Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararı ile tekrar Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) başına geçmesi birçok tartışmayı beraberinde getirdi.
Doğrusu, Kılıçdaroğlu'nun iktidar olma şansını konuşmayı -normal şartlarda- gereksiz bir tartışma olarak görmek gerekir.
Gerçekçi olmak gerekir ki Kılıçdaroğlu'nun mevcut koşullarda iktidar olma şansı yok denecek kadar az.
Ancak Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına geçmesi fevri bir hareket değildir; onun etrafında düne kadar CHP'nin lider kadrosunda yer alan insanlar var ve bunlar CHP yönetimini ele geçirmekle çok da yanlış bir şey yaptıklarını düşünmüyorlar.
Yanı sıra, yeni CHP kadrosunu destekleyen akademisyenler ve gazeteciler bulunuyor.
Demek ki Kılıçdaroğlu ve çevresi hâlâ iktidar alternatifi olduklarını düşünüyorlar, Özgür Özel ve ekibi ile kişisel bir hesaplaşma içinde değillerse tabii ki.
Biz yine de Kılıçdaroğlu ve ekibinin küçük çıkar hesapları peşinden koşmadıkları varsayımından hareket edelim.
Böyle olunca ister istemez Kılıçdaroğlu’nun iktidar olma şansı ile ilgili bir şeyler söylemek zorunda hissediyor insan kendisini.
Siyasette daha önce CHP’yi bir kitle partisi yapma yolunda gösterdiği çaba ve bu konudaki katkısı dışında hiçbir başarısı olmayan, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı girdiği 10'dan fazla seçimi kaybeden ve gelişi ile partisi ikiye bölünen Kılıçdaroğlu, sahip olduğu hangi dinamik ile iktidar olabilecek?
Ünlü İtalyan filozofu ve siyaset bilimci Makyavel (Niccolò Machiavelli), siyasette başarılı olmanın 2 ölçütünden bahseder:
• Siyaset biliminin bu büyük şahsiyetine göre siyasette başarılı olmanın birinci ölçütü zaman ve mekânın vazettiği koşullar,
• İkincisi de söz konusu koşulları dizginleyecek, başarıya dönüştürecek bir iradenin (lider) varlığıdır.
16'ncı yüzyılda yaşamış bu siyasi dehaya göre zaman ve mekânın şartları uygun ama bu şartları harekete geçirecek bir irade (lider) yoksa bundan siyasi bir başarı çıkmaz.
Tersi durumda yani irade (lider) yeterli liderlik özelliklerine sahip ama zaman ve mekânın koşulları uygun değilse yine bundan başarılı bir siyaset çıkmaz.
Siyasette başarı için (ki demokratik sistemlerde siyasette başarı iktidar olmak anlamına gelir) söz konusu 2 koşulun birlikte var olması Makyavel’e göre bir zorunluluktur.
Şimdi asıl konumuz olan Kılıçdaroğlu’nun iktidar meselesine dönelim.
Kılıçdaroğlu’nun iktidar şansını Makyavel’in ortaya koyduğu 2 ölçütten hareketle değerlendirelim.
Birinci ölçüt: Zaman ve mekânın koşulları
Türkiye’nin mevcut sosyolojisi ile CHP ve onun temsilcileri arasında bir doku uyuşmazlığı var.
Yeni devletin ve rejimin kurucu partisi olan CHP’nin temel amacı oy almaya çalıştığı gelenekçi, muhafazakâr sosyolojiyi modern ve seküler yapmaya çalışmaktır.
Kılıçdaroğlu’nun bu algıyı değiştirme yönünde ciddi çaba sarf ettiğini kabul etmek gerekir.
Ancak toplum sosyolojisi ile CHP ve kadroları arasındaki gerilim bugün hâlâ ortadan kalkmış değildir.
Türkiye’deki seçmen, Menderes’ten bu yana kahir ekseriyet ile sağ, muhafazakâr partileri iktidara getirmiştir.
Bugün de bu değişmiş değildir ve kısa vadede değişecek gibi de görülmüyor.
Çok partili hayattan bugüne CHP’nin oyları yüzde 25-30 bandı arasında kaldı ve bu hiç değişmedi, 1-2 istisna hariç.
Evet, bugün ciddi hayat pahalılığı var; sistem belli ölçüde otoriterleşti.
Ancak toplum söz konusu hayat pahalılığını ve otoriterleşmeyi iktidar değişikliği için gerekli bir sebep olarak görmüyor sanki. Seçim sonuçları ortada.
Hatta toplumun, aşırıya kaçmamak şartı ile liderin "otoriter" olmasına sıcak baktığı da söylenebilir.
Ayrıca özellikle "Arap Baharı" ile siyasal sistemlerin dağılması (Suriye, Libya, Yemen), halk nezdinde komplo teorilerini daha inandırıcı hâle getirdi ve toplumun mevcut iktidarı -en azından istikrar açısından- koruma eğilimini güçlendirdi.
Ayrıca Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu öncülüğünde CHP’nin gösterdiği başarı ile CHP’nin iktidar olabileceğine ilişkin umutların en güçlü olduğu bir zamanda Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararı ile (haklı mı değil mi hiç önemli değil) CHP’nin başına geçmesi ve bunun da CHP’yi bölecek bir sonuç yaratması, iktidar olmak için zaman ve mekânın koşullarını Kılıçdaroğlu için bütünüyle bir dezavantaja dönüştürmektedir.
Bugün hiç kimse Kılıçdaroğlu’nun neden böyle bir hamle yaptığı konusunda inandırıcı bir analiz yapamıyor.
Bir siyaset bilimi uzmanı olarak ben de bunu yorumlayamıyorum!
Kendi partisinin seçmen kitlesi tarafından hoş karşılanmayan bir eylem (Kılıçdaroğlu’nun tekrar partinin başına geçmesi), lider tarafından tatmin edici bir şekilde izah edilemiyorsa bu durum, iktidar olma şansı bağlamında onun için çok ciddi bir sorun demektir.
İkinci ölçüt: Zaman ve mekânın koşullarını harekete geçirecek güçlü bir irade (lider)
Çok partili hayata geçildiği tarihten bu yana Türkiye siyasetine mal olmuş Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan’ın ortak özelliklerinden biri hepsinin de iyi hatip olmalarıdır.
Siyasette hatip olmanın önemine ilk vurgu yapanlar Yunanlı Sofist filozoflardır. Onlara göre siyasette başarılı olmanın tek ölçütü iyi bir hatip olmaktır.
Kılıçdaroğlu’nda bu hatipliğin olmaması bir yana, irticalen yaptığı konuşmalarda kullandığı cümleler, ses tonu çoğu defa onu komik duruma düşürüyor.
Türkiye’de topluma mal olmuş liderlerin özelliklerinden bir diğeri de mimik ve jestleri, beden dilleri ile toplumun duygularına nüfuz edebilme, toplumla sıcak diyalog kurabilme özelliğine sahip olmalarıdır.
Bir diğer ortak özellikleri, hepsinin kendi çabalarına dayanan bir siyasi başarı hikâyelerinin olmasıdır.
Soğuk bir kişilik sergileyen, kendi başarı hikâyesini yazamamış, belki de bürokrasiden gelmenin yarattığı etki ile daha mekanik bir tutuma sahip Kılıçdaroğlu, yukarıda ifade edilen özelliklerin çoğunu taşımıyor.
Birçok kişi Kılıçdaroğlu’nun ılımlı, "mülayim" bir kişiliğe sahip olduğunu düşünüyor.
Mülayim olmak siyasette bir avantaj değil, aksine dezavantajdır.
Siyaset, kedi misali her defasında 4 ayağı üzerine düşen kişilere şans tanır.
Kılıçdaroğlu'nun ve etrafındakilerin heyecanını anlamak zor ama Makyavel’in ortaya koyduğu ölçütlerden hareketle siyasette başarılı olma şansını tahmin etmek çok zor değildir.
İtalyan filozofun ortaya koyduğu ölçüte göre Kılıçdaroğlu’nun iktidar olma şansı "devenin iğne deliğinden geçmesinden daha zordur!"
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish