Dünün düşmanları aynı safta: Etiyopya'da 7 örgüt Abiy Ahmed'e karşı neden birleşti?

Göktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdı

Amhara bölgesindeki Fano güçleri. Birkaç yıl önce TPLF'ye karşı savaşan Fano, bugün eski düşmanıyla aynı ittifakta / Fotoğraf: Amhara Yerel Aktivist Ağları  

2020 sonbaharında Etiyopya’nın kuzeyinde savaş başladığında Amhara’daki Fano güçleri ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi birbirine ateş ediyordu. Aradan altı yıl geçti. Şimdi aynı iki yapı, Oromo Liberation Army ve dört başka örgütle beraber Abiy Ahmed hükümetine karşı kurulan yeni bir ittifak içinde yan yana duruyor.

20 Eylül’de açıklanan Ethiopian Peoples’ Forces Alliance for Survival, ülkenin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren 7 siyasi ve silahlı yapıyı bir araya getiriyor. Amhara Fano National Movement, Oromo Liberation Army, Tigray People’s Liberation Front, Ogaden National Liberation Front ile Afar, Benishangul ve Gumuz bölgelerinden örgütler ortak hedef olarak mevcut yönetimin sona ermesini ve kapsayıcı bir geçiş yönetimi kurulmasını gösteriyor.

İlk bakışta oldukça şaşırtıcı bir birliktelik. Birkaç yıl önce birbirlerini ciddi bir güvenlik tehdidi olarak gören aktörler bugün aynı bildiride buluşuyor. Üstelik aralarındaki eski sorunların büyük bölümü hâlâ devam ediyor. Toprak anlaşmazlıkları çözülmedi, savaş hafızası silinmedi ve ülkenin geleceğine ilişkin beklentiler de birbirinden oldukça farklı.

O halde bu aktörleri bugün aynı noktaya getiren ne?

Cevap biraz Addis Ababa’ya bakınca ortaya çıkıyor. Son yıllarda federal yönetimle Tigray, Amhara ve Oromia’daki farklı güç merkezleri arasında büyüyen gerilim, birbirinden uzak aktörleri şimdilik ortak bir hedef çevresinde buluşturuyor.


Birbirine ateş edenler nasıl aynı safa geldi?

Bugünkü birlikteliğin neden bu kadar dikkat çekici olduğunu anlamak için birkaç yıl geriye gitmek gerekiyor. TPLF, 1991’den Abiy Ahmed’in başbakan olduğu 2018’e kadar Etiyopya siyasetinin en etkili aktörlerinden biriydi. Abiy’in yükselişiyle güç dengesi değişti. Merkez ile Tigray yönetimi arasındaki gerilim giderek büyüdü ve Kasım 2020’de savaş başladı.

Fano güçleri o savaşta federal ordunun yanında TPLF’ye karşı savaştı. Eritre ordusu da Addis Ababa’nın yanında çatışmaya girdi. İki yıl süren ağır savaş Kasım 2022’de imzalanan Pretoria Anlaşması’yla durdu. Silahsızlanma, insani erişimin genişletilmesi ve temel hizmetlerin yeniden başlaması sürecin önemli başlıkları arasındaydı.

Ne var ki, silahların susması eski ittifakların korunacağı anlamına gelmedi. Federal hükümetin 2023’te bölgesel özel güçleri yeniden düzenleme girişimi Amhara’da ciddi tepki doğurdu. Ardından Fano ile federal güçler arasındaki çatışmalar yayıldı. Böylece Tigray savaşında Addis Ababa’nın yanında bulunan önemli bir silahlı aktör birkaç yıl içinde hükümetin karşısına geçti.

Oromia’da ise durum biraz farklı. OLA ile federal güçler arasındaki çatışma zaten yıllardır sürüyor. Tigray’da ise Pretoria sonrasında kurulan düzen giderek daha fazla sorgulanıyor. Son aylarda federal güçlerle Tigray unsurları arasında yeni çatışmaların ve insansız hava aracı saldırılarının da rapor edildiği belirtildi.

İşte yeni ittifak tam da bu ortamda ortaya çıktı.

Fano açısından hesap kabaca “Önce Addis Ababa ile aramızdaki güç sorununu çözelim, geri kalanını sonra konuşuruz” şeklinde okunabilir. TPLF tarafında ise “Pretoria sonrasında oluşan düzen beklentilerimizi karşılamıyor” düşüncesi öne çıkıyor. OLA ise başından beri daha temkinli hareket ediyor.

Yani aynı masaya oturmuş olmaları aynı Etiyopya’yı hayal ettikleri anlamına gelmiyor.


7 örgüt, ortak rakip, ayrı hesaplar

Yeni yapının dikkat çeken taraflarından biri coğrafi yayılımı. İttifaktaki aktörler Tigray’dan Amhara’ya, Oromia’dan Somali Bölgesi’ne, Afar’dan Benishangul-Gumuz’a kadar ülkenin birbirinden uzak bölgelerinde faaliyet gösteriyor.
Haritaya baktığınızda Addis Ababa’nın karşısında birçok noktada hareket edebilecek geniş bir ağ görünüyor. Ancak iş sahaya geldiğinde durum biraz daha karmaşık.

Grupların askerî kapasiteleri farklı. Siyasi hedefleri farklı. Yerel öncelikleri de öyle. Ortak komutanın kim olacağı, kaynakların nasıl paylaşılacağı ve ciddi bir siyasi anlaşmazlık çıktığında kararın hangi mekanizmayla alınacağı henüz net değil.

Bunun en çarpıcı örneği TPLF ile Fano. Tigray savaşı sırasında Batı Tigray olarak bilinen ve Amhara tarafında Welkait adıyla anılan bölgelerin statüsü iki taraf arasında ağır bir anlaşmazlık yarattı. Savaş sırasında yaşanan şiddetin hafızası da oldukça taze. Bugün aynı bildirinin altında bulunmaları bu dosyaların kapandığı anlamına gelmiyor.

OLA’nın yaklaşımı zaten ittifak açıklanmadan birkaç gün önce bu kırılganlığı gösterdi. Örgüt gelişen iş birliğini “prosedürel uzlaşı” olarak tarif etti ve hiçbir katılımcının Etiyopya’nın temel siyasi meselelerinde diğerleri adına karar verme yetkisinin bulunmadığını vurguladı.

Bu ifade aslında çok şey anlatıyor.

Beraber hareket etme isteği var. Buna karşılık, ülkenin geleceği konusunda tarafların birbirine verdiği açık bir yetki yok. Federal sistemin nasıl işleyeceği, bölgelerin ne kadar güçlü olacağı ve tartışmalı toprakların statüsünün nasıl çözüleceği gündeme geldiğinde bugünkü yakınlaşmanın sınırları daha net görülebilir.

Dolayısıyla karşımızda şimdilik ortak rakibe karşı kurulmuş ve dayanıklılığı henüz sınanmamış bir çalışma ortaklığı var. Kuruluş bildirisi kolay kısım. Zor olan, ilk ciddi çıkar çatışması çıktığında yedi yapının aynı masada kalıp kalamayacağı.


Abiy’in güçlü meclis çoğunluğu neden yetmiyor?

İttifakın zamanlaması da dikkat çekici. Çünkü Abiy Ahmed parlamentoda oldukça güçlü görünüyor.

Haziran 2026 seçimlerinde iktidardaki Prosperity Party açıklanan sonuçlara göre Temsilciler Meclisi’ndeki 486 sandalyenin 438’ini kazandı. Ancak Tigray, Amhara ve Oromia’nın bazı kesimlerinde oy kullanılamadı.
Tam burada Etiyopya siyasetindeki ilginç bir çelişki ortaya çıkıyor.

Addis Ababa’da iktidarın çok güçlü bir parlamenter çoğunluğu var. Buna rağmen ülkenin bazı bölgelerinde silahlı çatışmalar devam ediyor. Dolayısıyla seçim sonucuna bakarak Etiyopya’daki siyasi ve güvenlik geriliminin sona erdiğini söylemek mümkün değil.

Hükümet, uzun süredir devam eden siyasi ayrılıkları çözebilmek için ulusal diyalog yürüttüğünü söylüyor. İttifaktaki gruplar ise Addis Ababa’yı yetkileri merkezde toplamak ve bölgelerin siyasi hareket alanını daraltmakla suçluyor.

İki tarafın ülkenin yaşadığı sorunu tarif etme biçimi bile birbirinden oldukça uzak.

Federal hükümetin askerî kapasitesi de burada önem kazanıyor. Etiyopya ordusu son yıllarda insansız hava araçlarını yoğun biçimde kullanıyor. Tek tek hareket eden örgütlerin böyle bir kapasite karşısında seçenekleri daha sınırlı kalabiliyor. Birden fazla bölgede eş zamanlı baskı oluşturma düşüncesi bu nedenle askerî olduğu kadar siyasi bir hesap da taşıyor.

Ancak yedi örgütün aynı bildiriyi yayımlaması Addis Ababa’nın karşısında tek bir askerî cephe kurulduğu anlamına gelmiyor. Coğrafi uzaklıklar, farklı askerî güç seviyeleri ve geçmişten gelen siyasi anlaşmazlıklar ittifakın önünde duruyor.

Gerçek sınav ortak açıklama yayımladıkları gün yaşanmadı. Sahada ortak karar almak zorunda kaldıklarında başlayacak.


Eritre, Somali ve Türkiye denklemi

Bunlarla beraber, yeni ittifakı Etiyopya sınırları içinde değerlendirmemek gerekiyor. Addis Ababa, ittifaktaki bazı aktörlerin Eritre’den mali ve askerî destek aldığını öne sürüyor. Asmara ise bu suçlamaları reddediyor.

Burada da birkaç yıl içinde değişen başka bir ilişki var.

Eritre, Tigray savaşında Abiy Ahmed hükümetinin yanında TPLF’ye karşı savaşmıştı. Şimdi Addis Ababa eski müttefikini kendi karşısındaki silahlı yapılara destek vermekle suçluyor.

Gerilimin arkasında Kızıldeniz meselesi de giderek daha görünür hâle geliyor. Denize kıyısı bulunmayan Etiyopya uzun süredir daha güvenli ve kalıcı deniz erişimi arıyor. Addis Ababa’nın Assab limanına yönelik ilgisi Eritre’de egemenlik kaygılarını artırırken Etiyopya’nın Somaliland ile imzaladığı mutabakat da Somali ile ilişkileri ağır bir krize sürükledi.

Türkiye’nin bu noktada önemli bir aktör hâline geldiğini ifade edebiliriz.

Aralık 2024’te imzalanan Ankara Bildirisi Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü teyit ederken Etiyopya’nın denize güvenilir ve sürdürülebilir erişim ihtiyacını da kabul eden bir formül ortaya koydu. Ankara böylece Mogadişu ile Addis Ababa arasında her iki tarafın da konuşabildiği önemli bir kolaylaştırıcı konum kazandı.

Somali açısından Etiyopya’daki yeni gelişmeler uzaktan izlenebilecek bir iç siyaset başlığı sayılmaz. Etiyopya, Somali’de El Şebab’a karşı kurulan güvenlik düzeninin önemli parçalarından biri. Afrika Birliği’nin AUSSOM misyonu ise zaten personel ve kaynak sorunlarıyla uğraşıyor.

Etiyopya içeride daha geniş bir güvenlik baskısıyla karşılaşırsa askerî kaynaklarının daha büyük bölümünü kendi topraklarına yöneltmek isteyebilir. Mogadişu açısından bunun iki farklı sonucu olabilir.

İlkinde Addis Ababa’nın Somaliland ve denize erişim meselesindeki hareket alanı daralabilir. İkincisinde ise Etiyopya’nın Somali’deki güvenlik rolünün hızlı biçimde zayıflaması El Şabab’ın kullanabileceği yeni boşluklar doğurabilir.

Üstelik Somali’deki güvenlik mekanizmasının mali zemini de güçlü değil. Washington eylül ayında Birleşmiş Milletler’in AUSSOM’a sağladığı lojistik desteğin sona ermesi için bir yıl daha süre tanıdı. Buna rağmen, yaklaşık 12 bin kişilik misyonun gelecekteki finansman modelinin nasıl kurulacağı belirsizliğini koruyor.

Türkiye açısından konu biraz daha hassas.

Ankara Somali’nin egemenliğini güçlü biçimde destekliyor. Bunun yanında, Etiyopya ile ekonomi, diplomasi ve güvenlik alanlarında uzun süredir kapsamlı ilişkiler yürütüyor. Dolayısıyla Türkiye’nin hesabı kabaca şöyle okunabilir:

Mogadişu’nun güvenliğini koruyalım, Addis Ababa’yı da daha büyük bir istikrarsızlığın içine itmeyelim.


Buradaki paradoks da dikkat çekici.

İçeride daha fazla baskıyla uğraşan bir Etiyopya, Somali ile denize erişim müzakerelerinde kısa vadede daha sınırlı hareket edebilir. Ancak ciddi biçimde istikrarsızlaşan bir Etiyopya Mogadişu’ya da güvenlik kazandırmaz. Mülteci hareketleri, sınır güvenliği, El Şabab’ın hareket alanı ve ticaret koridorları böyle bir gelişmeden doğrudan etkilenebilir.

Bu nedenle Türkiye’nin Somali ve Etiyopya politikalarını birbirinden tamamen ayrı iki Afrika dosyası gibi yürütmesi giderek zorlaşabilir. Etiyopya’nın istikrarının korunması Ankara’nın Somali politikasına rakip bir hedef oluşturmuyor.

Tersine, Somali’de kurmak istediği güvenlik düzeninin devamı açısından da önem taşıyor.

Şimdilik Etiyopya’da görünen şey oldukça açık. Son altı yılın dost ve düşman ayrımları hızla değişiyor. 2020’de TPLF’ye karşı aynı cephede bulunan Addis Ababa, Fano ve Eritre bugün birbirinden uzaklaşmış durumda. O dönemde karşı tarafta bulunan TPLF ise eski düşmanlarından biriyle aynı ittifak bildirisine imza atıyor.

7 örgütün ne kadar süre birlikte kalacağını kuruluş açıklamaları göstermeyecek. Bunu ilk ciddi çıkar çatışması gösterecek.

Çünkü Abiy Ahmed’e karşı aynı masaya oturmak görece kolay. Sonrasında nasıl bir Etiyopya kurulacağı konusunda aynı masada kalabilmek ise çok daha zor.

 

 

1. https://www.reuters.com/world/africa/seven-ethiopian-armed-groups-announce-anti-government-alliance-2026-09-21/
2. https://au.int/en/pressreleases/20231102/au-commission-chairperson-commends-all-ethiopians-embracing-peace?qt-qt_documents_sp=3
3. https://allafrica.com/stories/202609180553.html
4. https://amp.dw.com/en/ethiopias-ruling-party-wins-overwhelming-majority-in-parliament/a-77647557
5. https://www.reuters.com/world/africa/eritrea-calls-ethiopias-accusations-military-aggression-deplorable-2026-02-09/
6. https://www.mfa.gov.tr/etiyopya-federal-demokratik-cumhuriyeti-ve-somali-federal-cumhuriyeti-nin-ankara-bildirisi.en.mfa
7. https://au.int/sites/default/files/decisions/46188-Assembly_Decisions_31_March_E.pdf
8. https://www.reuters.com/world/africa/us-gives-un-more-time-end-support-somalia-peacekeepers-2026-09-18/

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU