Dünyayı kirpi veya tilki gözünden okumak

Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı

İllüstrasyon: Jurgen Appelo/Agility Scales

Uluslararası ilişkilerde bazı soruların cevabı fazla kolaydır.

Bir savaş çıkar, "Bunun arkasında İngiltere var" denir. Bir kriz yaşanır, "Bütün kötülüklerin anası NATO" açıklaması gelir. Amerika bir ülkeye müdahale eder, mesele petrol ile açıklanır. Rusya Ukrayna'ya saldırır, bütün hikâye NATO'nun genişlemesine indirgenir. İsrail İran'a saldırır, olay İsrail'in bölgesel hedefleriyle açıklanır.

Bu açıklamaların her biri bazı gerçeklere dokunabilir. Sorun, bir gerçeği bütün gerçeğin yerine koymaktır.

John Lewis Gaddis, On Grand Strategy kitabında bu zihinsel eğilimi anlatmak için eski bir metaforu kullanıyor: tilki ve kirpi. Metaforun kökü Antik Yunan şairi Arkhilokhos'a, modern yorumu ise Isaiah Berlin'e uzanıyor. Kirpi dünyayı tek bir büyük fikir üzerinden görür. Tilki ise birçok şeyi aynı anda görür.

Bu ayrım, uluslararası ilişkileri anlamak için kullanışlıdır.

Kirpi olayların içinden tek bir ana neden çıkarır.

Tilki ise aynı olayın içinde birden fazla neden, aktör ve çıkar olduğunu kabul eder.

Sorun şu ki gerçek dünya çoğu zaman tilkiden yana görünüyor.


Tek açıklamanın rahatlığı

İnsan zihni karmaşıklığı sevmez.

Bir savaşın neden çıktığını anlamak için on farklı değişkeni aynı anda düşünmek yorucudur. Bunun yerine tek bir neden bulmak rahatlatıcıdır. "Petrol", "NATO", "İngiltere", "İsrail", "Rusya", "Amerika" gibi kelimeler bütün süreci açıklayan anahtarlar haline gelir.

Böylece olay anlaşılmış gibi olur.

Fakat gerçekten anlaşılmış mıdır?

Örneğin "Ukrayna savaşı NATO yüzünden çıktı" dediğimizde çok sayıda soruyu cevapsız bırakırız.

Rusya'nın kendi tarih anlayışı nedir? Moskova Ukrayna'yı neden önemli görüyor? Ukrayna'nın tercihleri nelerdir? ABD savaştan önce ve sonra neyi amaçladı? Avrupa ülkeleri neden aynı politikayı izlemiyor? Rusya'nın savaşta hesapları zaman içinde nasıl değişti? Çin bu savaştan ne kazanıyor?

Bu soruların hiçbiri tek başına savaşı açıklamaz. Fakat her biri resmin bir parçasını oluşturur.

İşte tilkinin bakışı burada başlar.


Tilki her şeyi bilir mi?

Hayır.

Tilkinin üstünlüğü her şeyi bilmesi değildir. Her şeyi tek bir nedene indirgememesidir.

Bir savaşta iki taraf vardır diye düşünmek bile bazen yeterli değildir. Savaşın içinde hükümetler, ordular, istihbarat örgütleri, toplumlar, şirketler, müttefikler ve rakip güçler vardır.

Bunların hedefleri aynı olmayabilir.

Dahası, savaş başladıktan sonra başlangıçtaki hesaplar değişir. Bir ülke bir hedef belirler. Rakibin direnişi beklenenden güçlü çıkar. Ekonomik maliyet yükselir. Müttefiklerin desteği değişir. Yeni bir silah sistemi ortaya çıkar.

Böylece savaşın kendisi, savaşın başlangıcındaki hesabı değiştirir.

Bunu görmek için tilkinin gözlerine ihtiyaç vardır.


Peki kirpinin hiç mi değeri yok?

Tam tersine.

Kirpi bize önemli bir şey öğretir: Her ayrıntı aynı ağırlıkta değildir.

Bir olayın içinde yüzlerce değişken olabilir. Fakat bunların bazıları diğerlerinden daha önemlidir. İyi analiz, bütün ayrıntıları sıralamak değildir. Hangi ayrıntının belirleyici olduğunu bulabilmektir.

Burada sorun kirpi olmak değildir.

Sorun, bir kez seçtiğimiz büyük açıklamayı değiştirmemektir.

Dünya değişir. Olay değişir. Aktörlerin davranışı değişir. Fakat biz hâlâ aynı cümleyi kuruyorsak artık dünyayı okumuyoruz demektir.

Kendi fikrimizi dünyanın üzerine yazıyoruzdur.

Bu işin arkasında mutlaka İngiltere vardır.


Komplo teorilerinin önemli bir bölümü bu zihinsel mekanizma üzerinden çalışır.

Bu işin arkasında mutlaka İngiltere vardır.


Bu cümle doğru olabilir mi? Elbette olabilir.

İngiltere'nin tarih boyunca çıkarları, istihbarat faaliyetleri ve dış politika hedefleri olmuştur.

Bir olayda İngiliz etkisini araştırmak son derece meşrudur.

Ama "mutlaka" kelimesi analizi bitirir.

Çünkü artık kanıt aramıyoruz. Kanıtı seçtiğimiz sonuca uyduruyoruz.

Aynı şey "Bütün kötülüklerin anası NATO'dur" cümlesi için de geçerlidir.

NATO'nun kararlarını, genişleme politikalarını veya belirli krizlerdeki rolünü eleştirmek mümkündür. Fakat dünyadaki bütün güvenlik krizlerini NATO'ya bağlamak, NATO'nun olmadığı gelişmeleri bile NATO üzerinden açıklamaya başladığınız anda analitik bir yöntem olmaktan çıkar.

Bir kurum, bir ülke veya bir lider her şeyin nedeni haline geldiğinde aslında hiçbir şey açıklanmıyor olabilir.


Savaşın içine bakmak

Bir savaş başladığında en büyük hata, savaşın tek bir hikâyesi olduğunu düşünmektir.

Savaşın bir Rus hikâyesi vardır.

Bir Ukrayna hikâyesi vardır.

Bir Amerikan hikâyesi vardır.

Bir Avrupa hikâyesi vardır.

Savaşın ekonomik, enerji, teknoloji ve iç siyaset boyutları vardır.

Bunların hepsi aynı anda yaşanır ve birbirini değiştirir.

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik hesabı, Ukrayna'nın direnişinden bağımsız değildir. Avrupa'nın politikası, Rusya'nın davranışından bağımsız değildir. ABD'nin desteği Avrupa'nın tutumunu etkiler. Çin'in tavrı ise hem Rusya'nın hem ABD'nin hesaplarını değiştirir.

Burada neden ve sonuç ilişkisi tek yönlü değildir.

A, B'yi etkiler. B de A'yı değiştirir.

Uluslararası siyasetin zor taraflarından biri budur.


Ukrayna ve Rusya'ya yeniden bakalım

Ukrayna savaşı bu nedenle tek cümlelik açıklamalara direniyor.

"Rusya emperyalist olduğu için" demek bazı şeyleri açıklar.

"NATO genişlediği için" demek başka bir boyutu açıklar.

"Ukrayna Batı'ya yöneldiği için" demek başka bir unsur gösterir.

"Putin'in kişisel hedefleri" demek başka bir pencere açar.

Fakat bunlardan herhangi birini bütün savaşın açıklaması haline getirdiğimizde diğer gerçekleri dışarıda bırakırız.

Tilki burada bütün ihtimalleri masada tutar.

Sonra daha zor bir soru sorar:

Bunların hangisi, hangi dönemde ve ne ölçüde belirleyiciydi?

Asıl analiz burada başlar.


İran savaşı da aynı testten geçiyor

ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş için de aynı yöntem kullanılabilir.

"İsrail İran'ın nükleer kapasitesini ortadan kaldırmak istiyor."

"ABD bölgedeki çıkarlarını koruyor."

"İran rejimini ayakta tutmaya çalışıyor."

"Enerji yolları belirleyici."

Bunların her biri araştırılması gereken hipotezlerdir.

Fakat hiçbirini peşinen bütün açıklamanın yerine koymamak gerekir.

Çünkü savaş devam ederken hedefler değişebilir. Aktörlerin maliyet hesabı değişebilir.

İran'ın iç dengeleri, İsrail'in güvenlik algısı ve Washington'ın öncelikleri değişebilir. Bölgedeki diğer devletler farklı pozisyonlar alabilir.

Savaşın ilk gününde doğru görünen bir açıklama, birkaç ay sonra yetersiz kalabilir.


Dünyayı okumak

Uluslararası ilişkileri anlamak zihinsel disiplin gerektiriyor.

Her olayda aynı düşmanı bulmak kolaydır.

Her savaşın arkasında aynı gücü aramak kolaydır.

Her krizi tek bir ideolojiyle açıklamak kolaydır.

Zor olan ise olayın içine girmektir.

Aktörlerin ne istediğine bakmak gerekir. Ne bildiklerini ve neyi bilmediklerini düşünmek gerekir.

Hangi seçeneklere sahip olduklarını görmek gerekir. Rakibin nasıl tepki vereceğini hesaba katmak gerekir.

En önemlisi, olayların bizim beklediğimiz gibi değil, aktörlerin kendi hesapları ve birbirlerinin hamleleri sonucunda şekillendiğini kabul etmek gerekir.

Kirpi bize büyük resmi kaybetmemeyi öğretir.

Tilki ise büyük resmin tek bir çizgiden oluşmadığını hatırlatır.

Uluslararası ilişkileri anlamak isteyen birinin yapması gereken belki de ikisi arasında seçim yapmak değildir.

Önce kirpi gibi soruyu sadeleştirmek, sonra tilki gibi şüphe etmek gerekir.

Çünkü dünyayı anlamanın en kolay yolu tek bir cevap bulmaktır.

Doğru cevap ise çoğu zaman birkaç soruyu aynı anda sormayı gerektirir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU