25 kare tekniği ile beyaz perdeden ayrılan beyaz cam toplumun dönüşmesinde önemli rol oynar. Bu dönüşüm geçmişte toplumların birlikte yaşayabilmesinin reçetesini sunarken, şimdilerde yoksulu dolandırıcı, kahramanı hain, çoğu kere mafya mensubu karakterlerden oluşan bir yapıya evrildi.
Gelin, son dönem çok izlenen dizilerin kahramanlarını anımsayalım…
Onurlu Yaşar Usta’dan, hain kahramana!
Bizim Aile filminde (Yönetmen: Ergin Orbey 1975), Yaşar Usta’nın (Münir Özkul) kendisine ve ailesine türlü haksızlıklar yapan patronu, fabrikatör Saim Beye söylediği ünlü söz, bir dönemin yaşam felsefesiydi!
"Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu, karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak? Ama nasıl yakışmasın! Sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören. Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor. Ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama, sevgiyi öğretmeye çalışıyorum. hıh, sen, büyük patron, milyarder, fabrikalar sahibi Saim Bey! sen mi büyüksün?..”
Onurlu, dürüst, “bir lokma, bir hırka” felsefesiyle sevdiğimiz o mutasavvıf karakterlerimiz yerine, toplum yarım asır sonra ihanetle tanıştı…
Erkenci Kuş dizisi ile başlayan kahramanı hain karakterden, sonrasında Eşref Rüya ile mafya ve ihaneti harmanlayan karakterlere terfi ettirdik…
*80’ler ve çocuklar duymasınlar ile birlikte yaşayabiliriz!*
Oysa geçmişte, 80’ler gibi sağın da solun da dost olabildiği, (Birol Güven (2012) Müfit Can Saçıntı 2012) yoksul ama gururlu bir aile etrafında, yaşamın farklı kesitlerine değinerek birlikte yaşayabiliriz, mesajı veriliyordu.
Çocuklar Duymasın’da (Bora Tekay (2010-2014, 2017-2019) öncelikle adı gibi tartışmaların çocukların önünde değil, mutfakta yapılmasını tembihlerken, kadın haklarını, çocuk haklarını ve her durumda etiği, doğruyu savunup, topluma kılavuzluk ediyordu.
En büyük şiddet Kızılcık Şerbeti’ndeydi (!)
Türkiye’nin beyaz camda çok izlenen dizilerinden Kızılcık Şerbeti’nde, (Hakan Kırvavaç, Aydın Bulut ve Özgür Sevimli 2022) gerdek gecesi bakire olmadığı zannıyla eşini camdan aşağı atan damat sahnesi üzerine, programa ceza kesen RTÜK, topluma biçilen bu hain kahraman rol modelleri de, mafya ve şiddetin aşırılığını da görmezden gelebiliyor.
Çok izlenen Kızılcık Şerbeti’nden söz etmişken, dizinin reçetesi basit ama güçlüydü. Muhafazakarlarla, seküler hayatı benimseyenleri, sıklıkla romantik bir ilişkide, bazen de hayatın içinde sınarken, birlikte yaşayabiliriz, demeye çalışıyordu.
Bununla birlikte yine muhafazakâr Nursema karakteri (Ceren Yalazoğlu Karakoç), istemediği bir adamla ailesinin baskısı ile evlendirilip, bakire olmadığı yanılgısı ile camdan atıldığında verilen cezadan sonra, yukarıda belirttiğim formül de değişti.
Öncelikle artık birlikte yaşamak gibi ulvi değerlerden geçilmişti.
Önce diziye Kayhan diye Makyavelist bir karakter girdi. Başrol oyuncusu Kıvılcım’ın (Evrim Alasya)’nın eski eşi. Modern bir hayatı temsil etmekle birlikte, para için zaman zaman tesettürlü dünyalar iyisi eşini de manipüle ederek, dindar rolüne girip, yine muhafazakâr insanları dolandırmayı deneyebiliyor.
Yine Görkem (Özge Özacar) diye bir karakter giriyor. Ailesi muhafazakâr olduğu halde, başını açmayı seçiyor. Sonra anlıyoruz ki, çok ciddi psikolojik sorunlu biriymiş. Mesaj açık, başını açan biri normal değildir.
Tıpkı Görkem gibi Fatih karakterinin eşi rolünde filme dahil edilen Alev (Müjde Uzman) karakteri başroldeki Kıvılcım’ın da kız kardeşi. Gözü babası yaşında evli muhafazakâr Holding patronu Abdullah Ünal’da. Hal böyle olunca modern hayatı benimseyen kadın, kendine metres rolünü seçiyor.
Tahsilli, yurt dışı eğitimli gösterilen mini etekli Işıl karakteri, tıpkı Alev gibi muhafazakâr holding patronumuz Abdullah Ünal’ın metresi, ardından da eşi oluyor. Tabii bunun için çevirdiği entrikada, Abdullah Ünal’ın eşi Pembe’yi zehirli bir pasta ile öldürüyor.
Muhafazakâr aileye seküler bir hayattan gelip sonradan örtünen Nilay (Feyza Civelek) kafası karışık ve patavatsız bir tip iken, zaman zaman da, temiz kalpli dedirtiyor.
Diziye sonradan giren Nilay’ın annesi Sevtap (Neslihan Yeldan) seküler kesimin en normallerinden biri. Kocasını öldürüp hapis yattıktan sonra, pavyonda çalışmış. Kızına kavuştuktan sonra para avcısı orta yaşlı bir kadın karakteri çiziyor.
Z kuşağını ve seküler hayatı temsil eden Çimen (Başrol Kıvılcım’ın kızı) önce muhafazakâr evli bir adamın metresi, ardından ablası Doğa gibi başka bir muhafazakâr adamın eşi oluyor. Filmdeki tüm modern kadınların ortak paydası, eşlerinin muhafazakâr zenginler olmaları.
Sokakları temsil eden Fethi karakteri var ki, Nilay üzerinden kahramanlarımızı dolandırmak üzere yola çıkıyor. Yine de Ünal Ailesi kendilerini dolandırmak isteyen birini bile üstelik evlerinde işe alıp, “Biz insanız, ya ötekiler?” diye sordurtuyor.
Ankara ve İstanbul’da psikiyatri hastaneleri olan ve halen aktif hekimlik yapan bir ismin bu kadar çok senaryoya imza atması gibi, her final sahnesi sansasyonla biten, entrikaları hiç bitmeyen dizinin gerçek bir hikâyeden alındığı bilgisi de tartışma konusu.
Geçmişin iyiyi, doğruyu en samimi haliyle anlatan yapımlarından, günümüzde, reçetesini şiddet, ihanet ve entrikadan alan yapımlara geçtik. Çetelerin, hainin ve kötünün kendini bulduğu, kötülüğün teşvik edildiği beyaz camdaki dizilerle nereye gidiyoruz?..
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish