Trump'ın "Dengesiz eylemler ve saçma sapan sözler" adlı stratejisi

Gürbüz Evren Independent Türkçe için yazdı

ABD Başkanı Donald Trump / Fotoğraf: AFP

"Trump'ın uyguladığı strateji nedir" diye soranlara uzun analizlerle yanıt verenlerden değilim.

Bana göre Trump, "Dengesiz eylemler ve saçma sapan sözler" adını verebileceğimiz bir stratejiyi uyguluyor.

Bu stratejiyi uygulayabilmek için ise "deli" rolünü oynuyor. 

İran'la müzakere ederken, sanki çok normalmiş gibi aynı anda saldırıyor.

Son olarak 26 Mayıs'ta, İran'ın güneyine saldırdı, Hürmüz Boğazı'ndaki İran gemilerini vurdu.

Bu saldırıyı savunma amaçlı yaptığını ileri sürdü.

Oysa aynı gün İran Dışişleri Bakanı Arakçi, savaşın bitirilmesi kapsamında yapılan görüşmelerin devamı için Katar'daydı.

Trump, bir kez daha "Dengesiz eylemler ve saçma sapan sözler" stratejisine uygun olarak, müzakereler sürerken, aynı anda İran'a saldırmakta hiçbir sakınca görmedi.

Son saldırının hemen öncesine gittiğimizde ise ortada farklı bir tablo vardı.

"İran'ı yok ederim, haritadan silerim" tehditlerinden sonra Trump, "İşte kuzu kuzu geldim" durumuna düşmüştü. 

ABD ile İran arasında bir anlaşmanın çok yakın olduğunu duyurmuştu.

Her ne kadar çok fazla bilgi verilmese de anlaşmanın iskeleti sızmıştı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Trump'ın çok yakınız dediği anlaşmanın özü şu: 

Mevcut ateşkesi 60 gün uzatılacak. 

Bu süre içinde öncelikle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran'ın nükleer programı konuları müzakere edilecek. 

Aynı zamanda İran'ın dondurulmuş varlıkları, istediği savaş tazminatı ve İsrail'in Lübnan'a saldırmaması konuları da ele alınacak.

Anlaşmanın çok yakın olduğunu sıklıkla tekrarlayan Trump, "Bu adam ne yapmak istiyor" dedirtecek türden garip bir talebini daha dile getirdi.

Bu kez de İsrail'i şart koştu. 

Trump, "İran'la bir anlaşmaya varıp savaşı bitirmemiz karşılığında Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Mısır, Ürdün ve Pakistan, İsrail ile İbrahim Anlaşmasını imzalamak zorundadır" dedi. 

Bu arada, Bahreyn'in İsrail ile İbrahim Anlaşmalarını önceden imzaladığını da unuttu.

ABD'nin İran'a 26 Mayıs'ta saldırması beklemediği bir karşılık buldu. 

Çünkü bu saldırı, İran'ın Trump'a, günlük 10 trilyon dolarlık sürpriz hamle yapmasının önünü açtı. 

Şöyle özetleyeyim: Trump, "Müzakere sürecinde rakibi vurarak masaya eli güçlü oturma" taktiğini uyguluyor.

Ama bu saldırı İran'a, günlük 10 trilyon dolara müdahale etme fırsatını verdi. 

Bu nasıl olacak? 

Körfezin altından geçen internet kabloları üzerinden günde 10 trilyon dolarlık finansal işlem yapılıyor. 

İnternet kabloları başta Google, Meta, Microsoft olmak üzere birçok dünya devi şirketin can damarı. 

İran, internet kablolarından geçiş ücreti isteyeceğini daha önce açıklamıştı. 

Trump'ın son saldırısıyla İran bu kartı oynamaya karar verdi. 

İran, internet kabloları üzerinden şirketlerden geçiş ücreti istiyor. 

Aksi taktirde günlük 10 trilyon dolarlık finansal işlem duracak. 

İran bu adımla aynı zamanda Google, Meta, Microsoft gibi dünya devlerini de vergiye bağlamış olacak. 

Görüldüğü üzere Trump her saldırdığında, İran'a diz çöktüremiyor, aksine beklemediği karşılıklar alıyor.

Ama bu arada Trump'ın geri vitesleri de sürüyor. 

Hatırlayalım, "İran, elindeki 400 kg zenginleştirilmiş uranyumu ABD'ye teslim edecek. Aksi taktirde barış olmaz" diyen

Trump, bu konuda da geri adım attı. 

Trump, "Tahran uranyumu bize vermiyorsa, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, İran'a gitsin, uranyumu yerinde imha etsin" dedi. 

ABD'deki diplomatik çevreler ise Amerikan Yönetiminin, İran ile yapmaya çalıştığı nükleer anlaşmanın Trump'ın abarttığı gibi kazanımlar içermediğini bildirdi. 

Halen tarafların müzakere ettiği anlaşmanın, 2015'te Obama Yönetiminin yaptığı anlaşmaya göre daha hafif olduğunu aktardı. 

Bilindiği üzere Trump uranyuma "toz" diyor. 

İran Yönetimi ise "Trump, bizdeki tozla mı kafayı bulacak?" diyerek, ABD Başkanıyla alay ediyor.

Trump İran savaşından onurlu bir çıkış yolu arıyor.

Çünkü kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Amerikan Kongresi'nde Cumhuriyetçiler çoğunluğu kaybedecek.

Yayımlanan tüm anketlerde Trump'ın çok kötü durumda olduğu görülüyor.

Bu yüzden Trump, sadece İran'da bir zafer hikayesi yazmakla yetinmeyeceğini, Amerikan kamuoyunu etkilemek için Küba'yı da hedef tahtasına koyacağını hissettiriyor.

Trump'ın niyeti, Castro'yu kaçırmak. 

Küba'nın efsanevi lideri Fidel Castro'nun kardeşi olan Raul Castro, Trump için yeni bir zafer hikayesi satabileceği türden bir isim.

Aynı zamanda Küba'nın eski başkanı olan Raul Castro hakkında, 1996'da Küba yakınlarında iki Amerikan yardım uçağının düşürülmesi, Amerikan vatandaşlarının öldürülmesi suçlamalarıyla iddianame hazırladı. 

Bu iddianameyle Raul Castro'nun yargılanmak üzere ABD'ye getirilmesi planlanıyor. 

Trump bunun için, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu evinden kaçırdığı operasyonun benzerini Küba'da yapmayı hedefliyor. 

Trump için yeter ki satabileceği bir zafer olsun. 

Gerekirse Fidel Castro'yu bile mezarını basıp kemiklerini ABD'ye götürüp, cezaevine koyar ve mahkemeye çıkarıp yargılar. 

Hemen hatırlatalım, ABD Mahkemesinin bu kararından sonra Amerikan uçak gemisi Nimitz ve 3 savaş gemisinin Karayipler Denizi'ne konuşlandı.

Bu gelişmeler, Venezuela'da Maduro'ya yapılan operasyon süreciyle çok benzeşiyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU