Keir Starmer'ın istifa konuşmasında kaderini, kendi ifadesiyle "olgunlukla" kabul edişindeki o onurlu tavır karşısında duygulanmamak imkansızdı. Diğer yandan zorluklar onun en iyi yanlarını ortaya çıkardı. Bir kez olsun, bu Starmer'ın gerçekten kalplere dokunan bir konuşmasıydı.
Konuşmanın sonlarına doğru, her zaman "dayanağı" diye nitelediği eşi Vic'ten ve çocuklarından bahsederken, artık onlara daha fazla zaman ayırabileceğini anlatırken, genellikle duygusal etkiden yoksun olan başbakanın sesi neredeyse titredi. Bu, onun duygusuz bir teknokrat olduğu yönündeki imajını tamamen yıktı.
Starmer, gerçek zamanlı bir trajedi yaşandığını biliyor, bunu ülke de bilmeli: İyi bir adamın, ölümcül bir hata yüzünden, kendisini neyin motive ettiğini ve neden böyle davrandığını son ana kadar anlatamamasından
ötürü düşüşü. Yine de soğukkanlılığını korudu. 1990'da Margaret Thatcher'ın yaptığı gibi gözyaşlarını silmek zorunda kalmadı fakat pek çok kişi bunu yapmış olacak.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Brexit'le meşgulken aşırı hırslı bir rakibin darbesini fark edemeyen talihsiz Theresa May'in aksine Starmer sağlam durmayı başardı. Hafta sonu ülke oyunun artık sona erdiğini hissetmişti, başbakan da öyle. Downing Sokağı 10 Numara'nın (Birleşik Krallık/BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -çn.) önüne o ahşap kürsü yerleştirildiğinde ve sosyal medyada ünlenen "yakışıklı kürsü adamı" son ses kontrollerini yaptığında da bu anlaşılıyordu.
Çalışanlar ona takdirlerini sunmak için 11 Numara'dan (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi personeli -çn.) dışarı akın ettiğinde, bir başka kısa başbakanlık döneminin daha sonunu duyuran bu modern anayasal tören tamamlanmış oldu. Böylece onun görevi sürdürebileceğine dair kalan son umut da söndü. Burnham darbesi her bakımdan fiilen tamamlandı. İşçi Partisi, ilk kez değil, yine aklını yitirdi.
Çalışma arkadaşları son günlerde bunu yapmadığı için Starmer, hükümetinin başarılarını gururla sıraladı. Henüz iki yıl önce Downing Sokağı'nda kendinden emin adımlarla yürürken hissettiği gururu anlattı; o dönemde herkes, sadece ezici bir farkla zafer kazanılmadığını, aynı zamanda İşçi Partisi'nin "değişim on yılı" diye adlandırdıkları dönem boyunca iktidarda sağlam şekilde kalacağını düşünüyordu, ikinci bir dönem muhtemel, hatta kaçınılmazdı.
Starmer, "kemer sıkma politikasına son verilmesi", Ulusal Sağlık Hizmeti'ndeki (NHS) bekleme listelerinin kısaltılması, savunma alanına yatırım yapılması, işçiler ve kiracılara yeni haklar tanınması, Avrupa'yla daha yakın ilişkiler kurulması, ticaret anlaşmaları yapılması, yarım milyon çocuğun yoksulluktan kurtarılması, gençlerin internetin zararlı etkilerinden korunması, sığınmacı otellerinin kapatılması ve düzensiz göçün azaltılması gibi tüm adımların (bu kez her zamanki çoğul "biz" ifadesini kullanmayarak) "yaptığı[m] seçimler sayesinde" gerçekleştiğini açıkça belirtti.
"Değişim" hem seçim kampanyasının ana teması hem de kendi adını ve fotoğrafını taşıyan manifestonun başlığıydı. İşçi Partisi'ni 14 yıllık mağlubiyet döneminden sonra yeniden iktidara taşıyan da buydu: "Değişim vaat edildi, değişim için mücadele edildi, değişim sağlandı."
"Değişimi" tanımlamanın ya da baş rakibi Andy Burnham'ın (Kuzey'in Kralı) savunduğu gibi gerçekleştirmenin kolay olmadığını söylemesine gerek yoktu.
Elbette Starmer, bazen bariz biçimde, başarılarını abarttı, ciddi hataları görmezden geldi, bazı korkunç yanlış değerlendirmeler için özür dilemedi ve Peter Mandelson'dan bir kez bile söz etmedi. Ancak neyin yanlış gittiğini işaret etmeye gönüllü yeterince kişi var.
İşin en acı tarafı, bu kişilerin çoğunun kendi partisinden olması. Bunlar, Corbyncilik ve 2019'daki feci başarısızlığın ardından Starmer'ın partisini olağanüstü şekilde yeniden inşa ederek seçilebilir hale getirmesiyle o görevleri almalarını sağladığı kişiler. Hafızaları zayıf, o da onlara bunu hatırlattı.
Politik, mali ve ahlaki açıdan iflas etmiş bir İşçi Partisi devraldım. Bana defalarca partimin işinin bittiği söylendi.
O ise bunun doğru olmadığını kanıtladı. Son dönemlerdeki hatasıysa, bunun karşılığında partisinin artık kendisine sürekli minnet borçlu olduğunu ve liderliği altında yaşanan sonraki seçim felaketlerinin görmezden gelinebileceğini düşünmesiydi.
Her şeyden önce siyaset, duygusallığa yer olmayan bir iş. Starmer, örneğin Liz Truss ve Boris Johnson'ın aksine, talihsizliğinin tek sorumlusu olmasa bile kendi siyasi çöküşünün baş editörlerinden biri de bizzat kendisiydi.
Starmer partisini değiştirdiğini söyledi. Artık bu konuda da yanıldığını anlamış olmalı. Kendisinden önceki Tony Blair'a olduğu gibi ona da saygı duydular ama asla gönülden bağlanmadılar ve ona meydan okumaya daha yatkın hale geldiler. Parlamento grubu ve genel üye tabanı, büyük ölçüde eski görüşlerini değiştirmeyen "ılımlı soldan" oluşuyor; bu kesim, Burnham liderliğinde, kaybedilen pek çok seçimde seçmenler tarafından reddedilen politikaları hayata geçirme fırsatı görüyor.
Savaşı kazanan adam olan Winston Churchill, 1945'teki genel seçimleri beklenmedik şekilde kaybettiğinde, eşi Clemmie doğal olarak bu darbeyi hafifletmeye çalışmış ve bu kadar çok şey yaşamış biri için bunun "gizli bir nimet" olabileceğini söylemişti. Eşi de buna şu meşhur homurdanmayla karşılık vermişti: "Şu anda oldukça iyi gizlenmiş gibi görünüyor." En azından Churchill, düşmanları ya da kendi partisindeki alçaklar değil, halk tarafından reddedilmiş olmanın verdiği gerçek bir teselliye sahipti.
Keir Starmer'ın hafta sonu Chequers'da kendi "dayanağıyla" ne konuştuğunu bilmiyoruz ancak her zaman onun bilgeliğine güvendiğini söylemiştir. Sonuçta Starmer'ın içinde bulunduğu zor durumu değerlendirirken "ihanet" sözcüğü konuşmalarında geçmiş olsa kimse buna şaşırmazdı. Starmer'ın anılarını sabırsızlıkla bekliyorum, nihayet o zaman içini gerçekten dökebilecek.
Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu
© The Independent