Donald Trump'ın Küba'yı istila etmekten daha iyi bir fikri var mı?

ABD Başkanı genellikle uzun vadeli stratejileriyle bilinmese de 94 yaşındaki eski Küba lideri Raul Castro'nun tutuklanmasını istemesi, geçmiş dış politika hatalarından ders çıkardığını ve gurur duyabileceği bir rejim değişikliği hedeflediğini gösterebilir

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Raul Castro ve Fidel Castro'nun fotoğrafları, Havana’daki bir devlet binasında yan yana duruyor (AP)

Pekin'e geciken ziyareti, İran'la çözümlenemeyen savaşı ve Grönland'daki yeni askeri üsler hakkında büyük ölçüde gözden uzakta sürdürülen bazı görüşmelerle, Başkan Donald Trump'ın yapacak yeterince işi olduğunu düşünmüş olabilirsiniz. Ama hayır. 

Tam da Çin lideri Şi Cinping'le görüşmelere girişirken CIA Başkanı John Ratcliffe'i taşıyan ABD bayraklı bir uçak Havana'ya iniyordu.

ABD Başkanı'nın ikinci döneminin başlarından bu yana dış politika gündeminin üst sıralarında Küba var ve en azından bu yılın başından beri iki ülke arasında gizli görüşmeler yürütülüyor. Nicolas Maduro'nun Karakas'taki başkanlık sarayından alınarak Brooklyn'deki bir hapishaneye götürüldüğü başarılı ABD askeri operasyonu, Batı yarımküredeki yeni bir rejim değişikliği için Trump'ın sıradaki adayının Küba olabileceği söylentilerini körükledi.

Maduro'nun görevden alınması, pratikte Küba'nın geriye kalan son destek kaynaklarından birini ortadan kaldırarak akut enerji ve gıda kıtlığına neden oldu ve ülke genelinde sokak protestoları dalgasını tetikledi. Elektrik kesintileri, karne uygulamaları ve ulaşımdaki aksaklıklar yıllardır Küba'daki günlük yaşamın düzenli bir parçası olsa da Venezuela'ya dayatılan yönetim değişikliği, Havana'nın kuşatılmış rejiminin günlerinin gerçekten sayılı olabileceğini düşündürdü.

ABD'nin Venezuela'ya ani müdahalesi ve İsrail'le birlikte İran'a düzenlediği saldırılarda pervasızca risk almasıyla, Küba'ya (şimdiye dek) uyguladığı görülen yumuşak yaklaşımı bağdaştırmak ilk bakışta zor görünüyor. Bu da ABD'nin neden Küba'ya farklı davrandığı ve eğer amaçladığı bir hedef varsa bunun ne olduğu sorusunu gündeme getiriyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Belki de basit bir şekilde ABD, istihbarat kanalları ve ABD'deki Küba diasporası aracılığıyla daha gerçekçi bir fikre sahip olarak, bugünün güçten düşürülmüş Kübası'nın herkes için aslında ne kadar sınırlı bir tehdit oluşturduğunu düşünüyor. ABD'nin geçmişteki girişimleri, herhangi bir askeri müdahalenin en azından silahlı direnişe yol açabileceğini ve bunun özellikle Kongre ara seçimleri yaklaşırken Trump'ın kaçınmayı tercih edebileceği karışık bir durum oluşturma riski taşıdığını da gösteriyor.

Öte yandan ABD, CIA Başkanı'nın teklif ettiklerini açıkladığı 100 milyon dolarlık yardıma artık çok net bir şart koşuyor gibi görünüyor. ABD'nin, politikada (tanımlanmamış) "temel değişiklikler" yapılmasının yanı sıra, Fidel Castro'nun kardeşi olan eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'nun sürgünleri taşıyan iki küçük uçağın 1996'da düşürülmesindeki rolü nedeniyle iade edilmesini istediği anlaşılıyor (Öldürülen 4 kişiden üçü ABD vatandaşıydı). ABD'deki bir mahkemenin büyük jüri iddianamesinin tamamlanmak üzere olduğu bildiriliyor.

Castro'nun tesliminin ne ölçüde müzakere edilebilir ya da uygulanabilir olduğu henüz belirsizliğini koruyor. Eski devlet başkanı artık 94 yaşında ve Castro klanı hâlâ nüfuz sahibi (Raúl'un kendisiyle aynı adı taşıyan torunu, Ratcliffe'le görüşen Küba heyetindeydi) ama bu soyadının birleştirme gücü eskisinden daha az olabilir. Bunun bir istisnası ABD'deki Küba sürgünleri olabilir; bu özel önlem, onlar açısından uzun süredir karşı çıktıkları ABD-Küba ilişkilerinin normalleşmesini kabullendikleri muhtemel bir karşılıklı taviz olarak sayılabilir.

Amerikan yardımının bir diğer şartıysa rejimin baypas edilerek kiliseler, yardım kuruluşları ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla dağıtılmasıdır. Bu yaklaşım, acil insani krizi hafifletirken rejimin bunu kendi başarısı gibi sunmasını zorlaştırabilir ve elinde tuttuğu iktidar gücünü zayıflatabilir.

Trump genellikle uzun vadeli stratejiler kuran biri olarak görülmez ama belki de buradaki hesabı böyle olabilir mi? CIA aracılığıyla iletilen yardım teklifine yanıt veren Devlet Başkanı Diaz-Canel, ABD'nin ablukadan vazgeçmesinin çok daha etkili bir çözüm olacağını dile getirerek makul konuştu. Ancak Washington'ın perspektifinden bakıldığında şunu sormak da eş derecede makul: Neden vazgeçsinler ki?

Küba genelindeki durum artık o kadar vahim ki, yetkililerin eldeki en iyi seçeneğin Trump'ın şartlarıyla müzakereye girişmek olduğuna karar vermesi yalnızca an meselesi gibi görünüyor. Tabii ABD Başkanı sabrını kaybedip önce şanslarını denemeleri için silahlı sürgünlere yeşil ışık yakmazsa...

 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Eren Umurbilir

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU