Libya'da yeni dengeler: MİT Başkanı Kalın'ın Bingazi ziyareti ne anlama geliyor?

Göktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın (solda), Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter (sağda) ile görüştü / Fotoğraf: AA

İbrahim Kalın'ın 22 Haziran'da Bingazi'ye inmesi bir "protokol teması"ndan ziyade sahadaki dengelere yazılmış yeni bir not niteliğinde. MİT Başkanı, Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter'le Bingazi'de bir araya geldi. 

Bu görüşmede "barış ortamının devamı", doğu ve batıdaki askeri yapıların tek otorite altında birleşmesi ve Türkiye Libya ilişkilerinin derinleştirilmesi konuşuldu. Cümlenin içindeki her kelime Libya dosyasını izleyen herkes için ayrı bir uyarı fişeği gibi. 

Çünkü sahne aslında tersine dönmüş durumda. Bir dönem Türkiye'nin karşı cephede gördüğü Hafter kanadının en üst düzey askeri aktörlerinden biriyle, üstelik Bingazi'de ve MİT Başkanı düzeyinde temas kuruluyor. Ve bu temas, aylar içinde Trablus'tan Bingazi'ye uzanan daha geniş bir hattın üzerine oturuyor. 

Kalın'ın şubat ayında Trablus'ta Dibeybe ve Başkanlık Konseyi'yle yaptığı temaslar, Ankara'nın artık Libya'nın sadece batısıyla değil, doğusuyla da sistematik olarak konuştuğunu göstermişti.

Bingazi ziyareti bu yeni politikanın en görünür halkası sayılabilir.

Bu fotoğraf, şu soruyu kaçınılmaz kılıyor: Ankara, Libya'da neyi yeniden kuruyor?
 

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, üst düzey güvenlik görüşmeleri kapsamında Bingazi’yi ziyaret ederek Saddam Haftar ile bir araya geldi / Fotoğraf: AA
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, üst düzey güvenlik görüşmeleri kapsamında Bingazi’yi ziyaret ederek Saddam Haftar ile bir araya geldi / Fotoğraf: AA

 

Yeni denge arayışı mı, yoksa eski hattın revizyonu mu?

Türkiye'nin Libya politikası, 2019-2020 döneminde son derece net bir askerî-siyasî eksen üzerine oturuyordu. 
Trablus'taki Birleşmiş Milletler tanımalı Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile yapılan deniz yetki alanı anlaşması ve askeri işbirliği mutabakatı, Hafter güçlerinin başkent kapılarından geri püskürtülmesi, TCG'lerin Doğu Akdeniz'deki varlığı. Ankara, açık biçimde Trablus kampının "stratejik sponsoru" hâline gelmişti. 

Bu hattın doğal sonucu Bingazi'nin siyasi anlamda dışarıda kalmasıydı. Doğu Libya'nın fiili hâkimi Halife Hafter'in adı Ankara'da "darbeci general" olarak anılıyor, siyasi temas ihtimali dahi masaya gelmiyordu. 

Ne oldu da bugün MİT Başkanı, Hafter çizgisinin sahadaki en güçlü isimlerinden biri olan Saddam Hafter'le Bingazi'de, Libya Ulusal Ordusu karargâhında "barış ortamının devamını" konuşur hâle geldi? 

Bu değişimi sadece Ankara'nın tercihiyle açıklamak kolaycılık olur zannımca. Zira, Libya sahasının kendisi de 2020'den bu yana ciddi biçimde değişti. Cephe hatları dondu, savaş büyük ölçüde düşük yoğunluklu bir mücadeleye dönüştü, ekonomik rekabet ve kurumların kontrolü silahların önüne geçti. 

Trablus'taki Dibeybe hükûmeti sahada varlığını korudu, ama doğu batı ayrımı kurumsal bir gerçeklik olarak yerleşti.

Tam bu noktada Türkiye için yeni soru şu oldu: Sadece Trablus'un hamisi olmak uzun vadede yeterli mi?

Ankara'nın verdiği cevap giderek netleşiyor: Hayır.


Bingazi temasının arka planı

MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Libya dosyasındaki rolü yeni değil. Daha önce Dışişleri ve Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü dönemlerinde de Libya başlığının siyasi mimarisinde etkiliydi. 

MİT'in başına geçtikten sonra da dosyayı devraldı; şubat ayında Trablus'ta Dibeybe ve Başkanlık Konseyi üyeleriyle yaptığı temaslarda "ülkenin birliği, seçim süreci ve güvenlik mimarisi" ana gündem maddeleriydi.

Şimdi bu hat Bingazi'ye uzanıyor.

Güvenlik kaynaklarının paylaştığı bilgilere göre, Bingazi'de Saddam Hafter ile yapılan görüşmede üç ana başlık var: 

  • Libya'daki kırılgan barış ortamının korunması.
  • Doğu ve batıdaki yönetimlerin ve askeri güçlerin tek bir otorite altında birleşmesi.
  • Türkiye Libya ilişkilerinin askeri ve ekonomik alanlarda genişletilmesi.

Bu maddeler bir "iyi niyet deklarasyonu" olarak görmemek gerekir; bunlar Ankara'nın son iki yıldır Libya'da aradığı yeni denge arayışının kodları niteliğinde. Zira Türkiye sahada hâlâ Trablus tarafının en önemli dış destekçisi. 

Ancak aynı anda doğu cephesiyle de konuşarak oyunun tamamen dışında kalmamak istiyor. Bu ikili yaklaşım, "Türkiye'nin Libya'da doğu batı arasında denge arayışı" diye tarif edilen sürecin devamı olarak okunabilir.
 

MİT Başkanı İbrahim Kalın, Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Hafter ile görüştü / Fotoğraf: TRT Haber
MİT Başkanı İbrahim Kalın, Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Hafter ile görüştü / Fotoğraf: TRT Haber

 

Hafter dosyasında "Saddam" ayrıntısı

Ziyaretin bir başka kritik boyutu da isimlerde saklı. Kalın'ın görüştüğü muhatap, "Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter" olarak geçiyor. Yani doğrudan Halife Hafter'in oğlu ve sahadaki en etkin isimlerinden biri. Bu ayrıntı temasın sembolik değil, işlevsel bir nitelik taşıdığını gösteriyor. 

Zira son yıllarda Libya analizlerinde sıkça vurgulanan nokta şu: Halife Hafter'in sağlık durumu ve yaşı, fiili güç devrinin oğullarına kademeli olarak kaydığını ortaya koyuyor.

Ankara'nın sahada yükselen bu isimle doğrudan temas kurması, "Hafter sonrası doğu Libya" tartışmalarında da Türkiye'nin masada kalmak istediğini gösteriyor. Öte yandan, görüşmenin resmî açıklamalarında "Halife" adının geçmemesi, Ankara'nın hâlâ kendi kamuoyunda kurduğu Libya anlatısını tamamen tersine çevirmek istemediğini ima ediyor. 

Ton ince ayarlı: Doğu ile konuşuluyor, ama bu konuşma Trablus'a sırt çevirmek anlamına gelmiyor.
 

MİT Başkanı İbrahim Kalın, Libya’da Halife Hafter ile görüştü / Fotoğraf: AA
MİT Başkanı İbrahim Kalın, Libya’da Halife Hafter ile görüştü / Fotoğraf: AA

 

Peki, Trablus bu tabloya nasıl bakar?

Bu sorunun yanıtı, Kalın'ın Bingazi'den önce Trablus hattını canlı tutmasında gizli. Şubat ayında Trablus'ta Dibeybe'le yapılan görüşmelerde Ankara'nın Libya'nın "birliği ve istikrarına" vurgu yapması, doğu ile temasın Trablus'a karşı bir hamle değil, "ülke içi diyalogun desteklenmesi" olarak sunulduğunu gösteriyor. 

Bingazi açıklamasında da aynı vurgu var: "Doğu ve batıdaki yönetimlerin tek otorite altında birleşmesi."

Bu söylem, Trablus açısından iki uçlu okunabilir. Bir yandan, Türkiye'nin sadece batı cephesiyle sınırlı kalmaması, doğudan gelebilecek beklenmedik bir adımda Ankara'nın hazırlıksız yakalanmamasını sağlar. 

Öte yandan, doğu ile doğrudan askeri-istihbari temas, Trablus aktörleri arasında "Ankara ağırlığını mı kaydırıyor?" sorusunu gündeme getirebilir. 

Burada Ankara'nın Trablus'a vereceği güvence belirleyici olacak. Şimdilik sahadaki işaretler, Türkiye'nin askerî varlığı ve güvenlik anlaşmalarının Trablus lehine korunmaya devam ettiği yönünde.


Doğu Akdeniz ve deniz yetki alanları boyutu

Libya dosyası, Türkiye açısından iç savaş ve güvenlik dengesiyle birlikte, Doğu Akdeniz denkleminin de bir parçası konumunda. 

2019 tarihli Deniz Yetki Alanları Mutabakatı, Ankara'ya göre Türkiye Libya arasında deniz sınırını güvence altına alan ve Yunanistan Güney Kıbrıs ekseninin planlarını sınırlayan bir belge. Ancak doğu Libya cephesi bu mutabakatı başından beri tartışmalı buluyor.

Nitekim 2025 sonunda Hafter'e yakın Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih'in 2019 mutabakatını açıkça hedef alan açıklamaları ve anlaşmaya karşı çıkması, Ankara'nın dikkatini yeniden doğuya çevirmişti. 

Yine aynı dönemde Türk istihbaratının Bingazi ve Tobruk'a yönelik temasları artmış, Kalın'ın ziyaretleri "Türkiye'nin Libya politikasında yeni bir denge arayışı" olarak yorumlanmıştı.

Bugün gelinen noktada, Bingazi'yle kurulan bu yeni kanal, deniz yetki alanları meselesinde de kritik bir güvenlik garantisi işlevi görebilir. 

Ankara, deniz mutabakatının Libya iç siyasetinde tamamen tartışma dışı kalmasını istemiyor. Doğu Libya ile konuşmak, en azından bu dosyanın doğrudan Türkiye'siz ve kapalı kapılar ardında şekillenmesini engelleme çabası.


Bingazi limanında TCG ziyareti ve sembolizm

Geriye bir ayrıntı kalıyor: Ziyaretin zamanlaması ve mekânı. Bingazi'ye giden sadece MİT uçağı değil. 2025 yazında Türk donanmasına ait TCG Kınalıada korvetinin Bingazi Limanı'na uğraması, ardından askeri heyetlerin toplantılar yapması, bugün yaşanan temasın askeri zemininin o günlerde döşendiğini gösteriyordu. 

Şimdi MİT Başkanı'nın Saddam Hafter'le görüşmesi, bu askeri zemin üzerine oturmuş görünüyor.

Bingazi Limanı'na demirleyen Türk savaş gemisi, doğu Libya için olduğu kadar bölgeyi izleyen dış aktörler açısından da güçlü bir sembolik mesaj taşıyordu. 

Ankara, yıllarca karşı cephede konumlandığı sahaya artık sadece siyasi değil, askeri ilişki kanalıyla da dönebildiğini gösterdi. Bu aslında Mısır'dan BAE'ye, Yunanistan'dan Fransa'ya kadar pek çok başkentte not alınacak bir görüntüydü.


Sonuç: MİT Başkanının ziyareti sadece Libya'yı mı ilgilendiriyor?

Kalın'ın Bingazi teması, dar anlamıyla bir Libya iç dengesi hamlesi. Ama geniş planda üç ayrı mesaj taşıyor:

  • Birincisi: Türkiye Libya'da sahadan çekilmiyor, ama cephe de değiştirmiyor. Trablus'la kurulu stratejik bağını korurken, doğu ile de "kontrollü diyalog" hattı açıyor. Bu, Libya'nın orta vadede fiili bölünme riskine karşı "iki tarafla da konuşan" bir pozisyon inşası.
     
  • İkincisi: Doğu Akdeniz denklemi tamamen donmuş değil. Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın masa dışı bırakmaya çalıştığı Türkiye Libya deniz hattı, hâlâ Ankara'nın elinde bir koz. Bingazi ile temas, bu kozu tamamen kaybetmemek için atılmış bir adım olarak da okunabilir.
     
  • Üçüncüsü: Türkiye bölgesel dosyalarda sadece dışişleri ya da savunma bakanlıkları üzerinden değil, istihbarat kanalıyla da "sessiz diplomasi" yürütmeye devam ediyor. MİT Başkanı'nın fotoğraf karesinde yer alması, bu diplomasinin mahiyetini ve derinliğini gösteriyor. 

Yarın aynı dosyada masaya başka aktörler geldiğinde, Ankara "biz hiç konuşmadık" noktasında olmayacak.

Libya'da yeni bir denge arayışı uzun bir yol. Kalın'ın Bingazi ziyareti bu yolun sadece bir durağı. Ama durakların nerede seçildiği, hangi aktörle hangi başlıkta konuşulduğu yolun nereye varacağını bugünden gösteren güçlü işaretler içeriyor. 

Şimdi mesele, bu işaretlerin Trablus'ta, Bingazi'de ve Ankara'da nasıl okunacağı.

 

 

Kaynaklar:

1. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/mit-baskani-kalin-libya-ulusal-ordusu-genel-komutan-yardimcisi-hafter ile-libyada-gorustu/3975209 
2. https://www.haberturk.com/dunya/son-dakika-mit-baskani-kalin-hafter-ile-libya-da-gorustu-3893549 
3. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/mit-baskani-kalin-trablusta-libya-baskanlik-konseyi-baskani-menfi-ile-gorustu/3828849 
4. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/mit-baskani-kalin-trablusta-libya-basbakani-dibeybe-ile-gorustu/3828388 
5. https://www.dailysabah.com/politics/news-analysis/turkiye-seeks-to-balance-east-and-west-in-new-libya-outreach 
6. https://www.sde.org.tr/haber/ulusal-ordu-komutanligina-atanan-saddam-hafter-in-ilk-gorusmesi-turk-heyetiyle-oldu-haberi-60086 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU