Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş CHP'den istifa etti.
Herkes bu istifanın önünü arkasını, gerçek nedenlerini araştırıyor, sorguluyor, konuşuyor.
CHP'den ayrılma gibi bir niyetim yoktu, ama bugünkü sözler çok ağır geldi.
Bu sözleri birazdan açacağım.
İstifanın, CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın, Genel Merkez'de gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda, "Parti aidiyetine uymayanlar konusunda Mansur Yavaş'ı kastetmedim ama kimse de bundan azade değil. CHP'nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, önündedir. Hiç kimse CHP'den üstün değildir. Hiç kimse kendisini CHP'den üstün görmesin" sözlerinden sonra gelmesi tartışmaları büyüttü.
Mansur Yavaş'ın bu sözleri "üstenci" bir tavır olarak nitelendirip istifasını açıklaması, uzun süredir devam eden, özellikle de 9 Eylül'de CHP'nin kuruluş resepsiyonuna katılmamasıyla zirve yapan gerginliğin geldiği son nokta şeklinde okumak mümkün.
Oysa bu sürecin öncesi var.
CHP yöneticilerinin Mansur Bey'i rahatsız eden başka konuşmaları da oldu.
Örneğin bir süre önce CHP Grup Başkanvekili Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak'ın yaptığı bir açıklamadaki sert sözler de Mansur Yavaş'ı çok üzmüştü.
Öztrak, "Mansur Yavaş'ın CHP'nin 103. kuruluş yıldönümü için Anıtkabir'deki törene katılmaması büyük bir hayal kırıklığıdır. Gerçekten büyük bir hayal kırıklığıdır. CHP tehditle korkutarak hareket edilebilecek bir parti değildir" demişti.
Bu sözlerin Mansur Yavaş'ı gerçekten çok rahatsız ettiğini ve üzdüğünü biliyorum.
Faik Öztrak'ın yol açtığı durumun farkına varan CHP yönetiminden hatırı sayılır kişiler araya girerek Mansur Bey'e, "Bu sözleri dikkate alma. Seni biliyoruz. Yolumuza devam edelim" türünden telkinlerde bulunmuş, konuyu kapatmaya çalışmıştı.
Ama Mansur Bey'in deyimiyle "kendisine yönelik olumsuz sözler bitmemiş, devam etmişti."
Müslüm Sarı'nın bugünkü (23 Eylül) sözlerine hemen tepki vermeyip, birkaç gün bekledikten sonra istifa etmesinin siyasal iletişim açısından daha doğru olacağını söylediğimde, Mansur Yavaş'tan, şu yanıtı aldım:
Gürbüz Bey, aslında CHP'den ayrılma gibi bir niyetim yoktu. Ama bugünkü sert ve üstenci sözlerden sonra artık 1 dakika duramayacağıma ve istifa zamanının geldiğine karar verdim, bundan sonra kalmam doğru olmazdı.
Tüm bunlar olurken, CHP'de kalan ve Mansur Bey'in rahatsızlığını bilen birçok belediye başkanı, "Mansur Başkanım ne yapalım? İstifa edelim mi? Yoksa siz istifa edince biz de ardından mı istifa edelim?" dedikleri bir süreç yaşandı.
Mansur Yavaş'ın ise bu belediye başkanlarına, "Herkes yerinde kalsın, kimse ayrılmasın" diyerek istifaların önünü kestiğini biliyorum.
Ama bugün Mansur Bey'le yaptığım konuşmalarda edindiğim izlenime göre, Yavaş'ın ayrılması durumunda en az 40 belediye başkanı istifa edebilir.
Mansur Bey, bu istifaları teşvik etmez, ama bu saatten sonra da durduramaz.
Nitekim, Yavaş'ın istifasının ardından Ankara'nın 7 ilçesinin belediye başkanları da CHP'den ayrıldıklarını açıkladılar.
Belediye başkanlarının istifası konusunda Mansur Yavaş'ın, "Gürbüz Bey, 100 ya da daha fazla belediye CHP'de kalsa iyi olmaz mı? Bu tartışmaların yaşanmasını, yapılmasını ben istemedim. İstifaların sorumlusu da olamam" sözlerini de aktarmakta yarar var.
Bugün yaptığım konuşmadan sonra rahatlıkla "Mansur Bey BAĞIMSIZ kalacak" diyorum.
Ne Yeni Parti ne de başka bir partiye geçmesi söz konusu değil.
Yine bugünkü görüşmemizden edindiğim izlenim şu ki, Mansur Bey gerçekten çok rahatlamış.
Çok uzun süredir yaşadığı gerginliğin büyük oranda sonlanmış olduğu ses tonundan anlaşılıyordu.
Evet, Mansur Yavaş CHP'den istifa etti, ama şimdi tam da istediği noktada, yani "Herkese eşit mesafede" olduğunu söyleyebiliriz.
Yeni Parti tabanı Mansur Bey'i istiyordu, CHP tabanı partide kalmasından mutluluk duyuyordu.
İyi Parti zaten her fırsatta Mansur Yavaş'ı istiyordu.
Evet, şimdi hiçbir partiye bağlı değil, ama hepsine eşit mesafede duran bir siyasetçi profili var.
Bu iyi midir, kötü müdür, zamanla göreceğiz.
Ama gerçek şu ki Mansur Yavaş'a kızan Yeni Partililer de CHP'liler de her şeye rağmen Mansur Bey'den vazgeçemiyor.
Mansur Bey'e, "İstifanızı bazı çevreler tüm muhalefetin cumhurbaşkanı adaylığına ya da çatı adaylığına soyundu şeklinde yorumlayacaktır" dediğimde aldığım yanıt, şu oldu:
Medyada her şeyi benim cumhurbaşkanlığı adaylığına bağlayanlar var. Bu istifa kararının Cumhurbaşkanlığı seçimiyle hiçbir ilgisi yok. Medyada söylenenleri şaşkınlıkla izliyorum.
Şimdilik bu kadar yazmakla yetinelim.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish