10 yıl önce, savaş yüzünden parçalanmış bir ailenin yeniden bir araya gelmesini izledim. 2026'da bunun hâlâ mümkün olup olmayacağını kendime sorup duruyorum.
Kasım 2016'da Güney Sudan'a yaptığım ikinci seyahatimde Nyalim'le* tanıştım. 12 yaşındaydı. Annesi ve teyzesiyle rutin bir hastane ziyaretindeyken silah sesleri duyuldu. Kaosun ortasında o bir yöne, annesi ve teyzesiyse başka bir yöne koştu.
Ailesi Bentiu'ya dönmeyi başardı; bu arada Nyalim ise Bor'a giden bir tekneye bindi. Ailesi onun öldüğünü sanıyordu. Üç yıl sonra, UNICEF'in takip programı sayesinde ailesiyle yeniden bir araya geldi. Onu ailesiyle buluşturmak için uçakla evine götürdük; annesini ve babasını tekrar gördüğü an, hayatım boyunca unutmayacağım bir an.
Aynı ziyaretimde, bir acil beslenme merkezinde Regina'yla tanıştım. Ağır bir beslenme yetersizliğinden muzdarip 15 aylık kızı Emmanuela'yı çatışma bölgesinde kilometrelerce taşıyarak savaştan kaçan genç bir anneydi. Onlarla tanıştığımda Emmanuela tedavi görüyordu. Yaşadıkları onca zorluğun ardından, nihayet hayatta kalacağına inanmak için bir neden vardı.
Nyalim, yerel sosyal hizmet çalışanlarının azmi ve ayrı kalmayı reddeden ailesinin çabaları sayesinde ebeveynleriyle yeniden bir araya geldi. Emmanuela ise annesinin kararlılığı sayesinde hayatta kaldı. Uluslararası yardım kuruluşları bu cesareti kendi hanesine yazamaz ancak Regina gibi insanlar geldiğinde onları karşılayacak birinin olmasını sağlayabilirler.
Her beslenme merkezinin, her takip programının, ihtiyaç duyulduğunda orada olan her sağlık çalışanının arkasında; beslenme, sağlık sistemleri ve sıradan bir çocukluğun altyapısına yıllarca yapılmış yatırımlar var. Birleşik Krallık (BK) da dahil birçok hükümet, bu sistemlerin kurulmasına katkıda bulundu. Şimdi asıl soru, bu sistemlerin çökmesine izin verip vermeyecekleri.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Günümüzde Güney Sudan, birbirini derinleştiren krizlerle karşı karşıya olan bir ülke. 2026'nın başından bu yana yeniden alevlenen çatışmalar 330 bin kişiyi yerinden ederken ülke, şimdiye dek kayda geçmiş en büyük kolera salgınını yaşıyor. Yaklaşık 100 bin vaka tespit edildi, en ağır etkilenenlerse çocuklar. 5 yaş altındaki 2 milyondan fazla çocuk akut yetersiz beslenmeyle karşı karşıya.
Birleşik Devletler Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (USAID) ülkeden çekilmesi, zaten vahim olan durumu daha da kötüleştirdi; 186 beslenme merkezi kapatıldı. UNICEF'in Güney Sudan temsilcisi Noala Skinner'ın yakın zamanda beni uyardığı üzere, yetersiz beslenmeden muzdarip tedavi görmeyen bir çocuğun ölme olasılığı 12 kat daha fazla.
2025'te, bu yüzyılda ilk kez, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin artması bekleniyor; bu da dünya çapında alınan siyasi kararların bir sonucu. Tam da çatışmalar, iklim felaketleri ve salgın hastalıkların hız kazandığı böyle bir dönemde yardım bütçelerinde kesinti yapılıyor.
BK'nin izlediği yol ciddi şekilde sorgulanmalı. Çocuk ölümlerinin çoğunun yaşandığı Afrika ülkelerine yönelik karşılıklı yardım harcamaları yüzde 56 oranında azaldı. Genel yardım bütçesinin 2027'ye kadar gayrisafi milli hasılanın yüzde 0,3'üne kadar düşmesi öngörülürken, bu kararların insani bedeli giderek daha görünür hale geliyor. Karşılaştırmak gerekirse, 2016'da BK'nin gayrisafi milli hasılasının uluslararası yardıma ayrılan oranı yüzde 0,7'di. 10 yıl önceyse şu andakinin iki katından fazlasını veriyorduk.
57 binden fazla çocuğun HIV'yle yaşadığı Malavi ve dünyadaki en yüksek anne ve yenidoğan ölüm oranlarından birine sahip olan Sierra Leone gibi ülkeler, desteği tamamen kaybediyor. Hükümet, Güney Sudan gibi çatışmalardan etkilenen ülkelere öncelik verdiğini söylüyor ancak bunun bedelini başka yerlerdeki çocuklar ödüyor.
Bütçe kesintilerinin pratikte anlamı şudur: Bakanlar, kendilerini hangi çocukların hayat kurtaran tedaviyi hak ettiğine dair imkansız seçimler yapmaya zorluyor. Savunmasız çocuklar, hiçbir hükümetin yapmak zorunda kalmaması gereken ve hiçbir çocuğun maruz kalmaması gereken bir hesaplamada birbirleriyle karşı karşıya getiriliyor.
31 Mayıs'ta UNICEF Futbol Yardımı maçında oynayacağım. Bu etkinlik, 2006'dan bu yana çocuklar için 121 milyon sterlin (yaklaşık 7,4 trilyon TL) topladı ve bu sene 20. yılını kutluyor. Hükümetlerin dünyanın en yoksul çocuklarına yönelik taahhütlerinden geri adım attığı bir dönemde bu rekor, Britanya halkının aslında nerede durduğunu güçlü bir şekilde hatırlatıyor: 20 yıldır dünyanın dört bir yanındaki çocukların geleceğine yatırım yapmayı tercih ediyorlar. Ancak ne kadar olağanüstü olursa olsun halkın cömertliği, siyasi iradenin yerini tutamaz.
Hiçbir çocuk doğacağı yeri seçemez. Güney Sudan'da tanıştığım çocukların hayalleri, BK'de büyüyen herhangi bir çocuğunki kadar canlıydı. Dünyaya geldikleri coğrafya onların hayatta kalıp kalmayacağını, okumayı öğrenip öğrenemeyeceğini ya da dolu ve mutlu bir çocukluk geçirmek için gerçek bir fırsat bulup bulamayacağını belirlememelidir. UNICEF BK, bu fırsatların gerçeğe dönüşebilmesi için BK hükümetinden yardım bütçesinin en az dörtte birinin çocuk odaklı sağlık, beslenme ve eğitim programlarına harcanmasını sağlamasını talep ediyor.
Nyalim'le tanıştığımda, yıllardır ayrı kaldığı ailesiyle yeniden bir araya gelmek üzereydi. Emmanuela'yla tanıştığımda ise hayatını kurtaran tedavisi işe yarıyordu. Bu sonuçlar kaçınılmaz değildi. Bunlar, 10 yıl önce uluslararası toplumun bu çocukların yatırım yapmaya değer olduğuna karar vermesi sayesinde gerçekleşti.
Bu taahhüt şu anda sarsılıyor ve en ağır bedeli çocuklar ödeyecek. BK hükümeti, yardım mirasının başarısını daha da ileriye taşımayı seçebilir ya da dünyanın en savunmasız çocuklarına bakıp artık onlara yardım etmeyi göze alamayacağına karar verebilir.
*Kimliklerin gizlenmesi amacıyla adlar değiştirilmiştir
Tom Hiddleston, UNICEF BK'nin elçisidir ve 31 Mayıs'ta düzenlenecek UNICEF Futbol Yardımı (Soccer Aid for UNICEF) etkinliğinde İngiltere'nin kadrosunda forma giyecek.
Bu makale, The Independent'ın “Rethinking Global Aid” projesi kapsamında hazırlanmıştır.
Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu
© The Independent