Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Rusya ziyareti, son yıllarda Ankara ile Moskova arasında gerçekleştirilen en dikkat çekici diplomatik temaslardan biri olarak öne çıktı.
Uzun yıllar Milli İstihbarat Teşkilatı başkanlığı görevini yürüttükten sonra dışişleri bakanlığı görevine gelen Hakan Fidan'ın Rusya temasları, devletler arasındaki klasik diplomatik ilişkilerin ötesinde güvenlik, istihbarat ve jeopolitik koordinasyon boyutlarıyla değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir diplomatik süreç niteliği taşıyor.
Moskova'da Rusya devlet başkanı Vladimir Putin tarafından kabul edilen Fidan, Rusya dışişleri bakanı Sergey Lavrov ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.
Ayrıca Rus devletinin güvenlik ve istihbarat mimarisinin en üst düzey isimleriyle de bir araya geldi.
Bu durum, Moskova'nın Ankara'yı diplomatik bir muhatap olmanın ötesinde, bölgesel krizlerin yönetiminde ve küresel güç dengelerinde önemli bir stratejik ortak olarak değerlendirdiğini göstermektedir.
Ziyaretin merkezinde kuşkusuz Vladimir Putin ile gerçekleştirilen görüşme vardı. Putin-Fidan görüşmesinde Ukrayna savaşı, Karadeniz güvenliği, enerji iş birliği, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, doğalgaz ticareti, Suriye, Güney Kafkasya ve bölgesel gelişmeler ele alındı.
Rusya açısından Türkiye, NATO üyesi olmasına rağmen Moskova ile diyalog kurabilen ve Batı ile Rusya arasında köprü görevi üstlenebilen nadir ülkelerden biri olarak görülmektedir.
Lavrov-Fidan görüşmesi ise diplomatik dosyaların teknik ve operasyonel boyutlarına odaklandı. Ukrayna savaşının geleceği, Karadeniz'deki güvenlik dengesi ile tahıl koridoru benzeri girişimlerin yeniden canlandırılması ihtimali ve Suriye sahasındaki gelişmeler görüşmelerin ana başlıklarını oluşturdu.
Ankara, savaşın tarafı olmadan arabuluculuk kapasitesini korumaya çalışırken Moskova ile Kiev arasında yeniden müzakere zemini oluşturulması konusunda aktif rol üstlenme isteğini sürdürmektedir.
Hakan Fidan'ın Moskova'da aynı ziyaret kapsamında Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, FSB Başkanı Aleksandr Bortnikov, SVR Başkanı Sergey Narışkin ve GRU Başkanı Igor Kostyukov ile görüşmesi olağan diplomatik protokolün ötesinde bir durumdur.
Çünkü bu isimler Rus devletinin güvenlik, iç istihbarat, dış istihbarat ve askeri istihbarat mimarisinin tamamını temsil etmektedir.
Bu isimlerin başında Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu gelmektedir. Uzun yıllar Rusya savunma bakanı olarak görev yapan Şoygu, bugün Kremlin'in stratejik güvenlik politikalarının koordinasyonundan sorumlu en etkili isimlerden biridir.
Rusya'da Güvenlik Konseyi, devletin uzun vadeli güvenlik ve savunma stratejilerinin belirlendiği en kritik kurumlardan biri olarak kabul edilmektedir.
Fidan ile Şoygu arasındaki görüşmede Ukrayna savaşı, Karadeniz'deki güvenlik dengesi, NATO-Rusya ilişkileri ve bölgesel krizlerin ele alındığı değerlendirilmektedir.
Bu görüşme, Türkiye'nin stratejik güvenlik düzeyinde de Moskova ile doğrudan temas kurabildiğini göstermektedir.
Fidan'ın görüştüğü bir diğer önemli isim, Rusya Federal Güvenlik Servisi'nin (FSB) başkanı Aleksandr Bortnikov oldu.
FSB, Sovyetler Birliği dönemindeki KGB'nin iç güvenlik ve karşı istihbarat görevlerini devralan kurumdur. Terörle mücadele, karşı istihbarat faaliyetleri, sınır güvenliği ve iç güvenlik operasyonları FSB'nin temel sorumluluk alanlarını oluşturmaktadır.
Türkiye ile Rusya arasında özellikle DEAŞ, El Kaide bağlantılı yapılar, Kafkasya kökenli radikal örgütler ve yabancı terörist savaşçılar konusunda zaman zaman bilgi paylaşımı yapılmaktadır.
Bortnikov ile gerçekleştirilen görüşme, iki ülkenin güvenlik bürokrasileri arasındaki iş birliğinin operasyonel düzeyde de devam ettiğini göstermektedir.
Moskova temaslarında yer alan bir diğer kritik isim, Rusya Dış İstihbarat Servisi'nin (SVR) başkanı Sergey Narışkin'di. Narışkin, Rusya'nın dış istihbarat faaliyetlerinden sorumlu kurumunun başında bulunmakta ve Kremlin'in dış politika karar alma süreçlerinde etkili isimlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Hakan Fidan'ın MİT başkanlığı döneminden bu yana Narışkin ile kurduğu çalışma ilişkisi, Türk-Rus güvenlik ve istihbarat diyaloğunun en önemli kanallarından biri olarak görülmektedir.
Ukrayna savaşı, Suriye, Libya, Afrika'daki gelişmeler ve Batı-Rusya ilişkilerinin geleceği gibi başlıkların bu görüşmelerde ele alındığı değerlendirilmektedir.
Özellikle kriz dönemlerinde Ankara ile Moskova arasındaki doğrudan temasların büyük ölçüde istihbarat kanalları üzerinden yürütülmüş olması Narışkin-Fidan hattının önemini artırmaktadır.
Ziyaretin en çok konuşulan görüşmelerinden biri ise Rus askeri istihbaratı GRU'nun başkanı Igor Kostyukov ile gerçekleştirildi. GRU, Rusya'nın askeri istihbarat teşkilatı olarak savaş alanı istihbaratı, askeri operasyonlar ve stratejik güvenlik konularında faaliyet göstermektedir.
Ukrayna savaşı nedeniyle son yıllarda dünya gündeminde daha görünür hâle gelen GRU, Rusya'nın askeri planlama mekanizmasının önemli unsurlarından biridir.
Türkiye ile Rusya arasında Suriye sahasında yıllardır devam eden askeri koordinasyon mekanizmaları düşünüldüğünde Kostyukov ile yapılan görüşme özel önem taşımaktadır.
Özellikle Suriye'de Türk ve Rus askerlerinin aynı coğrafyada faaliyet göstermesi, yanlış anlaşılmaları ve olası çatışmaları önlemek amacıyla sürekli koordinasyonu zorunlu kılmaktadır.
Bu görüşmelerin tümü birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkmaktadır. Hakan Fidan, Moskova'da Rus devletinin güvenlik, istihbarat ve stratejik karar alma sisteminin tamamına yakınını temsil eden isimlerle görüşmüştür.
Bu durum, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin sadece diplomatik olmadığını ortaya koymaktadır. Aksine, ilişkilerin güvenlik merkezli çok boyutlu bir karakter kazandığını göstermektedir.
Önümüzdeki dönemde Ankara ile Moskova arasındaki ilişkilerin temel karakteri büyük ölçüde değişmeyecektir. İki ülke birçok konuda farklı pozisyonlarda bulunmaya devam edecek ancak aynı pozisyonda bulundukları iş birliği alanları da artacaktır.
Aynı zamanda iki ülke enerji güvenliği, bölgesel istikrar ve kriz yönetimi gibi alanlarda iş birliğini sürdürmek zorunda kalacaktır.
Hakan Fidan'ın Moskova ziyareti ve burada gerçekleştirdiği temaslar, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkinin artık güvenlik ve istihbarat kurumları arasındaki koordinasyon mekanizmalarıyla da şekillendiğini ortaya koymaktadır.
İki ülkenin güvenlik ve istihbarat bürokrasileri arasında son yıllarda giderek derinleşen, kurumsallaşan ve çok katmanlı bir diyalog mekanizması oluşmaktadır.
Bu nedenle söz konusu ziyaret, Türk-Rus ilişkilerinin geleceğine ilişkin önemli ipuçları veren ve iki ülke arasındaki stratejik diyaloğun derinliğini gözler önüne seren tarihi nitelikte bir diplomatik temas olarak değerlendirilmeli.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish