Çin istihbaratının, genellikle Devlet Güvenlik Bakanlığı (MSS) minvalinde ele alınan o devasa dönüşüm hikâyesi, aslında Pekin’in "sessiz güçten" "aktif ve yırtıcı bir global oyuncuya" evrilme serüvenidir. Eski dönemin o içe kapalı, sadece rejim güvenliğine odaklı ve daha çok insan istihbaratına (HUMINT) dayalı hantal yapısı, yerini bugün hibrit savaşın tüm enstrümanlarını ustalıkla kullanan, siber uzayı bir satranç tahtası gibi yöneten proaktif bir istihbarat devine bıraktı. Xi Jinping döneminin "Milli Güvenlik Konsepti", istihbaratı sadece bir bilgi toplama aracı değil, aynı zamanda Çin’in teknolojik ve ekonomik hegemonyasını inşa eden temel kolonlardan biri haline getirdi. Artık karşımızda sadece ajanlık yapan bir yapı değil; veri madenciliğinden yapay zeka entegrasyonuna, akademik casusluktan kritik altyapı sızmalarına kadar geniş bir spektrumda operasyon yürüten entegre bir mekanizma var.
Tabii, yaşanan bu stratejik dönüşümün en can alıcı noktası, sivil-asker entegrasyonu dediğimiz o gri alanın istihbarat sahasına kusursuzca yedirilmesidir. Zira Çin, Batı’nın aksine istihbaratı sadece devlet kurumlarıyla sınırlı tutmuyor; her bir teknoloji şirketini, her bir araştırma merkezini ve hatta yurt dışındaki her bir ticari varlığını bu devasa toplama ağının birer sensörü olarak kullanıyor. "Bin Yetenek Planı" gibi projelerle beyin göçünü bir istihbarat aparatına dönüştürmeleri, siber sahada uzun vadeli hedef operasyonları yürüten ve kurumlara sızmada ustalaşmış siber saldırı grupları üzerinden yürüttükleri endüstriyel casusluk faaliyetleri, aslında tek bir amaca hizmet ediyor: Batı ile olan teknolojik makası kapatmak ve 2049 hedeflerine giden yolda stratejik sürprizle karşılaşmamak. Ancak bu dışa dönük yayılmacı hamlelerin arka planında, sistemin kendi içindeki "sadakat" krizini çözmek için yürüttüğü amansız bir iç temizlik dalgası da var.
Son günlerde Çin Halk Kurtuluş Ordusu'nda yaşanan ve General Zhang Youxia ile General Liu Zhenli gibi en üst düzey isimleri dahi yutan devasa tasfiye süreci, istihbari dönüşümün sadece teknik bir modernizasyon değil, aynı zamanda ideolojik bir "demir yumruk" operasyonu olduğunu kanıtlıyor. Merkezi Askeri Komisyon’un neredeyse tamamen boşaltılması ve ordunun operasyonel beyni sayılan isimlerin yolsuzluk veya "siyasi disiplinsizlik" gibi gerekçelerle devre dışı bırakılması, Pekin'in Tayvan veya Güney Çin Denizi gibi sıcak çatışma risklerine girmeden önce kendi içinde hiçbir çatlak ses istemediğini gösteriyor. Bu tasfiyeler, bir bakıma 1930'ların Sovyet Rusya'sındaki büyük temizliğin dijital ve modern bir versiyonu. Çünkü modern savaşta tek bir generalin şüphe uyandıran bağlantısı, milyarlarca dolarlık siber savunma kalkanının çökmesi anlamına geliyor.
Bugün MSS ve askeri istihbarat birimleri, sadece dış düşmana değil, sistemin içindeki "gizli ajandalara" karşı da bir süpürme harekatı yürütüyor. Tasfiyelerin derinliği, nükleer kuvvetlerin komuta kademesinden tedarik zinciri yöneticilerine kadar uzanıyor ki bu da bize Çin'in "savaşma kabiliyeti" ile "siyasi sadakat" arasında kurduğu o ölümcül dengeyi gösteriyor. Pekin, teknik olarak dünyanın en gelişmiş füzesine sahip olsa bile, o füzeyi ateşleyecek elin ideolojik bütünlüğünden emin değilse, o silahı bir yük olarak görüyor. Bu stratejik dönüşüm, istihbarat dünyasında klasik metodolojinin iflası ve "veri tabanlı jeopolitik mücadelenin" mutlak üstünlüğünü ortaya koyuyor. Çin’in bu yeni doktrini, istihbaratı bir devlet memuriyeti olmaktan çıkarıp, rejimin bekasını koruyan ve global düzeni Çin merkezli yeniden tasarlayan bir tür "akıllı otokrasi" bekçiliğine dönüştürüyor. Sonuçta Pekin artık sadece ne bildiğinize bakmıyor; neyi, nasıl üreteceğinizi ve en önemlisi liderliğe ne kadar biat edeceğinizi de mutlak bir şekilde kontrol altına almayı hedefliyor. Bu yeni dönemde istihbarat, Çin için sadece bir bilgi kaynağı değil, aynı zamanda hem içerideki muhalefeti hem de dışarıdaki rakipleri felç eden sessiz bir cerrah neşteri.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish