Sağlık Bakanlığı'ndan "Esenlik Merkezleri"

Mine Ataman Independent Türkçe için yazdı

Sağlık Bakanlığı, koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek amacıyla Türkiye genelinde "Esenlik ve Sağlıklı Yaşam Merkezleri" kurmaya hazırlanıyor / Fotoğraf: Pixabay

Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde gerçekleştirilen Uluslararası Sıfır Atık Forumu'nda sık sık dile getirilen "Dünya beşten büyüktür çünkü insanlık beşten büyüktür" sözü üzerine düşünürken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Halit Yerebakan'ın anlattıklarıyla insanlığın omuzlarında taşıdığı sağlık yükünün ne kadar büyük olduğunu fark ettim. Sağlık Bakanlığı'nın yeni "Esenlik Merkezleri" modelini düşündüm.


Esenlik Merkezleri sağlığın sıfır atık modeli mi?

İki projenin ortak felsefesi, sorun ortaya çıkmadan önlemek. Nasıl ki sıfır atık yaklaşımı çöpü toplamak yerine çöp üretimini azaltmayı hedefliyorsa, Esenlik Merkezleri de hastalığı tedavi etmeden önce sağlığı korumayı hedefliyor.


"Sıfır Atık Hareketi gezegen ile insan arasında şifa hattıdır"

Yerebakan'a göre "plastik, cam, kâğıt hayatın atıklarıdır. Bir toplumun iç dengesinin bozulduğunu fısıldayan bir işaret, iyileşmek isteyen sistemin bir semptomudur. Bir kentin atıklarını temizlediğinizde sokaklar gibi zihinler de ferahlar. Bu anlamda sıfır atık hareketi insan ile gezegen arasında yeni bir şifa hattı kurmaktır. Bir ülkede çevre politikası yoksa sağlık politikası sürdürülemez."


"Sağlık sektörü küresel ölçekte havacılık kadar atık üretiyor"

Yerebakan'ın sıfır atığı bir "arınma protokolü" ve "toplumsal berraklaşma süreci" olarak tanımlaması ve verdiği rakamlar oldukça çarpıcıydı. Bir kişinin hastanedeki günlük atık yükü yaklaşık 3 kilogram. Yoğun bakım ünitelerinde bu rakam 7 kilograma kadar çıkarken, Kovid-19 döneminde kişi başına düşen günlük atık miktarı bazı sağlık kuruluşlarında 9 kiloya kadar yükselmiş.
 

Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu ve önleyici sağlık yaklaşımını merkeze alan yeni “Esenlik Merkezleri” modeli, sağlık sisteminde paradigma değişimini temsil ediyor / Fotoğraf: AA
Sağlık Bakanlığı'nın koruyucu ve önleyici sağlık yaklaşımını merkeze alan yeni "Esenlik Merkezleri" modeli, sağlık sisteminde paradigma değişimini temsil ediyor / Fotoğraf: AA

 

Önleyici sağlık hizmetleri yalnızca insan bedenini değil, çevreyi de koruyor

9 kilo bana ilginç bir gerçeği düşündürdü. Hastalıkları önlemek yalnızca sağlık harcamalarını azaltmıyor; aynı zamanda sağlık sisteminin ürettiği atık yükünü de azaltıyor. Daha az hastalık, daha az ilaç, daha az tek kullanımlık malzeme, daha az enerji tüketimi ve daha az tıbbi atık anlamına geliyor.

İtalya'da geliştirilen "Hospital Waste Station" sistemi dikkat çekici örneklerden biri. Hastane sahasına kurulan sistem, enfeksiyon riski taşıyan tıbbi atıkları sterilizasyon ve parçalama işlemlerinden geçirerek elektrik ve ısı enerjisine dönüştürüyor, hastanenin enerji ihtiyacını karşılıyor.


En iyi sağlık yatırımı: hasta etmeyen önlemler

Ancak asıl soru şu: Atıkları enerjiye dönüştürmek mi daha akıllıca, yoksa o atığın ortaya çıkmasını önlemek mi? Yerebakan'ın koruyucu hekimlik yaklaşımı da Sağlık Bakanlığı'nın "Esenlik Merkezleri" de tam da bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü en değerli sağlık yatırımı tedavi edilen hastalık değil, hiç ortaya çıkmayan hastalık olabilir.

Yerebakan'ın "damarlar tıkanmadan yaşam alışkanlıkları düzeltilmelidir" sözü Esenlik Merkezleri'nin "hastalık değil sağlık mottosunu" anlamlı kılıyor.


Sağlıklı yaşam destek ünitesi: esenlik merkezleri

Yaşamı destekleyecek yeni bir uygulama olarak anlatılan Esenlik ve Sağlıklı Yaşam Merkezlerinde, doktorlar, psikologlar, diyetisyen ve fizyoterapistler; "beslenme, psikolojik destek, stres yönetimi, egzersiz programları" gibi pek çok alanda kümülatif yaşam danışmanlığı verecek. Bu merkezlerde amaç hastalık aramak değil, sağlıklı yaşamı yönetmek. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu merkezlerin "tedavi değil yaşam kalitesini artırmaya yönelik hizmet vereceğini" ifade ediyor. Başarılı olursa dünyaya ihracatı bile yapılabilir.

Esenlik Merkezleri bu yönüyle yalnızca bir sağlık kurumu değil, aynı zamanda koruyucu sağlık altyapısının şehir ölçeğinde yeniden tasarımı. Dünya genelinde "Önleyici Sağlık Merkezi" modelleri hızla yaygınlaşırken, Türkiye'nin bu alanda kurumsal bir model geliştirmesi sağlık sisteminin geleceği açısından stratejik bir adım olarak değerlendirilebilir.


Vatandaş gelmeyecek, biz vatandaşın ayağına gideceğiz

Esenlik Merkezleri otellerden spor kulüplerine farklı alanlarda açılacak. Sağlık turizmine de katkı sunması hedefleniyor. Memişoğlu, "Eskiden vatandaşın sağlık merkezlerine gelmesini bekliyorduk. Şimdi biz vatandaşı arıyor, taramalara çağırıyoruz. Sokakta bile kilo ölçümleri alıyoruz" diyerek sağlıklı yaşam odaklarına dikkat çekiyor. Sağlık sistemi ilk kez hastayı bekleyen değil, sağlığı takip eden bir modele dönüşüyor.


Barınma hakkı yaşam hakkının bir parçası

Sağlıklı yaşamın sadece beslenmeyle mümkün olmadığını artık biliyoruz. Science'da yayınlanan bir makaleye göre kronik hastalığı olan evsizlere konut ve vaka yönetimi desteği verilmesi hastaneye yatışları yüzde 29, hastanede kalış günlerini yüzde 29 azalttı. Acil servis başvuruları ise yüzde 24 düştü. Illinois Hospital tarafından yürütülen "Better Health Through Housing" programı, barınma hakkının da önleyici sağlık hizmetleri kapsamında değerlendirilebileceğini ortaya koydu.
 

Sağlık Bakanlığı insanları sağlıklı tutmayı hedefleyen yeni bir sistemi devreye sokuyor. Türkiye genelinde Esenlik ve Sağlıklı Yaşam Merkezleri kurulacak / Fotoğraf: Pixabay
Sağlık Bakanlığı insanları sağlıklı tutmayı hedefleyen yeni bir sistemi devreye sokuyor. Türkiye genelinde Esenlik ve Sağlıklı Yaşam Merkezleri kurulacak / Fotoğraf: Pixabay

 

En iyi sağlık yatırımı hastane yatağı mı sohbet mi?

Bazen en etkili sağlık yatırımı yeni bir hastane yatağı değil, hastalığın nedenini ortadan kaldıran sosyal bir müdahale olabiliyor. Evsizlere ev, yaşlılara sohbet, engellilere dostluk, çocuklara okul sütü, gençlere spor olanakları sağlamak; sağlık harcamalarını düşürmenin yanında suç oranlarından komşuluk ilişkilerine, azalan hırsızlık olaylarından toplumsal dayanışmaya kadar birçok alanda olumlu değişimi destekleyebiliyor.

Amerika'daki bir örnek bilimi kanıtlar nitelikte. "New Amsterdam" dizisinde bir doktor aynı evsiz kişilerin sürekli acil servise geldiğini fark ediyor. Araştırınca bu kişilerin çoğunun barınma sorunu, yalnızlık ve sosyal dışlanma yaşadığını görüyor. Bu kişilere konut ve sosyal destek sağlandığında acil servis başvuruları ve hastane maliyetleri ciddi şekilde düşüyor. Yaklaşım yıllar içinde sağlık politikaları literatüründe en çok atıf yapılan örneklerden biri haline geliyor.


Dünya Sağlık Örgütü: 2022 yılı küresel sağlık harcaması 9,8 trilyon dolar

İnsanlık hastalıkları tedavi etmek için değil, büyük ölçüde yanlış yaşam tarzlarının sonuçlarını finanse etmek için kaynak harcıyor. Araştırmalara göre obez bireylerin sağlık harcamaları normal insanlara göre yüzde 30 ile yüzde 100 arasında daha yüksek. Dünya ekonomisinin yüzde 10,3'ünü Tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, obezite gibi çoğu kendi ihmalimiz sonucu oluşmuş, büyük ölçüde önlenebilir kronik hastalıkların tedavisine gidiyor. Dünya yarattığı ekonomik değerin yüzde 10'unu sağlığına harcıyor.


Beslenme kaynaklı hastalıkların yıllık gizli maliyeti 3,5 ile 5 trilyon dolar

Sağlıksızlığın ekonomiye etkisi yanında dolaylı olarak üretkenlik kaybı, düşük verimlilik, erken ölüm ve eğitim kayıplarına neden oluyor. Boşa giden enerji, emek ve hayaller… Tarım ve gıda sistemlerinin hastalıklara etkisi yanında çevresel maliyetini de ekleyince FAO'ya göre zarar 12 trilyonu geçiyor.


"21. yüzyılın en pahalı sağlık sorunu hastalıklar değil, önlenebilir hastalıklar"

Sağlıklı bir hayat artık doğumla ölüm arasında biyolojik bir süreç olarak kurgulanıyor. DSÖ'ye göre 2022'de tüm dünyada 2,5 milyar insan kilo kaynaklı, 890 milyon insan obezite nedeniyle, 390 milyon insan da aşırı zayıflık nedeniyle çeşitli hastalıklara yakalandı. Hastalıklar çoğu zaman bir anda ortaya çıkan bir olay değil, yıllar boyunca biriken yanlış beslenme, hareketsizlik, stres ve çevresel etkilerin görünür hale gelmiş sonucudur. Harvard, Lancet ve WHO raporları, kronik hastalıkların büyük bölümünün yaşam tarzı müdahaleleri ile önlenebilir olduğunu vurguluyor.


Önleyici sağlık hizmetlerine harcanan 1 doların geri dönüşü 10 dolar

Dünya kazancının yüzde 10'unu sağlığa harcıyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre temel önleyici 1 dolarlık sağlık yatırımının 10 dolarlık geri dönüşü var; düşük maliyetli önleme programları yüz milyarlarca dolarlık kazanç sağlıyor. Spor, sağlıklı beslenme, tütün kontrolü gibi başlıklarda önleyici sağlık programlarının ekonomik faydası da çok yüksek.


Hastanesiz bir hayat mümkün mü?

TÜİK'e göre Türkiye'nin 2024 yılı sağlık harcaması 2 trilyon 359 milyar TL, kişi başına düşen rakam 800 doları geçmek üzere. Türkiye'de her yıl bireylerin bütçesinden 442 milyar TL sağlık harcamalarına gidiyor. Sağlığımıza harcadığımız her 100 liranın 55'i hastaneye gidiyor. Esenlik Merkezleri'nin önerdiği paradigma değişimi, insanları hastaneye ulaştırmak değil, hastaneye ihtiyaç duymayacak bir yaşam kültürü oluşturmak. Geleceğin sağlık sistemleri daha fazla hastane yatağıyla değil, daha az hasta insanla başarı ölçmeye başlayacak.


Hastane değil, hayat tasarlamak

Velhasıl, Prof. Dr. Halit Yerebakan'ın anlattığı önleyici hekimlik yaklaşımı, Sıfır Atık Hareketi ve Esenlik Merkezleri arasındaki bağ; hastalık ve çöp değil, üretken bir yaşam tasarımı paradigmasını ortaya koyuyor. Bu paradigma, insanın tüketimle, bedenle, kaynaklarla ve gelecek kuşaklarla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlıyor. Çünkü mesele artık yalnızca sağlık sistemi kurmak değil, esenlik üretebilen bir toplum tasarlamak.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU