Eylül 2026 itibarıyla Yemen’de çatışma, 2022 ateşkesinin fiilen sona ermesi ve 2026 İran-ABD/İsrail savaşının yayılma etkisiyle yeniden yoğunlaştı.
Husiler Kızıldeniz kıyısında (Mokha/Mocha, Dhubab, Perim/Mayun Adası ve Hanish takımadaları) hızlı ilerleme kaydetti; Bab el-Mandeb’e doğrudan hâkimiyet iddiası güçlendi. PLC güçleri ise Cevf, Marib, Beyda ve Taiz’de karşı taarruz ilan etti. Raporlar bu evreyi "tehlikeli yeni faz" olarak tanımlıyor.
(İsimleri uluslararası lisanla yazacağım.)
Taraflar
Önce metinde de adı geçecek olan güncel güçleri/tarafları listelemekle başlayalım. Aşağıdaki tasnif, çatışan güçleri liderlik, dış destek, amaç, motivasyon, askerî kapasite ve güncel yön bakımından ayırır.
1. Husiler (Ansar Allah / Yüksek Siyasi Konsey - SPC)
• Liderler: Abdul-Malik al-Houthi (fiilî dinî-siyasi lider ve de facto hükümdar); Mahdi al-Mashat (Yüksek Siyasi Konsey başkanı); Muhammed al-Atifi (savunma bakanı, bazı raporlarda hedeflenmiş); Yusuf al-Madani (genelkurmay); saha komutanları.
• Destek: İran (IRGC-Kudüs Gücü). Eylül 2026’da yüzlerce IRGC subayının Yemen’de bulunduğu, Abdolreza Shahlaei’nin Kızıldeniz kıyısı harekâtını yönlendirdiği, silah, rehberlik ve finansman sağlandığı bildiriliyor. İran resmî olarak "vekil değil, müttefik" der.
• Amaçlar: Kuzey ve batı Yemen’de teokratik Zeydi kontrolünü pekiştirmek; tüm Yemen’i "direniş" çizgisinde birleştirmek; Bab el-Mandeb ve Kızıldeniz ticaretini kaldıraç olarak kullanmak (limanlar, adalar, geçiş ücreti/abluka tehdidi); Suudi ve uluslararası baskıyı kırmak.
• Motivasyon: Zeydi uyanış + İran ekseniyle "direniş" ideolojisi; ABD/İsrail/Suudi karşıtlığı; hayatta kalma ve genişleme; İran savaşında ikinci bir deniz cephesi açarak Tahran’a katkı.
• Güçler: Nüfusun büyük kısmını barındıran Sana ve kuzey yaylaları; balistik füze, seyir füzesi ve İHA kapasitesi (İran teknolojisi); kıyı ovası + ada kontrolüyle deniz tehdidi; hibrit (gerilla + konvansiyonel) direnç; kabile ağları.
• Yön: Batı kıyısında taarruz (Mokha düşüşü 10 Eylül, ardından Dhubab ve Perim); Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına füze/İHA; Suudi bağlantılı gemilere abluka; kuzey cephelerinde savunma + PLC taarruzunu yıpratma. (ISW’ye göre kıyı kazanımı İran’ın bölgesel kampanyasına hizmet eder ama Husiler kendi Yemen gündemini de önceler.)
2. Başkanlık Liderlik Konseyi (PLC / Uluslararası Tanınmış Hükümet - ROYG) ve bağlı kuvvetler
• Liderler: Reşad el-Alimi (PLC başkanı, silahlı kuvvetler başkomutanı); Sultan el-Arada (Marib valisi, İslah bağlantılı); Tarık Salih (Ulusal Direniş / Tihama kuvvetleri komutanı, Ali Abdullah Salih’in yeğeni); Abdürrahman el-Mahrami (Giants/Amaliqa Tugayları); Mahmud el-Subaihi ve Salem el-Khanbashi (2026’da STC sonrası atanan üyeler); Başbakan Şaya el-Zindani.
• Destek: Suudi Arabistan (hava gücü, finansman, yeniden yapılanma, Homeland Shield - Vatan Kalkanı); sınırlı ABD istihbarat/koordinasyon; BM tanınması. BAE etkisi 2026 başında STC operasyonu sonrası keskin şekilde geriledi.
• Amaçlar: Uluslararası meşruiyeti korumak; Sana’yı geri almak; devleti birleştirmek; kıyı ve Boğaz kontrolünü Husilerden koparmak; güneyde merkezî otoriteyi pekiştirmek.
• Motivasyon: Meşruiyet ve hayatta kalma; Suudi güvenlik tamponu (İran/Husi tehdidi); Marib petrol/gaz gelirleri; iç parçalanmayı (STC deneyimi) önlemek.
• Güçler: Uluslararası tanınma; Suudi hava üstünlüğü; Giants Tugayları, Ulusal Direniş, Homeland Shield ve bazı düzenli birlikler; doğu/güneydeki geniş coğrafya (Aden, Hadramut, Mahra, Marib’in bir kısmı). Zayıf yön: parçalı komuta, sınırlı kara taarruz kapasitesi, ekonomik çöküş.
• Yön: Kuzey-orta cephelerde (Cevf, Beyda, Marib, Taiz) karşı taarruz ve "Sana’yı kurtarma" söylemi; batı kıyısında geri çekilme ve Dhubab hattında toparlanma; Suudi hava saldırılarıyla Husi lojistiğini vurma. El-Alimi, kıyı kazanımlarının "geçici" olduğunu ve coğrafi gerçekliğe dönüşmeyeceğini vurguluyor.
PLC içindeki önemli alt oluşumlar:
• Ulusal Direniş (Tariq Saleh): Batı kıyısı / Tihama ağırlıklı; Salih ailesi ağı; PLC ile hizalı.
• Giants (Amaliqa) Tugayları: Güney Selefi karakterli, eskiden BAE/STC çizgisinde, 2026’da PLC komutasına daha fazla entegre edildi.
• Homeland Shield - Vatan Kalkanı: Suudi destekli, güneyde STC sonrası güvenlik boşluğunu dolduran yapı.
3. Güney Geçiş Konseyi (STC) kalıntıları / Güney Direnişi
• Liderler: Aidarus el-Zubaidi (Ocak 2026’da PLC’den ihraç edildi, BAE’ye sığındı, fiilen sahnede değil); yerel komutanlar (Dhale vb. "Güney Direnişi").
• Destek: Eskiden BAE; 2026 Ocak’taki Hadramut-Mahra hamlesi Suudi müdahalesiyle ezildi, BAE çekildi. Şimdi dağınık yerel/kabile ve sürgün ağları.
• Amaçlar: Güney bağımsızlık / self-determinasyon (eski PDRY hattı).
• Motivasyon: Kuzey-güney tarihsel ayrışması, Aden-Hadramut çıkarları, BAE’nin liman/güvenlik vizyonu.
• Güçler: Yerel güney desteği ve bazı milisler; kurumsal olarak zayıf.
• Yön: Aktif büyük cephe değil. Dhale’de PLC konvoyuna saldırı gibi yerel gerilim var; siyasi ajitasyon ve "güney davası" söylemi sürüyor. Ana Husi-PLC savaşının ikincil aktörü.
4. Cihadist ve diğer silahlı gruplar
• AQAP (El-Kaide Arap Yarımadası): Liderlik Saad bin Atef el-Avlaki hattı. Abyan, Şabva, Marib, Hadramut’un uzak kesimlerinde. Fırsatçı; Husi ve hükümetle pragmatist/örtülü ilişkiler rapor ediliyor. Dış saldırı kapasitesi sınırlı ama ideolojik iddiası var.
• IŞİD-Yemen: Daha küçük, dağınık.
• Kabileler: Marib, Cevf, Beyda ve Tihama’da dengeleyici. Bazıları Husi, bazıları PLC, bir kısmı özerk.
Dış aktörlerin yönü
• İran: Husileri ikinci bir deniz cephesi (Hürmüz’e ek olarak Bab el-Mandeb) olarak kullanıyor; silah, danışman, operasyonel yönlendirme.
• Suudi Arabistan: PLC’nin asıl patronu; hava harekâtı ve güneydeki yeniden yapılanma. Husi saldırılarına (Abha, Cizan, Necran, Hamis Muşayt, enerji tesisleri) misilleme.
• BAE: 2026 başından sonra fiilen çekildi; STC üzerinden kalan etki sınırlı.
• ABD: İran savaşı öncelikli. Husilere yeni geniş çaplı hava harekâtı konusunda isteksizlik raporları var; Suudi taleplerinin reddedildiği iddiaları dolaşıyor.
Meseleye tarihî bakış
Yemen’deki çatışmanın "ilk kıvılcımı" tek bir güne indirgenmez. Üst üste binen üç hat vardır:
1. Kuzeydeki Zeydi/Husi isyanı,
2. 1990 birleşmesinin güneyde bıraktığı yara ve
3. 2011 sonrası devlet çöküşü ve bugünkü savaşın konvansiyonel başlangıcı ise Eylül 2014’te Sana’nın düşüşüdür.
Kökler (1990-2010)
1990’da Kuzey Yemen (YAR) ile Güney Yemen (PDRY) birleşti; Ali Abdullah Salih tek başkan oldu. Güney, ekonomik ve siyasi olarak ikinci plana itildiğini hissetti. 1994’te kısa bir iç savaş çıktı; Salih kazandı, ayrılıkçı güney bastırıldı. Bu kırılma bugünkü STC çizgisinin tohumudur.
Kuzeyde ise Zeydi uyanış hareketi 1990’larda şekillendi. 2004’te Hüseyin el-Husi’nin öldürülmesiyle Saada savaşları başladı (2004-2010, altı tur). Husiler Salih rejimine, Suudi etkisine ve Zeydilerin marjinalleşmesine karşı silahlandı. Bu dönem gerilla isyanıdır; henüz ulusal iç savaş değildir.
Aynı yıllarda güneyde Hirak (Güney Hareketi) protestoları ve AQAP’ın doğu vilayetlerdeki varlığı büyüdü. Devlet zayıf, kabileler güçlü, merkezî otorite sınırlıydı.
2011-2014: Geçişin çöküşü
Ocak-Şubat 2011’de Arap Baharı Yemen’e sıçradı. Salih 33 yıllık iktidarını kaybetti; 2012’de yardımcısı Abdrabbuh Mansur Hâdi geçici başkan oldu. Körfez destekli geçiş, Ulusal Diyalog ve federal anayasa taslağı öngörülüyordu.
Geçiş başarısız oldu. Hâdi zayıf kaldı, Salih perde arkasında etkisini sürdürdü, Islah (Müslüman Kardeşler çizgisi) ile eski rejim çekişti, yakıt sübvansiyonu kesintileri protestoları tetikledi. Husiler 2014’te Salih güçleriyle ittifak kurarak güneye indiler.
21 Eylül 2014: Husiler Sana’yı aldı. Bu, mevcut iç savaşın fiilî başlangıcıdır. Hâdi önce ev hapsine alındı, sonra Aden’e, ardından Suudi Arabistan’a kaçtı.
2015-2017: Bölgeselleşme ve Salih’in ölümü
Mart 2015’te Hadi’nin talebiyle Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon Kararlı Fırtına harekâtını başlattı. Amaç Hâdi’yi geri getirmek ve İran etkisini durdurmaktı. BAE güney ve kıyıya ağırlık verdi; AQAP ve IŞİD boşluklardan yararlandı.
Cepheler kısa sürede dondu: Husiler kuzey ve batıyı (Sana, Hudeyde, Saada), koalisyon/hükümet güçleri Aden, Marib ve doğuyu tuttu. Taiz kuşatması yıllarca sürdü.
2017’de Husi-Salih ittifakı koptu. Salih, Suudi tarafına geçmeye çalışırken Sana’da öldürüldü. Husiler kuzeydeki rakipsiz güç hâline geldi.
2018-2022: Donmuş savaş ve ateşkes
2018 Stockholm Anlaşması Hudeyde’de çatışmayı sınırladı. 2019’da BAE kara birliklerinin çoğunu çekti ama güneydeki STC ve Giants Tugayları üzerinden etkiyi sürdürdü. 2019 Riyad Anlaşması STC’yi hükümet çatısına sokmaya çalıştı; uygulanması kısmi kaldı.
Nisan 2022’de BM ateşkesi yürürlüğe girdi. Hâdi yetkilerini Başkanlık Liderlik Konseyi’ne (PLC) devretti. Ateşkes resmen Ekim 2022’de bitti ama ana cepheler 2026’ya kadar büyük ölçüde donuk kaldı. Şiddet düştü, siyasi çözüm üretilemedi: Maaşlar, petrol gelirleri, limanlar, Sana’nın statüsü çözülmedi.
2023-2025: Kızıldeniz cephesi
7 Ekim 2023 Gazze savaşı sonrası Husiler "direniş arenasını birleştirme" gerekçesiyle İsrail’e füze/İHA ve Kızıldeniz’de gemiciliğe saldırı başlattı. Kasım 2023-2024/25 arası yüzlerce gemi hedef alındı; küresel ticaret sapması yaşandı. ABD-İngiltere hava saldırıları (Prosperity Guardian ve sonraki harekâtlar) geldi.
Mayıs 2025’te ABD-Husi ateşkesi ABD gemilerine saldırıları durdurdu. Ekim 2025 İsrail-Hamas ateşkesi sonrası Husiler İsrail’e saldırıları da durdurdu. Yemen içindeki kara cepheleri hâlâ görece sakin kaldı.
Aralık 2025-Ocak 2026: Güneyde ikinci kırılma
STC, BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’yı ele geçirmeye kalkıştı ("Vaad Eden Gelecek"). Suudi Arabistan bunu kendi güney sınırında tehdit gördü; hava saldırıları ve PLC karşı taarruzuyla STC geri püskürtüldü. Zubaidi PLC’den ihraç edildi, BAE’ye sığındı; STC resmen dağıtıldı. BAE Yemen’den çekildi. PLC, Suudi ekseninde yeniden yapılandı (Homeland Shield, Giants’ın entegrasyonu). Husiler bu iç çatışmadan doğrudan yararlanmadı; kuzeydeki konumları değişmedi.
Şubat-Ağustos 2026: İran savaşının taşması
28 Şubat 2026’da ABD-İsrail’in İran’a geniş çaplı saldırısı başladı. Husiler İran’la dayanışma ilan etti; İsrail’e sınırlı saldırılar ve Kızıldeniz tehditleri yeniden çıktı. Temmuz 2026’da İran uçağının Sana havalimanına inmesi sonrası Suudi/hükümet tarafı havalimanını vurdu. Husiler "de-escalation" döneminin bittiğini ilan etti; Suudi bağlantılı gemilere ve ardından Suudi topraklarına saldırı başladı. Kara cephelerinde karşılıklı yıpratma arttı.
Eylül 2026: Yeni taarruz evresi
3 Eylül’den itibaren Husiler Taiz-Hudeyde kıyı ovasında büyük taarruz başlattı. Amaç Taiz’i kıyıdan koparmak ve Bab el-Mandeb’e inmek. PLC Cevf, Beyda ve Marib’te karşı taarruz ilan etti ("Sana’yı kurtarma" söylemi).
10-11 Eylül’de Husiler Mokha limanını, ardından Dhubab’ı ve Perim (Mayun) Adası’nı aldılar; Hanish adalarına çıktılar. Batı kıyısının neredeyse tamamı Husi kontrolüne geçti. Suudi Arabistan hava saldırılarını artırdı; Husiler Abha, Cizan, Necran, Hamis Muşayt ve enerji tesislerini vurdu. BM elçisi "tehlikeli yeni faz" uyarısı yaptı. Çatışma 2022 sonrası en ölümcül evresine girdi.
Süreç nasıl seyretti?
• 2004-2010: Yerel Zeydi isyanı.
• 2011-2014: Devlet çöker, Husiler başkenti alır.
• 2015-2017: Suudi müdahalesiyle bölgesel vekâlet savaşı; Salih tasfiye olur.
• 2018-2022: Donmuş cephe + insani felaket.
• 2022-2025: Ateşkes + Kızıldeniz’de "dış cephe" (Gazze).
• 2025 sonu-2026 başı: Anti-Husi kamp kendi içinde parçalanır (STC-Suudi).
• 2026: İran savaşı Yemen’i yeniden ana sahneye çeker; hedef artık sadece Sana değil, Bab el-Mandeb ve Kızıldeniz ticaretidir.
Yani çatışma "tek bir iç savaş" olarak durmadı. Önce yerel isyan, sonra rejim çöküşü, sonra Suudi-İran vekâleti, sonra donmuş statüko, sonra küresel deniz yolu savaşı, şimdi de İran-ABD savaşının ikinci deniz cephesi hâline geldi. Coğrafya aynı; ölçek ve amaçlar her evrede büyüdü.
Yemen uluslararası sistemde "küçük bir iç savaş" olarak durmuyor. Önem, coğrafyadan; çözümsüzlük ise çıkarların çatışmasından geliyor. İkisi birbirini besliyor: Bölge ne kadar stratejik olursa, taraflar uzlaşmaya o kadar az yanaşıyor.
Bölgenin önemi
Neler ön planda?
1. İki boğazlı dünya: Hürmüz + Bab el-Mandeb
Bab el-Mandeb, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan dar geçittir. Süveyş’e giden ana yol buradan geçer. Asya-Avrupa ticareti, konteyner hatları ve enerji akışı bu koridora bağlıdır.
2026’da önem katlandı. İran savaşı Hürmüz’ü fiilen tıkadı veya ağır risk altına aldı. Suudi Arabistan petrolünü doğu limanlarından Yanbu’ya kaydırıp Kızıldeniz üzerinden çıkarmaya başladı. Böylece Bab el-Mandeb, Hürmüz’ün yedeği olmaktan çıktı; Körfez petrolünün alternatif ana kapısı oldu. Husi’nin Mokha-Dhubab-Perim hattını alması, ikinci şok noktasının da tehdit altına girmesi demektir. İki boğaz aynı anda sıkışırsa küresel petrolün önemli bir kısmı ya durur ya da Ümit Burnu’na sapar; navlun, sigorta ve enflasyon yükselir.
2. Suudi Arabistan’ın güvenlik derinliği
Yemen, Riyad’ın güney kapısıdır. Husi füzeleri ve İHA’ları doğrudan Abha, Cizan, Necran ve enerji tesislerine ulaşabiliyor. Suudi vizyonu (Vision 2030, Kızıldeniz turizmi, Yanbu ihracatı) Yemen’deki istikrarsızlığa duyarlı. Riyad için sorun yalnızca "komşu iç savaş" değil; sınır güvenliği, petrol rotası ve İran’ın Arap Yarımadası’na inmesi meselesidir.
3. İran’ın ileri hattı
Husiler, İran’ın en ucuz ve en etkili uzak koludur. Kara sınırı olmadan Kızıldeniz’e, İsrail’e ve Suudi altyapısına vurma imkânı verir. 2023’ten sonra "Gazze dayanışması", 2026’da "İran savaşına ikinci cephe" işlevi gördü. Tahran için Yemen, müzakere masasında karttır; tamamen teslim etmek istemez.
4. Büyük güç rekabeti ve deniz güvenliği
ABD ve ortakları için serbest dolaşım (SLOC) temel çıkar. Çin, Avrupa ve Hindistan için aynı koridor ithalat-ihracat damarıdır. AQAP varlığı, göç, silah kaçakçılığı ve Afrika Boynuzu bağlantısı da ikinci katman tehditlerdir. Yemen "yerel dosya" değil; enerji, deniz ticareti ve büyük güç dengesi dosyasıdır.
5. İnsani ve meşruiyet boyutu
On milyonu aşan gıda güvensizliği, liman-havaalanı kısıtları, yardım çalışanlarının tutulması uluslararası kamuoyunu ve BM’yi bağlar. Ama bu boyut, enerji ve boğaz kadar politika üretemez; acil insani yardım gelir, siyasi çözüm gelmez.
Neden çözüm gelmiyor?
Çözüm gelmemesinin nedeni "iyi niyet eksikliği" değil. Savaşın yapısı, çözümün formülünü aşmıştır.
Tek savaş yok, birkaç savaş üst üste binmiş durumda.
Kuzeyde Husi-devlet çatışması, güneyde birlik-ayrılık gerilimi, kabile rekabeti, AQAP, Suudi-İran vekâleti, 2023’ten sonra Kızıldeniz/İsrail cephesi, 2026’da İran-ABD savaşı. 2015’te yazılan BM çerçevesi (2216: Hâdi’ye dönüş, Husi silahsızlanması) bugünkü gerçekliği karşılamıyor. Husiler başkenti, nüfusun çoğunu ve artık neredeyse tüm batı kıyısını tutuyor; "eski statükoya dönüş" onlar için intihar.
Hiçbir taraf zaferi tamamlayamıyor, hiçbiri kaybetmeyi kabul etmiyor.
Suudi koalisyonu 2015-2022’de Sana’yı alamadı. ABD 2024-25 hava harekâtlarıyla Husileri durduramadı. Husiler de güneyi ve tüm devleti alamadı. Benim tezimle sonuç klasik zafer değil, durum değişikliği: Ateşkes, ablukalar, liman pazarlığı, deniz tehdidi. Bu yapıda masaya oturmak, eldeki kaldıraçtan vazgeçmek gibi görülüyor.
Dış patronların çıkarları çatışıyor.
İran Husilerin silahsızlanmasını istemez. Suudi Arabistan İran’ın Kızıldeniz’e yerleşmesini kabul etmez. BAE uzun süre güney limanları ve STC üzerinden ayrı bir düzen kurmaya çalıştı; 2026 başında Suudi ile çatışınca bu hat koptu ama güney sorunu bitmedi. ABD için öncelik İran savaşı ve Hürmüz; Yemen’e kara müdahalesi istemiyor. BM elçisi konuşur, yaptırım uygulayacak birleşik irade yoktur.
Husilerin rasyonel hesabı uzlaşmaya karşı.
Sana + kıyı + füze/İHA = Pazarlık gücü.
2022 ateşkesi şiddeti düşürdü ama siyasi ödül vermedi: Maaşlar, petrol geliri, havaalanı, tanıma. 2023 Kızıldeniz kampanyası onlara bölgesel statü kazandırdı. 2026’da İran savaşı yeni fırsat açtı. Tam kapanış yerine tehdit altında tutulan geçiş daha kârlı: Liman vergisi, ithalat, yardım akışı devam eder; rakip ise maliyet öder.
PLC tarafı müzakere edecek kadar birleşik değil.
Uluslararası tanınmış hükümet, Suudi finansmanına bağlı, parçalı milis koalisyonudur. STC tasfiyesi birliği artırmadı; güney davası yeraltına indi. Kim kimin adına imza atacak belirsiz. Riyad "güvenlik garantisi" ister, Aden "devlet inşası" ister; ikisi aynı tempo değildir.
Ekonomik savaş ekonomisi barışı cezalandırır.
Çift merkez bankası, iki gümrük, iki maaş sistemi, kaçak yakıt, liman rantı. Barış, bu rantları dağıtır. Ateşkes teknik olarak mümkün oldu (2022); siyasi ekonomi çözülmediği için ateşkes "çözüm"e dönüşmedi.
Bölgesel gündem Yemen’i sürekli ikinci plana itti.
2015-18: Koalisyon savaşı. 2022: Ateşkes. 2023: Gazze. 2025: Kısmi durulma. 2026: İran savaşı. Her seferinde Yemen dosyası "şimdi değil"e düştü. Umman arabuluculuğu sürdü ama Husi talepleri genişledi (Suudi çekilmesi, savaş tazminatı, ablukaların kalkması); Riyad bunları kabul etmez.
Uluslararası hukuk ile sahadaki güç uyuşmuyor.
BM hâlâ PLC’yi tanır. Fiilî iktidar Sana’dadır. "Meşruiyeti geri getir" formülü, "kim gerçekten yönetiyor" gerçeğiyle çarpışır. Büyük güçler tanımayı değiştirmek istemez; sahayı da değiştiremez.
Özet
Uluslararası açıdan Yemen, enerji koridoru + İran ileri üssü + Suudi güvenlik çevresi olduğu için önemlidir. Çözüm gelmiyor çünkü:
• Sorun tek iç savaş değil, iç içe geçmiş bölgesel savaştır;
• Askerî zafer imkânsız, statüko ise taraflara yeterince kârlıdır;
• Dış aktörler rakip hedefler güder;
• 2022 modeli şiddeti indirdi, iktidar ve gelir paylaşımını çözmedi;
• 2026’da Bab el-Mandeb, barış masasından daha değerli bir koz hâline geldi.
Bu yüzden "çözüm" beklenen anlamda (tek devlet, silahsızlanma, seçim) yakın değildir. Daha gerçekçi ufuk, yine bir durum değişikliği’dir: Sınırlı ateşkes, liman ve maaş düzenlemesi, deniz geçişine dair fiilî kurallar. Kalıcı siyasi birlik, ancak dış savaşın (İran-ABD) ve iç rantın aynı anda gevşemesiyle mümkün olur; şu an ikisi de gevşemiyor.
Sonuç
Çatışma artık yalnızca "kuzey-güney iç savaş" değil. İran-ABD savaşının Yemen’e taşması + Bab el-Mandeb kontrolü ana eksen. Husiler kıyı ve ada kazanımıyla kısa vadeli kaldıraç elde etti; PLC kuzeyde inisiyatif arıyor ama batı kıyısını kaybetti. STC faktörü 2026 başında büyük ölçüde tasfiye edildi. AQAP ikincil. İnsanî tablo ağır (yerinden edilme, liman/havaalanı kısıtları, yardım çalışanlarının tutulması).
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish