistan küresel ithalatın yaklaşık yüzde 15'ini oluşturuyordu. Bu pay şimdi yüzde 8,3'e düştü. Son on yılda Hindistan'ın yerli savunma sanayisi yüzde 300'den fazla dramatik bir artış gösterdi. Aynı dönemde Hindistan'ın savunma ihracatı otuz kattan fazla artarak 2024 yılında 2,8 milyar dolara ulaştı.
Hindistan'ın görece büyük savunma bütçesi onu 2025'te küresel olarak 4. sıraya taşıdı. 2024-25 mali yılında yıllık savunma üretimi 17,2 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek düzeyine ulaştı. Yerli üretim artık savaş uçakları, savaş gemileri, tanklar, füze sistemleri ve elektronik ürünleri kapsayarak daha büyük bir öz yeterlilik gösteriyor. Hindistan'ın geçmişte yaklaşık yüzde 70'ini ithal ettiği savunma ekipmanının yüzde 65'inden fazlası artık yerli olarak üretiliyor. Politika reformları ve teşvikler ile savunma ihracatı da artıyor. Şu anda yaklaşık 100 ülkeye savunma ekipmanı ihraç eden Hindistan'ın 2023-2024 yıllarındaki en önemli üç destinasyonu ABD, Fransa ve Ermenistan. 2022'de Filipinler'e BrahMos süpersonik seyir füzesi bataryaları tedarik etmek için 375 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı. Ermenistan Hint Pinaka roket topçu sistemleri ve yerli ATAGS 155 mm obüsleri satın aldı. Bugün özel sektör Hindistan'ın savunma ihracat değerinin üçte ikisini oluşturuyor. Hint sanayisi şu an Boeing'in Apache saldırı helikopterleri için gövde bölümleri, Sikorsky S-92 helikopterleri için kabinler, Lockheed Martin'in C-130J nakliye uçakları için kuyruk kanatları ve F-16 savaş uçakları için kanatlar üretiyor. Tata Hindistan'ın ilk büyük askeri nakliye uçağı olan Airbus C295 için montaj hattını kuruyor.
Aşılması Gereken Engeller, Kalıcı Yapısal Kısıtlar
Uygun maliyetli üretim altyapısı Hindistan'ın önemli bir gücü. Bu durum ileri teknoloji getiren ve yerlileştirmeye ivme kazandıran uluslararası ortaklıklara yol açıyor. Ancak Hindistan'ın güvenilir bir savunma sanayi gücü haline gelmesi için aşılması gereken engeller var. 2026 yılı için ayrılan savunma bütçesi özellikle sermaye harcamalarında kabaca yüzde 15'lik bir artışı yansıtarak Hindistan'ın modernleşme gerekliliklerinin farkına vardığını gösteriyor. Ancak genel rakamlardan çok yetenek perspektifinden incelendiğinde kalıcı yapısal kısıtlamalar dönüştürücü etkisini sınırlıyor. Günümüzde modernizasyon artık platform merkezli değil mimari-sistem merkezlidir. Ağ dayanıklılığı, sensör füzyonu, güvenli iletişim, siber savunma, uzay durumsal farkındalığı ve otonom karar destek sistemleri, muharebe etkinliğini giderek daha fazla tanımlıyor. Bu yetenekler sürekli yatırım, sıkıştırılmış tedarik döngüleri ve operatörler, bilim insanları ve endüstri arasında yakın entegrasyon gerektiriyor. Hindistan'ın yıllık bütçe değişkenliği ve parçalı tahsisleri bu gereksinimler ile yapısal olarak uyumsuzluk gösteriyor.
Hindistan'ın şu anda GSYİH'sının yaklaşık yüzde 0,65'ini oluşturan Ar-Ge harcamaları da çok düşük. Bu oran yüzde 2 olan küresel ortalamanın oldukça altında. ABD'nin yüzde 3,59, Çin'in yüzde 2,43, İsrail'in yüzde 6,2 ve Güney Kore'nin yüzde 5,2. Hindistan'ın 2023 yılında toplam Ar-Ge harcaması yaklaşık 71 milyar dolar, Çin'in onda birinden daha az. Ayrıca Hindistan'da Ar-Ge fonlarının yaklaşık üçte ikisi kamu sektöründen gelirken geri kalanını özel sektör karşılıyor. Çoğu gelişmiş ekonomide ise bu oran tam tersi. Hindistan'ın savunma kamu sektörü kuruluşları pazarın neredeyse yüzde 80'ini elinde tutuyor. Bu hakimiyet onları rekabet baskısından koruyor ve dolayısıyla çoğu önemli projeler uzun gecikmeler ile karşı karşıya kalıyor.
Hindistan'ın savunma tedarik süreci de yavaş ve karmaşık kalmaya devam ediyor. Riskten kaçınan kültürü de sorunu daha karmaşık hale getiriyor. Hindistan genellikle kanıtlanmış teknolojilere özellikle de kamu savunma sanayi kuruluşlarına veya yabancı orijinal ekipman üreticilerine öncelik veriyor. Sonuç olarak Ar-Ge harcamalarını önemli ölçüde artırmaya, daha fazla özel sektör oyuncusunun girişini teşvik etmeye ve katı tedarik sürecini reforme etmeye ihtiyaç duyuyor. Birtakım reformlara karşın eski tedarik süreçleri inovasyon döngüleri ile uyumsuz kalıyor. Yenilikçi teknolojiler için korumalı finansman mekanizmaları olmadan silahlı kuvvetler sayısal yeterliliğe ve kuvvet büyüklüğüne karşın teknolojik geri kalma riski ile karşı karşıya kalır. Yerlileştirme uzun vadeli operasyonel dayanıklılık için merkezi önem taşır. Tedarik zinciri güvenliği, savaş zamanı sürdürülebilirliği ve stratejik özerklik, yerli sanayi derinliğine bağlıdır. Hindistan'da son on yılda somut bir ilerleme görüldü. Özel sektör katılımı genişledi, savunma ihracatı arttı ve üretim kapasitesi iyileşti. Ancak ekosistem hala dengesiz. Savunma Ar-Ge denklemin kritik unsuru. Mevcut tahsisler kademeli olarak artırılsa da itme sistemleri, sensörler, elektronik savaş, yapay zeka, kuantum teknolojileri ve diğer gelişmekte olan alanlarda yerli fikri mülkiyet üretmek için yetersiz.
Hindistan için resmi olarak ifade edilmiş bir Ulusal Güvenlik Stratejisinin ve kurumsallaşmış bir savunma değerlendirme mekanizmasının yokluğu da kritik bir eksiklik olmaya devam ediyor. Dolayısıyla savunma planlaması reaktif, bütçe odaklı ve parçalı hale gelme riski taşıyor. Şeffaf tehdit önceliklendirmesi olmadan yetenek geliştirme, parçalı kaynak tahsisine ve optimum olmayan sıralamaya yol açar. Yayınlanmış bir strateji tutarlı ortak planlamayı mümkün kılar, tedarik önceliklerine rehberlik eder, sektöre uzun vadeli görünürlük sağlar ve sürdürülebilir dönüşüm için yaşamsal önem taşıyan sivil-askeri uyumu güçlendirir. Bugün ihtiyaç duyulan şey teknoloji egemenliğine dayalı istikrarlı ve öngörülebilir bir savunma ekosistemidir. Bu da sürdürülebilir sermaye yatırımı, uzun vadeli bütçe güvencesi ve stratejik kırılganlık olmadan gelecekteki çatışmaları ve/veya savaşları destekleyebilecek bir savunma sanayi üssü gerektirir. İnsan sermayesi silahlı kuvvetlerin en büyük gücü ancak beraberinde teknolojiye uyum, sürekli beceri geliştirme, doktrin evrimi ve kültürel adaptasyon gerektirir.
Savunma bütçelemesi caydırıcılık güvenilirliği prizmasından da değerlendirilmeli. Caydırıcılık sürdürülebilir yatırım modelleri ile değerlendirilir. Hindistan'ın savunma harcamaları GSYİH'sının yaklaşık yüzde 1,99'unda kalmaya devam ediyor. Bu rakam 2020 mali yılındaki yüzde 2,25'ten düşüş gösterdi ve küresel ortalama olan yüzde 2,5'in altında kaldı. Karşılaştırma yapmak gerekirse Pakistan'ın geçen yılki savunma tahsisi GSYİH'sinin yüzde 2,3'üydü. Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü'nün (SIPRI) verilerine göre ABD GSYİH'sinin yaklaşık yüzde 3,4'ünü savunmaya harcarken Çin tahmini olarak yüzde 1,7'sini harcıyor. Göreceli olarak Hindistan stratejik sorumluluklarının ölçeğine kıyas ile savunmaya yetersiz yatırım yapmaya devam ediyor.
Savunma bütçeleri yıllık aritmetik hesaplamalardan çok ulusal stratejiye dayanmalı. Jeopolitik parçalanma, çekişmeli tedarik zincirleri ve teknoloji inkar rejimleri ile tanımlanan bir çağda ekonomik güvenlik askeri gücün belirleyicisi haline geldi. Savunma hazırlığı endüstriyel kapasite ve teknolojik egemenlik ile bir bütündür. Dolayısıyla savunma sanayi caydırıcılığı ve savaş sürdürülebilirliğini destekleyen stratejik bir altyapı olarak ele alınmalı. Bunun yanında elbette sürdürülebilir büyüme, mali disiplin ve yönetilebilir enflasyon kalkınma önceliklerini baltalamadan tutarlı savunma sermaye harcamaları, daha yüksek araştırma yatırımları ve çok yıllık tedarik taahhütleri için alan yaratır. Elbette hiçbir savunma bütçesi her operasyonel hedefi karşılayamaz. Kısıtlamalar kaçınılmaz ancak stratejik bir eylem olan önceliklendirme de stratejik bir altyapı gerektirir. Hindistan için ayrıca ihtiyaç olan şey savunma bütçesini süresi dolmayan modernizasyon fonları, hızlandırılmış tedarik yolları, sanayi ile gerçekçi risk paylaşımı ve korumalı Ar-Ge tahsislerine odaklanan reformlar ile tamamlamak. Son olarak Hindistan'ın savunma reformlarında tekrar eden temalar olarak ortak çalışma ve entegrasyon öne çıkıyor. Bölgesel komutanlıklar, veri odaklı operasyonlar ve alanlar arası sinerji tercih değil zorunluluk. Örgütsel reform mali güçlendirme ile destekleniyor olmalı. Kara sınırları boyunca ve denizcilik alanında yaptığı altyapı geliştirmeleri Hindistan için olumlu. Geliştirilmiş hareketlilik, lojistik ve gözetim, caydırıcılığı ve operasyonel müdahale kabiliyetini artırır. 2026 Bütçesine göre altyapıya 133 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor, bu da geçen yılki bütçeye kıyas ile yaklaşık yüzde 9'luk bir artış anlamına geliyor. Altyapı Bütçesinde Mumbai, Bengaluru, Hyderabad, Pune ve Chennai gibi önemli ekonomik merkezleri birbirine bağlayacak yedi yüksek hızlı tren hatları, mineral bakımından zengin Tamil Nadu, Kerala, Odisha ve Andhra Pradesh'te nadir toprak elementleri koridorları ve yapay zeka veri merkezleri için planlar öne çıkıyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish