Kimi gelenekselci Müslümanlar çoğunlukla bu konuyu bu şekilde iddia ederler.
Elbette bu sözü kültürlü Müslümanların söylemesi düşünülemez.
Fakat bunun bir kesim arasında yaygın olmasının nedeni, araştırma yapılmadan o sözlerin alınıp kabul edilmesidir.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Oysa Allah bizlere akıl vermiş ve onu kullanmamızı da istemiştir.
Örneğin, sosyal, siyasal vb. meselelerde, televizyonlarda birçok konuyu duyarız; fakat her duyduğumuzun doğru olduğunu kabul etmeyiz.
Bu konuyu, kitaplarda yalan yanlış yazıldığı şekliyle kabul edeceğimize gidip İmam Hüseyin (as)'dan sorsak, onun öyle olmadığını bize söylerdi.
Örneğin, Hz. Hüseyin'i şehit eden ve Kufelilerden olan:
- Şimr b. Zi'l-Cevşen'i gidip araştırınız; acaba o bir Şii midir?
- Şebes b. Rebi'yi araştırınız; acaba Şii midir?
- Heccar b. Ebcer'i inceleyiniz; o nedir?
Bu tür bilgileri önünüze çıkan her kitaptan almak yerine gidip İmam Hüseyin (as)'dan sorsanız, o zaten bir sözünde bunun cevabını şöyle vermiştir:
Vallahi! Ümeyye oğulları beni katletmekten vazgeçmeyeceklerdir ve benim katilim onlardır!
(Vellahi lâ yentehi Âl-i Ümeyyete an katli ve hüm katilî!)
Yine gidip Müslim b. Akil'in kimin eliyle öldürüldüğünü araştırınız.
Gidip Kufe'deki asıl Şiilerin kimler olduğunu araştırınız.
Muaviye iktidarı ele geçirdikten sonra onların kimin eliyle öldürüldüklerini inceleyiniz.
Şiilerin beşinci imam olarak kabul ettikleri Hz. Muhammed Bakır (as) henüz 4 yaşlarındayken Kerbela'da bulunuyordu ve Yezid'in esir aldığı çocuklar arasındaydı.
O imam da "Aşura" ziyaretinde şöyle demektedir:
Bugün (yani Aşura günü), Hüseyin'i katlettiklerinden dolayı Ziyad oğulları ile Mervan oğullarının sevindikleri bir gündür.
Bu sözü söyleyen bir imamdır. Yani İmam Hüseyin'i katleden hizipler belliydi.
Onu katledenler Emevî ve Haricî hiziplerdi.
Ayrıca o günlerde Kerbela'da bulunan tarih yazarları da kimlerin bu işi yaptıklarını kaydetmişlerdir.
Tarihçiler şöyle derler:
Muharrem ayının 3'üncü gününden 9'uncu gününe kadar Kerbela'ya 30 bin civarında savaşçı toplandı.
Peki, bunların arasında Ali'yi sevip de onun oğlunu öldürecekler var mıydı?
Tarihçiler bu hususta da şunu derler:
İlk Kerbela'ya gelenler Heccar b. Ebcer'in komuta ettiği askerlerdi. Bunlar 2 bin kişilik bir güçtü. Heccar ise İmam Ali ile Nehrevan'da savaşmış Haricî askerlerin komutanlarından biriydi. Bunun için Hz. Hüseyin (as)'a şöyle dedi:
‘Ya Hüseyin! Biz seninle baban Ali'ye olan öfkemizden dolayı savaşıyoruz!'
(Yenabiü'l-Meveddet,
Kunduzi, Hanefi, s. 346)
Yine şunu da söyledi:
Ya Hüseyin! Senin namazın kabul değildir! Çünkü sen bir kâfirsin!
(El-Bidaye ve'n-Nihaye,
İbn Kesir, c. 8, s. 185)
İmam Ali (as)'ı ilk tekfir edenler de Haricîlerdi.
Kısacası ilk dönemlerde Kerbela olayıyla ilgili 200 cilt civarında kitap yazılmıştı.
Onlarda geçen kayıtlardan bazıları şunlardır:
İlk Kerbela'ya gelen asker sayısı 2 bin kişilik bir donanmaydı ve bunların komutanı Heccar b. Ebcer idi. Tümü Haricîydi ve komutanları İmam Hüseyin (as)'a karşı yukarıda adreslerini verdiğimiz kaynaklarda geçen o hakaretleri yapmıştır.
Haricîler İmam Ali (as) için de şöyle demişlerdi:
Katelallahu kâfiren mâ efgahahu / Allah bu kâfire kahretsin, ne kadar da bilgilidir!
Hasılı Haricîler de Kerbela'ya kendi tarih yazarları ile gelmişlerdi.
Bin kişilik bir güç ile gelen Şebes b. Rebîa da Haricî komutanlardan biriydi. Yine ondan sonra bin kişilik bir güç ile gelen İbn Rüveym de Haricî komutanlardandı.
Tarihin kayıtlarına göre bunlardan sonra Şimr b. Zi'l-Cevşen 5 bin kişilik bir kuvvet ile geldi.
Gelenekçi bir takım kaynaklara göre Şimr b. Zi'l-Cevşen ile Kerbela'ya gelen 5 bin askerin tümü Şam'dan gelen askerlerdi.
Onların kaynaklarında geçen bu söz, İmam Cafer Sadık (as)'ı doğrular niteliktedir. Nitekim İmam Cafer Sadık (as) Tasua günü hususunda şöyle der:
Tasua günü, Hüseyin'in Şamlı süvariler tarafından muhasaraya alındığı bir gündür.
Yani İmam Hüseyin (as) 3 taraftan muhasara altına alınmıştı.
Bu üç taraftan İmam'ı kuşatanlar Emevîlerin Şam'dan gönderdikleri orduydu.
Bunlar Şimr'in komutasında hareket ediyorlardı.
Kerbela'da Yezid gücünü oluşturanlar içerisinde bir de "Kırmızı Tabur" dedikleri bir askeri birlik vardı.
Bunlar bu ismi sancaklarının renginden almamışlardı. Zira İmam Hüseyin (as)'ın kardeşi Hz. Abbas'ın da sancağı kırmızıydı.
Onlar bu ismi yüz renklerinin kırmızı oluşundan dolayı almışlardı.
Yani bunların yüz rengi Araplara benzemiyordu.
Ayrıca bunlara "Şah'ın Ordusu" da deniliyordu.
Bunları ikinci halife Ömer b. Hattab Kadisiye savaşında esir almış, Kufe'ye yerleştirmiş ve onlara orada oturma hakkı vermişti.
Bunlar 20 bin civarında bir güçtü. Kufe'de iç düzeni sağlama, hapishane gardiyanlığı ve polis görevi bunlara verilmişti.
Hüseyin'in Kufe'ye elçi olarak gönderdiği Müslim b. Akil, Ali taraftarlığıyla bilinen Hücr b. Ady ve Meysem-i Temmar bunların eliyle öldürülmüş ve birçok cinayette yine bunların parmakları olmuştur.
Kerbela'daki Yezid ordularının başkomutanı Ömer b. Saad, bunların soyundan olan 4 bin kişilik bir güç birliği ile oraya gelmişti.
İşte İmam Hüseyin'in Kufelilere konuştuğu zaman "Ya Hüseyin! Biz senin ne söylediklerini anlamıyoruz" diyenler, bir rivayete göre bunlardı.
Peki, bunlar neden anlamıyordu?
Acaba İmam Hüseyin (as) Arapça konuşmuyor muydu?
Tabii ki İmam Arapça konuşuyordu.
Fakat bunlar Arap asıllı olmadıkları için Arapçayı tam olarak anlamıyorlardı.
Bu da Emevîlerin oyunlarından biriydi. Çünkü şayet tüm askerler İmam'ın konuşmalarını anlasalardı, kendi aleyhlerine isyan edebilirlerdi.
Bu nedenle hem tüm askerleri Arap asıllı olanlardan seçmediler hem de İmam konuştuğunda Ömer b. Saad'ın emriyle sık sık gürültü çıkararak onun sözlerinin net duyulmasını engellediler. Bu da Emevî taktiklerinden biriydi.
Buhârî, kendi eserinde Ömer b. Sa'd ile gelen bu 4 bin kişilik birliğin Orta Asyalı olduklarından söz eder.
Hicrî 54'üncü yılda da Ubeydullah b. Ziyad bu soydan (Kadisiye'lilerden) 2 bin kişilik bir gücü Basra'ya getirmişti.
Hüseyin Kerbela'ya gelince onların da Hermele b. Kahil komutasında Basra'dan Kerbela'ya gönderilmelerini emretmişti.
Bana göre Hermele b. Kahil'in kendisi de Beni Esed kabilesinden değil, bunlardan biriydi.
Çünkü Hermele'nin Beni Esed kabilesinden olduğuna dair elimizde herhangi bir delil yoktur.
Hermele'nin komutasında Kerbela'ya gönderilen bu 2 bin savaşçının işlevi özeldi.
Bunlar özel okçu birliğiydi. İşleri yalnızca ok atmaktı.
Bu yüzden Hermele ve adamları yüzlerce oku İmam Hüseyin'e doğru fırlattı ve İmam'ın kalbine son oku saplayan da Hermele oldu.
Nitekim 6 aylık Ali Asker isimli çocuk da babasının kucağında bu okla şehit edildi.
Elimizde bulunan ve Kunduzi Hanefi'ye ait olan "Yenabiü'l-Meveddet" isimli kaynakta (ki bu eser hem Yemen'de hem de Mısır'da basılmıştır) Hasan b. Temim'in komutasında da askerler vardı.
Bunların sloganı şöyleydi:
Ya Hüseyin! Vallahi sana su yoktur! Sen de Osman b. Affan gibi susuz öleceksin!
Peki, halife Osman b. Affan ile Kerbela'da atılan sloganlar arasında nasıl bir ilişki vardı?
Demek ki Hasan b. Temim'in komutasındaki 2 bin kişilik ordu Osman'ın taraftarlarıydı.
Eğer bu komutanlar ya da askerler Osman'ın taraftarı veya Haricî olmasalardı bu tür sloganları atmazlardı.
Tüm bunlara ilaveten Tasua günü bir bölük asker daha Kerbela'ya gelmişti. Onlara komuta eden kişi İbn Nümeyr idi.
Kerbela olayından sonra Medine ve Mekke'de iktidara karşı isyanlar başladı.
Bu isyanları bastırmak için Yezid Şam'dan bir orduyu harekete geçirdi ve başına Müslim b. Ukbe'yi komutan olarak atadı.
Medine'de "Hirre Olayı" olarak bilinen hadise gerçekleşti. Müslim b. Ukbe bu olayda üç gün boyunca askerlerine Medine'de her şeyi serbest bıraktı.
Bu nedenle son derece sert ve yıkıcı bir saldırı gerçekleşti. Bu olay İslam tarihinde büyük bir travma olarak anılır.
Tarihi kaynaklarda Medine'de öldürülenler hakkında farklı rakamlar verilmektedir. Yaklaşık 4 bin kişi öldürüldüğü söylenir.
Bazı rivayetlerde 10 bin 700 ile 11 bin 700 arasında olduğu belirtilir.
Öldürülenler arasında 700 Kur'an hafızı ile 80 sahabe olduğu da ifade edilmiştir.
Ayrıca çok sayıda kadın ve kızın da hamile kaldığı belirtilmiştir.
Müslim b. Ukbe, Medine'deki bu cinayetten sonra Mekke'ye geçti ve Kâbe'yi mancınıklarla Abdullah b. Zübeyr'in üzerine yıktı.
Ordusu "Ketibetü'l-Mücaffefe / Zırhlı Tabur" olarak anılırdı.
Yukarıda sayılan bu askeri güçlere ek olarak bir de Kufelilerin taburu vardı.
Bunlar Emevî hizbinden ya da Osman'ın taraftarlarındandı.
Kufe valisi Ubeydullah b. Ziyad bunları "Saray Ordusu" adıyla düzenleyerek Kerbela'ya sevk etmişti.
Verdiğimiz bu bilgilerden sonra yine de biri kalkıp "Şiiler Hüseyin'i davet etti ve sonra onu öldürdü" derse, bu kişinin iyi niyetli olmadığı ve Emevî zihniyetini taşıdığı söylenebilir.
Evet, o birliklerin içinde çok az da olsa baskı nedeniyle Şiiler bulunabilirdi.
Fakat gerek resmi unvanlarıyla gerekse birlik seviyesinde Şiilerin bulunması kesinlikle söz konusu değildir.
Kerbela'ya toplanan askerlerin tümü ya Haricî ya da Osman taraftarıydı.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish