Trump'ın ara seçim korkuları onu İran'la anlaşma yapmaya zorladı

Anne McElvoy'a göre Washington'la Tahran'ın ateşkes anlaşması ön mutabakatı, saldırgan bir başkanın, başlattığı savaşı sonlandırmak için pazarlık yapmak zorunda kaldığını ve çok ihtiyaç duyduğu zaferi elde etmekten ne kadar uzak olduğunu açığa çıkardı

Artık Amerikalıların neredeyse yüzde 60'ı savaşın sürdürülmesine karşı çıkıyor ki bu da başkanın, MAGA tabanını bu çatışmada arkasında toplama kabiliyetinin zayıfladığını gösteriyor (AFP)

Donald Trump'ın İran savaşı, şubatta İsrail istihbaratıyla koordineli gerçekleştirilen ve ilk hedefi olan Ayetullah Ali Hamaney'i öldürmeyi hemen başaran topyekûn saldırıyla kelimenin tam manasıyla büyük bir gürültüyle başladı. Lakin süreç, mevcut kırılgan ateşkesi resmi bir 60 günlük çatışmasızlık dönemine dönüştürecek gibi görünen bir anlaşmaya doğru sönümlendi.

Ancak bu mutabakat, operasyonun mollaların rejim üzerindeki hakimiyetini, İran'ın nükleer zenginleştirme faaliyetleri ve gayri meşru füze geliştirme programıyla birlikte ortadan kaldıracağını uman ABD'li savunma şahinlerini memnun etmedi. Ayrıca bu anlaşma, ekonomik açıdan hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki anlaşmazlığa yönelik kalıcı bir çözümü güvence altına almıyor ki bu ihtilaf, Tahran'ın küresel deniz ticareti yollarını tehdit etme kabiliyetini gözler önüne serdi.

Hem Beyaz Saray hem de Tahran anlaşmayı imzalamak için acele ediyor gibi görünmek istemiyor ama her ikisinin de bunu yapmak için iyi nedenleri var. İran, limanlarına yönelik ablukanın kaldırılmasının ve yaptırımlardan vazgeçilmesini sağlamanın rejimin uğraştığı ekonomik darboğazın etkilerini hafifleteceğini ve petrol ihraç edip bütçe açığını azaltabileceğini düşündüğü için ateşkesi uzatmaya hazır olduğunun sinyalini verdi.

Uluslararası enerji piyasası üzerindeki baskının hafiflemesi, tüm taraflara fayda sağlar (Gelecekteki fiyat artışlarının dizginlenmesini çok isteyen Birleşik Krallık gibi yönetimleri rahatlatır). Öte yandan bu aynı zamanda, ABD'nin, başlattığı savaşı durdurmak için Tahran'la pazarlık ettiği anlamına da geliyor. "Destansı Öfke"nin, bölgedeki hegemonik gücün etkisini sınırlama vaatlerinden çok uzağa düşüldü.

Ünlü "anlaşma sanatı" bu durumda bir "geri çekilme sanatı" önerisine dönüşmüş durumda.

Trump, İran'ın saldırı gücünü zayıflatma hedefinin istediği gibi gerçekleşmediğini kamuoyu önünde asla söylemez. Ancak kendisinin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın birkaç hafta önce bana söylediği gibi, Trump savaştan çıkmaya yönelik "bir stratejiden tamamen yoksundu". Hürmüz Boğazı'nın uzatılmış ateşkes şartları altında açılmasının sonucunda "Onlar [İran], boğazı bir ışık düğmesi gibi açıp kapatabileceğine inanacak."

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Trump'ın perspektifinden bakıldığında, savaş hedeflerinin ve çıkış stratejisinin bu kadar belirsiz olması, onun tek başına bir yön değişikliğine gitmesine ve muhtemelen Tahran'ın kabul edebileceği bir anlaşma hazırlanmasına şimdilik olanak tanıdı. Pentagon'un değerlendirmelerine göre çatışmaların maliyeti 29 milyar doları buldu; benzin fiyatlarındaki artış zincirleme etkiyle tüketicilere ağır masraflar yüklemişken ve kasımdaki ara seçimlere yalnızca 5 ay kalmışken başkan birkaç haftadır çıkış yolu arıyor.

Artık Amerikalıların neredeyse yüzde 60'ı savaşın sürdürülmesine karşı çıkıyor ki bu da başkanın, MAGA tabanını bu çatışmada arkasında toplama kabiliyetinin zayıfladığını gösteriyor. Bu, ara seçim sınavından önce gidermesi gereken bir zayıflık. Geleneksel Cumhuriyetçilerle MAGA arasındaki bölünmeler, Trump'ın, Temsilciler Meclisi'ni ve daha da önemlisi Senato'yu geri almak isteyen Demokratların umutlarını boşa çıkarma ihtimalini azaltıyor ki bu senaryoda birçok yasama alanında Trump'ın eli kolu bağlanır.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer mağdur taraf da İsrail: Önerilen "mutabakat zaptı" onları dışlamış gibi görünüyor. Sağ eğilimli Times of Israel, "Netanyahu'nun uzun zamandır 'varoluşsal' diye tanımladığı tehditlerin yeterince ele alınmayacağına dair korkular" olduğunu 27 Mayıs'ta bildirdi. Bu mutabakat, İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a karşı operasyonlar yürütmesini kısıtlıyor. İnsani açıdan olumlu bir hamle ama İran'ın vekil milislerini etkisiz hale getirme hedefinin geri plana itildiğini de açık bir şekilde gösteriyor.

Dolayısıyla başkan, esasen İsrail'in çıkarları yerine ABD'nin çıkarlarını tercih etmiş oluyor. Bunun nedeni kendisini savaşa ikna edenin büyük ölçüde Benjamin Netanyahu olduğu fikrine kızması olabilir. Ne var ki aynı zamanda dünya görüşünü açık bir şekilde özetleyen "Önce Amerika" yaklaşımı da onun için, ülke içindeki krizlerin etkilerinin tutarlı bir dış siyaset ve güvenlik politikaları sürdürmekten her zaman çok daha önemli olduğu anlamına geliyor.

Olumlu tarafından bakarsak, belirli bir süre korunan ateşkes süresiz olarak uzatılabilir ve bu da ABD'nin gururundan ödün verilmesi pahasına barış getirebilir. İyimserlikten daha uzak bir senaryoysa İran'ın, deniz ticareti yollarına baskı uygulamanın, güçlü saldırganını Körfez ülkelerinin çoğunun desteğiyle yeniden anlaşmaya çektiğini görmüş olmasıdır. Sorunların çoğu hâlâ çözümsüz; böyle bir anlaşmanın zafer sayılmasına ise daha çok var.

Politico'nun yayın yönetmenlerinden biri olan Anne McElvoy, Politics at Sam and Anne's adlı podcast'te de sunuculuk yapıyor

 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Eren Umurbilir

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU