Bu makalede kuramsal bir analiz yapacağız. Konumuz politika olacak. Dış ve iç politika, güç seviyelerine göre politika, dünyada politik ilişkiler vb. Önce günümüzün politik atmosferini ve gerekli olan hususları, genel çerçeve olarak işaret edeceğim. Sonra gücün el değiştirmesi konusunu açıklayacağım. Burada bazı politika biçimleri ve derslerden söz edeceğim. Daha sonra güçler-arası politika yapma alanına daha yakından bakacağız. Burada etkileşimlerin nasıl gerçekleştiğini göreceğiz. Gerçekleşme veya sonuçlanma düzeyindeki konular, bize hem politik ilişkileri hem de derinleşen politik atmosferi açıklayacak. Bu makaleden çıkarılacaklar neler? Bugün başarılı veya başarısız devletler veya hükümetler hakkında bir değerlendirme yapma imkânı bulabileceksiniz. Hatta, acaba ne yapılırsa daha doğru olur sorusunu da buradan çıkarmanız mümkün olabilecek. Bir diğer nokta da bugünün politik atmosferinde kullanılan veya sözü daha fazla duyulan uygulamaları öne çıkarmanız mümkün olabilecek. Karşılaştığınız örnekleri bu makaledeki parametrelerle açıklamak artık daha kolay olacak. Seçiminizi yaparken nerelere bakacağınızı da biliyor olacaksınız. Dışişlerinde çalışıyorsunuz veya akademide öğrencisiniz, sizin için metot belli olacak. Hatta Trump’ı anlama kılavuzunuz da elinizin altında olacak.
Terimler
Politik etkileşim, transactional (işlemsel, pragmatik) politika, anlaşma yapıcı diplomasi, çok-vektörlü (çok yönlü) politika, kaos yönetimi, enerji ve kritik mineral jeopolitiği, transit kontrol ve bypass projesi, stratejik özerklik, sürdürülebilir etki, yakın çevre algısı.
Günümüzün Politik Etkileşiminde Genel Özellikler
Büyük güçlerin kendi aralarında bir rekabet var ve bu gayet kritik bir hal aldı. Birinci Dünya Savaşı öncesi güç rekabetine benzetenler de çıkıyor, yeni bir dünya savaşı endişesine kapılanlar da. Ama bu bir gerçek, bugün dünden daha gergin, yarın süreç daha zor şartları içerebilir.
Trump 2.0 ile birlikte uluslararası sistem üzerine duyulan endişeler de azımsanamaz. Bir kere işin tarifi şu, bugün uluslararası sistemi kuranlar, özellikle ABD, sistemi eleştiriyor ve bazı konularda kendilerinin aldatıldığını açıklayarak sistemden çıkıyor. Başka gözle ve basitçe bakalım; eğer sistemi kuran bugün onu bozmaya kalkıyor ise diğerlerine ne oluyor da denebilir. Tabi bu kadar da basit olmamalı, zira insanlık tarihi ve ülkelerin özverili katkıları var.
Dördüncü Sanayi Devrimi ve küresel iklim krizi gibi büyük meseleler var. Özellikle son sanayi devrimi gereği teknolojideki ilerleme sınır tanımaz bir hal aldı. Bu ülkelerin rekabetinde de önemli bir konu oldu. AI’da tekilliğe doğru gidiliyor! Nadir Toprak Elementleri enerji kadar veya daha da fazla öne çıktı. İnsanlık siber-uzayda! Bunların yarattığı kasırgalarda güç mücadelesi ve politika yapma biçimleri haliyle değişim içerisinde.
Öyleyse klasik düşüncelerle politika yapanların da yeni duruma göre olanların da yer aldığı bir politik atmosferde bulunduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Stratejiler ve jeopolitik okumalar buna göre şekillenmekte, hatta değişik ülkeler/güçler için öncelik tayinlerinde farklılıklar meydana geldiğinden çok farklı tepkiler gözlenebilmektedir. Bu şaşırtıcı olmamalıdır. Zira insanlık tarihinin inişli çıkışlı dönemlerinde kendine has özellikler tarih edilirken geçmişten ileriye doğru bir okuma yapmak şartı hep olmuştur, olacaktır da. Burada önemli olan geleceğin isabetle tarifindedir. Politikacılar ve liderler bu noktaya odaklandıklarında diğerlerine göre belli ölçülerde farklar yaratabilirler.
ABD Başkanı Donald Trump, belli bir kontrollü kaos metoduyla dünyanın diğer kalanını baskılama politikasını sürdürüyor. Bu makalede sözünü edeceğim yöntemlerin tamamını uyguluyor. Bu durum onu başarıya götürecek mi, zaman gösterecek. Çünkü bu dünyanın, insanlığın, ülke/güç iç dinamiklerinin ve dahası küresel güç mücadelesinin sonuçlarına bağlı. Ancak olan şu, yapılanlar bir plana bağlı ve sürekli kontrol ediliyor, dersler çıkarılıyor, uygulamalar revize ediliyor, neredeyse diğerlerine nefes aldırmamacasına bir politika yapılıyor. Bölgesel ve yerel alanlarda pragmatik politikalar içerisinde olanlar, diğerleriyle ortak hareket ediliyorlar. Burada belli bir politik dil birliğine ve ortak hedefe doğru giderken kazanç elde etme yöntemine dayalı hareket söz konusu. Buna karşılık, bölgesel/yerel güçler fırsatçı olmak zorundalar. Onlar da stratejik özerkliklerini sürdürmek istiyorlar. Bu ortamda sürtünme gayet üst seviyede, zaman ve mekân sıkışması söz konusu oluyor. Çoklu arayışlar var ve hemen her şey kabul edilebilir, eğer alınan risk sonuç vermez ise fatura o adımı atana çıkartılacak şekilde, bir açık politikalar uygulanıyor. O halde tekdüze bir politik atmosfer yok; çıpayı attım sonrası kolay demek, artık bitmiş durumda. Sürekli takip (proaktif) ve mümkün mertebe kontrolü elde tutabilmek gerekmekte. Büyük olanın büyüklük endeksleri giderek artıyor, orta/küçük olanlar ise kendine tanınanlar ile elde edilen fırsatların getirilerine bağlı şekilde bir büyüklük seviyesi bulabiliyorlar.
Gücün El Değiştirmesi
Günümüzde güçler-arasında kazanan veya kaybeden olmak ne demek? Nerelere bakılırsa bu görülebilir.
Büyük veya başat güçler, ki günümüzde ABD, Rusya, Çin ve Avrupa’dan bahsetmek mümkündür, kendi kategorileri içerisinde değerlendirilirler. ABD hegemonik bir çaba içerisinde diğerlerini domine etme (baskılama) imkanlarına sahip olarak, daha agresif ve görülür bir politika yapar. Bu durumu özellikle Trump 2.0 göstermektedir. Bunların arasında kazanan/kaybeden olma durumu diğerleriyle aynı tartıda ölçülemez. Çünkü konumları kısa veya orta vadelerde değişmez. Günümüzde örneğin ABD ve Çin kazananlardan, Rusya ve Avrupa kaybedenlerden ise uyguladıkları politikaların hem kendi içinde hem de diğerleriyle, yani bölgesel veya yerel güçlerle (küçük/orta düzeyli devletler) birlikte muhasebe edilir. Ancak alınan sonuçlarla birlikte açılan politik sahalardan büyük/başat güçler kendi aralarında, yerel/bölgesel güçler ise yine kendi aralarında istifade ederler, durum ve pozisyonlarını değiştirme gayretine girerler.
Şekil-1’de gücün el değiştirmesinde kazanan ve kaybeden tarafların politikalarını görmektesiniz.
Büyük/başat güçler için başarı ve kullanışlılık bakımından daha çok hangi stratejileri uygularlar, hangi politikaları yaparlar? Her ne politika veya stratejiyle ilgilenirlerse ilgilensinler, sonuçta eldekileriyle ve yapageldikleriyle ilgili bir muhasebe yapılması gerekir. Hesap tutuyor mu tutmuyor mu?
Hesap gereken hangi sahalar, örnekleyelim:
- Askeri güç ve teknolojik üstünlük hâlâ karar verici olabilir, ama bu yalnız başına yetmeyebilir; dolayısıyla sürekli hesap yapmak gerekir.
- Yakın çevre algısı kırılgandır ve zamanla değişebilir; dolayısıyla hesap yapmak gerekir.
- Transactional ve anlaşma yapıcı diplomasi etkili olabilir, ama riskli ve kırılgandır; dolayısıyla hesap yapmak gerekir.
- Enerji ve bağlantı koridorları jeopolitiğin yeni anahtarıdır; mutlaka hesap yapmak gerekir.
Diğer güçler başarılı olabilmek adına hangi politikalarla veya stratejilerle meşgul olurlar?
- Çok-vektörlü politika,
- Müttefik çeşitlendirmesi,
- Büyük güçlerin zayıflıklarından yararlanma,
- Yakın çevre takibi ve kırılganlıklardan yararlanma,
- Transactional pragmatizm politikası,
- Etkili enerji ve bağlantı jeopolitiği ve kontrol.
Küçük/orta seviyeli devletler bu politika ve stratejik açılımlarla birlikte kendilerine bir alan bulabilirler veya fırsatlardan yararlanabilirler.
Ukrayna Savaşı başladıktan sonra Rusya’nın güç kaybı başladı. ABD ise Trump 2.0 ile 2025 yılı başından itibaren durumu küresel ölçekte dominasyona çevirdi. Örnek olması bakımından bu süreçtekileri bir ders çıkarma şeklinde ele alalım:
- Ders-1: “Askeri güç” ve “teknolojik üstünlük” hâlâ karar verici olmaya yetebilir, ama yalnız başına yetmez! Askeri zaferler hızlı değişim getirir, ama sürdürülebilir etki için diplomatik ve ekonomik takip şarttır. Genel kural: "Zafer sonrası barış inşası" (peace through construction) olmadan askeri kazanımlar geçici kalır.
- Ders-2: Büyük güçlerin "yakın çevre algısı" kırılgan ve zamanla değişebilir! Hegemonik güçlerin hakimiyeti, iç krizler ve dış müdahalelerle hızla aşınabilir. "Yönetilen kaos" (dondurulmuş çatışmalar) stratejisi artık ters tepebiliyor. Genel kural: Yakın çevre algısı güç projeksiyonu kapasitesine bağlıdır; zayıflık anında fırsat penceresi açılır.
- Ders-3: “Transactional politika” ve “anlaşma yapıcı diplomasi” etkili olabilir, ama riskli ve kırılgandır! "Zafer yoluyla barışın inşası" ve doğrudan ekonomik teşvikler (boru hatları, demiryolu, elektrik, fiber optik) çatışmaları çözmede etkili. Ancak bu yaklaşım kişiye/başkanlığa bağlı ve uzun vadede istikrarsız olabilir. Genel kural: Transactional diplomasi hızlı sonuç verir, ama kurumsal/çok taraflı mekanizmalara entegre edilmezse sürdürülemez.
- Ders-4: “Enerji ve bağlantı koridorları” jeopolitiğin yeni anahtarıdır! Hidrokarbon/enerji artık sadece kaynak değil, transit kontrolü ve bypass stratejisi aracı. Tekeli kırmak kritik önemde. Genel kural: Enerji güvenliği jeopolitik güçtür; bypass projeleri büyük güçleri izole ederken, çıkış ülkelerini yükseltir.
- Ders-5. Küçük/orta seviyeli devletlerin “çok-vektörlü politika” ve “müttefik çeşitlendirmesi” hayatta kalma anahtarıdır! Bölgesel aktörler, büyük güçlerin zayıflama anlarını değerlendirerek bağımlılıklarını azaltmalı. Genel kural: "Çok yönlü" dış politika ile “stratejik özerklik” küçük devletler için en iyi savunma.
Burada sözü edilen politika uygulamaları hangileriydi, tekrar bakalım:
Şekil-2’de “yapıp/yapmamak” veya “başarmak/başaramamak” açısından bir açıklama ile bunun neticesinde rakibe bir “fırsat penceresi” açılıyor mu, bunu görmektesiniz.
Başat/büyük güçler:
- Askeri güç ile sürekli baskılamak.
- Teknolojik üstünlük için ekonomi, bilim ve teknolojide sürekli politik yenilik ve plan yapmak.
- Enerji ve kritik mineraller bakımından sürekli bir arayış içinde olma veya çözüm bulmak.
- Enerji güvenliği için transit kontrol ve bypass projelerini uygulamak.
- Sürdürülebilir etki için diplomatik ve ekonomik takip yapmak.
- Yönetilebilir kaos için dondurulmuş çatışmalar üzerinden çalışmak.
- Transactional politikalar için kurumsal ve çok taraflı mekanizmalar ile entegrasyon sağlamak.
- Yakın çevre algısı için güç projeksiyonu yapmak.
Diğer güçler:
- Stratejik özerklik için çok yönlü politika yapmak.
- Sürekli zayıf nokta ve kritik zaman aramak ve yakalayınca fırsattan yararlanmak.
Sonuçta, günümüzde sürekli takip gerektiren, dinamik bir politika sahasının olmasından söz edildiği açıktır.
Güçler-arası Politika Yapma Alanları
Başat/büyük güçler ile yerel/bölgesel güçler arasında sürekli bir politik etkileşim söz konusudur. Ben buna Uluslararası İlişkiler diyemiyorum; Politik Etkileşim diyorum. Güçlülük seviyelerine göre ülke veya devletler sıralanırlar; başat/büyük, orta seviyeli olanlar, güçsüzler şeklinde. Bunları bağlayan unsurlar: Küresel, çevresel ve evrensel hususlar; uluslararası taahhütler ve ittifakın getirdiği sorumluluklardır. Politika alanında sürekli bir etkileşim söz konusudur. Bunun gereğine veya sonucuna konjonktür diyelim. Konjonktür her bir güce belli ölçülerde yük (baskı/zorluk) getirir. Kaos, çatışma, sürdürme problemi, gücü koruma veya güç boşluğu yaratılması, yakın çevre problemleri gibi sahada konjonktürün dinamikleri içinde bulunulur. Soru: Kim ne yapacak ve neye zorlanacak? Bu aşamada başat güç seviyesindekiler kendi aralarındaki politikalara eğilirler, ancak mücadele ettikleri sahalar geneldir, çoğunlukla yerel/bölgesel olabilir. Buna nüfuz alanı, gri bölge vb. isimler takılabilir.
Şekil-3’te bu politika yapma alanları ve etkileşim biçimleri gösterilmektedir. Örneğin iki başat güç uygulaması neticesinde biri diğerine göre mücadelede/etkileşimde daha başarılı olabilir, burada ikinci balat gücün diğer güçlere bir açıklık yaratması söz konusu olabilir (1: Açık).
Gelelim yerel ve bölgesel güç seviyesine. Esasen bu seviyedekilere politika yapabilecekleri alan belirlenmiştir. Başka tabirle politikada hareket edebilecekleri alan belirlenmiştir. Bu belirli alanlar hem yerel/bölgesel olmalarından hem de başat/büyük güçlerin izdüşümü politika uygulamalarından kaynaklanır. Ülke veya devlet olarak ele alırsak, burada ortaya çıkan politika alanı a çok belirginleşir. A veya B siyasi partiye göre durum; ülke gerçekleri, talepler, ideolojiler, parti programları vb. gereğince belirlenir. Ülke dışındaki politik etkileşimler stratejik özerklik, fırsat yaratma veya bulma, çok-vektörlü politik uygulama ve transactional politika ile kendini gösterir. Bu seviyede politika zemini bellidir bu zeminde iktidar ve muhalefet kendi seçimleriyle politikalarını belirler ve gerçekleşmesi ise tamı tamına işaret ettikleri şekillerde veya onlara tanınan alanlarda olmayabilir, kendi çabalarıyla kazanım veya kayıplarıyla beraber bir sonuç ortaya çıkabilir. Örneğin iktidarın politikacı gerçekleştiğinde kullanılan risk/fırsat alanlarında ülke yararına/zararına bazı sonuçlar ortaya çıkabilir (2: Risk/Fırsat). Şekil-2’de dikkat edilirse bunlar, başat güçlerin alanındaki (1: Açık) noktadan yaratılmış olabilir. Tersi de vardır, kullanılmayan politik alan olabilir ve bu ülke yararına/zararına sonuçlar üretebilir (3: Açık). İç politika yansıması bu şekilde açıklanabilir.
Sonuç
Günümüzün politik etkileşimlerini inceledik. ABD ve Çin yüksek seviyeli, günümüzün koşullarına ve kendi karakterlerine uygun şekilde mücadelelerini sürdürüyorlar. Rusya jeopolitik ve sert gücüne yaslanarak pozisyonunu korumak isterken, Avrupa bir miktar geriledi, toparlanma safhası içerisinde. Bunların yaratığı açıklıklar var. Yerel ve bölgesel güçler bu açıklıkları fırsata çevirmek üzere aktifler veya bazıları ise durumu takip etmekten geride kalıyor olabilirler. Her birinin kendine göre sebepleri var. Örneğin Türkiye bölgesinde dinamik olmak zorunda. Hatta bütün bu anlatılanlara dayanarak ben bugün Türk Hükümeti’nin politik uygulamalarını rasyonel bakışla açıklayabiliyorum. Diğerlerini de… Örneğin Britanya ve Almanya, potansiyeline göre durumunu yeniden tespit ederek, bir çıkış yolu arıyor. Bulgaristan, AB politikaları içerisinde ve ne olacaksa bunun içerisinde kalıyor. İsrail de dinamik politika yapmakta. Japonya kendi coğrafyasında ve küresel alanda performans göstermek durumunda. İran baskı altında ve mevcut sorunlarının içinde nefes almaya çabalıyor. Buna karşılık Suriye gibi “başarısız” (failed) ülkeler, güç mücadelesi içerisinde eriyip gittiler, bugün büyük ölçüde ABD’nin politikalarına tabiler. ABD ve Çin, günümüz atmosferine bağlı teknolojik adımları atarken, örneğin başarısız devletleri düşünün, aradaki fark ve başat olana muhtaçlık oranı giderek artış göstermekte.
Bu gibi çok sayıda örnek vermek mümkün. Örnekleri bu makaledeki parametrelerle açıklamak da artık daha kolay. Seçiminizi yaparken nerelere bakacağınızı da biliyorsunuz. Dışişlerinde çalışıyorsunuz veya akademide öğrencisiniz, metot belli. Hatta Trump’ı anlama kılavuzunuz da elinizin altında…
Yeni ve derinleşen politik atmosferde gelişmek mi, erimek mi? Bu politikacıların üzerinde durmaları gereken temel mesele olmakla birlikte, küreselleşen sorunlar içerisinde hemen herkes her bir kimse bu tür konularda doğru tercihler yapmak durumunda. İdeolojik düşüncelerden veya retorikten çok, pragmatizm içerisinde çözüm bulmak ve bunu hem isabetli hem de çok hızlı şekilde kararlar vererek yapmak gerekmekte. Politik atmosferdeki dinamizm hemen her bireyi ilgilendirmekte.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish